Kitap Künyesi
Yazar: Camilla Läckberg
Çevirmen: Elif Günay
Orijinal Adı: Predikanten
Yayın Evi: Doğan Kitap
İSBN: 9786050914146
Sayfa Sayısı: 422
--reklam--
Vaiz Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Buz Prensesi'nin kahramanları Patrik ve Erika, Fjällbacka cinayetlerini araştırmaya devam ediyorlar
Kadın cinayetlerinin ardında yatan sırları
İsveç'te 2005 yılında Yılın Yazarı ödülü kazanan Camilla Läckberg, okurlarını yine tüm dünyada büyük ilgi uyandıran polisiye romanı Buz Prenses'in kahramanlarıyla gizem dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
Vaiz'de olaylar maceracı küçük bir çocuğun Fjällbacka'nın tarihi bölgesi Kungsklyftan Yarığı'nda genç bir kadın cesedi bulmasıyla başlar. Ancak cesedin altında geçmişe dayanan başka kemikler de bulunması olaya yeni bir boyut katar. Bu arada Erica bir çocuk beklemektedir, Patrik ise Erica'nın hamileliği dolayısıyla yıllık izindedir. Ancak söz konusu cesedin bulunmasıyla Patrik'in izni sona erer. Bir yandan bulunan cesedin kimliğini araştırırken, diğer yandan da kemiklerin kime ya da kimlere ait olduğunu bulmak zorundadırlar. Roman; garip bir intihar, büyük bir miras kavgası, aileler arası düşmanlık ve yeni bir cinayetle, giderek daha esrarengiz hale gelecektir.
Fransa'nın en saygın polisiye yazarlarına verilen Grand Prix de Littérature Policière ödülü sahibi olan Läckberg'in romanları sadece ülkesi İsveç'te değil, Avrupa'nın birçok ülkesinde çok satanlar listelerinin en üst sıralarında yer aldı. Kitapları tüm dünyada 5 milyonun üzerinde satan yazarın romanları İsveç'te "Fjällbacka Cinayetleri' adıyla dizi film haline getirildi.
"Birinci sınıf bir İskandinav polisiye yazarı İngiliz yayın dünyasında üst sıralara çıkıyor.'
- The Times
"Läckberg İsveç manzarasıyla kan dondurucu korkuyu harmanlamakta usta.'
- The Guardian
Kitaptan:
Yattığı yere dokundu ve avucuna aldığı kumlu toprak parmaklarının arasından süzüldü. Güçlü bir toprak kokusu; yapış yapış, iç bayıltıcı derecede tatlı bir koku vardı. Yeraltında olduğu hissine kapıldı. Klostrofobiyle birlikte büyük bir panik duygusu sardı içini. Bulunduğu yerin boyutlarını bilmese de duvarlar üzerine doğru geliyormuş gibi hissetti. Hava tükeniyormuş gibi gelince elini boğazına götürdü ama sonra paniği kontrol altına almak için derin ve sakin nefesler almaya zorladı kendini.
Soğuktu. Birden, üzerinde külotundan başka giysi olmadığını anladı. Her yeri ağrıyordu; titredi ve kollarıyla kendini sararak dizlerini karnına doğru çekti. İlk panik dalgası, kemiklerini kemiren, güçlü bir dehşete bırakmıştı yerini. Oraya nasıl gelmişti? Ve neden? Onu kim soymuştu? Aklı ona, bu soruların cevaplarını muhtemelen bilmek istemeyeceğini söylüyordu. Başına kötü bir şey gelmişti ama ne olduğunu bilmiyordu - bu da onu felç eden dehşeti ikiye katlıyordu.
--reklam--
Vaiz Alıntıları - Sözleri
- Elin kötüyse bile, sana dağıtılan kartlarla oynamak zorundaydın.
- En sakin sularda bile her şey olabilir.
- Deneyimleri ona, bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, muhtemelen gerçek değildir diyordu.
- Can sıkacak derecede duygusal ve mantıksız insanların aksine, sayılar katı kurallara itaat ediyordu..
- Söylesenize, kalbinizde nasıl bir kıymık var ki, içinizi böylesine kemirip başkalarının yarattığı bir şeyi yıkma ihtiyacı duymanıza sebep oluyor?
- Yaşlı adamın uzun süredir geçirdiği en güzel saatti ve anılarına sığınmayı kendine yasaklayalı çok uzun zaman olduğunu fark etti.
- .. yüreğindeki acıyı hafifleten de yeni evinin bu kişiliksizliğiydi. Kederi, çoğunlukla arka planda sürekli duyulan sönük bir uğultu gibiydi artık.
- “Belirsizlikten beteri yoktu;ölüm bile daha iyiydi…”
- Elin kötüyse bile, sana dağıtılan kartlarla oynamak zorundaydın.
- Beyninin mantıklı bölümü, bu tür şeyleri düşünmenin bile saçma olduğunu söylüyordu ama korku, mantık dinlemiyordu.
- Her zamanki gibi erkekler mangalın etrafında toplanmış, kendilerini He-Man gibi hissederlerken, kadınlar da oturup konuşuyorlardı. Erica, erkekler ile mangal arasındaki ilişkiyi bir türlü anlayamıyordu.
- Ama hepsi yalanmış. Üstelik bir şekilde beni kötü insan gibi göstermeyi de başarıyor her seferinde.
- Sırların paylaşılmasının ardından gelen sessizlik kasvetli olabiliyordu.
- "Eğer bu kadının yaşadıkları bir bireyin özgürlüğünün kısıtlanması değilse, nedir bilemiyorum..."
- Bazı görevler, insanüstü bir çaba gerektiriyordu.
--reklam--
Vaiz İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Nedendir bilmiyorum ama kitabı bu kadar çok beğeneceğimi pek düşünmedim... Ancak araştırmadan bodoslama okuyunca serinin ikinci kitabından başlamış oldum... Umarım ilk kitapla fazla bir bağı yoktur, varsa da geçmiş olsun... . Kitap, küçük bir çocuğun gitmesinin yasak olduğu bir yere gizlice gitmesi ve orada bir ceset bulmasıyla başlıyor... Bir ceset gibi görünse de aslında üç ceset... Yıllar önce kaybolan ve bulunamayan iki genç kadının da kemikleri bulunuyor... İpuçları takip edildikçe vahşet gözler önüne seriliyor... Bir intihar ve bozuk aile ilişkileriyle karşılaşan Patrik'in ensesinde olayların nereye dayanağını merakla okudum... . Polisiyede fazla bir şey söylenemiyor işin tadı kaçmasın diye ama şunu söyleyeyim ki çocuklara masumca bile olsa söylenen yalanlar çok büyük felaketlere yol açabiliyor... Burada pek masumca olduğu söylenemez elbette... Bu ancak çocukların masumluğunu kullanmak olur... Dini duyguların sömürülmesi her yerde, her zamanda var ve çok kişi bu tuzaklara düşüyor... Hele bir de üstün bir varlık olduğuna inandırmışsa... . Fjällbacka serisinin ilk kitabı da Buz Prenses'miş. Belki bir gün okurum... (Emet Denizci)
Küçük bir çocuğun bulduğu bir kadın cesedi ve aynı yerde bulunan 2 kişiye ait kemik kalıntıların incelenmesiyle başlayan bir cinayet ve araştırmalar sürerken tekrar kaybolan genç kızın aranmasıyla süren ve izlerin köklü bir aileye ulaşması sonucu dini farklı bir amaçla kullanarak bir ailenin çöküşünü okuyanı kitabın içine çekerek beyin fırtınası yaptıran eşsiz bir polisiye. Muhteşemdi. (Gamze)
Çok beğendiğim bir kurgu. Genç bir kızın cesedi, arkasında 2 kişiye ait kemikler, öldürülen bir kız daha ve yaşatılmaya çalışılan bir anı. Gece uyku saatinden evvel başladığım, sabah 06:30 itibariyle de aralıksız okuduğum sürükleyici bir kitap. Polisiye severler kaçırmamalı .. (Sadık Kocak)
--reklam--
Vaiz PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Camilla Läckberg - Vaiz kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Vaiz PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Camilla Läckberg Kimdir?
Camilla Läckberg 1974 yılında Fjällbacka'da doğdu. Göteborg Ekonomi Üniversitesi'ni bitirdi. Stockholm'de birkaç yıl ekonomist olarak çalıştı. Katıldığı yaratıcı yazarlık kursunda ilk romanı Buz Prenses'i yazdı. Parlak bir yazarlık kariyerinin başlangıcını oluşturan bu kitabı, dokuz polisiye roman, iki yemek kitabı ve bir de çocuk kitabı izledi. Läckberg'in polisiye romanları sadece ülkesi İsveç'te değil, Danimarka, Fransa ve İspanya'da çok satanlar listelerinde 1 numaraya çıktı.
--reklam--
Camilla Läckberg Kitapları - Eserleri
- Buz Prenses
- Vaiz
- Saklı Çocuk
- Taş Ustası
- Yabancı
- Deniz Kızı
- Hayalet Adası
- Melek Koleksiyoncusu
- Det Gyldne Bur
- Mord og Mandelduft Med Mere
- The Ice Child
- Buried Angels
- Vinger af Sølv
--reklam--
Camilla Läckberg Alıntıları - Sözleri
- Bazı kadınlar o kadar güçlü oluyorlardı ki, hiçbir şey onları yıkamıyordu. Belki biraz sarsılıyorlardı. Ama yıkılmıyorlardı. (Deniz Kızı)
- Farklılık konusuna gelince, kendisi gibi insalara "anormal" denirken, başkalarına "normal" denmesini yanlış buluyordu. Aslında yanlış grupta olmasına yol açan yalnızca toplumsal önyargılardı. O yalnızca... farklıydı. (Taş Ustası)
- İnsanlar her zaman itip kakacakları, küçük görecekleri birini ararlar. (Deniz Kızı)
- Davranışlarının sonuçlarını görmemek ve tarihten ders almamak insanın doğasında var. (Saklı Çocuk)
- En iyi yalan, her zaman için gerçeğin kesitlerini barındırandı. (Deniz Kızı)
- Herkes bir telaş içinde, aslında asla yakalayamayacağı bir şeylerin peşinde koşuyordu. (Buz Prenses)
- Kariyer merdiveninde kendisinden daha yükseğe tırmanan bir kadını takdir edebilmek için gerçek bir erkek olmak gerekirdi. (Yabancı)
- "Sanırım pişmanlık, insanlığın bir tür dışa vurumu. Acaba pişmanlık olmasaydı... Ne halde olurduk?" "Aslında esas mesele şu: Pişmanlık bir şeyi değiştiriyor mu?" (Saklı Çocuk)
- “Tamamen zıt duyguların birleşerek yepyeni bir duyguya dönüşmesi tuhaftı. Sevgi ve nefret, kayıtsızlığa dönüşüyordu. Şevkat ve öfke, bir insanı yıkabilecek büyüklükte bir kedere dönüşüyordu.” (Buz Prenses)
- İnsanlar o kadar saf, kurgulanmış hikayelere o kadar alışkınlardı ki yarım yamalak gizlenen gerçekleri bile fark edemiyorlardı. (Deniz Kızı)
- Tamamen zıt duyguların birleşerek yepyeni bir duyguya dönüşmesi tuhaftı. Sevgi ve nefret kayıtsızlığa dönüşüyordu. İntikam ve merhamet kararlılığa dönüşüyordu. Şefkat ve öfke, bir insanı yıkabilecek bir kedere dönüşüyordu. (Buz Prenses)
- Bir yandan da ruhlarına bahar temizliği yapıyorlardı adeta. Söylenmemiş çok şey, köşelerde birikmiş bir sürü toz vardı ve ikisi de toz bezlerini çıkarma zamanının geldiğini hissediyordu. (Buz Prenses)
- O kadar büyük bir kötülük öylece yok olamaz. (Melek Koleksiyoncusu)
- Yarın yeni bir gün olacaktı. (Buz Prenses)
- Belli ki mucizeler devri henüz kapanmamıştı.. (Deniz Kızı)
- Her zamanki gibi erkekler mangalın etrafında toplanmış, kendilerini He-Man gibi hissederlerken, kadınlar da oturup konuşuyorlardı. Erica, erkekler ile mangal arasındaki ilişkiyi bir türlü anlayamıyordu. (Vaiz)
- Ölüm de tıpkı hayat gibi varoluşun bir haliydi. Neden biri ötekinden daha iyi olsundu ki? (Taş Ustası)
- "Eğer bir kişinin ömrü boyunca başına gelecekleri gösteren kristal bir küresi olsaydı, muhtemelen yataktan bile çıkmazdı. İnsanlar hayatı küçük dozlar halinde yaşamalılar. Acılar ve sorunlarla yutabilecekleri kadar küçük lokmalar halinde yüzleşmeliler.." (Saklı Çocuk)
- Beyninin mantıklı bölümü, bu tür şeyleri düşünmenin bile saçma olduğunu söylüyordu ama korku, mantık dinlemiyordu. (Vaiz)
- .. bugün de parlak gün ışığı denizin üzerindeki kalın buz tabakasına ışıltılı şelaleler halinde dökülüyordu. (Buz Prenses)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin