Kitap Künyesi

Yazar: Henry James

Çevirmen: Can Ömer Kalaycı

Editör: Seçkin Selvi

Editör: Ayça Sezen

Tasarımcı: Mert Tugen

Orijinal Adı: The Lesson of the Master

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750748868

Sayfa Sayısı: 96

--reklam--

Ustanın Dersi Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Genç yazar Paul Overt, davet edildiği bir kır malikânesinde uzaktan uzağa hayranı olduğu ünlü romancı Henry St. George’la ve ilk görüşte âşık olduğu Miss Fancourt’la tanışır. Bu tanışıklıklar kente döndükten sonra da çeşitli karşılaşmalarla sürer. Genç yazarın bütün arzusu bu büyük ustadan kendi kariyeri için yararlı bir şeyler öğrenmektir. Usta da ona seve seve bir ders verir, ama verdiği ders edebiyatla değil, yaşamla ilgilidir. Uzun yıllardır evli olan ünlü romancı, evliliğin ve evlilikle bağlantılı sorumlulukların, genç yazarlara ayak bağı olacağını, büyük sanatsal değeri olan yapıtlar yazmaya sekte vuracağını belirtir.

Karmaşık, bir o kadar da müphem karakterlerin boy gösterdiği bu öyküde Henry James her zamanki kıvrak zekâsı ve ironik üslubuyla bu kez sanat-hayat karşıtlığını sorguluyor.

--reklam--

Ustanın Dersi Alıntıları - Sözleri

  • " Ama sanat , yoğun bir hayattan başka nedir ki - şayet gerçek sanatsa ? "
  • İnsan doğrudan çölün içine dalabilirdi.
  • "Fedakarlık dediğin kadınların ta kendisi. Onlar hem idol, hem minber, hem alev. "
  • Ama sanat, yoğun bir hayattan başka nedir ki - şayet gerçek sanatsa?
  • -sahte tanrılara tapınmanın hüzünlü, acınacak bir görüntüsü olmayın.
  • Talih her seferinde tek bir damla olarak süzülürdü.
  • Ama insan kime inanabilir ki?
  • "En iyi şeyi yapmış olmanın verdiği his - sanatçının gerçek hayatı olan ve yokluğunun sanatçının ölümü olduğu hissi; doğanın entelektüel çalgısında gizlediği harika bir müzik parçasını çıkarma ve onu çalınması gerektiği gibi çalma hissi."
  • Sahte tanrılarla ne demek istiyorsunuz? “ Piyasanın idolleri; para ve lüks ve ‘ dünya’ ; insanın çocuklarını yetiştirmesi ve karısını giydirip kuşatması; insanı kısa ve rahat yola sevk eden her şey. İnsanın bir şeyler yapmasına sebep olan her türlü rezil şey.”
  • Bazı kadınları hoşgörüyle ve ihtiyatla karşılamak gerekir; ama onu olduğu gibi kabul etmelisiniz.
  • "Her şey sürekli kötüleşecek - çoğu şey. Kötüleşmek o kadar kolay ki..."
  • "Onun gibi birisini görmedim. Edebiyata ilgisi çok duygulandırıcı - tamamen ona özgü bir şey; çok ciddiye alıyor. Sanatı hissediyor ve daha da çok hissetmek istiyor. Sanatla uğraşanlar için bu neredeyse aşağılayıcı bir şey- merakı, sempatisi, inancı. Bir şey nasıl onun düşündüğü kadar güzel olabilir? "
  • Piyasanın idolleri; para ve lüks ve 'dünya'; insanın çocuklarını yetiştirmeyi ve karısını giydirip kuşatması; insanı kısa ve rahat yola sevk eden her şey. İnsanın bi şeyler yapmasına sebep olan her türlü rezil şey.
  • Yanından ayrılmadan "Acaba şu hanımefendi, o kim?" diye sordu uşağa. "Mrs. St. George, efendim."
  • Fedakarlık dediğin kadınların ta kendisi. Onlar hem idol, hem minber, hem de alev.

--reklam--

Ustanın Dersi İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Okumayı çok sevdiğim ve özlediğim klasiklere bu ay resmen kendimi doyurdum. Kısa klasiklerden biri olan ‘Ustanın Dersi’ kitabını kesinlikle bir çırpıda okuyamazsınız. Oldukça etkileyici kısa ve anlamı derin kitaplardan biriydi. Okurken beni asla sıkmadı farklı bakış açılarından farklı yorumlar yapılabilecek bence bir an okunması gereken klasiklerden bir tanesi. Kitap; ünlü bir romancı olan Overt ile hayranı olduğu Henry’nin bir partide karşılaşıp tanışarak ettikleri sohbeti anlatıyor. Daha sonra Overt partide ‘Marian’ ile tanışır ve ilk görüşte Marian’a aşık olur. Kitabın ilerleyen bölümlerinde yaşanan gelişmeyi açıkçası ben bekliyordum sebebini bilmediğim bir şekilde hissetmiştim insanlar garipler ve ta o dönem bile bu kitaplara yansımış. Okuduğunuz zaman bana hak vereceğinizi düşünüyorum. (Leyla Kandemir)

Genç yazar Paul Overt, davet edildiği bir kır evinde hayranı olduğu Henry St. George ve ilk görüşte aşık olduğu Miss Fancourt ile tanışır. Ve genç adamın tüm arzusu hayranı olduğu yazardan kendisine fayda sağlayacak bilgiler öğrenmektir. Kısa klasik olması ve yalnızca 96 sayfa olmasına rağmen nedense kitap beni içine çekemedi ve çok zor okudum. Elim nedense hiç gitmedi kitaba. Belki yanlış zamanda okudum pek emin değilim ama ben sevemedim. (İrem)

Duygularımıza yenik düştüğümüzde sanata olan tutkumuz azalır mı? Evlilik bileklere dolanan bir pranga mıdır? Sanatçının sanatını yapmasına engel midir? Çocuk dünyaya getirmek yapılacak büyük bir hata ve mükemmeliyetin sona ermesi midir? Bay Henry St. George'a göre bunların hepsinin cevabı evet.   James filozof kardeşe sahip bir yazar olarak bence ister istemez bunu yapıtlarına yansıtmış. Felsefe yapan insanların da yüksek sınıf olduğunu biliyoruz bu yüzden olaylar ya lüks şatolarda, ya da malikanelerde geçiyor. Çünkü en iyi bildiği mekanlar bunlar.   Ustanın Dersi de yaşına göre fazlaca ünlü ve ismi dillerde dolaşan romancı Overt'in hayranı olduğu Henry St. George ile bir partide tanışıp onunla olan konuşmalarını işliyor. Bu partide Overt, hem St. George's hem de Overt'in çalışmalarının büyük hayranı olan Marian Fancourt ile tanışır ve ona ilk görüşte aşık olur. Öyle bir aşktır ki odasına her gitmesinde onunla olan konuşmalarını, onun tepkilerini kendisine olan yaklaşımını değerlendirir Overt.   Evli olan St. George, görüşmeleri sırasında Overt'e evlenip çocuk sahibi olmamasını öğütler. Eşin ve çocukların Overt'in yaratıcılığının ve kariyerinin ölümü olacağını savunur. Onun eserinin dev oluşunu özgürlüğüne bağlar ve bunu kaybederse küçüleceğini söyler. Overt bu işi ciddiye alır ve tatile çıkar. Kendince derin düşüncelere dalar ve kendisini, eserini sorgular. Döndüğündeyse dostu George'un karısının öldüğünü öğrenir. Karısı yeni ölmüş birisi için St George fazla rahattır. Overt'e romantik tavsiyeler verecek kadar rahat. Onun Bayan Fancourt'a olan aşkından vazgeçmesini, aksi takdirde bu aşkın kendi sanatını bitireceğini söyler.   Aralarındaki tartışmaların çoğu aşka ve evliliğe yenilen George'un artık bir yazar gibi hissetmediği ve bu olayın Overt'in de başına gelmemesi için onu bu yoldan döndürmeye yönelik.   En acı olansa son anda Overt'in bir başkasından aldığı haberdir. St George, Bayan Fancourt ile nişanlanmış ve evlilik kutlaması için hazırlanmaktadırlar. Kendisinin kandırıldığını, ihanete uğradığını hissetmesine rağmen soğukkanlılığını korumaya çalışır ve çatışması artık bir son bulmuştur.   James'in kalemi gerçekten derinden sarsıyor beni. Üzerimden atmam ve hislerimi toparlamam zaman alıyor. Yürek Burgusu'ndaki gerici öğelerden olmasa da bu hikayedeki ihanet de yürek burkuyor. (Eylül Gündüz)

--reklam--

Ustanın Dersi PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Henry James - Ustanın Dersi kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Ustanın Dersi PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Henry James Kimdir?

1843'te New York'ta doğdu. Babası dönemin önde gelen dinbilimci ve filozoflarındandı; ağabeyi William da tanınmış bir filozoftu. New York'ta başladığı eğitimine Londra, Paris ve Cenevre'de devam etti. 1862'de Harvard'da Hukuk Fakültesi'ne girdi. 1865'ten itibaren dergi ve gazetelerde kısa hikayeler yazmaya başladı. 1875'te bir seneliğine Paris'e taşındı, burada Flaubert, Turgenyev ve dönemin ünlü yazarlarıyla tanıştı. Ertesi yıl Londra'ya geçti, 1915'te İngiliz vatandaşı oldu ve 1916'da öldü. Kısa hikayeler, oyunlar, eleştiriler, seyahat kitapları ve özyaşam öyküsü dışında yirmi roman yazdı.

19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında edebiyat eleştirileri, romanlar ve kısa hikâyeleri ile ünlendi. Ana tema olarak insan bilincini işleyen James, hayatın çoğunu Avrupa'da geçirdikten sonra, ölümünden kısa bir süre önce İngiliz vatandaşı oldu. Psikoloji biliminin kurucularından sayılan William James'in kardeşidir. The Ambassadors, Daisy Miller, The Turn of the Screw ve Portrait of a Lady gibi klasik eserleri bulunmaktadır. Eserlerinden Bir Kadının Portresi'nin sinema uyarlamasında ünlü aktrist Nicole Kidman başrolü oynamıştır. Romanlarında çoğunlukla kadına ve kadınların iç dünyalarına göndermelerde bulunmuştur. Eserlerinde resim kullanmayı sevmez.

--reklam--

Henry James Kitapları - Eserleri

  • Yürek Burgusu
  • Daisy Miller
  • Bir Hanımefendinin Portresi
  • Son Derece Tuhaf Bir Durum
  • Geçmişin İzi
  • Ustanın Dersi
  • Washington Meydanı
  • Kısa Romanlar Uzun Öyküler
  • Dostlarımızın Dostları
  • Güvercinin Kanatları
  • Aspern' in Mektupları
  • Pandora
  • Ormandaki Canavar
  • Tutkun Seyyah
  • Halıdaki Motif
  • Bir Başyapıtın Öyküsü
  • Amerikalı
  • Hayalet Hikayeleri
  • Güven
  • Kurgu Sanatı
  • Tutku
  • Portreler
  • The Ambassadors
  • Altın Kase
  • Londra Kuşatması
  • Yürek Burgusu - Ormandaki Canavar - Daisy Miller
  • The Jolly Corner
  • Poynton’daki Ganimetler
  • A Bundle of Letters

--reklam--

Henry James Alıntıları - Sözleri

  • "Yitirecek bir şeyim olduğunu sanmıyorum, ancak, kuşkusuz, kazanacak bir şeyim var" dedi Newman (Amerikalı)
  • Fransızca bilir misin evladım? (Son Derece Tuhaf Bir Durum)
  • "Beni muhtemelen, asla anlamayacaksın; zaten anlasan da bu neyi değiştirir ki?" (Pandora)
  • -sahte tanrılara tapınmanın hüzünlü, acınacak bir görüntüsü olmayın. (Ustanın Dersi)
  • "....Bir insanı on yıl önce olduğu yere geri götürmek çok korkunç...." (Ormandaki Canavar)
  • Nasıl böyle kötü , böyle acımasız olabilirsin ? Ben ne yaptım ki sana ? Neden rahat bırakmıyorsun beni ? Her şeyi bozacağından korkuyorum, çünkü sen elinin değdiği her şeyi bozarsın ! (Washington Meydanı)
  • İnsan inandığı tanrıyı savunmaz: İnsanın tanrısı, kendi içinde bir savunmadır zaten. (Aspern' in Mektupları)
  • Hoşnutsuzluğunu iki üç dilde akıcı olarak anlatabilir; işte entelektüellik budur. Ben İngilizce dışında küfredemediğim için, bana tam anlamıyla veryansın ediyor. (Amerikalı)
  • “Ruhun ölümsüz bir şey olduğuna hiç inanmıyorum. Yok edilebileceğine inanıyorum. “ (Bir Hanımefendinin Portresi)
  • Kitap yazmak, eğer biri büyük bir dâhi değilse - hatta olsa bile - zenginliğe giden son yoldur. (Aspern' in Mektupları)
  • İlk belirtilerini gösteren olağanüstü olaylara karşı tavır takınmak için olağanüstü olmam gerekiyordu. (Yürek Burgusu)
  • Bazen takip edemeyeceğimiz yollara sapıyoruz. .... ~... (Geçmişin İzi)
  • "En iyi şeyi yapmış olmanın verdiği his - sanatçının gerçek hayatı olan ve yokluğunun sanatçının ölümü olduğu hissi; doğanın entelektüel çalgısında gizlediği harika bir müzik parçasını çıkarma ve onu çalınması gerektiği gibi çalma hissi." (Ustanın Dersi)
  • "Nasıl da acımasız geçiyor zaman, değil mi? Kendi kendine mi geçiyor; fark edilmeden, ölçülüp biçilmeden? (Tutkun Seyyah)
  • Sen öyle benden bir parçasın ki; kendi içinde bulunan ancak benim varlığımın sonucu olan bir şey gibi. (Ormandaki Canavar)
  • Newman, düşündüğü gibi, kendini suyun akışına bırakmaya karar vermişti, akıntıya kapılınca çığlık atmayacaktı. (Amerikalı)
  • Bir kadının güzelliğini ayrıntılarıyla anlatmaya ya da çürütmeye kalkışmanın temelinde bir kabalık hatta felsefeye ters düşen bir şeyler vardır ve bir erkek sonuçta çeşitli hatların toplamının bütünü oluşturmadığını farkedince tam anlamıyla layığını bulur. (Bir Başyapıtın Öyküsü)
  • Onunla birlikteyken her şey çok yolunda ama ondan uzaktayken sanki canlıların dünyasından dışlanmışım gibi hissediyorum kendimi. (Bir Başyapıtın Öyküsü)
  • Hiçbir mutluluk coşkusu, içindeki iyi bir insanın aldatılmış olduğu duygusunu gideremeyecekti. (Amerikalı)
  • “Demek insan hayran olsa da ihtiyatı elden bırakmamalı.” (Halıdaki Motif)