Kitap Künyesi
Yazar: Jale Sancak
Yayın Evi: Hep Kitap
İSBN: 9786051921372
Sayfa Sayısı: 184
--reklam--
Uyanan Güzel Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Vahide kırklı yaşlarının sonlarında, terzilik yaparak hayatını kazanan bir kadındır. Geçmişte büyük sorunlar yaşadığı yatalak babası ve taptığı yeğeniyle birlikte yaşamaktadır. Aşk hayatını çoktan askıya almış olan Vahide’nin dünyası, sokak çalgıcısı Adrian’la yolları kesişince değişir. Bosna savaşı sırasında bombalanan pazaryerinde tek bacağını kaybetmiş olan Adrian’ın en büyük hayali protez bir bacaktır ve bunun için para biriktirmeye çalışmaktadır. Ancak şehirde bir şeyler çok ters gitmektedir. Yeşil alanların yok edilerek yerlerine alışveriş merkezleri yapılması, kentsel dönüşüm adı altında tarihi ve doğal dokunun tahrip edilmesi tansiyonu yükseltmiş, gençleri sokaklara dökmüştür. Betonlaşan şehirde aşırı sıcaklar ile fırtınalar iç içe geçmiştir. Üstüne bir de sokak çalgıcılarına yasak gelince iyice ruhsuzlaşan şehirde Adrian’ın yapacağı bir şey kalmamıştır.
Uyanan Güzel bütün olumsuzluklara rağmen sevgiye inananların, dünyayı yaşanılır bir yer haline getirmek için çabalayanların ete kemiğe büründüğü sımsıcak, umut dolu bir roman.
--reklam--
Uyanan Güzel Alıntıları - Sözleri
- Ne biçim çarpıntı bu, deli misin, bu titreyiş? Durul, toparlan.
- Rüya da bazen geçmişin üzerindeki örtüyü kaldırıp insanın sinirlerini bozar.
- Bağışlanmaz elbet, kardeşinin ölümüne sevinmek.
- İnsanın babasını sevmemesi büyük günah değil mi?.. Tövbe et Vahide! Babasına âşık olanlar cennetlik.
- Burası... Olmazlar ülkesi.
- Delibozuk sandı beni galiba. Sadece yeniden başlamanın sancısı bayım. Yeniden...
- Âşığımdır babama diyenlerin tam tersi. Belki de ikiye ayrılıyoruz, tapanlar ve nefret edenler. İyi babalar ve kötüler...
- Hiçbir şehir bu kadar iç çekmemiştir
- Sedat da kim? Deniz'i sorusu keskin, sivri uçlu bir şey gibi paralayıverdi içini.
- Şu senaryoyu filme çekebilirse, hayal tabii, çok para lazım çekmek için, burası Toronto değil, burası… Evet, illa bu kara kuşlar da olacak filmde. Angelopoulos’un takıntıları tadında. Güzeldir bazı takıntılar. Bardağa uzandı, temkinli yokladı, soğumuş neyse ki, bir yudum aldı. Kötü çay da alışkanlık yapabilirmiş anladık. Burası... Olmazlar ülkesi.
--reklam--
Uyanan Güzel İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Hayat, her şeye rağmen, hiç beklenmedik bir anda tutuyor insanın elini." "El değiştirdikçe donatılır, donatıldıkça eksilir de eksilir gri şehir." Bir uyanış hikayesi, her vazgeçiş biraz daha derin uykuya daldırır ya insanı, o uykudan uyanışı insan anca cesaretini, en önemlisi de kendisine sevgisini bulduğunda yapabilir. Jale Sancak'ın 2018 Atilla İlhan Roman Ödüllü kitabı bu uyanışın öyküsü. Kadın hikayesi temelinde, yaşadığımız tüm çarpıklıkları adeta bir masal içinde anlatıyor bize. Kadın hikayesi sevenlere ödüllü bir okuma vadeden kitabı tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim! #readingismycardio #aslihanneokudu #okudumbitti #bookstagram #okumakiptiladır #kimneokudu #kitapyolda #kitapengüzelhediye #kitaplariyikivar #kütüphanemdenyansıyanlar #okuyorum #kitap #kitaptavsiyesi #okugönder #2021okumalarım #okuyorum #okuyorumöyleysevarım #okumakgüzeldir #neokudum #jalesancak #hepkitap #uyanangüzel #edebiyat #okumahalleri #kitaptavsiyesi #kitapvatanı #türkedebiyatı bu (Aslıhan tufan)
Jale Sancak, öyküleriyle tanıdığım, sevdiğim bir yazar.Uyanan Güzel ise bir roman. Kitabı bitirdiğimde şunu sordum kendime. En son ne zaman sonu umut dolu bir kitap okudun? Hatırlayamadım... Okuyoruz, unutuyoruz ya!Bu kitapla ilgili anımsayacağım şey ( pek çok şeyi kaçınılmaz olarak unutsam da) bana verdiği pozitif duygular olacak. Bir de Vahide'nin şu sözleri: "Yaş kırk sekiz, beden kırk sekiz.Bravo vallahi, hesabı tutturdum nihayet." ️ O güzel teyze yeğen ilişkisi de çok tanıdık geldi bana. (Özlem Akbaş)
Hikaye affedebilmeyi ve hayata bir şekilde tekrar tutunabilmeyi anlatmış. Yani umudunu kaybetmemeyi işlemiş aslına bakarsanız Vahide ve Adrian'ın aşkı üzerinden. Kitap kahramanı Vahide'yi yıllar sonra kendine hayatı yaşamaya izin veren bir karakter olarak görüyoruz. Adrian ise ihtiyacı olan protez bacağı alabilmek için sokaklarda müzik yapan, bir sanatçı. İkisinin ortak yanı ise geçmişin izlerinin silemeden yaşamaya çalışmaları. Bana göre biraz boşluklar var hikayede. Yan karakterden hikaye içinde bahsedilmiş ama ucunu açık bırakılmış. Bu karakterlere ne olduğunu bilemiyorsunuz. Bu da hikayenin bazı yerlerinde kopukluklara neden olmuş. Keyifli okumalar. (Kübra Mısırlı)
--reklam--
Uyanan Güzel PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Jale Sancak - Uyanan Güzel kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Uyanan Güzel PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Jale Sancak Kimdir?
3 Aralık 1958 tarihinde İstanbul’da doğan Jale Sancak, Bebek İlkokulu’nu, sonra da Behçet Kemal Çağlar Lisesi’ni bitirdi. Sekreterlik, düzeltmenlik, redaktörlük, desinatörlük yaptı. 1984’ten beri tekstil sektöründe modelist ve tasarımcı olarak çalışıyor. İstanbul’da yaşayan yazar; evli ve bir çocuk annesi.
Resimle de uğraşan Sancak, 1985’te TRT İstanbul Radyosu’nda seslendirilen “Yitik Sesler” adlı oyunuyla yazarlık yaşamına adım attı. 1980’li yıllarda yazdığı şiirler dönemin sanat ve edebiyat dergilerinde basıldı. Radyofonik oyunları ise TRT radyoları tarafından yayınlandı. 1979 yılında yapılan bir film hikâyesi yarışmasında birincilik ödülü aldı. “Mırıl Mırıl Münevver” adlı öyküsü TRT tarafından televizyon filmi olarak çekildi ve gösterime sunuldu. TRT radyolarında 20 kadar oyunu yayınlandı. Özel TV ve radyolara tanıtım programları hazırladı. “Kasabanın İncisi” adlı televizyon dizisinin senaryo ekibi içinde yer aldı.
1998’de TRT’ye “Ateşi Çalmak” adlı televizyon programını hazırladı. Gene TRT’de yayınlanan “Ömrüm Ömrüm” adlı dizide metin yazarı ve danışman olarak çalıştı. İlk öykü kitabı Bu Gece Pera’da 1989’da yayımlandı. 2001’de ve 2005’te Açık Radyo’da hazırlayıp sunduğu “Kenti Dinlemek” ve “Yaşamdan Sahneye” programları kitaplaştırıldı.
2001’de “Bıçkın Melek ve Küçük, Önemsiz Bir Kayboluş” adlı öyküsüyle Haldun Taner Öykü Ödülü ikinciliğini aldı. “Bu Gece Pera’da” adlı öyküsü Finceye çevrildi. Öykülerinden bir derlemeSeçilmiş Öyküler adıyla Bulgaristan’da, Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar ise Almanya’da yayımlandı. Almanya’da gerçekleştirilen bir dizi edebiyat etkinliğine konuk olarak katıldı.
19 Mayıs Kültür Merkezi, Aralık Derneği, Basad ve Turkcell Akademi’de yaratıcı yazarlık eğitimi verdi, edebiyat atölyeleri düzenledi. Şu anda İstanbul Galatapera Kültür ve Sanat Derneği’nin başkanıdır ve Galapera Sanatevi’nde hem edebiyat etkinlikleri hem de yaratıcı yazarlık, öykü ve senaryo atölyeleri düzenlemekte ve eğitmenlik yapmaktadır.
Muzaffer Buyrukçu, “Hayatın Bu Yakası” başlıklı yazısında Jale Sancak’ın öykülerini şöyle değerlendirir:
“Jale Sancak‟ın öyküleri, durgun hareketsiz bir zeminde göverir. Heyecan, entrika, kurgu çarpıcılığı, insanın yüreğini ağzına getiren bir coşku yoktur. Ama bir anlatım zenginliği vardır. Okurla baş başa kalan kişilerin yaşamlarını besleyen gölcükleri, ayrıntılı ve dopdolu bir biçimde koyar ortaya. Ruhlardaki karmaşayla, o karmaşanın doğmasına neden olan olayları ustalıkla kurcalar ve okurun iç evrenindeki olanakların arttırılmasına çalışır. “Sanat toplumun aynasıdır” derler ya, Jale Sancak, toplumun bir üyesi olan bireyin varlığındaki kıpırtılara ayna tutar, o aynayı benliğinin bütün katmanlarında dolaştırır, saptadığı gelgitleri, kavgaları, yükselme ve alçalmaları öyküleştirir.”
--reklam--
Jale Sancak Kitapları - Eserleri
- Uyanan Güzel
- Fırtına Takvimi
- Burada Mutlu Değilim
- Belki Yarın
- Lodosla Gelen
- Tanrı Kent
- Aynadaki Yüzler
- Bu Gece Pera'da
- Ansızın Gelen
- Bahçedeki Tuhaf Adam
- Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar
- Sürgün Melekler
- Surdibi'nde Çilingir Muhabbeti
- Aşkla Dayanmak
- Kenti Dinlemek
- Üç Aşk
--reklam--
Jale Sancak Alıntıları - Sözleri
- "Yani çağ bu. Bunalım geliyor abi,diyor kalabalıktan bir ses. Nötr surlarımızın çağı bu. Kurtulmaya çalıştıkça ,iyice içine battığımız bir çağ bu." (Bu Gece Pera'da)
- ️"Karanlığın kaç dil bildiğini öğrenmeye, kedilere ve delilere yetmiyor aklımız. Bir şarkı tırnaklarını tam da sağalır diye umduğumuz o yaraya geçiriyor. Bu sefer kar bizi kürüyor, şehvet etimizle çoğalıyor, babalar ölmeyi herkesten daha iyi biliyor. Yeniden başlamak istiyoruz karanlığa, sonra kedilere ve delilere. Bir şarkı daha söylesek diyoruz, bir mevsim daha geçse. Olmuyor. Ölüm, dayamış ağzını sol mememize, sütten kesilmemizi bekliyor." (Lodosla Gelen)
- Şairin dediği gibi sadece insan yalnız kalır dünyada . (Belki Yarın)
- Tasavvuf. İnsanın, sadece ben diye bir şeyin olmadığını görme noktası. Yani ben, sen diye ayrı bir şeyin olmadığını, insanın bir bütün olduğunu, bütünden parçalara ayrıldığımızı görmek. (Burada Mutlu Değilim)
- Organizasyon firmalarının ilanlarında rengârenk boyalı, komik, acayip, sevimli, kiralık palyaçolar... Altmış dokuz liraya, özel günler için, müşteri memnuniyeti garantisi ile. Altmış dokuz liraya dayak yer, düşer, kalkar, ıslanır, güler, ağlar, şapşallaşır palyaçolar. (Belki Yarın)
- Büsbütün mü gidiyorsun büsbütün mü yitik gökyüzü? (Aynadaki Yüzler)
- "Sana bir ad vermeyeceğim. Seni tüketmeyeceğim." (Bu Gece Pera'da)
- Doğup büyüdüğü yer diken gibi batar mı adama? (Tanrı Kent)
- Aşağılarda yalancı bir bahar. Dünya ise kesilmiş bir şah damarı. (Fırtına Takvimi)
- Şu senaryoyu filme çekebilirse, hayal tabii, çok para lazım çekmek için, burası Toronto değil, burası… Evet, illa bu kara kuşlar da olacak filmde. Angelopoulos’un takıntıları tadında. Güzeldir bazı takıntılar. Bardağa uzandı, temkinli yokladı, soğumuş neyse ki, bir yudum aldı. Kötü çay da alışkanlık yapabilirmiş anladık. Burası... Olmazlar ülkesi. (Uyanan Güzel)
- Kaçsa ne fark eder, devasa gerçek durup duruyor önünde. (Fırtına Takvimi)
- Sedat da kim? Deniz'i sorusu keskin, sivri uçlu bir şey gibi paralayıverdi içini. (Uyanan Güzel)
- "Dünyanın en büyük palavrası masumiyet!" (Fırtına Takvimi)
- Gel ey meçhul kişi, gel bütün kilitleri bir dokunuşunla paramparça et! Basamakları çökert! Duvarları yık! Tıkılıp kaldığımız şu bodrumu yok et! Gel çıkar beni buradan. Ya da fırtına kopart, kasıp kavur ortalığı. Deliler gibi es, bitir bu gürültülü sessizliği, bu korkunç boşluğu! (Aynadaki Yüzler)
- Bazen özlem, fazlasıyla hassaslaştırıyor insanı galiba , uzaklık kalbimi kırıyor (Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar)
- “Olsun, buraya varabilmişlerdi ya, umut hala vardı. Umut var kıyısıydı geldikleri. İnsan çoktu. Şu dünyada çoktu insan. Birisi, birileri, birinden biri mutlaka elini uzatırdı, mümkündü, öyleydi, yoksa varabilirler miydi şu göğün rengine belenmiş ummana?” (Belki Yarın)
- Dev binalar, gökdelenler, plazalar, çok katlı alışveriş merkezleri, büyük caddeler tükürür onu . Bu kez hepten yara kesilir hem ruhu hem bedeni. (Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar)
- Günler mi uzundu, beklemek mi? Öyle uzun. Neyi beklediğini bilmeden. Upuzun. (Fırtına Takvimi)
- "...Acıtan bir akış hayat benim için. " (Üç Aşk)
- "Birçoğu yeşil kartlı... Yani tescilli yoksul. (Tanrı Kent)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin