Kitap Künyesi
Yazar: Seray Şahiner
Yayın Evi: Everest Yayınları
İSBN: 9786051856797
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Ülker Abla Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya olduğunu biliyordum diye…
Kâbustayım ama bunun hayatım olduğunu biliyorum.”
Hem benzersiz hem de fazlasıyla tanıdık biri Ülker. Kocasından şiddet görmüş, gidecek yeri olmadığından
bu eziyeti yıllarca sineye çekmiş bir kadın.
Derken, bir gece evini terk eder. Yeni bir yaşam alanı ararken can havliyle bir hastaneye sığınır ve orada kalabilmek için kimsesiz insanlara refakatçilik etmeyi iş edinir. “Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var,” diyen Ülker, keskin mizah duygusunu savunma sanatı olarak kullanıp hayatta kalmanın yollarını arar.
2012 yılında Hanımların Dikkatine ile Yunus Nadi Öykü Ödülünü, 2018 yılında Kul ile Orhan Kemal Roman Ödülünü kazanan Seray Şahiner, Ülker Abla ile Türkçe edebiyata yeni bir ses, çok güçlü bir kahraman armağan ediyor!
--reklam--
Ülker Abla Alıntıları - Sözleri
- İnsanların tanımadığı kişilere anlatacak ne çok derdi var.
- İnsan kısmı başkasını yargılamadan kendini aklayamaz zaten.
- Dediklerimi dinleyip halinize şükredişiniz beni size borçlu kılıyor. Benim en ufak neşemde , umudumda size bir özür borcum var.
- Erkek kısmı bu, iyi davransan yüz bulduğundan, kötü davransan ağrına gittiğinden musallat olur.
- Gülmek, nefsi müdafaadır. Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var demişler. Biz keyfimizden mi gülüyoruz?
- Ne bileyim insan sevilmeyi özlüyormuş.
- Ne sığınabilecek bir geçmişim ne yürüyebileceğim bir gelecek var. Ben burada sığındığım yerde mahsur kaldım: Şimdide…
- Bir şey söyliyim mi, başkasının derdi olmasa insan kendi kahrından ölür.
- ..ama bu insan milleti, ölü için son görev yapmaya diriye yardım edeceğinde olduğu gibi kaçmaz. Toprağın altına gömülenden, yere düşenden çekindiği gibi çekinmez insanlar...niye? Ölünün başka bir şey isteme ihtimali yok!
- Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya olduğunu biliyordum diye... Kâbustayım ama bunun hayatım olduğunu biliyorum.
- Kabustayım ama bunun hayatım olduğunu biliyorum.
- insanın fotoğrafını asabileceği bir duvarı olması ne demek...
- Erkekler deli karıdan kaçarlar.
- Dayanmanın yarısı delirmek.
- Çaresizliğin adı kabul etmek olmuş.
--reklam--
Ülker Abla İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kocasından yıllarca şiddet gören, üçüncü sayfa haberlerine konu olmamak için bir gece evinden kaçan, parası ve kalacak yeri olmadığından hastane odalarında refakatçilik yaparak kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan fazlasıyla tanıdık bir karakter Ülker Abla. "Ağlayanın bir gülenin bin derdi var" diyor Ülker Abla. Ölümü göze almak yerine "Yaşamayı" göze alan bir kadın Ülker Abla. Kimsesizlerin kimsesi olarak hayatta tutunmaya, bir kap sıcak yemek için her türlü pisliği temizlemeye, insanların nazını çekmeye mecbur kalan bir kadın Ülker Abla. Çocukken baba şiddetine, oradan kaçıp koca şiddetine maruz kalan tabiri caizse yağmurdan kaçarken doluya tutulan, hayatta kalmak için kimliğinden bile vaz geçen bir kadın Ülker Abla. Seray Şahiner Ülker Abla karakteri ve onun yaşadıkları ile ülkemizin en büyük sorunlarından olan kadına şiddet, kadın cinayetleri, kadının toplumdaki yeri, bu ülkede kadın olmanın zorluklarına mizahı kalkan ederek yaklaşıyor. Aslına bakarsanız bir kadının çaresizliği etrafında şekillenen hikayede ona daha pek çok çaresiz kadın eşlik ediyor. Öyle ki kimi zaman kendi derdini unutup başkalarının derdine derman olmaya çabalarken buluyor kendini Ülker Abla. Hani derler ya beterin beteri var diye. İşte öyle bir şey. Kitapta yazarın kullandığı mizahi dil ve bolca argo sözcük konu her ne kadar sıkıntılı olsa da okurken sizi çoğu zaman gülümsetiyor. Hatta bazen kendinizi kahkaha atarken bulmanız da oldukça olası. Ülker Abla'nın Froyd ve Lakan'la imtihanı, Pollyanna'nın hikayesini kendince yorumlaması ise benim en sevdiğim bölümler oldu. (Froyd ve Lakan yazımları Ülker Ablanın ağzından onu da belirteyim) Ben çok severek okudum. Seray Şahiner kadın sorunları ve kadın olmanın zorluklarına her zaman duyarlı biryazar. "Hani diyorlar ya, rüyamda bunun bir rüya olduğunu biliyordum diye... Kâbustayım ama bunun hayatım olduğunu biliyorum." Kâbus gibi hayatlar yaşayan tüm kadınların sesi Ülker Abla. Kadınlardan çok erkeklerin okuması gereken bir kitap bence. Seray Şahiner çok güzel bir romanla geri döndü. Umarım Ülker Abla'nın okuyucusu çok olur. Keyifle okunsun.... (Filiz)
Seray Şahiner'in Antabus kitabını okuyanlar nevi şahsına münhasır Ülker Abla ile daha önceden tanışmıştı. Hatta çoğu kişi, Ülker Abla'nın Antabus'un kahramanı Leyla'nın önüne geçtiğini düşünmüştü. Bir söyleşisinde Seray Şahiner Ülker Abla'yı şöyle tanımlamıstı. "Kitaptaki Leyla'nın yol göstericisi.İlahi Komedya'da kahramana Araf'ı gezdiren Vergilius gibi.Araf, çünkü ikisi de ölüm ve yaşam arasında kalmış kadınlar.Ülker çareyi firarda bulmuş ve hayatla mizahı kalkan ederek başa çıkmaya çalışıyor." Seray Şahiner bu kez Ülker Abla'yı almış, hikâyesini genişletmiş, müthiş, unutulmayacak bir karakter yaratmış. Baba dayağından kaçıp, koca dayağı ile karşılaşan Ülker, tek dayanağı oğlu da askere gidince, kocasının zulmünden kaçıp, her dayak sonrası kendini koridorlarında bulduğu hastanede, kendine yoktan var ettiği bir sığınak yaratır. Ülker Abla başlangıçta,karnını, gittiği dügün salonlarında ve kan vererek elde ettiği meyve ve krakerlerle doyurur.Sonrasında refakatçilik yapmaya başlar.Refakatçi yemekleri ve hastanede örüp sattığı örgü işleri ile yaşamını sürdürür. En büyük korkusu kocası tarafından bulunmak olan Ülker Abla, sonunda nüfus cüzdanın da kurtulur. Hastanede insanlar çeşit çeşit.Ülker Abla da her tür insanla karşılaşır.Ateist üniversiteli kadınla karşılaşması, tüm inançlarını yerle bir eder.Dahası "Froyd ve Lakan" ile tanışır.Froyd'u baş düşmanı olarak beller Ülker Abla. Seray Şahiner unutulmaz bir kahraman kazandırmış edebiyatımıza bu kesin. Tavsiye ederim. (Özlem Akbaş)
İlk #1000kitap incelemesini yapan kişi olmanın haklı onurunu yaşıyorum! Çünkü mevzu bahis yazar/seray-sahiner ! Kitap ve dizilerde isim hafızam kötü olduğu için Ülker Abla bağlantısını kitabı okumaya başlayana kadar anlamamıştm.Antabus'ta bizim kızın yardımına koşan Ülker Abla'ymış meğer. Olmuş mu başrol, bizim yan rol? Olmuş olmuş! Hem de ne güzel olmuş! Zaten kitabı daha okumaya başlarken 10 puan vererek başlamıştım, bitirirken de hiiiç pişman olamadım. Bir acı ancak Seray Şahiner tarafından bu kadar eğlendirerek anlatılır kanımca. Çok fazla Türk yazar okuyor sayılmam ama Hiciv sanatının en iyisi benim gözümde ve yine tek bir kadın üzerinden aslında belli bir toplumsal sınıfın tüm kadınlarını okuduk bir Seray Şahiner kitabında daha. Bu kitabın Seray Şahiner tanımı da " Hicvin kitabını yazan kadın!" olsun o zaman. Drama kahkaha attırmak da zaten hicvin kitabını yazmakla olur ancak. Bir gün herkes Seray Şahiner okuyacak! Okumalı! Okusun! Okur dimi?? Eh, en azından, buraya geldiysen sen oku! kitap/ulker-abla--306894 yazar/seray-sahiner (persephone)
--reklam--
Ülker Abla PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Seray Şahiner - Ülker Abla kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ülker Abla PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Seray Şahiner Kimdir?
1984 yılında Bursa'da doğdu, İstanbul'da büyüdü. İlköğrenimini Oruçgazi İlköğretim Okulu'nda, ortaöğrenimini Pertevniyal Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, Gazetecilik Bölümü'nden mezun oldu. 2011'de Marmara Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden, Sinema Anabilim Dalı'nda yüksek lisans derecesi aldı.
'Aylık Paldır Kültür Dergisi Hayvan'da ve Birgün Gazetesi'nde çalıştı. Uzun süre gitar ve resim dersi aldı, izcilik ve dağcılık yaptı. Dönemsel olarak, garsonluk, konfeksiyonda el işçiliği ve makinecilik yaptı.
2006 yılında Varlık Dergisi'nin düzenlediği Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde, "Gelin Başı" isimli öykü dosyası "Dikkate Değer" bulundu. 2007 yılında "Gelin Başı" isimli kitabı Can Yayınları'nca yayımlandı. yazar/Sirri-Sureyya-Onder 'e senaryo asistanlığı yaptı. 2008'de İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda sahnelenen 'Yedi Tepeli Aşk' oyununda, "Gelin Başı" kitabında yer alan üç öyküsü sahnelendi. 2010-2011 sezonunda "Gelin Başı"ndaki öykülerden uyarlanan "İadesiz Taahhütsüz" adlı oyun, Tiyatro Boyalıkuş tarafından sahnelendi. 2011'de ikinci öykü kitabı 'Hanımların Dikkatine' Can Yayınları'nca yayımlandı.
--reklam--
Seray Şahiner Kitapları - Eserleri
- Antabus
- Kul
- Ülker Abla
- Hepyek
- Gelin Başı
- Hanımların Dikkatine
- Reklamı Atla
--reklam--
Seray Şahiner Alıntıları - Sözleri
- “Kocası karısına tecavüz etti,” diye haber okudunuz mu? Evliyken olan tecavüzü kimse tecüvüzden saymaz. Cilve falan sanıyorlar herhal: tecoş! Aaa, ben de kocama laf ettirmem. Ne de olsa nikâhlı tecavüzcüm! (Antabus)
- "Çalışınca her dakikanın kaç lira ettiğini hesaplıyorsun. Taksimetre gibi..." (Hepyek)
- Dalga boyu aşmıştı, ha bir karış, ha beş karış... (Kul)
- Başkasının derdi devadır:Bakar bakar, ‘Benden kötüleri de var.’ deyip haline şükreder, kendi derdini unutursun . Vah vah , tüh tüh deyip kafi merhameti gösterdiğin an görevin biter. (Antabus)
- Yoksulluğunu gelir kapısı, yenikliğini peşinat, haklılığını koz olarak kullanmayanlardan korkmazlardı. (Hepyek)
- “Bak oğlum,” diyecekti,“küçükten işe girmiş kızdan kaçacaksın bir, bu yaşa kadar okumuş kızdan kaçacaksın o da iki. Bunların gözü açılmış olur. Söyletme oğlum beni... (Antabus)
- Umut etmek iyiydi, insanın içinde bir ses oluyordu. (Kul)
- “Bir de baktık süt şişesi kadar bir şey, kafası şeftali kadar. Bu muymuş ayol, dedim, iki gün bizi uğraştıran? Hapşırsan burnundan çıkar.” (Gelin Başı)
- "Namus, namus" diyenden korkacaksın asıl. (Hanımların Dikkatine)
- ..ama bu insan milleti, ölü için son görev yapmaya diriye yardım edeceğinde olduğu gibi kaçmaz. Toprağın altına gömülenden, yere düşenden çekindiği gibi çekinmez insanlar...niye? Ölünün başka bir şey isteme ihtimali yok! (Ülker Abla)
- Erkek kısmı bu, iyi davransan yüz bulduğundan, kötü davransan ağrına gittiğinden musallat olur. (Ülker Abla)
- Kırkından sonra zurna öğrenen mezarda peşrev yaparmış. (Hepyek)
- Söylensinlerdi. O da bir sahiplenmeydi. (Hepyek)
- Birini anlamaya çalışmadan, varlığını kabul etmeyi lütuf olarak gördükçe empati sandığımız şey folklorik hassasiyetlerden öteye geçemiyor. Faşizm kuşaktan kuşağa, kulaktan kulağa dille bulaşan bir hastalık. Belki ben haksızlık ediyorum... Öfkelendiğinizde aklınıza gelen ilk “küfrü” düşünün. Fiili, mesleği, zümreyi karşımızdakine sövgü olarak kullanmanın aslında kimlere hakaret olduğunu... Küfür öğesi olarak kullandığımız insanların iyi yönlerine haber değeri atfettikçe genelev balkonuna asılı tanga don ipi gibi iki arada kalmaktan kurtulamayacağız (Reklamı Atla)
- Ölüm varlığı kanıtlamakta, yaşamdan daha kuvvetliydi bu âlemde. (Hepyek)
- Komşularla fazla içli dışlı olmadı hiçbir zaman ama eve yeni eşya alırsa nispet yapmaya çağırırdı.Parmakla gösterilmek isterdi;herkes baksın,"vallahi bu Reyhan Hanım'ın mahareti,asaleti kimselerde yok"desin... (Hanımların Dikkatine)
- Dediklerimi dinleyip halinize şükredişiniz beni size borçlu kılıyor. Benim en ufak neşemde , umudumda size bir özür borcum var. (Ülker Abla)
- İnsan bu kadar iç sesle kendi başına mücadele edemez ki. Bir yere aktarmak lazımdı. (Gelin Başı)
- Kadın dediğin, mutfakta aşçı, salonda hanfendi, yatakta orospu, mutfakta ölü, salonda ölü, yatakta ölü, sokakta ölü olacak! Evde öldürülürse aile kavgasına, sokakta öldürülürse fıtrata kurban gitmiş olacak. Kocası tecavüz ederse, aile içi mesele, tecoş; yoldan geçen adam tecavüz ederse tahrik indirimi. . Kadın haklı beyler... Kadın öldü beyler... Doğrulmuş çükünüze güvenerek iradesini elinden aldığınız, doğrulmuş silahınıza güvenerek canından ettiğiniz kadınlar size ölürayak son güzelliğini yapar; mutlaka ölmeyi, tecavüze uğramayı hak edecek bir hafiflik yapmıştır da bir iyi hâl indirimi hediye ediverir size. Evet kadınlar gerçekten çok narin, çok anaç, çok fedakar yaratıklar... (Reklamı Atla)
- “Şu kadınlar erkekleri kendilerine bağlamak için yaptıkları beyin mesaisini başka şeylere harcasalar, dünya çok başka bir yer haline gelirdi.” (Gelin Başı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin