Kitap Künyesi
Yazar: Ayhan Geçgin
Yayın Evi: Metis Yayıncılık
İSBN: 9789753429986
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
Uzun Yürüyüş Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Nedir bu, dedi kendi kendine, tüm bu olup bitenler nedir, niçin buradayım, niçin hâlâ yaşıyorum?
"Belki, diye düşündü, bir kazazedeyim, batan bir gemiden kurtulan son kişiyim. Ama bu dağlarda deniz yok. O zaman, dedi, belki gemisi batmış Nuh'um ben. Gemim selde dağlara çarpıp parçalandı, eşim, çocuklarım, kardeşlerim, hayvanlarım, hepsi öldü gitti. Felaketten bir işaret kalsın diye geride bir tek ben kaldım."
Yola çıkarken bedeninin bir soğan zarı gibi tek tek soyulacağını sanan ama aksine bir ağaç kütüğü gibi kat kat kabuk bağlayan, katılaşan bir kahraman. İnsan sesinin olmadığı, işitilmediği bir yere ulaşmak için ülkeyi bir uçtan diğerine kat ediyor. Hiçbir şey arzu etmiyor sanki, hiçbir şey talep etmiyor. Böyle bir varoluş mümkün olabilir mi? Uzun Yürüyüş Ayhan Geçgin'in dördüncü romanı.
(Tanıtım Bülteninden)
Uzun Yürüyüş Alıntıları - Sözleri
- -Her şeyi unutmak, insan olduğumu bile unutmak istiyorum. Kendimi parça parça, ip ip geriye sökeceğim.
- İnsan sesinin olmadığı bir yere gitmek, durmak, sadece boşluğu dinlemek istiyorum. İnsan sesi, dinlemem gereken şeyi işitmemi engelliyor.
- İnsan sesleri bana acı veriyor. İnsan seslerinin olmadığı bir yere gitmek, durmak sadece boşluğu dinlemek istiyorum.
- Sonunda, diye düşündü, her şeyi unutmak, insan olduğumu bile unutmak istiyorum. Kendimi parça parça, ip ip geriye doğru sökeceğim.
- Galiba, diye düşündü, gelişigüzel bir hayat oldu benimki, nasıl yaşayacağımı hiç bilemedim.
- Sözcükler, diye düşündü, yoksa hep onlar mı vardı? Boşluğun seslerini duymayı beklerken burada yine sözcükleri mi bulmuş oldum ? Galiba hep onlar vardı, burada ağızdan dökülmeseler bile kafasının içinde konuşup durmuşlardı…
- “parkın duvarlarında, yolunun üstündeki apartmanların, bahçe duvarlarının, büyük elektrik trafolarının ya da reklam panolarının üzerinde renkli sprey boyalarla yazılmış bir sürü yazı vardı. geçerken bazılarına gözü takıldı: ali ismail korkmaz, ölümsüzdür. ethem sarısülük, yaşıyor. mehmet ayvalıtaş, onurumuzdur. berkin elvan, uyan çocuk!”
- Belki de, diye düşündü, şimdiye kadar hiç kimseyi, hiçbir şeyi görmeyi beceremedim. Şu gözlerim beni hep yanılttı.
- Dünya sanki artık genişleyen, geniş göğün altında, insanın ayakları altında ufka doğru uzayıp giden düz bir yüzey değil de hemen yanıbaşında yükselen bir duvara dönüşmüş. Ya da artık küçük bir küre bu, yalnız o kişiyi saran, bir insan boyutunda, küçük, saydam bir dünya.
- Belki, diye düşündü, bir kazazedeyim, batan bir gemiden kurtulan son kişiyim. Ama bu dağlarda deniz yok. O zaman, dedi, belki gemisi batmış Nuh 'um ben. Gemim selde dağlara çarpıp parçalandı, eşim, çocuklarım, kardeşlerim, hayvanlarım, hepsi öldü gitti. Felaketten bir işaret kalsın diye geride bir tek ben kaldım.
Uzun Yürüyüş İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Ayhan Geçgin’in okuduğum ilk kitabı. Ayhan Geçgin ile tanışmam Nurdan Gürbilek’in kitabı “ikinci hayat- kaçmak, kovulmak, dönmek üzerine denemeler “ isimli kitabında yazarın kitaplarını referans alıp anlatmak istediği konuyu yer yer Uzun yürüyüş, Kenarda, Gençlik düşü, Son adım’ dan aldığı alıntılarla, yazarın konuya bakış açısını kitaplarında ki kahramanların duygularına yer vererek anlattığı o derin hoş cümlelerinden ve alıntılarından dolayı Ayhan Geçgin’i tanıma isteğim oluştu. Sanırım bir ara tekrar İkinci Hayatı okuyacağım ama .. elimde ki Ayhan Geçgin kitaplarını bitirdikten sonra :) Uzun yürüyüş iki bölümden oluşan bir kitaptır. Şehir ve Dağ Kahramanımız bir anda bir yolculuğa çıkmaya karar verir.. Bir eylemlilik hali ve bazen bir noktada dairesel hareketler çizilir, bazen dümdüz yürümeye çalışan ama tökezleyen bir adamı seyrederiz. Neden sorusunu sorarız çünkü çok anlamsızdır bu yolculuk.. Öncesinde düşünsel bir derinlik vermemiştir yazar bize.. Hop kapıdan çıkış vardır. Nereye gideceğini de bilememe.. Bulunduğu yerden memnuniyetsizlik.. ama gittiği ve olduğu yer daha iyi değil. Çünkü bir İyi arayışı yoktur. Eylemlilik başlar.. Kahramanın aniden yürümeye karar verişi.. çektiği açlık, sokaklarda karşılaştığı zorluklar, sürekli bende kurguya yönelik soru işaretleri ?!?!? Bakış açısındaki yanlışlık duygusu.. “Belki” kelimesiyle başlayan “Bilmiyorum” ile biten, eylemlilik cümlelerinin arasına gizlenen düşünce cümleleriyle beraber yavaş yavaş roman kahramanının düşüncelerini anlamaya gayret ederken.. Şehir ve Dağ başlığıyla oluşan bu iki bölümde bazen yolda yürürken karşılaştığımız günlük hayatın politik tutumunun bir anda küçücük bir şeyde ve yerde tezahürü gibi somutlaşıp görünmesi .. sadece görünüp bellekte yok olması.. okur yakalarsa ne ala.. yakalamazsa boğuculuk iç sıkıntısı ve neden? neden ? sorusunu sürekli kahramana sormak.. ve cevabını belki tatminkar bulup belki de bulamamak.. (Teodota)
ilk Ayhan Geçgin kitabım Uzun Yürüyüş fazla bir atraksiyonu olmayan fakat konu olarak beni pek cezbeden bir roman. Hayatını değiştirerek hayatta kalma sınırlarını keşfetmek için İstanbul'daki evini terkeden 29 yaşındaki bir adamın yine İstanbul'da evsiz barksız, parasız pulsuz, kimsesiz bir biçimde yaşama savaşını anlatan bir kitap. Konusunu ve anlatımını o kadar beğendim ki ara ara kendi kendime tepki verdiğim oldu kahramana. Kimi okurlar kitabı okuyamadığını, çok yavaş ilerlediğini söylemiş fakat kitabın içine girebildiğiniz vakit her kitap okunabilirdir. Bana göre zor kitap yoktur yanlış zamanlama vardır. (Burcu Bergen)
AYHAN GEÇGİNUZUN YÜRÜYÜŞ ️Şehrin dışına çıkmak,geniş bir ova,sessiz bir dağ eteği bulana kadar arkaya bakmadan yürümek.Sonunda diye düşündü,herşeyi unutmak,insan olduğumu bile unutmak istiyorum.Kendimi parça parça,ip ip geriye doğru sökeceğim.s.15 Alıp başını ıssız bir dağa çıkıp,maddesel olandan vazgeçip hatta bir adım daha ileri gidip benliğinden,beyninden gelen seslerden dahi kaçan bir genç adamın,hezeyanlarını,terkedişini, okudum.İnsan başkalarından kaçar da kendinden de kaçabilir mi? ️Saf güç diye mırıldandı,insanın yalnızca kendi gücüyle,bu dünyada var olması olanaklı değil mi?Çevresindeki insanlardan aldığı güçle değil,onaylamalar,sevgiler ya da nefretle değil,kendi içinden doğan gücüyle var olması olanaklı değil mi?s.20 Kendi gücüyle varolmaya ya da aslında yok olmaya çalışırken,etrafındaki hiçbir şeyden soyutlamamanın yakıcı hüznü vardı kitap boyunca.Çünkü karşısına çıkan insanlar onu hiç anlamadılar.Düşkün oldu,dilenci muamelesi gördü,bazıları elinden tuttu yarım ekmeğini verdi,bazıları tekme tokat dövdü,bazıları suça ortak etti,bazıları onun adına hareket etti.Soyutlanmak yerine uzun yürüşünde tam merkeze oturdu.Yağmurdan Kaçarken doluya tutulmak bu olsa gerek.Neden üstü başı yerinde olmayan, saçı sakalı birbirine karışmış,hijyen olmayan insanları ya da bizden olmayan insanları ötekileştiririz ki?Bir ara uzanan elleri geri çevirmezsen kabullenişini,çoğu zaman da uyumsuzluğuyla yoluna devam eden,kararlı bir portre çizmiş yazar. Kolay kolay hiç bir insan iradesinin,bu kadar zor şartlara dayanmasını beklemezsen kararlılığı,onurlu ve dik duruşuyla müthiş bir örnekti,hiç pes etmedi ilerledi uzun yürüdü...O dağına kavuştu ama dağın arkasını gördü mü? ️Yola çıkarken bir soğan zarı gibi tek tek soyulacağını sanmıştı,ama aksine bir ağaç kütüğü gibi kat kat kabuk bağlamış,katılaşmıştı.Bu beden galiba fazla doluydu,fazla ağırdı,üst üste bir sürü şeyle istiflenmişti.S.88/89 Okuduğum dördüncü Ayhan Geçgin romanıydı.Felsefe,psikoloji ve ideoloji hepsi birlikte yol almıştı bu romanında da. (Ferya Fertelli)
Uzun Yürüyüş PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ayhan Geçgin - Uzun Yürüyüş kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Uzun Yürüyüş PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ayhan Geçgin Kimdir?
Ayhan Geçgin 1970 İstanbul doğumlu. ODTÜ Felsefe bölümünü bitirdi. İstanbul'da yaşıyor.
--reklam--
Ayhan Geçgin Kitapları - Eserleri
- Son Adım
- Uzun Yürüyüş
- Bir Dava
- Kenarda
- Gençlik Düşü
--reklam--
Ayhan Geçgin Alıntıları - Sözleri
- Bütün sınavlardan çaktım, gerçek bu, yaşamayı beceremedim. İşte şimdi buradayım, daha doğrusu şimdi ile buranın birbirini dışladığı bu sapakta: ya sonlanmayan, asla bitmeyen bir şimdi içinde ama burası yok - ya da burası var, bir bataklık gibi yayılmış, çivilenmiş bir burada var, ama şimdi yok, çoktan geçip gitmiş. (Son Adım)
- Zaten pencereden bakıp da dalıp gitmeyen çocuk mu vardır? (Gençlik Düşü)
- Dünyam küçüldü diyorsun kendi kendine, dünyam o kadar küçüldü ki belki ben bile onun dışında kaldım.. (Son Adım)
- Yazdığım cümleler kuru, kitaplardaki harflerse ölü harflere dönüşmüştü. (Bir Dava)
- Yaşamak için bir neden yokken yine de yaşıyorduk, dünya bir gübre teknesi gibi dönerken, çamurun, lağımın içinde utançla debelenirken yaşıyorduk, hem de bundan hoşnutmuşçasına, eşi benzeri olmayan bir tutkuyla. (Gençlik Düşü)
- Eğer özgürlük diye bir arzumuz varsa, özgürlük istediğimiz doğruysa bu durumda mahkum olduğumuzu da kabul ediyoruz demektir. (Bir Dava)
- Bir yaşam arzulamış, onu sezmiş, ama vara vara onun yokluğuna varmıştım. (Gençlik Düşü)
- O ise yaşamıyordu. Onların bir yaşamı vardı. Onunsa henüz bir yaşamı yoktu. Yaşamaya daha başlamamıştı bile. Yaşamı ilerideydi, belirsiz bir uzaklığın öte tarafında yaratılmak için onu bekliyordu. (Kenarda)
- Dünya sanki artık genişleyen, geniş göğün altında, insanın ayakları altında ufka doğru uzayıp giden düz bir yüzey değil de hemen yanıbaşında yükselen bir duvara dönüşmüş. Ya da artık küçük bir küre bu, yalnız o kişiyi saran, bir insan boyutunda, küçük, saydam bir dünya. (Uzun Yürüyüş)
- İşin en tuhafı iktidar, en mağdur benim, diyor. Böyle bir iktidar tipini ilk kez görüyoruz. İktidarda ama gene de mağdur. Hoş bir konum. Ne yaparsa yapsın hiçbir sorumluluk hissetmiyor, almıyor. (Bir Dava)
- Sonunda, diye düşündü, her şeyi unutmak, insan olduğumu bile unutmak istiyorum. Kendimi parça parça, ip ip geriye doğru sökeceğim. (Uzun Yürüyüş)
- Bir gülü koklamak o kokuya teslim olmak değil midir? (Gençlik Düşü)
- Yoksul sayılmazsın, başkalarına göre durumun iyi bile sayılır, ama çok farklı yoksulluklar olabileceğini biliyorsun artık. Bazen parasızlık falan değil diye düşünüyorsun, asıl yoksulluk bu - ruhsal yoksulluk, zihinsel yoksulluk.. .. (Son Adım)
- "Bir şey hissetmenin, bir yakınlık, sevgi benzeri bir şey hissetmenin daha kolay olacağını düşünürüz, değil mi? Çünkü insanız, bizim için bu doğal bir şey." "Evet, öyle." "Bana artık tersi doğruymuş gibi geliyor: Hiçbir şey hissetmemek, bir şey hissetmekten çok daha doğal artık." (Son Adım)
- Zaman kendini oyup duruyordu. Sonunda oyarak içini dışına çıkardı, kendini yiyip bitirdi. (Kenarda)
- Dünya pencereden göründüğü kadardı… (Kenarda)
- Belki, diye düşündü, bir kazazedeyim, batan bir gemiden kurtulan son kişiyim. Ama bu dağlarda deniz yok. O zaman, dedi, belki gemisi batmış Nuh 'um ben. Gemim selde dağlara çarpıp parçalandı, eşim, çocuklarım, kardeşlerim, hayvanlarım, hepsi öldü gitti. Felaketten bir işaret kalsın diye geride bir tek ben kaldım. (Uzun Yürüyüş)
- Hiç yaşamamış olduğu şeyleri insan nasıl unutulmuş, sadece unutulmuş değil yok olup gitmiş, en ufak izi bile kalmamış anılar gibi duyar?.. (Son Adım)
- Zihnin berraklaştıkça korku da içinden çekip gidiyor. Yalnızca burada olmanın, olabileceklerin korkusu değil, o aslında hep sende var olmuş olan, o soyut, ele avuca gelmez korku da. Korku yok oluyor, şimdi cesur olmaya bile gereksinimin yok artık.. .. (Son Adım)
- “Belleğin asıl gücü unutmak olabilir.” (Bir Dava)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin