Kitap Künyesi
Yazar: İlker Başbuğ
Yayın Evi: Kırmızı Kedi Yayınevi
İSBN: 9786059658300
Sayfa Sayısı: 220
--reklam--
Unutulan Ada Kıbrıs Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"...Girit'i kaybetmiş, ocağına incir ağacı dikilmiş
bir kadının torunu olarak...
Vatan toprağı adeta bir kilim gibi
ayağının altından çekilivermiş
bir ailenin ferdi olarak, içim titreyerek okudum.
İsminde "unutulan" deniyor ama...
Henüz çok geç olmadan yazılmış bir kitaptır.
Kıbrıs'ı, milli davayı asla unutturmamak için...
Bu kitaba sahip çıkmak, yurttaşlık görevidir."
-Yılmaz Özdil-
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Unutulan Ada Kıbrıs Alıntıları - Sözleri
- İstanbul'daki Venedik elçisi, uzlaşma nedeniyle Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa'nın ağzını arayınca, Sokollu şöyle yanıt vermişti: "Sizin kaybınızla bizimkinin arasında dağlar kadar fark var. Sizden Kıbrıs'ı almakla kollarınızdan birisini kesmiş olduk, donanmamızı yenmekle siz sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol tek rar uzamayacaktır, ama tıraş edilen sakal eskisinden de gür ve sağlam uzayacaktır."
- "Eğer bir halk oturduğu yeri vatan yapmaya karar vermezse, orayı muhafaza edemezsiniz." İsmet İNÖNÜ
- Diplomaside yapılan hatanın daha sonra düzeltilebilmesi hemen hemen imkânsızdır.
- “Tarih,ilerisini göremeyenler için acımasızdır.” -Leon Caetani
- Başbakan Ecevit saat 06.10'da Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ne denlerini şu şekilde açıkladı: TSK'nin Kıbrıs'a indirme ve çıkartma harekâtı başlamış bulunuyor. Allah milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insan lığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük hiz mette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki, kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışma olmaz. Biz as linda savaş için değil, barış için, yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için Ada'ya gidiyoruz. Bu karara ancak tüm politik ve diplomatik yolları denedikten sonra mecbur kalarak vardık. Bütün dost ülkelere, bu arada son zamanlarda yakın istişarelerde bulunduğumuz dost ve müttefiklerimiz Birleşik Amerika'ya ve İngiltere'ye meselenin müdahalesiz halledile bilmesi, diplomatik yollardan halledilebilmesi için gösterdik leri iyi niyetli çabalar için şükranlarımı belirtmeyi borç bili rim. Eğer, bu çabalar sonuç vermediyse, elbette sorumlusu, bu iyi niyetli gayretleri gösteren devletler değildir. Tekrar bu harekâtın insanlığa, milletimize ve tüm Kıbrıslılara hayırlı olmasını dilerim. Allah'ın milletimizi ve bütün insanlığı felaketlerden korumasını dilerim.
- "... Bu arada düşmandan gelen ateşe karşılık verirken, hemen yakınımdaki mevzide bir makineli tüfek ve yardımcısı sürekli ateş ediyordu. Bu dikkatimi çekti. Hem isabet oranının artması hem de mühimmatını bitirmemesi için normalde darbeler halinde ateş yapması gerekirdi. Bir müddet sonra yardımcı er, nişancının şehit olduğunu haykırarak seslendi. Nişancı şehit olmuş, bedeni soğumuş, kolu geride kalmış parmağı tetikte ateşe devam ediyordu. Bu sahneyi ömrüm boyunca unutmama imkân yok. Demek ki "Şehitler Ölmez" dedikleri buymuş." Kıbrıs Gazisi Piyade Astsubay Nizamettin Aşar
- 15 Ağustos'u 16 Ağustos'a bağlayan gece saat 24.00'te Lefkoşa'daki Temsilciler Meclisi binasında Lefkoşa Antlaşmaları imzalanmış, Kıbris Anayasası ve antlaşmalar yürürlüğe girmiştir. Böylece, Kıbrıs Cumhuriyeti 16 Ağustos 1960'ta kurulmuştur.
- Uluslararası alanda ciddi bir konuda adım atmadan önce her şeyi çok detaylı ve iyi şekilde değerlendirmek zorundasınız. Hesapsız olarak atılan adımlardan geriye çekilme o ülkeye çok büyük zararlar da verebilir. Dış politikaya; sağduyulu, gerçekçi ve ideolojik görüşlerden arındırılmış şekilde yaklaşılmalıdır.
- Tanrı kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına ve onların ayrılmaz bir parçası olan mücahit ordumuza kuvvet bahşetsin. Zafer nasıp eylesin. Zafer haktan yanadır. Zafer onbir yıl büyük adaletsizliğe, haksızlığa maruz kalan Türk Kıbrıslılarındır....
- Başarı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekata katılan bütün personeline ve özellikle bu harekatta şehit düşen, 498 ölümsüz kahramana aittir.
--reklam--
Unutulan Ada Kıbrıs İncelemesi - Şahsi Yorumlar
2016 yılında eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ tarafından yazılan Unutulan ada Kıbrıs, 1943 doğumlu Başbuğ'un Kıbrıs'da yaşanan olaylara birinci elden tanık olması, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında orduda görev alması dolayısıyla konu hakkında bir araştırma-inceleme kitabı olmasının yanında ayrıca hatıralara ve daha önemli detaylara da yer veriyor. İlk Bölümde İçerik olarak öncelikle Kıbrıs'ın Lozan'a kadarki durumu, daha sonrasında adada yaşanan olaylar, bu olaylara Türkiye'nin tavrı anlatılıyor. Sonrasında Kıbrıs Barış Harekatı'na kadarki süreç, Harekat'ın önce askeri daha sonra uluslarası hukuk açısından değerlendirilmesi mevcut. KKTC'nin kuruluşu, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin AB'ye üyelik süreci ve Annan Planı'na giden süreç de detaylıca anlatılıyor İkinci Bölümde ise tarihsel süreç içerisinde yapılan hatalar ve ne yapılabilirdi, Kıbrıs Barış Harekatı nasıl başarılı oldu, Bundan sonra ne yapılması gerektiği yazılmış. Kitap genel anlamda içerik açısından güzel bir şekilde oluşturulmuş. Her bölümün sonundaki sonuç kısmındaki kritikler bir özet niteliğinde ve değerli. Askeri dile hakim olunmasa da metin anlaşılabiliyor. Genel anlamda en beğendiğim kısım Annan Planı'nın anlattığı yer. Bugün kamuoyunda çok yer tutmasa da Kıbrıs gündemimizde olması gereken bir konu. Süreç içerisinde yaptığımız kritik hatalar mevcut. Bu denli haklı olduğumuz ama yalnız da bırakıldığımız bir durum karşısında güçlü durmak zorundayız. Kitap tarihçi Leon Caetani'nn bir cümlesi ile bitiyor : "Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır." (Temür Melik)
İlker Başbuğ kitabı yazma gerekçelerini sıralarken "geçmişi hatırlamayanlar onu tekrarlamaya mahkumdurlar" diye söze başlıyor ve Kıbrıs'ın sadece adada yaşayan soydaşlarımızla ilgili olmadığını konunun tarihsel, politik, askeri, güvenlik gibi pek çok boyutu olduğunu belirtiyor. Kitap Annan Planı'na giden süreci (ki Başbuğ o dönemin bizzat tanığı) ta en başından itibaren anlatıyor ve en sonunda da Annan Planı'nı derinlemesine analiz ediyor. Aslında hem tarihsel süreç, hem de anlaşma metinleri karmaşık olmalarına rağmen Başbuğ mümkün olduğunca herkesin anlayabileceği rahatlıkta yazmış. Son sözü de son derece net; tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır. (Alp Giray Akkuş)
https://youtu.be/56kbqKzlqtg Siciilya ve Sardunya'dan sonra Akdeniz'deki 3.büyük ada olan Kıbris adası, Osmanlı egemenliğine girmeden önce sırasıyla Mısır, Hitit, Akad, Dor, Yunan, Fenike, Asur, Pers, Makedonya, Roma, Arap, Bizans, İngiliz, Ceneviz, Memlük ve Venediklilerin yönetiminde bulunmuşlardı.1521'de Osmanlı'nın Rodos'u alması ve Yavuz Sultan Selim'in de 1517 sonrası Mısır'ı ele geçirmesiyle Osmanlı için Akdeniz'de Kıbrıs da önemli bir duruma gelmişti. Nihayet 1571 yılında Osmanlı Devleti'nin adayı fethetmesinin Kıbrıs halkını da, Venedikliler egemenliğinde fazla vergiyle ezildiği bu dönemde memnun ettiğini söylemek mümkündür. Ada artık Mısır'ı da ele geçirmiş olan Osmanlı için Akdeniz'deki egemenliği sağlamasında çok önemli bir kazanç haline gelmişti. İngilizler, Hindistan'a giden yol üzerinde Cebelitarık ve Malta'dan sonra Kıbrıs'ta da bir üs kurarak bölgeyi siyasi ve askeri bir denetim altına almayı amaçlamıştı. Süveyş Kanalı'nın 1869'da açılması sonrası da Kibris, İngiltere için daha önemli bir stratejik nokta olmuştu.1914 yılına gelindiğinde, I.Dünya Savaşı başladığında İngilizler, Osmanlı'nın savaşa Almanya yanında girmesiyle Kibris adasını bir kral fermanıyla daha önceki tüm antlaşmaları fesh ederek ilhak eder ve sömürge olarak yönetmeye başlamıştı. Aslında bu bir bahanedir, zira İngilizler savaş öncesi Osmanlı'nın antlaşma çabalarına red yanıtı vererek zaten Osmanlı'yı Almanya tarafına itmişti. Savaş süresince de Kibris artık İngilizlerin idi. Rumların 1928'de büyük devletlere nota vererek adanın statüsünün değişmesini istemeleri ve ilk kez adanın tümünü ele geçirme anlamında ENOSİS'i ilan etmeleri İngilizleri de kaygılandırmıştı. Bu amaçla 1931'de Rumların adayı ele geçirmek için çıkardıkları ilk isyan ve 1950'de de kurdukları Eokadır.Daha sonraki süreçte Yunanistan'ın da Kibris Rumlarına bu konuda destek vermesi işleri daha da işin içinden çıkamaz duruma getirecektir. Hatta 1947'de Yunanistan, Kıbrıs'ın kendisine bağlanması kararını da almıştı. İşte bu noktadan sonra Kibris Türkleri adadaki bu durumu protesto etmeye başlayacak ve Türkiye'de kendilerine destek verecekti. Bir gecede 100'e yakın Türkün öldürüldüğü ve başlarında Nikos Simpson'un olduğu terör gruplarının gerçekleştirdiği ve "kanlı noel" diye geçen 1963 olayları, Türk ordusunun girişimleri ve Türkiye'nin garantörlüğünü işletmesiyle ancak durdurulmuştu.20 Temmuz 1974 tarihinde garantör antlaşmasının daha önce belirttiğim 4. Maddesine dayanarak tek başına adaya bir barış harekatı düzenlemiştir. 1983 yılında başarı sağlayan Kıbrıslı Rumlar BM'e Kıbrıs Türk Federe Devletinin yok sayılacağına dair bir karar çıkartrınca Kıbrıslı Türklerin buna yanıtı, 15 Kasım 1983 tarihinde mecliste bağımsızlıklarını ilan ederek "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"ni kurmak oldu. (Erdi Çetin)
--reklam--
Unutulan Ada Kıbrıs PDF indirme linki var mı?
--reklam--
İlker Başbuğ - Unutulan Ada Kıbrıs kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Unutulan Ada Kıbrıs PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı İlker Başbuğ Kimdir?
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 26. Genelkurmay Başkanı. Görevini 30 Ağustos 2008 tarihinde, 25. Genelkurmay Başkanı Mehmet Yaşar Büyükanıt’tan devralmış olan Başbuğ, TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyası sahibidir. Başbuğ 9 Ağustos 2010 tarihinde yapılan Y.A.Ş. sonrasında görevini 27. Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'e bırakmıştır.
Mehmet İlker Başbuğ, 29 Nisan 1943 tarihinde Afyonkarahisar’da doğmuştur. Balkan Savaşı'ndan sonra Makedonya'nın Manastır şehrinden Türkiye Karaman’a göç eden ailesi daha sonra Afyonkarahisar’a yerleşmiştir. İlkokulu Afyon 27 Ağustos İlkokulu'nda, ortaokulu Afyon Lisesi’nin orta kısmında okuduktan sonra Kuleli Askeri Lisesi’ne gitmiştir. 1962 yılında Kara Harp Okulu’ndan mezun olan Başbuğ, 1963 yılında Piyade Okulu’nu başarıyla bitirdi. 1963-1971 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı birimlerde görev alan Başbuğ, 1973 yılında Kara Harp Akademisi’ni bitirerek kurmay subay ünvanı aldı.
Kara Harp Akademisi’nden mezun olmasının ardından Genelkurmay Plan Harekât Daire Başkanlığında Karargâh Subaylığı, Kara Harp Akademisi Öğretim Üyeliği, Belçika / Brüksel'de NATO Uluslararası Askerî Karargâhında Cari İstihbarat Plan Subaylığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Plan ve Prensipler Başkanlığı Savunma Araştırma Şube Müdürlüğü ve 51'inci Piyade Tümeni 247'nci Piyade Alay Komutanlığı görevlerini yürüten Başbuğ, ayrıca İngiltere Kara Harp Akademisi ve NATO Savunma Koleji’ndeki eğitimlerini de başarıyla tamamladı.
1989 yılında Tuğgeneral rütbesine terfi ettirilen Başbuğ, 1993 yılında ise Tümgeneral’liğe terfi ettirildi. Tümgeneral olarak Belçika’da, Milli Askeri Temsil Heyeti Başkanı olarak görev yapmasının ardından 1997 yılında Korgeneralliğe terfi ettirilen Başbuğ, Korgeneral olarak görev yaptığı sırada 2. Kolordu Komutanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreter Başyardımcılığı görevlerinde bulundu.
2002 yılında Orgeneral rütbesine terfi eden İlker Başbuğ, 30 Ağustos 2008 tarihinde, Mehmet Yaşar Büyükanıt’dan Genel Kurmay Başkanlığı görevini devralarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Genelkurmay Başkanı ünvanını aldı.
TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyası sahibi olan Orgeneral İlker Başbuğ, Sevil Başbuğ ile evlidir ve çiftin iki çocuğu bulunmaktadır.
Başbuğ 9 Ağustos 2010 tarihinde yapılan Y.A.Ş. sonrasında görevini 27. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner'e bırakmıştır.
İlker Başbuğ, Emekliliğinde kitap yazmaya başladı.
6 Ocak 2012 tarihinde “silahlı terör örgütü yöneticiliği ve hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamalarından tutuklandı. 5 Ağustos 2013 tarihinde Mahkemenin karar duruşması yapılarak kararın açıklanması bekleniyor.
Yazdığı Kitaplar :
2011 - Terör Örgütlerinin Sonu
2012 - 20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal
2012 - 20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Atatür
--reklam--
İlker Başbuğ Kitapları - Eserleri
- Suçlamalara Karşı Gerçekler
- Nasıl Bir Türkiye
- Osmanlı’dan Cumhuriyete Güç Odaklarının Mücadelesi
- Ergenekon'dan Çıkış
- 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal
- 15 Temmuz Öncesi ve Sonrası
- Sorunlarla Yüzleşmek
- Unutulan Ada Kıbrıs
- 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Atatürk
- Türkiye Cumhuriyeti'nde Güç Odaklarının Mücadelesi
- Terör Örgütlerinin Sonu
- Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler
- Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi
- Mustafa Kemal Atatürk (2 Cilt)
- Güç Odaklarının Mücadelesi
--reklam--
İlker Başbuğ Alıntıları - Sözleri
- Ermeni ihtilalcilerin amaçları diğer milliyetçi ihtilalcilerinkinden çok farklıydı. İtalya'da yaşayan insanlar İtalyan idi ve İtalyan devrimcileri çoğunluğun yönettiği bir devlet istiyorlardı. Polonyalı milliyetçiler, Rus bir azınlık tarafından yönetilen ve bastırılmış bir çoğunluk olan Polonyalılar için bir devlet oluşturmak istiyorlardı. Aynı şey tüm dünyada geçerliydi, yöntemleri her ne olursa olsun, iyi ya da kötü, milliyetçiler en azından çoğunluğun kendini yönetebileceği bir devlet için savaştılar. Ermeni milliyetçileri için bu böyle değildi. Ermeni isyancıları, kendilerinin nüfusun %20'sinden daha az bir kısmını oluşturdukları bir toprağı ele geçirmek için savaştılar. Altı vilayet dedikleri bölgede, Müslümanlar Ermenilerin dört katı fazlaydı. Polonyalılar, İtalyanlar, Özbekler, Güney Afrikalılar, Cezayirliler ya da İrlandalıların aksine, Ermeniler imparatorluk tarafından yönetilen büyük bir çoğunluk değildiler. Çoğunluğu yenerek topraklarını ele geçirmek isteyen küçük bir gruptular. Ülkelerinin düşmanlarından yardım alan küçük bir gruptular; çünkü dışarıdan yardım almadan Müslüman çoğunluğu yenmeleri imkânsızdı. Eğer başarılı olsalardı, Ermeni milliyetçileri ne yapacaktı? Balkanlar'daki Türklerin acı kaderini örnek vererek gösteriyor tarih bunu bize. Bir Ermenistan kurmanın tek yolu çoğunluğu sürmek ya da öldürmekti. İhtilalciler Müslümanları saf dışı etmediği sürece, Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulamazdı. Osmanlıların Ermeni isyancılara verdiği karşılık her düşünüldüğünde, bu gerçek hatırlanmalı. Osmanlılar sadece iktidarlarını savunmuyorlardı. Çoğunluğun yönetimini reddedenlere karşı çoğunluk olan halkı savunuyorlardı. Dahası, isyancılar başarıya ulaştıkları takdirde isyancıların öldüreceği ya da yurtlarından süreceği insanları savunuyorlardı. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
- Mustafa Kemal Atatürk'e göre; lider, ülkesinin ve ulusunun şerefi ve kurtuluşu için çalışandır. Kendilerini ilahlaştırmak için çalışanlar lider olamaz. Kamu hizmetinin en yüce şekli, bencil olmayan çabadır. (20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal)
- İyi durum da olmayan ülke yönetimi için tek çıkış yolu vardır. O da meşruti idarededir. Bunu sağlayacak tek güç de ordudur. (15 Temmuz Öncesi ve Sonrası)
- Diplomaside yapılan hatanın daha sonra düzeltilebilmesi hemen hemen imkânsızdır. (Unutulan Ada Kıbrıs)
- Türkler ve Ermeniler arasında oluşan gerginliğin rasyonel sebeplerini aramak daha uygun olacaktır. Türklerin Ermenilere karşı savaşmalarının gerçek nedeni kolayca açıklanabilir ve tamamen rasyoneldir. Türkler kendilerini savunuyorlardı.* * Justin McCarthy, "Kim başlattı?", 24 Nisan 2002 tarihinde İstanbul'da yaptığı konuşma. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
- "Türkiye'de seçimler yapılacak olursa, CHP bu seçimleri kazanabilecektir." –cia başkanı alen dulles / 28 nisan 1960 (Türkiye Cumhuriyeti’nde Güç Odaklarının Mücadelesi)
- McCarthy'nin dediği gibi "Bir taraf ölülerini sayarken diğer tarafın kendi ölülerinden bihaber olması" olaylara soykırım görüntüsü veriyor. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
- Okuduğunu, gördüğünü, isittigini sorgulayan insandan korkmayın. Onlardan zarar gelmez. (Nasıl Bir Türkiye)
- Biz teslim etmezsek, kendimize olan saygımızı alamazlar. (Ergenekon'dan Çıkış)
- Hunlar bu topluluklar içinde yer alan ve günümüze kadar taninan bir halktır. (Osmanlı’dan Cumhuriyete Güç Odaklarının Mücadelesi)
- Cemaatlerin oluşumunda ekonomik çıkarlar var. Din bu amaç için bir araç olarak kullanılıyor. Bu olay sonra eğitim, daha sonra da siyaset alanına sıçrıyor. (Ergenekon'dan Çıkış)
- Fırtınalı denizde gemisini en az hasarla karaya yanaştıran kaptanların tarihi başka, gemisini terk edenlerin tarihi başka yazılır. (Suçlamalara Karşı Gerçekler)
- Toplumu terörle mücadelenin süresi hakkında yanlış beklentiler içine sokacak söylem ve ifadelerden kaçınılmalıdır. Terörle mücadele karmaşık bir süreçtir. 1967 Arap-İsrail Savaşı'nda altı günde zafer kazanan İsrail Silahlı Kuvvetleri, 2007'de birkaç bin kişiden oluşan Hizbullah örgütünü Lübnan'da etkisiz hale getirememiştir. (Terör Örgütlerinin Sonu)
- Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler , dervişler , müritler , meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat , medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve taleplerini yapmak , insan olmak İçin kâfidir. (15 Temmuz Öncesi ve Sonrası)
- Etkisiz hale getirilen teröristlerin yaş durumu incelendiğinde ortalama olarak, örgüte katılım yaşının 19, örgütte kalma süresinin 7 yıl, ölüm yaşının ise 26 olduğu görülmektedir. (Terör Örgütlerinin Sonu)
- Uluslararası alanda ciddi bir konuda adım atmadan önce her şeyi çok detaylı ve iyi şekilde değerlendirmek zorundasınız. Hesapsız olarak atılan adımlardan geriye çekilme o ülkeye çok büyük zararlar da verebilir. Dış politikaya; sağduyulu, gerçekçi ve ideolojik görüşlerden arındırılmış şekilde yaklaşılmalıdır. (Unutulan Ada Kıbrıs)
- Mustafa Kemal 1922'de eğitim ve öğretime ilişkin şunları da not defterine yazmıştır: "Milleti kurtarmak isteyen her vatansever için milli onur ve fedakarlık başlıca özelliklerdir. Fakat bunlar yeterli değildir. Bir milleti kurtarmak için iyi niyet de yeterli değildir. Aynı zamanda ilim ve eğitim lazımdır. Düşmanı mağlup eden ordularımızın sevk ve idaresinde fenni bilim ve ilmi kurallar rehberimiz olmuştur. Bir milletin geleceğini elde etmesi ve idare etmesi için de eğitim bilimi lazımdır. Eğitim biliminin faaliyet merkezi: Mekteptir. Milletin siyasi ve toplumsal hayatında, düşünce yapısında; her türlü dış etkiye koyabilmesi için ilmi ve fenni bilimi rehber kabul edeceğiz." (Sorunlarla Yüzleşmek)
- Sıkıştığımız zaman bizim başvuracağımız tek rehber vardır, o da Mustafa Kemal Atatürk'tür. (Sorunlarla Yüzleşmek)
- Başarı, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekata katılan bütün personeline ve özellikle bu harekatta şehit düşen, 498 ölümsüz kahramana aittir. (Unutulan Ada Kıbrıs)
- Bu nedenle, Malta Yargılaması tarihi bir gerçektir. Bu yargılamada, Malta'da o günün deyimiyle “Ermeni Kırımı” bugünün deyimiyle ise “soykırım” iddiasıyla yargılanan Türkler yargı önünde aklanmışlardır. Suçsuz bulunmuşlardır. Malta kararı, Osmanlı devletinin ve İttihatçı liderlerin “soykırım” suçunu işlemediklerini ortaya koyan tarihi bir yargı kararıdır. Bu kararın, uluslararası meşruiyetini kimse sorgulayamaz. Savcılıkların, “suçsuzluk” anlamı taşıyan “kovuşturmaya yer olmadığı”, ya da “takipsizlik” kararı da yargı sürecinin bir parçasıdır. 1919-1921 Malta Yargılaması, yargısal olarak “bir soykırım soruşturması”dır. Bu açıdan çok önemli bir olaydır. Bu gerçeği hiçbir şey ortadan kaldıramaz. Son söz; 1915 Tehcir olayı; Malta'da yargılanmıştır. Kraliyet Savcılığı, soruşturma sonunda verdiği “kovuşturmaya yer olmadığı” veya “takipsizlik” kararı ile Tehcir olayında kovuşturma açılmasını gerektirecek, herhangi bir “suç unsuruna” veya “deliline” ulaşamamıştır. Bu, bir şekilde “suçsuzluk” anlamına gelmektedir. (Ermeni Suçlamaları ve Gerçekler)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin