Kitap Künyesi
Yazar: Mehmed Niyazi
Tasarımcı: Zafer Yılmaz
Yayın Evi: Ötüken Neşriyat
İSBN: 9789754370409
Sayfa Sayısı: 248
--reklam--
Varolmak Kavgası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bir nesil kimlik bunalımları ve çatışmaları arasında kendisini ya buldu ya da kaybetti. Baskın kimliklerin kendi dışındakileri ötekileştirme baskısına yalnız mağrur bir idealizm direndi. İmam-Hatip mezunu idealist bir gencin, kendi evlatlarını yok etmeye çalışan çarpık zihniyet karşısındaki mücadeleleri...
--reklam--
Varolmak Kavgası Alıntıları - Sözleri
- Toplumun en önemli çıkmazı bilgisizlikti; ardından hurâfeyi, gafleti getirirdi. Bunlar da her şeyi tüketmeye yeterdi.
- "Bir dünya istiyorum" dedi kendi kendine. " Açı olmayan bir dünya, dilencisi olmayan bir dünya, Ayşecikleri su satmak zorunda olmayan bir dünya! Nasıl kurulmalı bu dünya? Esas ilkeleri ne olmalı? Merhamet!...
- Her şeyin başlangıcı güçtür;hele ayrılığın ilk günleri hiç çekilmez.
- -devamlı çocuklarla uğraşmak zor değil mi? Toplumda da yeri yok; "öğretmen" diyip dudak büküyorlar. - çocuklar yarınlarımızdır. idealist, günlük yaşantıya sırt dönmüş insan demektir. genellikle yalnızdır. bir şey beklemeden kimsenin görmediği yerlerde elinden gelen hizmeti yapandır. uygarlıklar ülkülere gönül verenlerin malıdır; yığınlar ise onlardan yararlanırlar. toplumda mevkiimiz olmazmış! olsa ne olur olmasa ne olur?
- İmansızlığı ilim sanan beyinsizler, ilme gözlerini kapamış hurafeciler silinip gidecektir.
- Sırrı çözülmez bir dünyada yaşıyoruz... Geçen gün eriyor, gelecek karanlık, kavga yalnızca yaşanan saniyenin başında kopuyor. O da eriyor, bir türlü tutulamıyor. Hayat denen işte bu. Üç boyutlu idrak için bir karanlıktan başlıyor, gene bir karanlığa doğru uzanıyor...
- Her şeyin başlangıcı güçtür; hele ayrılığın ilk günleri hiç çekilmez.
- Bir ara Yusuf, Kanunî'nin François'e yazdığı mektupta gurur bulunduğunu öne sürünce Zaptiye Ahmed küplere bindi. - Kanunî'nin yazdığı mektupta gurur varsa, bu İslâm'ın küfre karşı azametini yaşamaktı.
- Kendilerini adam edemeyenler başkalarının adamı olmaya mahkûmdurlar
- Yeter ki çalışınız, ders kitaplarıyla da yetinmeyiniz; okuyunuz... Dost, düşman demeden okuyunuz. Geleceğin Türkiyesi bilgili insanların ülkesi olacaktır. Onların emekleriyle yükselecek, terleri milletimizin çağlar boyu yaşamasını sağlayacaktır.
- - Devamlı çocuklarla uğraşmak zor değil mi? Toplumda da yeri yok; " Öğretmen" deyip dudak büküyorlar. - Çocuklar yarınlarımızdır. İdealist, günlük yaşantıya sırt dönmüş insan demektir. Genellikle yalnızdır. Bir şey beklemeden, kimsenin görmediği yerlerde elinden gelen hizmeti yapandır. Uygarlıklar ülkülere gönül verenlerin malıdır; yığınlar ise onlardan yararlanırlar. Toplumda mevkiimiz olmazmış! Olsa ne olur, olmasa ne olur?
- Ölüme mahkum insana ölmemeyi öğretecekler...
- Şerefli bir ölü bin zalimden daha güçlüdür.
- ...Mehmed Âkif'in mezarına geldiler. Topraktan zor ayırd ediliyordu. Buhrandan buhrana sürüklenen milletin çığlıklarını ölümsüzleştirmiş, İslam' ı zırh gibi kuşanmış, çileleri, yoksullukları göğüslemiş, her şeyini millete vermiş büyük bir şairin gördüğü umursamazlık genç yürekleri sızlattı. ... Hristiyanların bir zangoç' a verdiği önem kadar biz millî şairimize değer vermiyoruz. ... belki büyüğüz, ama patetes gibiyiz; değerlerimiz toprak altında.
- Kendilerini adam edemeyenler, başkalarının adamı olmaya mahkûmdurlar.
--reklam--
Varolmak Kavgası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Herkes hayatında haksızlıklara zaman zaman uğradığı olur değil mi? Bazen bu haksızlıklar bizi pes ettirebilir bazen de uğradığımız haksızlık sonucu hayatımızın çehresi değişebilir birden kendimizi hiç ummadığımız bir yerde bulabiliriz. İşte kitabın kahramanı Murad hocanın hikayeside bu şekilde. Murad hoca haksızlığa uğramasına rağmen kendi doğru bildiği davadan vazgeçmiyor ve belkide o uğradığı haksızlık sayesinde bir köyün bütün kaderini etkiliyor. Kitap genel anlamda vermek istediği mesajı çok güzel aktarmış ve arada geçen olaylarda alınabilecek çok anlamlı mesajlar var. Bu anlamda kitap benim için görevini yerine getirmiş oldu. Sadece yan karakterlerin hayatına biraz daha girmesini bekledim onların yaşadığı psikolojiyi, düşüncelerini o hayatların içindeki kimliği daha ayrıntılı anlatabilirdi. Benim kitapta en çok hoşuma giden kısım ise Murad'ın çocukken o köyden çıkmasına ve böyle bir idealist kişi olmasının temeli olan annesinin ve rahmetli babasının çocuğunu okutma arzusu oldu. Ve kitapta sürekli verilmek istenen ilim öğrenmenin ne kadar kıymetli olduğu mesajıydı. Sizde bir gün Murad hoca ile tanışmak isterseniz şimdiden iyi okumalar. (Ahmet Günaydın)
. O kadar kitap okudum, kendimi ilk sayfasından itibaren bukadar içinde hissettiğim, duygu yoğunluğunu bu kadar erken hissettiren başka bir kitap okudum mu hatırlamıyorum. Spoiler vermek istemiyorum ama; Kahramanımız Murat, belki de birçok Anadolu çocuğunun geçtiği zorlu süreçlerden geçmiş ideaist bir genç. Yazarımız, Murat’ın temsilciğinde dönem sorunlarını, zorlukları, geri kalmışlığımızı, ülke yönetenlerin gafletinden de öte belki ihanetini, acıları ısdırapları, bütün bunların arasında bir avuç ülkücünün amansız mücadelesini, kısacası bir milletin “Varolmak Kavgası’nı” taa 1969’ da kaleme almış. Kitap öyle duru bir Türkçe’ ye, öyle akıcı bir üsluba sahip ki, bir solukta okunuyor. Kendimi başından sonuna kadar kitabın içinde hissettim. Murat’ın yanında… Kısacası etkileyici. Eleştiri tarafına gelecek olursak, kitabı okurken yazarın genç biri olduğunu adeta hissettim. Kitabın sonunda zaten yazıyormuş, “Sülz – Köln – 1969” diye. Bu demektir ki Mehmet Niyazi Bey romanını 27 yaşında iken kaleme almış. Bence biraz, uzun hikaye gibi olmuş. Esasen esere ilk başlama şekli çok hoşuma gitti ama kitabın sonuna doğru hep, "Acaba Cengiz Aytmatov gibi hikayenin ortasından veya sonundan biryerden başlasa, sonra ara ara dönüp geçmiş yıllardan kesitler sunsa daha mı iyi olurdu?" diye düşündüm. Ayrıca psikolojik betimlemeleri de yeterli bulmadım diyebilirim. Hikayenin başladığı köy halkını, sonra imam olarak gittiği köy yerini, muhtarı, öğretmeni, hapishane sürecini yavan buldum. Bence kadroyu daha kalabalık tutmalı, ruh hallerini, düşüncelerini, içinde yetiştikleri yaşadıkları ortamı ve bütün bunların kahramanların üzerindeki etkilerini daha detaylı anlatmalı idi. Murat’ ın çevresiyle ilişkisi de kısır geçmiş, örneğin; okul sürecinde sürekli Mehmet ile, köy yerinde muhtar ve ihtiyar amca ile, hapishanede Selim ile beraber olması hikayeyi zayıflatmış. Güçlü bir roman için birçok detayın mükemmel olması gerekmekte. Bunu başarabilmiş olsaydı Mehmet Niyazi Bey daha o yaşlarında edebiyat dünyasında kendine çok daha prestijli bir yer edinirdi diye düşünüyorum. Tabii kendimce getirmeye çalıştığım eleştiriler kitabı beğenmediğim anlamına gelmesin. 27 Yaşında bir insanın böyle bir eser ortaya koyması müthiş bir olay. Günümüz Türkiye’ sinde bu işi bu kalitede yapabilen birileri var mı? Geçenlerde Şeyma Subaşı bir kitap yayınlamış, varın kıyaslayın :) Herkese mutlu okumalar. 08.10.2019 22:06 Erciş . (Ali Dayıcık)
Mehmed Niyazi: Ne zaman bir yazar/Mehmed-Niyazi kitabı okusam cuşa gelirim; fakat yalnızca kalbim değil aklım da eş zamanlı olarak harekete geçer. Zira üstad sadece gönle değil akla da hitap eder. Meramını eserine aksettirmek için karakterleri karikatürize etmeye lüzum duymamış rahmetli. Büyük?! davaların büyük?! laflarını eden değil de bizatihi inandığı, değer verdiği ve değer kattığı ülküsünün sancısını çeken neslin belki de son temsilcisi. Bu yüzden de meramını yalın ve fakat etkili bir üslupla anlatmış. Ne zaman bir yazar/Mehmed-Niyazi kitabı okusam sonrasında yeni bir kitaba hemen başlayamam Allah rahmet eylesin ve razı olsun (Ümit)
--reklam--
Varolmak Kavgası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Mehmed Niyazi - Varolmak Kavgası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Varolmak Kavgası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Mehmed Niyazi Kimdir?
İlk ve orta okulu Akyazı'da okudu. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi'nde bitirdi. Sonra Hukuk Fakültesi'ne girdi; 1967de oradan mezun oldu. O zamanlar da hukuk fakültesinde takıntısız olarak üçüncü sınıfa geçenler, dekanlığa müracaat edip, izin alarak edebiyat fakültesinin herhangi bir bölümüne devam edebiliyorlardı. Bu imkândan faydalanarak Edebiyat Fakültesinin Felsefe bölümünden de sertifika aldı. Mezuniyetini takiben devlet felsefesi sahasında doktora yapmak için Almanya'ya gitti. Brilon'daki Goethe Enstitüsü'nde Almanca öğrendi. Marburg Üniversitesi'ne intisap ederek burada Prof. Dr. Ditrich Pirson'un yanında "Türk Devletlerinde Temel Hürriyetler"konulu doktorasına başladı. Uzun yıllar Almanyada oturdu. 1988 yılından beri Türkiyede ikamet etmektedir. Tercüman ve Zaman gazetelerinde yazdı. 1987'den beri de ilk başta haftada üç gün, sonraları haftada bir gün Zaman gazetesinde yazmaktadır. Ayrıca; Genç Akademi, Nizâm-ı Âlem, Türk Yurdu, Ufuk Çizgisi gibi dergilerde makalelerini de zaman zaman Batı dergilerinde yayınlatmaya çalışıyor. Mehmet Niyazi Özdemir, tezli romanlarıyla tanınan bir yazar ve düşünürdür. Eserlerinde millî konuları işlemeyi şiar edinmiştir. Fikrî eserlerinde ise Türkiye`nin sosyal yapısı üzerine görüşlerini açıklar.
--reklam--
Mehmed Niyazi Kitapları - Eserleri
- Çanakkale Mahşeri
- Yemen! Ah Yemen!
- İki Dünya Arasında
- Dahiler Ve Deliler
- Plevne
- Varolmak Kavgası
- Ölüm Daha Güzeldi
- Kanije
- Yazılamamış Destanlar
- Türk Devlet Felsefesi
- Doğunun Ölümsüz Çocuğu
- Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği
- Millet ve Türk Milliyetçiliği
- Bayram Hediyesi
- İslam Devlet Felsefesi
- Türk Tarih Felsefesi
- Daha Dün Yaşadılar
- Türk Tarih Felsefesi
- Dahiler Ve Deliler
- Plevne
- Bayram Hediyesi
- İki Dünya Arasında
- Türkiye'nin Meseleleri
--reklam--
Mehmed Niyazi Alıntıları - Sözleri
- "Sevgililerin gömüldüğü, acı ve tatlı anıların yaşandığı, emeklerin döküldüğü toprak parçası ayaklar altında çiğnenen bir nesne olmaktan çıkıp, uğruna şehadet şerbetleri içilen "vatan" olmaya başlıyor ve onda doğup batan kanlı, hıçkırıklı günlerde toplum ortak bir bilince varıyordu." (Millet ve Türk Milliyetçiliği)
- Bir milletin medeniyeti sarsıldı mı, bu sarsıntının ilk görüleceği yer devletidir; çünkü medeniyetin sarsılması demek, medeniyetin taşıyıcısı olan insanın bazı değerlerini yitirmesi demektir. Bilindiği gibi devlet çarkını döndüren, devlete ruh veren insandır. O yara aldı mı, milletin bünyesinde en uygun sistemler işlemez olurlar, en adil kanunlar kağıt üzerinde kalırlar. (Türk Devlet Felsefesi)
- Hayat bir rüyadır, ölürsen uyanırsın. (Kanije)
- "Türk hakan çadırlarının kubbeli olması göğün yerdeki sembolü kabul edilmiştir. Eski Türklerde gök kubbesi devletin, çadır ise ailelerin örtüsü olarak düşünülmüştür. Birinin altında devlet diğerinin altında aile kurulmuştur.” (Türk Devlet Felsefesi)
- Yorgunluk dinlenince geçer. Fakat insanın canı sıkkın olunca, pişmanlık duyabileceği işler yapıyor. (Bayram Hediyesi)
- Servet yüktür; omuzlarımın onu taşıyacak kudreti yok. (Kanije)
--reklam--
- Deha çok şey kader her şey. Dünyaya, insanın sözü ve niyeti yön verir (Dahiler Ve Deliler)
- Süper güç olmayan diktatörlükler, dış güçlere dayanırlar. dolayısıyla onların menfaatini korumak durumunda kalırlar. kitlelere mal olmayan fikirler, iktidara gelseler bile,ancak diktatörlükle orada kalabilirler. (Dahiler Ve Deliler)
- Ne çare ki her zaman insanın beyni yüreğine hakim olamıyor. (Yazılamamış Destanlar)
- Diğer milletlerin teslim oldukları noktada Türklerin savunması başlar. Helmuth Karl Bernhard von Moltke (Plevne)
- İmansızlığı ilim sanan beyinsizler, ilme gözlerini kapamış hurafeciler silinip gidecektir. (Varolmak Kavgası)
- “ Kadınlara yalan söylemekten çekinme; yeterki onlar için söylediklerini bilsinler. “ (Doğunun Ölümsüz Çocuğu)
- Türkler'in yılmaması ise dikkat çekiciydi; darbeler onları saracağı yerde sanki sağlamlaştırıyordu. (Çanakkale Mahşeri)
--reklam--
- Ah para ve menfaat! İnsanları nasıl da değiştiriyor; onlarda ne din, ne millet, ne de vatan sevgisi bırakıyor.. (Kanije)
- Eğer insan yaşanabilir bir dünyada ömür sürmek istiyorsa, mutlaka ilahi denetime tabi olduğunun şuurunu taşımalıdır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
- Halbuki hayat ırmağı çok değişik kıvrımlarla akar; bir merceğe sığabilecek cinsten değildir. (Türk Tarih Felsefesi)
- Billahi Tuna, sen de biliyorsun ki, böyle onurlu bir savaş dünyanın bir başka yeri için verilmedi.İdrakler sınırlı, sevgiler sınırsız olduğundan Plevne'de yaşananları hiçbir milletin hayali almadı çünkü hiçbir millet seni bizim kadar sevmedi, sana türküler yakmadı, çocuklarına adını vermedi, onları yoluna kurban etmedi. (Plevne)
- Sanat ancak millî bir ruhla yoğrulur, insanlığa da millî ruhla açılır. (Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği)
- "Zulüm her yerde saltanatını kurmuş; ama hiçbir yerde uzun ömürlü olmamıştır." (Ölüm Daha Güzeldi)
- Her şeye ad takıyoruz; fakat hiçbir şeyin aslını öğrenemiyoruz. (Yemen! Ah Yemen!)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin