Kitap Künyesi
Yazar: Jack London
Çevirmen: Kemal Kandaş
Yayın Evi: Oda Yayınları
İSBN: 9789754068795
Sayfa Sayısı: 320
Yanan Günışığı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Kırk yıllık kısacık yaşamına kimsenin üstesinden gelemeyeceği işler sığdıran kitaplarında anlattığı "üstün adam"ı bile gölgede bırakan Jack London'un en güzel yapıtlarından biri de "Yanan Günışığı"dır.
Kendiliğinden gerçekçi ve toplumcu Jack London'u, insana o kadar yakın ve inandırıcı yapan, parlak düşler ve çelişkiler üstüne kurulu renkli ve coşkun dünyasıdır. İnsan varlığının birbirini tamamlayan iki yönünü, gerçek ile düşü birlikte kucaklamış, ölümlü katı gerçeklerden ölümsüz şiire uzanmıştır. Gerçeği avuçlarında sımsıkı tutan çağdaş bir masalcıdır Jack London. "Yanan Günışığı"nı okurken gerçekle düşü birlikte yaşayacak, Jack London'a daha büyük bir sevgi ve hayranlık duyacaksınız.
(Arka Kapak)
Yanan Günışığı Alıntıları - Sözleri
- Üstün gelme ve egemenlik kurma tutkusu, değil mi? Korkunç bir hastalık bu!
- "Prensip, kazıklayabildiğin kadar kazıkla prensibiydi. İş oyunundaki herkesin böyle yaptığını görmüştü."
- "Seni gerçekten de seviyorum, ama seninle evlenerek aşkı mahvedemem."
- Elinde muşta sopa, insanların kafalarını kırıp paralarını alman, bu paralardan bir servet yaptıktan sonra da yine aynı paralarla, soyduğun ve kafalarını kırdığın kimselerin yaralarını sarmaya kalkışman azıcık tuhaf olmaz mı?
- Namussuzlar, üstelik torbaları da yırtıp ne kadar un, fasulye ve pirinç varsa hepsini, ta cehennemin bucağına kadar dağıtmışlar!
- Kudret tutkusu! Korkunç bir hastalıktır bu.
- Hayat bir yalancı, bir hilekârdı. Bütün yaratıkları aldatıyordu o.
- "Yerden göğe kadar haklıymışsın sen. Ben bunca yıldır kendi paramın kölesiymişim; eh, iki efendiye birden hizmet edilemeyeceğine göre, paraya boş verdim ben de. Dünyadaki bütün paraları kazanabileceğimden çok daha kısa zamanda seni kazanacağım, işte o kadar."
- "Zayıf karakterli adamlardır bunlar! Bunlar açlıktan geberen insanın bir lokma ekmeğini çalar, mezardaki ölünün altın dişini sökerler de, eğer ölünün ayağına takılırlarsa kazara, sanki kabahat ölününmüş gibi dünyayı velveleye verirler, ya evlat. Büyüğü de küçüğü de, onların hepsi aynı bokun soyudur."
- Aşk...Belayı getiren aşktı. Aşk, ayazdan da açlıktan da beterdi!
- Nerede hareket, orada bereket!
- "Herkes şu ya da bu şekilde kumar oynar hayatta. Çiftçi, havaya ve ekinlerini satacağı pazara karşı kumar oynar. Birleşik Devletler Çelik Korporasyonu da öyle. Yüzlerce, binlerce insanın bütün işi, yoksulları soymaktan ibarettir."
- "Önce şunu söyleyeyim, beni hepiniz tanırsınız. Yanan Gün'üm ben; anladınız mı? Ne Allahtan korkarım, ne Şeytandan, ne ölümden, ne mahvolmaktan. İşte benim dört asım da bunlardır; bu dört as da sizin bütün ellerinizden üstündür."
- Mezarlarınızın üstünde otlar biterken, beni ne zaman asacaklarından haberiniz bile olmayacak, ama ben sizleri gebertmiş olmanın zevkini uzun süre tadacağım.
- "Senet filan da istemez. İnsan asıl zenginlere para verdiği zaman gözünü açmalı, zira bilirsin, her zaman onların hafızaları zayıf olur."
Yanan Günışığı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Olağanüstü güzel bir kitap Yanan Günışığı. Jack London yine kurgusu ve akıcılığı ile mükemmel bir eser yazmış. Felsefesi olan bir kitap. İnsanı neyin mutlu edeceği ve hayatını nasıl yaşamak istediğini sorgulayan kitap. Para ve kazanma hırsı için neleri feda edersiniz. Kitabın son bölümü özellikle çok iyiydi. London'un iyi insan modellemesinin zirve yaptığı bir kahraman var eserde. Herkese tavsiye ederim. Soluksuz okunacak güzel bir kitap. (yasin özen)
Yanan Günışığı: Kitap okuyabileceğiniz en güzel macera ve başarı hikayesini anlatıyor. Alaskada altın arayıcılığı ile hayatını geçindiren yanan günışığı alaska habitatına kendini alıştırmış güçlü kuvvetli herkes tarafından sevilen cesur bir insan. Çalışmayı sever ve ne pahasına olursa olsun sözünde duran biri. Yaptığı işte ileri görüşlü oluşu ve cesareti sayesinde çık kazanıp kazancını daha büyük yatırımlara dünüştüre bilemesi için şehre yerleşir. Cesaret ve korkusuzluğu burada da çok kazandırır lakin aşık olmuştur. Sevdiği kadın uğruna herseyinden vaz geçip sade bir çiftlik hayatına dönüş yapar. Mutlaka okunmasını tavsiye ederim (Namık incekara)
Yanan Gün sanki iki farklı hikaye gibi, daha doğrusu iki farklı kısımdan oluşuyor gibi diyebilirim. Çünkü kitabın ilk kısmı ana karakterin maceracı ve güçlü bir altın arayici olduğu dönemi anlatırken, ikinci kısmı ana karakterin aşk hayatını anlatıyor. En azından bende kitabın yarattığı his bu yönde oldu. İlk kısmı bu nedenle daha çok beğendim diyebilirim. Aşk olması elbet hikayede güzellik yaratmış ama ilk bölümdeki heyecanı bitiren bir aşk olgusu bence hikayeye yakışmamış. Yine de sürükleyici bir eser. Ben bu iki farklı bölüm hissiyatı yüzünden uzun bir ara vererek yeniden başladım ama bu durumdan rahatsız olmayacak bir okuyucu için sürükleyici bir Jack London romanı diyebilirim. İyi okumalar. (Asrın)
Kitabın Yazarı Jack London Kimdir?
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
Jack London Kitapları - Eserleri
- Beyaz Diş
- John Barleycorn
- Martin Eden
- Demir Ökçe
- Ay Vadisi
- Demiryolu Serserileri
- Vahşetin Çağrısı
- Deniz Kurdu
- Uçurum İnsanları
- Alın Teri
- Şampiyon
- Dehşet Ülkesi
- Güneşin Oğlu
- Yanan Günışığı
- Kız, Kar ve Kan
- Düş Ülkelerine Yolculuk
- Sevginin Katıksızı
- Tanrılar ve Köpekler
- Suikast Bürosu
- Kurt Dölü
- Denizin Çağrısı
- Midas'ın Müritleri
- Yıldız Gezgini
- Ölüme Boyun Eğmeyen Adam
- Ataların Tanrısı
- Beyaz Sessizlik
- Can Yoldaşı
- Devrim
- Dönek
- Gece Doğan
- Halk Avcısı
- İnsanın Sadakati
- Meksikalı
- San Fransisco'nun Güneyi
- Sınıf Farkı
- Makaloa Hasırı Üzerinde
- Bana Göre Hayatın Anlamı
- Hawaii Öyküleri
- Büyük Serüven
- Kurt Kanı
- Yakalanış
- Öyküler
- Uzak Diyarlarda
- Bir Kuzey Macerası
- Gece Geçen Serseriler
- Gemide İsyan
- Geleceğin Hikayeleri
- Beyaz Cehennem
- Büyük Evin Küçük Hanımefendisi
- Beyaz Diş - Madam Bovary
- Şafak Kızı
- Beyaz Diş - Esrarlı Ada
- Yumruk
- Buzun Çocukları
- Bin Düzine Yumurta
- Adem'den Önce
- Oyun
- Ateş Yakmak
- Acemi Gece
- Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman)
- Kumarbazlar Cenneti
- Vahşetin Çağrısı - Beyaz Diş
- Ateş Yakmak
- Hayatın Kanunu
- Demir Yolu Çocukları
- Kızıl Veba
- Büyük Sorgu
- Mapuhi’nin Evi
- Ölümcül Dalgalar
- Kadın Denen Mucize
- İlk Savaş, İlk Zafer
- İnsanlığın Sürüklenişi
- Kepaze
- Çinago
- Bütün Dünyanın Düşmanı
- Alice Ruhunu Açınca
- Kahekili’nin Kemikleri
- Dağ Adamı
- Bir Dilim Biftek
- Kırmızı
- Tek Özgürlüğüm
- Güneşe Doğru
- Lost Face And Other Stories
- Theft
- Tom Pomplun
- Kaval Kemikleri
Jack London Alıntıları - Sözleri
- “Sanki kendimin dışında durmuş da kuşkuyla kendime bakıyor gibiydim.” (Deniz Kurdu)
- Henüz çıldırmadım ama çıldırmaya başladığım zaman beni görün;))) (Büyük Evin Küçük Hanımefendisi)
- Yaşlılık zamanlarımızda dine ihtiyaç duyarız Alice. Din bizi yumuşatır, diğer insanların zayıflıklarına, özellikle de nerede sabah orada akşam hovardalık ettikleri ve ne yaptıklarını bilmedikleri gençlik zamanlarında gösterdikleri zayıflıklara karşı daha hoşgörülü ve affedici olmamızı sağlar. (Alice Ruhunu Açınca)
- Ömrüm boyunca gövdemle hayvan gibi çalıştım ve ne kadar çok çalıştıysam çukurun dibine o kadar fazla yaklaştım. (Tom Pomplun)
- °• İnsan her zaman hayattan talep ettiğinin daha azını alır . (Uçurum İnsanları)
- Dünyaya egemen olan kanunu iyi biliyordu: zayıflar ezilir, güçlülere itaat edilirdi. (Beyaz Diş)
- “Bana o gözleriyle bir dakika içinde, bin yılda kitaplarda okuyabileceğimden daha çok şey söylüyordu.” (Büyük Sorgu)
- Bundan şu çıkıyordu ki bir kişi dostluğun d'sini bile bilmez ama soylu biri olabilir! (Uzak Diyarlarda)
- İnsanlar neden şarap içer, at biner, aktristleri tutar, papaz ya da kitap kurdu olur? Öyle isterler de ondan. İşte sana cevap. Hepimiz, elimizdeyse, hoşlandığımız şeyleri yapmak isteriz, elde edelim etmeyelim, istediğimiz şeylerin peşinden koşarız. (Sevginin Katıksızı)
- Güneş her sabah doğar. (Makaloa Hasırı Üzerinde)
- Korkak olduğu için, zorbalığı da korkaklığıyla uyumluydu. (Can Yoldaşı)
- Derler ki, bu aşk hayattan bile daha kıymetliymiş, aşık olanlar böyle söyler. Bir kadın ya da erkek, birini dünyadaki herkesten daha fazla severse, o zaman aşık olduğunu anlar. Böyle denir ama kelimelerle açıklamak fazlasıyla zor. Sadece bilirsin işte, o kadar. (Kadın Denen Mucize)
- “Kalbimde sana duyduğum hisler yıldızlar kadar parlak ve çok, bunu ifade edebilecek bir dil yok. Sana nasıl anlatabilirim ki? Oradalar... Görüyor musun?" (Kadın Denen Mucize)
- Tekdüzelikten uzak olması belki de serseri yaşantısının en güzel yanıdır. Topluluklar hâlinde yaşayan serserilerin ülkesinde, yaşamın yüzü sık sık biçim değistirir. (Demir Yolu Çocukları)
- Yaşamaktan mutluyum, kendi akıl ve gücümden mutluyum, işleri yapmaktan mutluyum, kendim için yapmaktan. Bundan başka yaşamak için bir neden olabilir mi? Kendimden ve yaptığım işlerden keyif almayacaksam, neden yaşayayım? (Buzun Çocukları)
- “Aramızda küçük bir tartışma yaşadık ve yapabileceğimiz en iyi şey, bunun bu kadarla kalmasını sağlamak.” (Vahşetin Çağrısı (Çizgi Roman))
- Kötü olan iyi olanı bozar, her şey birlikte iltihaplanır. (Uçurum İnsanları)
- Bugün n'oluyor, ilkokuldan sonra ortaokul, lise, sonra üniversite, sonra ya memur oluyoruz ya doktor moktor, bildiğimiz serüvenleri de sadece kitaplardan öğreniyoruz. (İlk Savaş, İlk Zafer)
- Hayat hayal kırıklıklarıyla dolu ve öyle olmalı zaten. En tatlı et kıtlıktan sonra gelen ve en yumuşak yatak da zor bir avdan sonra yatılandır. (İnsanın Sadakati)
- Kazanılacak bir oyun gibi gördükleri şeyi yıllarca oynayan insanları izledim. Sonunda kaybettiler... (Dönek)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin