Kitap Künyesi
Yazar: Georges Perec
Çevirmen: Sosi Dolanoğlu
Orijinal Adı: W ou le souvenir d'enfance
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9789753423465
Sayfa Sayısı: 160
--reklam--
W ya da Bir Çocukluk Hatırası Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"'Çocukluk hatıram yok': Bu iddiayı kendimden emin bir şekilde, neredeyse meydan okurcasına ortaya koyuyordum. Bu mesele üzerinde bana soru sormaları boşunaydı. Ders programımda yoktu. Bundan muaftım. Bir başka tarih, Büyük olanı, büyük tırpanıyla Tarih, çoktan benim yerime cevap vermişti: savaş, kamplar.
"On üç yaşındayken bir hikaye uydurdum, anlattım ve çizdim. Daha sonra, bu hikayeyi unuttum. Yedi yıl önce bir akşam, Venedik'te, birdenbire bu hikayenin adının 'W' olduğunu ve bir anlamda, çocukluğumun tarihi değilse de en azından çocukluğumun bir hikayesi olduğunu hatırladım.
"Bir anda aklıma gelen başlık dışında, W'yle ilgili hiçbir hatıram yoktu aslında. Bu konuda bildiğim tek şey topu topu iki satırdan ibaret: Ateş Ülkesi'nin bir adacığında, sırıf sporla meşgul olan bir toplumun hayatı."
--reklam--
W ya da Bir Çocukluk Hatırası Alıntıları - Sözleri
- "Hatıralar, boşluktan koparılmış hayat parçaları halinde. Hiçbir yere demir atmıyorlar, hiçbir şey onları sabit tutmuyor. Onları teyit eden hiçbir şey yok. Ne başlangıç vardı ne de son. Sadece sürüyordu, orada olunuyordu ve geçiyordu her şey.''
- "Keşfettiği şeyin korkutucu bir şey olmadığı, bir kabus olmadığı, birden uyanacağı bir şey olmadığı, zihninden kovacağı bir şey olmadığı, nasıl açıklanır, hayatın, gerçek hayatın bu olduğu nasıl açıklanır, her gün bunun olacağı, varolan şeyin bu olduğu ve başka bir şey olmadığı, başka bir şeyin varolduğuna inanmanın, başka bir şeye inanır gibi yapmanın lüzumsuz olduğu, bunu gizlemeye çalışmaya, örtmeye çalışmaya bile değmediği, bunun, arkasında, ya da altında, ya da üstünde olacağı varsayılan başka bir şeye inanır gibi yapmaya değmediği nasıl açıklanır. Bu vardır, hepsi o kadar."
- "Bir şey söylemeyeceğimi söylemek için yazmıyorum, söyleyecek bir şeyim olmadığını söylemek için yazmıyorum. Yazıyorum; yazıyorum çünkü birlikte yaşadık, çünkü onlardan biriydim, onların gölgelerinin ortasında bir gölge, onların bedenlerinin yanı başında bir bedendim; yazıyorum çünkü onlar bende silinmez izlerini bıraktılar ve bu iz de yazı: hatıraları yazıda öldü; yazı onların ölümünün hatırası ve benim hayatımın olumlanması."
- "Söyleyecek bir şeyim olup olmadığını bilmiyorum, bir şey söylemediğimi biliyorum; söylemem gerekecek şeyin söylenemez olduğu için mi söylenmediğini bilmiyorum (söylenemez olan yazının içinde saklı değildir, onu çok önceden harekete geçiren şeydir); söylediğim şeyin özelliksiz olduğunu, nötr olduğunu, nihai bir ortadan kalkışın nihai işareti olduğunu biliyorum."
- Ne olursa olsun, ne yaparsam yapayım, bu dünyanın tek mirasçısı, tek canlı hatırası, tek kalıntısıydım.
- İnsan, yüreğinin inkar edemediği yere aittir.. ♾
- Söylediğim bu, yazdığım bu; çiziktirdiğim kelimelerde bulunan, bu kelimelerin çizdiği satırlarda bulunan ve bu satırların arasındaki mesafenin ortaya çıkardığı boşluklarda bulunan da sadece bu.
- Sonra hiç kimseye rastlanmıyordu, bunun normal olup olmadığı, hep böyle mi sürüp gideceği, yoksa sadece geçici mi olduğu bilinmiyordu.
- Ve her biri bu yanılsamaya tutunur.
- gölgelerin oynaştığı bu akıldışı sis, - istikbalim orada mı yani?
- Zaman geçiyordu. Mevsimler vardı. Ya kayak kayılıyordu ya da otlar biçiliyordu. Ne başlangıç vardı, ne de son. Artık geçmiş yoktu ve çok uzun süre gelecek de olmadı; sadece sürüyordu. Orada olunuyordu.
- Bir şey söylemeyeceğimi söylemek için yazmıyorum, söyleyecek bir şeyim olmadığını söylemek için yazmıyorum. Yazıyorum; yazıyorum çünkü birlikte yaşadık, çünkü onlardan biriydim, onların gölgelerinin ortasında bir gölge, onların bedenlerinin yanı başında bir bedendim; yazıyorum çünkü onlar bende silinmez izlerini bıraktılar ve bu iz de yazı: hatıraları yazıda öldü; yazı onların ölümünün hatırası ve benim hayatımın olumlanması. .
- Bilinen tek şey, bunun uzun zaman sürdüğü - sonra bir gün durdu.
- Hatıralar boşluktan koparılmış hayat parçaları halinde.
--reklam--
W ya da Bir Çocukluk Hatırası İncelemesi - Şahsi Yorumlar
#1001kitap~~~: ~~~PEREC DEHASI~~~ ~~~"'Çocukluk hatıram yok': Bu iddiayı kendimden emin 1 şekilde, neredeyse meydan okurcasına ortaya koyuyordum. Bu mesele üzerinde bana soru sormaları boşunaydı." Ders programımda yoktu. Bundan muaftım."~~~ Çünkü hatırlayacak net 1 hatırası yoktur çocukluğuna dair annesi ve babası çok küçük yaştan itibaren hayatta değildir. Babası savaşta ölmüştür, annesi 1gun aniden ortadan kaybolmuştur, sonraki yıllarda kaplarda öldüğüne dair 1 haber gelmiştir. O yüzdendir ki "1başka tarih, büyük olanı, büyük tırpanıyla Tarih, çoktan benim yerime cevap vermişti: savaş, kamplar" der Perec etkileyici diliyle ve tüm gerçekliğiyle... ~~~"13yaşındayken 1hikaye uydurdum, anlattım ve çizdim. Daha sonra, bu hikayeyi unuttum. 7yıl önce 1 akşam, Venedik'te, 1den1e bu hikayenin adının 'W' olduğunu ve 1 anlamda, çocukluğumun tarihi değilse de en azından çocukluğumun 1 hikayesi olduğunu hatırladım"~~~ der çünkü hatıralarında kalanlar; yakınları ve evlatlık verildiği aileyle ilgili anılardır... ~~~"1 anda aklıma gelen başlık dışında, W'yle ilgili hiçbir hatıram yoktu aslında. Bu konuda bildiğim tek şey topu topu iki satırdan ibaret: Ateş Ülkesi'nin bir adacığında, sırf sporla meşgul olan bir toplumun hayatı."~~~ Acımasız kurallarıyla W ülkesinin kazananı yoktur 1gun en yüksekteki en dipte, en dipte en yüksekte olabiliyor okadar güzel anlatmış ki bu toplum hayatı; hayatın tüm acı gerçekleri, dönemin toplama kampları ve çalışma kamplarının hikayesidir. En etkilendiğim bölüm W ateş ülkesinin çocuklara dair ve kadınların hiçsizliğinin vurguladığı yerlerdir... İyiki okumuşum dediklerimden oldu yine Perec, her okuduğumda dehasina daha çok hayran kaldığım 1yazar. En sevdiğim yazarlar arasındadır ki kelimeler içindeki matematiksel hesaplar kurması beni en çok etkileyen özelliğidir... Yine çok çok severek okudum. Perec severlere tavsiyemdir otobiyografik olması nedeniyle ve W ateş ülkesine bağlantılarıyla daha da çok sevdim kesinlikle tavsiyemdir...Okunması gereken #1001kitap arasındadır... (Ayşe...)
İlksöz: Hatıraları silemeyiz, sadece gölgelerin ardına gizleriz. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Perec'in babası cephede, annesi de Auschwitz'de öldü. Çocukluğu savaş sırasında Fransa'yı işgal eden Almanlar'dan gizlenmekle geçti. Kendi deyimiyle hiç çocukluk anısı yok çünkü 12 yaşına kadar hiçbir şey hatırlamıyor. İlk hikayesini yazdığında da 13 yaşında. Bir gün bu ilk hikâyesini rastlantı sonucu bulunca, hatırlamadığı çocukluk anıları da bir bir ortaya dökülüyor. Kitap paralel iki konu üzerinde ilerliyor; bir bölüm çocukluk hatıraları, bir bölüm yazılan ilk hikâye, W. Kitabı okudukça hem Perec'in çocukluk dramlarına tanıklık ediyor hem de 13 yaşında yazılan W'yi merak, şaşkınlık ve hayranlık duyguları ile okuyorum. W, aslında ütopik bir ada, Güney Amerika'nın en güneyinde, Pasifik ile Atlas Okyanuslarının sularının birbirine karıştığı yerlerde bir ada. Bu adanın en önemli özelliği, insanların sporu yaşamlarının merkezine koyması. Adadaki yerleşim yerlerinde yapılan spor oyunları, her yerleşim yerinin iyilerin katıldığı komşu yerleşim yerleri arasındaki spor oyunları ve belirli zamanlarda yapılan, en iyilerin katıldığı ülke genelindeki spor organizasyonu. İlk önce konuyu merakla okuyorsunuz, sonra hikâyedeki ayrıntıları okudukça şaşırıyorsunuz, en sonunda da tüm bunları 13 yaşında biri mi yazmış diyerek hayranlık duyuyorsunuz. Bilerek ayrı paragraf açtım. Ve Perec'in bizi kalbimizden vuran, yüreğimizi deşen, çocukluk hatıraları ile W arasındaki bağı anlayınca şiddetli şekilde sarsan "son"u. Acının sebebine hiç değinmeden, acıyı hikâyelerinin merkezine hiçbir zaman koymayan biri, o acıyı bize nasıl bu kadar derinden hissettiriyor...Sanırım Perec sevgimin ardındaki giz bu. Okudukça, farkettirmeden bünyeye yayılan, o muhteşem "son" kurgularıyla, bünyeye gizli gizli yayılan hikâyenin son vuruştaki o büyük ve sarsıcı etkisi. . Perec'i her okuyuşta daha çok sevdiğim anlaşılmış olmasına rağmen, ben yine de risk almayıp kitabı tavsiye ettiğimi yazayım. Perec okumalarına devam. Sağlıcakla. Kitapla. (Özcan)
Perec’i Şeyler* kitabı ile tanımıştım. Uzun zamandır okunacaklar arasında rafta bekliyordu bu kitabı. W ya da Bir Çocukluk Hatırası* birbiri ardına ilerleyen iki anlatıdan oluşuyor. İlk metin, biyografik olarak nitelenebilir; soluk birkaç aile fotoğrafından yeniden kurgulanmak istenen bir çocukluk, bir aile, bir geçmiş. İkinci metinde anlatılan W, Ateş Ülkesi´nin bir adası. Sırf sporla meşgul olan bir toplumun hayatından sahneler okuyorsunuz ilkin. W bir olimpiyat hayali. İddiasız, sakin bir şekilde başlayan anlatı okurun içine nasıl daldığını bile fark edemediği bir iç sıkıntısına dönüşüyor. Ben kitabın ilk yarısını daha çok sevdim. (RBK)
--reklam--
W ya da Bir Çocukluk Hatırası PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Georges Perec - W ya da Bir Çocukluk Hatırası kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de W ya da Bir Çocukluk Hatırası PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Georges Perec Kimdir?
Şaşırtıcı özgünlükteki yapıtlarıyla, anlatı üslubuna ve şiire getirdiği yeniliklerle edebiyat dünyasında ayrı bir yer edinen Georges Perec, 7 Mart 1936'da Paris'te doğdu, 3 Mart 1982'de Ivry'de öldü. Neredeyse tüm yaşamı boyunca Paris'te yaşadı. İkinci Dünya Savaşı'na katılan babası 1939'da öldürüldü. Almanlar Fransa'yı yavaş yavaş ele geçirirken, Perec akrabaları tarafından kırsal bölgeye götürüldü. 1942 yılı sonlarında Paris'te kaybolan annesinin de daha sonra Auschwitz'de ölmesiyle, altı yaşında öksüz kaldı ve halasıyla eniştesi tarafından büyütüldü. Yahudi kökenli oluşunu ve anne babasını savaşta kaybetmesini hiçbir zaman açıkça irdelemese de, bunlar yapıtlarında alttan alta her zaman var olan unsurlar oldu.
Perec eğitimini tamamladıktan sonra, bazı dergilere yazılar yazmaya başladı. 1965'te ilk romanı Les Choses. Une histoire des années soixante (1965; Şeyler - Altmışlı Yılların Bir Hikayesi, çev.: Sevgi Tamgüç, Metis Yay., 1998) ile Renaudot Ödülü'ne layık görüldü. O tarihten itibaren birbiriyle hiçbir benzerlik taşımayan yirmiden fazla kitap yayımladı.
Perec, 1960'ta Raymond Queneau ve François Le Lionnais tarafından kurulan, Paris merkezli OuLiPo'nun (Ouvroir de Littérature Potentielle-Potansiyel Edebiyat Atölyesi) üyelerindendi. Italo Calvino, Harry Matthews, şair ve matematikçi Jacques Roubaud'nun da üyesi olduğu, matematik, mantık ya da satranç gibi başka alanlardan biçimsel olarak yararlanan, edebiyatı bu alanlardan ödünç aldığı yeni yapılar ve örneklerle genişletmeye çalışan OuLiPo'nun başını çeken edebiyatçılardan biri oldu.
Perec, romanlardan toplu çapraz bulmacalara, denemelerden taşlamalara, şiirlerden sözcük oyunlarına çeşitlilik gösteren yapıtlara imza attı. Tersinir sözler, evirmeceler, sözcük oyunları Perec'in yapıtlarından hiç eksik olmadı.
1969'da hiç "e" harfi kullanmadığı La Disparition (Kayboluş) adlı romanı yazdı. Kayboluş bir adamın ortadan kayboluşunun hikâyesidir ve adamın kaybolduğu dünyada "e" harfi de kaybolmuştur, ancak romanın hiçbir karakteri dildeki yer değiştirmelerin, benzetmelerin, tahrif etmelerin ve böyle bir evrenin boşluğu doldurmak için giriştiği sonu gelmeyen hilelerin farkına varmaz. Böyle bir dünyada arkadaşları Anton Ssliharf'i boşuna arar ve birer birer yok olurlar.
İnsanın yaşadığı ortamı keşfe çıkan Perec, kimi zaman sivri dilli bir alaycılıkla, kimi zaman da takıntılı bir yöntemcilikle romanlar yazdı. Özel hayatı konusunda her zaman ketum olsa da, yapıtları otobiyografik unsurlarla doludur. 1973 yılında yazdığı La Boutique Obscure, 1975'te kaleme aldığı W ou le souvenir d'enfance (W Ya da Bir Çocukluk Hatırası, çev.: Sosi Dolanoğlu, Metis Yay., 2001), 1978'de yayımlanan Je me souviens, otobiyografik özellikleri daha öne çıkan yapıtlarıdır.
Perec'in en önemli yapıtlarından biri de, 1978'de yayımlanan ve Medici Ödülü'ne layık görülen La vie mode d'emploi'dır (Yaşam Kullanma Kılavuzu, çev.: İsmail Yerguz, Yapı Kredi Yayınları, 2001).
Harflerle ve sözcüklerle oynamayı çok seven Perec, dili neşeli bir oyun ve keşif alanına, kapıları şiire olduğu kadar derin felsefi düşüncelere de açılan bir laboratuvara çevirmiştir.
--reklam--
Georges Perec Kitapları - Eserleri
- Uyuyan Adam
- Şeyler
- Kayboluş
- Doğdum
- Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?
- Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi
- W ya da Bir Çocukluk Hatırası
- Saraybosna Suikastı
- Yaşam Kullanma Kılavuzu
- Paralı Asker
- Harikalar Odası
- Mekan Feşmekan
- Ellis Adası
- Karanlık Dükkan
- Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi
- Olağan-içi
- Her Durumda Yapmam Gereken Şeylerden Bazıları
- Cantatrix Sopranica L. ve Diğer Bilimsel Yazılar
- Kış Yolculuğu
- Doğdum
- Kış Yolculuğu ve Peşindeki Öyküler
- İncelikli Go Sanatını Keşfetmeye Çağıran Küçük Kitap
- A Void
--reklam--
Georges Perec Alıntıları - Sözleri
- her şey, herkes tehditkar hale geliyor. geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
- servis şefinizin karşısına geçmiş alçak sesle yaşam koşullarınızın yavaş yavaş bozulmakta olduğunu anlattığınızda sizi sempatik ve neredeyse heyecanlı bir dikkatle dinlemeyeceğini ve size gelecekte bir ücret artışı umudu vermeyeceğini düşünmeniz için hiçbir neden yoktur (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
- bir servis şefi astlarından birini hiçbir zaman tebrik etmez. (Ücret Artışı Talebinde Bulunmak İçin Servis Şefine Yanaşma Sanatı ve Biçimi)
- Yaşamak hoşuna gidecek mi? Evet desene. Evet ve yine evet. Güneşte yürümenin hazzı, yağmurda yürümenin hazzı, yolculuğa çıkmanın, yemenin hazzı. Yüzmenin. Tren sesi duymanın? (Paralı Asker)
- Saat dördü beş geçiyor. Göz yorgunluğu. Sözcük yorgunluğu. (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- Binet, kralın perukacısı Rigaud'ya bir tablo ısmarladı. Ressam bu işten hiç memnun kalmadı Çünkü küçümserdi fırçası tarakları Ama Rigaud, peki ya olmasaydı Modellerin perukları Ne renkleri kalırdı ne ruhsarları O vakit çok arardın perukacıları! (Harikalar Odası)
- "Zaman geçiyor, ama sen saati bilmiyorsun..." (Uyuyan Adam)
- Herkes ayağa kalkar ve hiçbir şey olmaz. (Doğdum)
- Geçtiğim yerlerin hepsi bana yabancı. (Karanlık Dükkan)
- Küçük bir şişe Vittel su içiyorum oysa dün kahve içiyordum (bu durumun meydan üzerinde dönüştürücü bir etkisi var mı?) (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- "Dönüşsüz bu gidiş uzak kadere teslim hep başka kıyılara doğru sürükleniriz bari bir gün sonsuz sularında senelerin demirleyemez miyiz ey göl daha bir sene anca geçti aradan doyamadığı maruf dalgaların başında bak oturduğu taşta yapayalnız bir adam benim o bir başıma." (Saraybosna Suikastı)
- Ey edebiyat! Senin o kutsalların kutsalı süreklilik aşkın yüzünden ne ezalar, ne cefalar çekiyoruz!... (Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?)
- Anlam ortada aslında. Ortada ama az ya da çok uzağımızda. Az ya da çok bulanık, az ya da çok muğlak ama orada. (Kayboluş)
- "Yatak: Tanımlanmamış tehdidin meskeni, tezatların meskeni, fani haremleriyle dolu yalnız bedenin mekânı, arzuya yasak mekân, bağlılığın umulmadık mekânı, düşün ve ödipal özlemin mekânı: Ne mutlu uyuyabilene korkmadan kahırlanmadan O heybetli, o kutsal yatağında babanın Soyundan gelenlere hem beşik hem mezar olan. José Maria de Heredia Trophées" (Mekan Feşmekan)
- Nasıl ulaşmalı sıradan olana, basit olana, gündelik olana, olağan olana, her gün olup bitene? (Ellis Adası)
- Birçok şey değişmemiş, yerinden bile hareket etmemiş (harfler, semboller, çeşme, toprak alan, banklar, kilise vb.), ben de aynı masada oturuyorum (Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi)
- “Arkanda maskeler var. İçinde hiçbir şey yok . Yaşama arzusu. Ölme arzusu.Bir boşluk hissi , hoyrat bir anlayışsızlık .Ya sonra ? ” (Kayboluş)
- “Mışıl mışıl uyumak burnumda tütüyor. Dalmak, uyumak, top patlasa duymamak istiyorum. Ama imkânsız.” (Kayboluş)
- İnsan bir ad, bir sözcük istiyor. Haykırmak istiyor: Çözümü bulduğunu, bunalımının kaynağına indiğini haykırmak istiyor. Bu abuk sabuk karmaşık laf yığınından sıçrayıp çıkmak, bu sözcük bataklığından kaçıp kurtulmak istiyor insan. Ama artık bir sıçrama taşı da yok, tutunacak bir dal da. Hayal gücünün dibini boylamaktan başka yol yok. Bir başlangıç noktası yakalamak istiyor insan: Ama bütün noktalar çok uzaklarda, çok bulanık... "KAYBOLUŞ" GEORGES PEREC️ (Kayboluş)
- Her yapıt başka bir yapıtın aynasıdır. (Harikalar Odası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin