Kitap Künyesi
Yazar: Necip Fazıl Kısakürek
Yayın Evi: Büyük Doğu Yayınları
İSBN: 9789944144209
Sayfa Sayısı: 400
--reklam--
Vesikalar Konuşuyor Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Vesikalar Konuşuyor” kitabı, Üstâd Necip Fazıl’ın Büyük Doğu dergilerinde (Dedektif X Bir) imzasıyla yazdığı gizli kalmış yakın tarihe ait büyük sansasyon doğuran ifşa niteliğindeki yazılarını içermektedir. Ayrıca Üstad’ın sâf sanat ve tefekkür şatosunun mutfağına inerek nelere el atmak; mücadele tarihi içinde nerelere kadar uzanmak zorunda kaldığının da vesikası niteliğindedir.
--reklam--
Vesikalar Konuşuyor Alıntıları - Sözleri
- Ruslar İstanbul'da açtıkları türlü türlü zevk köşeleri ile masonların bile rüyalarında göremedikleri fuhuş şehrayinlerini getirdiler; ve bir takım izbe muhitlerde dehşet ve haşyetle kabuğuna çekilen Türk cemiyetinin göbek noktasına bütün zehir yumurtalarını bırakıp gittiler. Yarın peçeli yarı başörtülü o zamanki mahdut Darülfünun kızlarının üstünde bu hadiselerin ne gibi tesbihler bıraktığını çok iyi bilenlerdeniz!
- Peçeler incelmeğe, suratlar düzgünlenmeğe, anneler beğenilmemeğe, zevceler hor ve kaba görülmeğe, kadınlar kendilerini beğendirme sihrini aramaya, kızlar kaytan bıyıklı şövalyelerini gözlemeğe başlar ve derhal içtimai planda, resmi ve hususi ilk bozgunlar kaydedilir.
- Necip Fazıl, Hasan Ali Yücel, Şerefüddin Yaltkaya ve Talim Terbiye Dairesi üyelerinden iki kişinin bulunduğu toplantıda Başkan efendiye kelimesi kelimesine şu sözleri söyledi: - Duyduğuma göre Kur'ân mealini "Türkçe Kur'ân" namiyle resmen ibadet dili haline getirtecek, bu hususta Meclisten kanun çıkartacak ve camilerde tatbikata girişecekmişsiniz. Bu husustaki ölçünüzü de İmam-ı Âzam Hazretlerinin, sonradan rücû ettiği bir fetvasına istinad ettiriyormuşsunuz. İmam-ı Âzam Hazretlerinin, sonradan rücû ettiği fetva, serâpâ küfür ve dalâletten başka bir şey olmayan sizinkiyle tamamen alâkasızdır; ve sizin, Allah kelâmını değiştirmek şeklindeki küfrünüze, bir de, koca İmam-ı Âzam'a iftira etmek suçu binmektedir. Bakınız efendi, devleti bir kamyona benzetecek olursak, ben Necip Fazıl, kuvvetten yana bir civcivden başka bir şey değilim. Fakat haber veriyorum; eğer böyle bir şeye teşebbüse girişecek olursanız, kendimi kamyonun tekerlekleri altına atmakta bir an tereddüt göstermeyeceğim!
- Masonların birkaç protokolünden birkaç madde okuyalım. Bu protokoller (Roje Lambel) isimli bir Fransız' ın Ruscadan tercüme ettiği ve emekli General Sami Sabit Karaman tarafından dilimize çevrilen, aslı ve esası gizli ve mahrem bir eserdendir. Hürriyet ile beraber hudutsuz içki kullanma hakkı da verilen, şu rakı ile sarhoş, şarapla sersem hayvanlara bakınız! Bu milletler sert içkilerle almaklaşmışlardır! Gençlikleri klasik dersler ve zengin evlerinde ajanlarımız (öğretmenler, hizmetçiler) ve her tarafta adamlarımız, eğlence, yerlerinde de karılarımız tarafından kamçılanan safahatlerle aptallaşmışlardır. Bu münasebetle, onlara isteyerek taklit ettikleri, salon kadını dediğimiz unsurlarımızıda ekleyelim!" (1numaralı protokol S.99 "Avama da aşağı yukarı aynı siyasi istikameti göstereceğiz! Mülahaza yoluyla bir neticeye verebilmelerine meydan vermemek için onları eğlenceler, zevkler, safahatler, oyunlar, umumhanelerle oyalayacağız!" (13 numaralı protokol S.205) "İlerlemiş geçinen memleketlerde, çılgın, kirli, iğrenç bir edebiyat yarattık. iktidar mevkine girdikten sonra da bu edebiyatı bir müddet daha yaşatacağız!" (14 numaralı protokol S.107) "Çığırından çıkarmış bulunduğumuz bugünkü cemiyetlerin ortasında, varlıklarını sürükleyen hükümetlerin yerini tutacak olan hükümdarımız..." (23 numaralı protokol S.129)
- Zaman zaman bazı gazetelerde gördüğümüz o Nurculuk nefreti, o Nurcu avına davetler, teşvikler, esasında herkese teşmil edilemeyen hareketli Müslümanlık sıfatının bu insanlarda, malûm zümreyi rahatsız edici bir mikyas arz etmesinden başka bir sebebe bağlanamaz; ve nurculukla alâkasız, samimi her müslümanın, onlara atılan tokatları kendi suratında hissetmesi icap eder. Hattâ nurculuğa karşı itiraz ve ihtirazı olan müminler bile aynı hassasiyet borcu altındadır ve esasen Nurculuğun, görüleceği gibi itiraz ve ihtiraz davet edici bir tarafı yoktur. Bu bakımdan, kendi hallerine bırakılsalar, belki şu veya bu ölçüyle tenkidleri mümkün olan Nurcuları, bugün müstakil ve münhasır olarak küfür ve başıboşluk zümresine hedef teşkil etmeleri dolayısıyla, müslümanlığın canlı temsilcileri kabul etmek ve benimsemek, her müslümana borçtur.
- Küfür Maddeleri: 1–Din, hayat ve cemiyete tâbi olmak borcunda bir müessisedir! 2–Eski şekiller ve eski örflere bağlı kalınamaz! 3–Tasavvuf, akıl dışı, tesirsiz ve kıymetsizdir. 4–Camilere ayakkabı ile girilecek ve kilisevâri sıralarda ibadet edilecek! 5–İbâdet lisanı Türkçe olmalı, yâni âyetler Türkçe meâlleriyle namazda okunmalı!.. 6–Mızıkalı, şarkılı ibadet.. 7–Din felsefesi ve filozofları...
- Hele bizim memlekette hapishane, kötülerin salâha kavuştuğu yer değil, mevcut kötülüğünü tam mânasıyle tahkim ettiği ve en ileri terakkilere ulaştırdığı muhteşem talim ve terbiye ocağıdır. Oraya en küçük bir yaralama vak'asından giren yarı masum, bir kaç ay sonra diplomalı bir kaatil olarak hapishaneden çıkar.
- Hapishaneleri kaldırmak, kökünden kazımak ve cezalıları devlet emrindeki iş tesislerinde, şu veya bu suretle çalışmağa mahkûm etmek lâzımdır. Meselâ beş sene filân maden ocağında, üç ay falan yük taşıma işinde vesaire vesaire.
- Bu arada Hozat'ın Zımbık köyünde (Şekspir)in hayaline bile taş çıkartacak, bir vakıa cereyan etmektedir. Erkekleri tamamıyla doğranmış olan köyün 100 kadar kadın ve çocuğu, sivri uçlu âletle (süngü) öldürülüyor. Öldürülen kadınlar arasında biri doğurmak üzere bir gebedir. Bu kadının karnına giren sivri uçlu alet, bağırsaklarını yere döküyor, rahmini parçalıyor ve kendisini öldürüyor. Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çıkan birkaç kadın, ölüleri gözden geçirirken, bu kadının rahminden düşen çocuğun sağ olduğunu dehşetler içinde görüyorlar. Muazzam bir kader cilvesi olarak yaşamakta devam eden çocuğu alıyorlar, emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi" adını koyuyorlar. Bu kız bugün hâlâ aynı köyde ve hayattadır. Sivri uçlu alet annesinin karnına girip rahmini deldiği zaman da onun topukçuğunda bir yara açmıştır ve kız hâlâ bu yarayı topuğunda taşımaktadır.
- Millî Kurtuluş hareketinin başında Ankara'da, siyah astragan kalpaklar üzerine kızıl şeritler çekilerek resmen bir komünist partisi kurulmuştu. Bu, o zamanlar, belki Batı emperyalistlerine karşı bir politika oyunuydu. Nitekim bu oyun çok kısa devam etti ve ondan çabucak dönüldü. Fakat bir kere el atılmış ve tesirini hayli zaman devam ettirmiş olması dikkatten kaçmadı. Nitekim, 1925-28 arası büyük komünizma faaliyeti, hızını ve cesaretini bu ilk davranıştan aldı.
- Yani bunlar, denizini inkâr ettikleri balığı kabule yeltenen ve onu karada yüzdürmeye kalkan idrak hastaları. Bakın siz, samimiyetsizlik insanı ne hale getiriyor! “İslâm, Şeriat demektir; onu kabul etmeyen de topyekûn dinî reddetmiş olur!” bedahetine yanaşamamak ve ruhlarındaki nasipsizliğe göre bu red cesaretini de göstermemek, işte mayaları ve seciyeleri..
- Yahudi, birtakım Balkanlı ve Selânikli bön ve gafil komitecilerin (İttihat ve Terakki) ruhuna sızarak, onları, İslâm'ın en büyük davacısı ve Siyonistliğin düşmanı, Ulu Hakan Abdulhamid Han aleyhine kışkırttı ve harekete geçirdi.
--reklam--
Vesikalar Konuşuyor İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Bu kitabı lütfen ama lütfen okuyalım. Bir dönem ve öncesi çarpıcı bir şekilde vesikalarla anlatılmış. Yazarın Büyük Doğu Dergisinde 1943-1978 tarihleri arasındaki yazılarından oluşuyor. (Hatice)
Necip Fazıl Kısakürek'in Büyük Doğu dergisindeki yazıları toplanmış kitapta. Ülkemizin yakın geçmişi hakkında çok değerli bilgiler, araştırmalarla yazılmış. (Çağrı)
--reklam--
Vesikalar Konuşuyor PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek - Vesikalar Konuşuyor kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Vesikalar Konuşuyor PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Necip Fazıl Kısakürek Kimdir?
Ahmet Necip Fazıl Kısakürek, (d. 26 Mayıs 1904, İstanbul - ö. 25 Mayıs 1983, İstanbul) Türk ve İslamcı şair, yazar ve fikir adamıdır.
Necip Fazıl, 21 yaşında yayımladığı Örümcek Ağı adlı şiir kitabının ardından, 24 yaşındayken yayımladığı Kaldırımlar adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.[2] 1934 yılına kadar sadece şair olarak tanınmış ve meşhur Bâb-ı Âli'nin önde gelen isimleri arasında yer almıştır. 1934 yılında Abdülhakîm Arvâsî ile tanıştıktan sonra büyük bir değişim yaşamış ve bu değişimi kendisi "...içimi öylesine bir sosyal mücadele ve cemiyeti yorma hamlesi kapladı ki, artık çalışamaz oldum." şeklinde tanımlar.
Bu tarihten sonra Türkiye'nin bir çok şehrinde konferanslar düzenlemiş, düzenlemiş olduğu konferanslarda ki sözlerinden dolayı hakkında dâvâlar açılmış ve bu dâvâlar neticesinde öncülük ettiği Büyük Doğu Hareketi'ne dair yayın yapan Büyük Doğu Dergisi yayın hayatı boyunca 16 kez kapatılmış, Necip Fazıl'ın eserleri toplanmış ve basımı yasaklanmıştır.
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek Kitapları - Eserleri
- Çile
- Çöle İnen Nur
- Bir Adam Yaratmak
- O ve Ben
- Reis Bey
- Aynadaki Yalan
- İmân ve Aksiyon
- Son Devrin Din Mazlumları
- Kafa Kağıdı
- Hikayelerim
- Tohum
- İdeolocya Örgüsü
- Sabır Taşı
- Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
- Doğru Yolun Sapık Kolları
- Yunus Emre
- Cinnet Mustatili
- Ahşap Konak
- Mümin - Kâfir
- Dünya Bir İnkılap Bekliyor
- Sahte Kahramanlar
- Hazreti Ali
- Abdülhamid Han
- Bâbıâli
- Sosyalizm, Komünizm ve İnsanlık
- İbrahim Ethem
- Ulu Hakan
- Esselam
- Peygamber Halkası
- Para
- Siyah Pelerinli Adam
- Tasavvuf Bahçeleri
- Kanlı Sarık
- Canım İstanbul
- Parmaksız Salih
- Mukaddes Emanet
- İman ve İslâm Atlası
- Püf Noktası
- Hesaplaşma
- Müdafaalarım
- Yeniçeri
- Bediüzzaman Said Nursi
- Künye
- Nur Harmanı
- Tanrı Kulundan Dinlediklerim
- Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
- İstanbula Hasret
- Vatan Dostu Sultan Vahidüddin
- Türkiye'nin Manzarası
- Öfke ve Hiciv
- Deprem
- Veliler Ordusundan 333
- Rabıta-i Şerife
- At'a Senfoni
- Ufuk çizgisi
- Başbuğ Velilerden 33
- Dininizi Öğreniniz
- Hac
- Reşahat
- İhtilal
- Benim Gözümde Menderes
- Moskof
- Mektubat
- Hitabeler
- Konuşmalar
- Vatan Şairi Namık Kemal
- Katibim
- En Kötü Patron
- Yahudilik - Masonluk - Dönmelik
- Gönül Nimetleri
- Edebiyat Mahkemeleri
- Villa Semer
- Hücum ve Polemik
- Rapor 1/2
- Nasreddin Hoca
- Çerçeve 1
- Şiirlerim
- Namık Kemal
- Başmakalelerim 1
- Cinnet Mustatili
- Tiyatro ve Tesiri
- Büyük Doğu Cemiyeti
- Rapor 5/6
- Çerçeve 2
- Rapor 3/4
- Rapor 11/13
- Rapor 7/8
- Dil ve Edebiyat
- Rapor 9/10
- Çerçeve 3
- Vesikalar Konuşuyor
- Hadiselerin Muhasebesi 1
- Başmakalelerim 2
- Senaryo Romanlarım (kod38)
- Büyük Kapı
- Necip Fazıl Bibliyografyası
- Savaş Yazıları 1
- Rapor 7/9
- Çerçeve 4
- Başmakalelerim 3
- Rapor 4/6
- Savaş Yazıları 2
- Çerçeve 6
- Hadiselerin Muhasebesi 3
- Hadiselerin Muhasebesi 2
- Rapor 1/3
- Çerçeve 5
- Ruh Burkuntularından Hikayeler
- 101 Hadis
- Aynadaki Yalan
- Para
- İki Hitabe
- Rapor Aylık Dergi-Kitap Sayı 7
- Ben ve Ötesi
- Necip Fazıl Kısakürek
- Altun Halka
- Tiyatro Eserleri 1-2-3
- Yolumuz Halimiz Çaremiz
- Hikayelerim
- Tanrı Kulundan Dinlediklerim
- Büyük Doğu Dergisi Sayı:83
- Yunus Emre - Kanlı Sarık - Para - Mukaddes Emanet
- Seçilmiş Əsərləri
- Büyük Kapı - Ek -
--reklam--
Necip Fazıl Kısakürek Alıntıları - Sözleri
- Bir saniyeden fazla yaşamaya hakkı olmayan sevinç!.. (Ruh Burkuntularından Hikayeler)
- Ölü müyüm, diri miyim diye haber salmışsın İki gözün iki çeşmeymiş Saçına ak düşmüş, Kahırdan elin yüzün buruşmuş, Gözlerin yolda kalmış Şimdilik ne ölüyüm, ne diriyim, Bugün yaşıyanlardanım, Yarın öleceklerden biriyim... (Büyük Doğu Dergisi Sayı:83)
- Odama kapandım, 7 günlük bir çalışma sonunda "Tohum"u bitirdim. (Konuşmalar)
- Bu nasıl bir dünya, hikayesi zor; Mekanı bir satıh, zamanı vehim. Bütün bir kainat muşamba dekor Bütün bir insanlık yalana teslim. (İmân ve Aksiyon)
- Demokrasi dediler, yalnız Allah’a ve Resûlü’ne sımsıkı kapattıkları kapı ve pencereleri başkalarına açık bıraktılar. Giren de girdi! Ve başımızdaki belâ dâsitâni, efsanevî bir başsızlık, sahipsizlik halinde tecelli etti. (Rapor 1/2)
- İslamî nizamı propaganda ettiğimizi söylüyorlar. Şüphe mi var? Biz yalnız bu işi yapmıyor, bu işi yapmak için yaşıyoruz!.. (Müdafaalarım)
- Umumiyetle içinin zindanında yaşayan bir insan olduğum için, hiçbir dekor kaygısına düşmeden yazarım. (Konuşmalar)
- "Eğer bu eseri sahneye vaz ederseniz, Türkiye bütün İslam ülkeleriyle beraber son damla kanına kadar harb ilan edecektir." Ve Fransa demokrasi memleketi, hususi bir tiyatronun perdesini kapatamayacağı halde, kanun çıkartıp kapatmıştır, korkusundan. İşte adam böyle olur, hareket böyle olur. (Tiyatro ve Tesiri)
- Bazıları "ben Allah'ı severim, ondan korkmam" der. Bilmez ki, korku sevginin ta merkezine yerleştirilmiştir. Sevgi korkunçtur; dağın tepesini seven, uçurumdan nasıl korkmaz? (Mümin - Kâfir)
- İslam, Türkiye'de bozuldu ve her yerde bozuldu; Türkiye'de düzelmelidir ki, her yerde düzelsin!.. (Dünya Bir İnkılap Bekliyor)
- Hamlet, bence en büyük eseridir; bir melankoli eseri... Ruhu içinde derinleşe derinleşe bütün cemiyet alakalarını kaybeder hale gelen ve ruhunun ısdırap kutbundan en mahrem iklimine geçen bir tipin hikayesi.. (Tiyatro ve Tesiri)
- İnsanoğluna en çok dokunan sevmediğini sevmeye davet edilmesi değil de, sevdiğini sevmekten vazgeçmeye zorlanmasıdır. (Hazreti Ali)
- “Japonları zafere eriştiren, ruh, disiplin ve bilgidir.” (Künye)
- Sizə, universitetli hörmətli xanım, içində yaşadığınız dünya, fikrə fikirlə cavab verməyi öyrətmir, amma birkəlməlik qəlibləri yadda saxladır. Qutudan fiş çıxaran kimi, hər fikrin bircə kəlməlik mənasını çıxarırsınız, vəssəlam... Sonra da "axmaqlıq" yerinə "paradoks" özünüzü xəstəliyi sağaltmış həkim hesab eləyirsiniz. (Seçilmiş Əsərləri)
- Beyaz perdede hissizlik, aşk ve alaka levhaları neden mi en haşmetli ilim kitaplarından daha fazla müşteri buluyor? (Çerçeve 2)
- “Hiçbir sahtekarlık, hakikatin yüzünü boyayamaz.” (Para)
- - Ne o Selma, ağlıyor musun? - Çok basit... Ben her zaman ağlarım...Her şeye ağlarım... (Deprem)
- Hapishaneleri kaldırmak, kökünden kazımak ve cezalıları devlet emrindeki iş tesislerinde, şu veya bu suretle çalışmağa mahkûm etmek lâzımdır. Meselâ beş sene filân maden ocağında, üç ay falan yük taşıma işinde vesaire vesaire. (Vesikalar Konuşuyor)
- - Sen şapkasız geziyorsun! Şapka giymen lâzım! Gel bizimle karakola! Zulmün bu kadarı olur. (Son Devrin Din Mazlumları)
- Bana, temiz bir müminin anlattığına göre, asıldığı günün gecesi, saf ve dünyadan geçmiş bir İslam kadını, rüyada, Allah'ın Resülünü görmüş... Kâinatın Efendisi, kadına sol elini uzatmış... Kadın, acaba niçin Âlemin Fahri bana sağ elini uzatması diye düşünürken cevap gelmiş: Sağ elimde Adnan var!.. Bu bir rüyadır, hiçbir bakımdan şer'î huccet değildir ve yalnız görüldüğüyle hakikattir; öz hakikatiyse Allah'a malum.... Fakat her şeye rağmen, ötelere ve esrar âlemine inananlar için güzel bir ümit vaadı... Eğer Allah, Islâmiyeti koruduğun yalanını, sana, o beyin yırtıcı ve yürek delici yalnızlığın içinde doğrulttuysa, sen bir şehitsin ve Allah Resulü'nün ilyltifatına layıksın... Elveda Adnan Bey! İnşallah yeni yetişeceklere ders olsun!.. Elveda!.. (Benim Gözümde Menderes)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin