Kitap Künyesi
Yazar: Ümit Yaşar Oğuzcan
Yayın Evi: Kültür Kitabevi
İSBN: ---
Sayfa Sayısı: 56
--reklam--
Üstüme Varma İstanbul Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
--reklam--
Üstüme Varma İstanbul Alıntıları - Sözleri
- Bütün duvarlara çizdiğimiz resim Geçip karşısına ağladığımız Ey dünya kurulalı çözülemeyen sır Ey yüzyıllardır kovaladığımız Bir gölge gibi , bir rüya gibi Ey sardıkça kollarımızda kaybolan Ömür boyunca taptığımız kadın ey Ey en büyük fahişe , ey zaman !
- Ya da bir zamandı zalim, duygusuz Bizimle kederlenmiyen ağlamayan O hoyrat zamandı halden anlamayan
- Perdeleri kapat , sevgime tanık istemem Işığı söndür , gel otur yanıma , konuş Ergeç anlaşacağız başka çaremiz yok Sonra sevişeceğiz , bu düzen böyle kurulmuş
- Ne kederdir, ne çile seni beklemek Yaşamaktır seninle, seni beklemek En tükenmez mutluluk, en yüce hazdır Ölümden sonra bile seni beklemek
- Aman vermez karanlıklar içimdesin Hangi perdeyi aralasan gece Hangi kapıyı çalsan çaresizlik Gel de inancını kaybetme tanrıya Taştan bir kalabalık bütün insanlar Gel de çekinmeden bak şimdi aynalara Boşa giden ömrüne yanma gel de Gel de akşamcıya çıkmasın adın Efkarlanıp efkarlanıp içme gel de O gülüşler , kahkahalar senin için değil Gel de inan güzelliğine bu dünyanın İnsanları sevdinde ne oldu Aman vermez kederler içindesin Gel de başını alıp gitme bu şehirden
- Yaşamak bir kör döğüştür , amansız
- Zindanda geceler ah geceler zindan Gör bak ellerime kelepçeler vurdular Nereye baksam bir demir parmaklık Kaçamam ayaklarımda pranga Bir sonsuz karanlık Ne aydan haberim var ne doğan günden
- Bir çocuk doğmayı bekler Bir ağır hasta ölmeyi Bitkiler yağmur ve Güneşi Bekler Yalnız bir kadın sevilmeyi Ve Düşün ki bir adam içinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi Seni bekler Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi
- Mezarına çiçeklerle geleceğiz Sevinme Hiçbiri senin değil Bu ölümlerin zafer çelengidir Ölülerin değil.
- Bir deli “benden feyz aldı diyordu bütün diktatörleri yeryüzünün” Bir başkası gökten zembille inmişti Ve bir peygamberdi anlaşılmayan Biri durmadan koşuyordu üstünde bir don, bir gömlek Ve bir başkası ölmek diyordu, kurtuluş ölmek
- Mezarına çiçeklerle geleceğiz Sevinme Hiçbiri senin değil Bu ölümlerin zafer çelengidir Ölülerin değil.
- Hadi ben öldüm Size ne oluyor Neyin nesi bu tören Bu çiçekler kimin için Bu telaş niye?
- Önce dünyayı, önce dünyayı kapatın buraya Ona giydirin bu deli gömleğini Bizi çıldırttığı için Kötü olduğu için
- Bir adam kendini öldürmeye kalkarsa Deli derler Her şeye rağmen yaşıyorsa Akıllı Öyleyse kazık çakmalı bu dünyaya Adamakıllı.
- Sana geldim, içim ümitlerle dolu Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur Bir gün ben de eririrm caddelerinde Çürür kemiklerim adım unutulur Yine sen kalırsın dipdiri, sımsıcak Göğün bulutların, denizlerin kalır Oynama İstanbul, benimle oynama Bir gün öldürür beni bu dert, bu kahır Ezilmiş ellerimin arasında başım Bu yeryüzünde başka çarem kalmamış İşte gelip kapılarına dayanmışım Karşında yıkılmış bir duvar gibiyim Beni sarhoş etme, başım dönüyor Üstüme varma İstanbul, kederliyim.
--reklam--
Üstüme Varma İstanbul İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Dünden önce gelen yarın: ''Sana geldim içim ümitlerle dolu Beni sarhoş etme İstanbul, ne olur Bir gün ben de eririm caddelerinde Çürür kemiklerim adım unutulur'' Bir sevdaya adım attığınız anda, ister istemez bir sevdalı olarak kraliçe gibi ağırlanma bekliyorsunuz. Sanki hayatta tüm beklentilerinize karşılık bulmuşcasına. Yürekteki sıranızı beklerken, bekletilmenin özrü bile dilenmez iken, hayattan özür dilerseniz bir anda. Çoğu şeyi hak etmezken ne kadar çok hayal kurduğunuz gelir aklınıza. Sizinle olmasa da yanınızda olmasını hayal ettiğiniz , tüm dünyayı dinlerken sizi duymayan , bütün seslere kapalı kulaklarınızın sadece onun kalp atışlarına açık olduğunu bildiğiniz sevgiliden de özür dilerseniz. Senden özür dilerim dersiniz '" hiç bir şey yokken o kadar çok hayal kuruyordum ki bilemedim yarının dünden önce geleceğini aklına ise hiç gelmeyeceğimi " ... Yürekteyim artık sandığınız o ilk an, ‘’ Çünkü Canımsın’’ seslenişinin sizde oluşturduğu, pencereden giren bir hayat gibi kurdum seni nefesime, seni bir alıp hiç vermiyorum sevginizi, gönlünüze zihninize sunulan, her şeye dahil olduğunuz bir mucize olduğuna inanarak zannedersiniz ki konaklama mekanınızda, sınırsızdır hizmet de ikramlar da. Vaktiniz boldur artık öykünüzde sevdiğiniz ile uzun uzun cümleler kurmaya. Her şeyin sınırsız olduğunu düşündüğünüz bir gönülde illegal duygularınızla. ''Ezilmiş ellerimin arasında başım Bu yeryüzünde başka çarem kalmamış İşte gelip kapılarına dayanmışım Karşında yıkılmış bir duvar gibiyim Beni sarhoş etme, başım dönüyor Üstüme varma İstanbul, kederliyim. '' Yazılamaz bir türlü artık bu hikaye. Kaç gün kalacağınızı bilmediğiniz, unutma bu yerde sadece misafirsin , dönmeye hazır ol her daim, adı konmamış şehrine, sessizliğini duymaya ulaşmışsınızdır adım adım. Hadi korkmayın! Adı konmamış bir şehrin ücra bir köşesinde yanınızda kimse olmadan, yarım bırakılmış bir öykünün kederinde hayatınızdan af dileyin . Çekinmeyin! Hayal olacaklarını bildiğiniz halde, durduramadığınız tüm zamanlarınızdan, kendinizden önce sevdiğinizden, sonra zavallı duygularınızdan , çaresiz kalbinizden en son ise hiç gerçek olmayacak hayallerinizden onlarca yüzlerce binlerce milyonlarca kez ; Özür dileyin. https://youtu.be/uVaG7dvT91s Keyifli okumalar. (Ferah)
--reklam--
Üstüme Varma İstanbul PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan - Üstüme Varma İstanbul kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Üstüme Varma İstanbul PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ümit Yaşar Oğuzcan Kimdir?
Ümit Yaşar Oğuzcan, (22 Ağustos 1926, Tarsus - 4 Kasım 1984), Türk şair.
22 Ağustos 1926 tarihinde Tarsus’ta doğdu. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdi (1946). Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı. Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı görevinde iken, hizmette otuz yılını doldurunca kendi isteğiyle emekliye ayrıldı (Haziran 1977). İstanbul’da kendi adını taşıyan bir sanat galerisi kurdu.
Şiire 1940’da Yedigün şairleri arasında başlayan; 1975’te 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eser, toplam 50 kitap çıkarmış bulunan, şiir plakları, şarkı sözleri ve yergileriyle tanınan Oğuzcan, günümüzün en popüler şairlerinden biridir. Genellikle Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığında ve aşk, ayrılık, özlem temaları ekseninde çoğalttığı şiirini, 1973’te büyük oğlu Vedat’ın ölmesi üzerine, hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi derinliklere, öz ve biçim yoğunlaştırmalarına yöneltti. Şairlik başarısını, daha etkili, aruzla yazdığı rubailerinde gösterdi.
Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/Ümit_Yaşar_Oğuzcan
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan Kitapları - Eserleri
- Şiir Denizi 1
- Şiir Denizi 2
- Aşka Dair Nesirler
- Anılar Düşünceler
- Taşlamalar Hicivler 1
- Taşlamalar Hicivler 2
- Rubailer Dörtlükler
- Beni Unutma
- Acılar Denizi
- Garip Şiirler Antolojisi
- Bir Gün Anlarsın
- Sevenler Ölmez
- Çigan Gözler
- İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar
- Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse
- Göbek Davası
- Karanlığın Gözleri
- Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler
- Şiirimizde İstanbul
- Şairlerin Seçtikleri
- Yeni Dünya Rekoru
- Akıllı Maymunlar
- Deniz Musikisi
- Aşkmıydı O
- Seninle Ölmek İstiyorum
- Üstüme Varma İstanbul
- Halktan Yana
- Toprak Olana Kadar
- Sahibini Arayan Mektuplar
- Avrupa Görmüş Adam
- En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim
- Şiirimizde Ayrılık
- Biraz Kül Biraz Duman
- Aşık Veysel
- Mihriban'a Şiirler, Mektuplar
- Yalan Bitti
- Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle
- Hüzün Şarkıları
- Sen Aşk Nedir Bilmezdin
- Aşkımızın Son Çarşambası
- Sadrazamın Sol Kulağı
- Önce Sen Sonra Sen
- Ben Seni Sevdim Mi
- Şiirle 40 Yıl
- Şiirimizde Aşk ve Kadın
- Ötesi Yok - Rubailer
--reklam--
Ümit Yaşar Oğuzcan Alıntıları - Sözleri
- Umman arayıp, damlayı bulmak ne acı (Rubailer Dörtlükler)
- SU GAZELİ Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu İnim inim inliyor bütün İstanbullu su Muslukların ağzını bıçak açmıyor şimdi Bir damla suya hasret çeşmelerin borusu Aylar var ki evlerde hayal oldu yıkanmak Herkesin yüreğinde murdar ölmek korkusu Su pompası bozulmuş, yedeği de yokmuş, ya Duyan diyor: - Allahım bu ne gaflet uykusu Sular İdaresi mi? Yoksa Belediye mi? Söyleyin de bilelim kim bunun sorumlusu Pislikten geçilmiyor bu güzel kentte gayrı Hastalığın her biri kurmuş bir yere pusu Çanları tehlikenin çalıyor ya, duyan yok Her evde saldırmaya hazır mikrop ordusu Yağmurlar yeterince yağmazsa; bu gidişle Olacağız cümlemiz bir ahret yolcusu Köylüsü, taşralısı, eski İstanbullusu İnim inim inliyor bütün İstanbullu su BURASI İSTANBUL ŞEHRİ Burası İstanbul şehri Koca Fatih'in yüzyıllar önce fetheyleyip Türklüğe armağan ettiği şehir O yüzden bir çağı değiştiren Avrupa'yla Asya'yı birleştiren İlk görenin başını döndüren Kanını tutuşturan Ve bağrından nice şairler yetiştiren Bi mislü baha İstanbul'u Nedim'in Fikret'in bin kocadan arta kalan bakiresi Yahya Kemal'in hayal şehri, Aziz İstanbul'u Sait Faik' in ömür boyu yazdığı O güzelim insanlar beldesi Orhan Veli'nin gözleri kapalı dinlediği şehir Şimdi bir yığın çaresiz ve fakir İnsanın doldurduğu Dinmeyen gürültülerin Başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu Tüm insanları sinir hastası Yaşanmaz şehir, unutulmuş şehir Her semtinde gecekonduların mantar gibi bittiği İnsanlarının birbirine savaş ilan ettiği Hor görülmüş şehir, yorulmuş şehir Hoyrat ellerce Ta canevinden vurulmuş şehir BU ŞEHRİ STAMBUL Kİ... Yüzyıllar önce "Bu şehr-i Stambul ki bi mislü bahadır Demiş Şair Nedim Efendi Üstelik "Bir sengine yekpare Acem mülkünü feda eylemiş Şimdi gel gör bakalım Neresi bi mislü bahadır Artık bu şehirde yaşamak Dayanılmaz bir ezadır Delik deşik caddeleriyle Çamur deryası sokaklarıyla Bu şehirde yürümek bile İnsanoğluna bir cezadır Kuyruklar ki uzayıp gider Dükkanların önünde Seyri dahi akıllara sezadır Arama o eski İstanbul efendisini Bulamazsın O, yüzyıllar öncesi görülmüş bir rüyadır Şimdi, şöyle bir çıkıp dolaşırsan En çok duyacağın sözcük Ya "çüştür, ya "ohadır Yanmaz elektrikler günde on saat Musluk akmaz Sorarsın: "Bu ne biçim su Bu nasıl ziyadır? Sis' i Tevfik Fikret' e göre "Bir zulmeti beyzadır Ama, sen bir de İstanbullulara sor O nasıl bir beladır (Şiirimizde İstanbul)
- dinmeyen gürültülerin başlara sürekli bir çekiç gibi vurduğu tüm insanları sinir hastası yaşanmaz şehir (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
- Birkaç ünüversite bitiren aç geziyor. (Taşlamalar Hicivler 1)
- Hani o iki kişilik dünyalar bizimdi Hani sen iyiydin Halden anlardın Hani sen git demeyecektin bana Ve ben her şeye rağmen gelecektim.. (Aşka Dair Nesirler)
- Şair, her yerde her zaman şiiri yaşayan kişidir. Bir bakıma yaşamıyla şiiri birbirine karıştırmıştır, ayrılamaz. Öyle ki yürürken, çalışırken, dinlenirken, düşünürken, soluk alırken öncelikle şiirdir yaşadığı şairin. (Anılar Düşünceler)
- Durup durup sebepsiz yere ağladığın oluyor mu Gözyaşların bir sel misali boşanıyor mu gözlerinden (Toprak Olana Kadar)
- Bir kez kimi sevdiyse unutmaz bu yürek Devran kiri, nisyan pası tutmaz bu yürek Birgün o muhabbetten eser kalmazsa Ancak o zaman bir daha atmaz bu yürek. (Yüz Yıl Yanarım Yanmayı Öğrendimse)
- Deli eden insanı zaman değil, Zamanı unutmamak kahrıdır! (Beni Unutma)
- her türlü rezalet yoktur işsizlik, sefalet yoktur bu yurtta cehalet yoktur diyenler yalan söylüyor (Sözüm Meclisten Dışarı Yergiler)
- İŞSİZ GEMİ - Yahya Kemal'in Sessiz Gemisine benzetme - Artık demir almak günü gelmişse iktidardan Onlar ki ne serden geçerler ne de yardan Sallanır bu kalkışta tekmeler ve tokatlar Hiçbiri bilmez her seçim millete neye patlar Yoklamada kaybeden bu sonuçtan elemli Günlerce genel Merkeze gider gözleri nemli Biçare adaylar üzülmeyin ne son seçimdir bu Nice üyelikler var, ne de son geçimdir bu Zavallı seçmenler yolunuzu nafile bekler Bilmez ki dört seneden önce gelmeyecekler Seçilenler memnun ki maaşıyla işinden Birçok seneler geçse ayrılamaz peşinden (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
- Gözlerimiz kapalı doğduğumuzdan başka Ömür boyu işimiz körebelik değil mi? Şimdi fazla üzmüyor beni kekemeliğim Yaşamak da bir çeşit kekemelik değil mi? (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
- Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. (İki Kişiye Bir Dunya Sahibini Arıyan Mektuplar)
- Gözlerine baktığım zaman susmanın bir sebebi olmalı. Bana kendini anlat. Korkularını, dileklerini söyle bana. Aşktan ne bekliyorsun? Dostluk mu? Al, istediğin kadar..Yüreğimi apaçık önüne seriyorum işte! Orada sevdiğin, istediğin ne varsa al, senin olsun. Sana arzularımın ötesinden sesleniyorum. (Sahibini Arayan Mektuplar)
- Korkma! Yalnız geldin, yalnız gideceksin... Hüzün şarkıları yalnızlığında başladı, yalnızlığında bitecek. (Hüzün Şarkıları)
- ".. Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var ! Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin....!"(^^).. (Şiir Denizi 2)
- Pederin bir gafleti Ebenin marifeti Verdiler emaneti Çıka geldik dünyaya. Nerde şekermiş, balmış Acılar bize kalmış Var'ları eller almış Yoka geldik dünyaya. Bugün yarın kaygısı Yarın ölmek korkusu Galiba en doğrusu Şaka geldik dünyaya. (Taşlar ve Başlar Yeni Aşk Şiirleri İle)
- "Bütün ışıkları kaldırıp attım bir yana Anlamıyor musun Gökyüzü güneş olsa Sensiz karanlıktayım.." (Aşka Dair Nesirler)
- Görünüşe aldanma, meziyetler sahtedir Bugün iyi sandığın vaziyetler sahtedir Gösterişten ibaret bizde hayırseverlik Gördüğün şaşaalı hamiyetler sahtedir Güvenme bu dünyada kendinden başkasına Tedbirler kafi değil, emniyetler sahtedir Kapladı memleketi her türlü sahtekarlık Sadece fertler değil, cemiyetler sahtedir Her kalpte gizli niyet, her yüzde bir maske var Samimiyetler yalan, resmiyetler sahtedir Arama, hiç kalmadı sahte olmayan bir şey Kemiyetler sahtedir, keyfiyetler sahtedir Sen paradan haber ver, her belgeyi alırsın Diplomalar, pasolar, ehliyetler sahtedir (Taşlamalar Hicivler 1)
- "Anlamıyor musun?!.. Gökyüzü güneş olsa, sensiz karanlıktayım." (Karanlığın Gözleri)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin