Kitap Künyesi

Yazar: Sezai Karakoç

Yayın Evi: Diriliş Yayınları

İSBN: 3002567100239

Sayfa Sayısı: 223

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Bu kitap, 21 Temmuz 1989-5 Şubat 1992 tarihleri arasında, Haftalık Diriliş Dergisi`nde yayınlanan Başyazılar`dan oluşmuştur.

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 Alıntıları - Sözleri

  • "... durum ne kadar vahim olursa olsun ümitsizliğe kapılmamak gerekir. İnsanoğluna Allah yeni bir çıkış yolunu bulabileceği tükenmez bir yetenek hazinesi bahşetmiştir."
  • Dışa bakmakla dışa teslim olmak aynı şey değildir. Dışa bakmak, hele çağımızda, yaşamak için zaruridir. İki yüzyıldır dışa bakmıyoruz, adeta körlemesine onu içeri davet ediyoruz.
  • Dünya tabiatı, tarihi ve insanlığı kirletenlere, materyalistlere insanlığı ve değerleri sömürenlere mi kalacaktır? Hayır onlara bu dünya sınavı gereği zaman zaman fırsat verilirse de, nöbet sırası saf ve temiz yüreklere, Allah için çarpan kalplere, merhametle, fedakarlık ve feragatla kendini aradan çıkaran insanlara, ferasete, idrake gelecektir. YIKIM BİTECEK YAPIM DÖNEMİ BAŞLAYACAKTIR!
  • Önce, ne olduğumuzu ve ne olmadığımızı, başkalarından nerede ayrıldığımızı yeniden tespit etmeliyiz.
  • [...] Avrupa'ya ya da Amerika'ya giden bir yurttaşımız orada ezan sesine, camiye, bayrağa memlekette iken duyduğundan çok daha gereksinme duymaktadır. Çünkü memlekette bu manevi değerleri hissetmesi için bir şuura malik olması gerekir. Bu şuur verilmemişse bu manevi atmosferi farkında olmadan solur. Ne zaman ki onun dışına çıkar, nefessiz bir insanın boğuluşu gibi bir his içinde kalır.
  • Trene bindirdiler, gidiş boyunca bizi ineceğimiz yere alıştırmaya çalışıyorlar. Onların planına göre biz, trenden indiğimizde bambaşka bir topluluk olarak ineceğiz, ya da trenden hiç inmeyeceğiz, son istasyonda tren bizimle birlikte havaya uçup herhava olacak.
  • İslam Dünyası, Allah'ın kendisine lütfettiği büyük imkanlardan yararlanmadığı için, akıl almaz bir hareketsizlik, etkisizlik içinde çürüyor.
  • Hitler öldü nazizm ve faşizm yok edildi ama onu yok edenler, aynı kendini üstün görme illetine yakalandılar. Amerikalısı da, Rusu da, Avrupalısı da, Çinlisi de, Yahudisi de bu hastalıktan malüller. Zorla başka halkları yönetimleri altlarına almak ve ezmek istiyorlar. [...]ne zamana kadar? Tarihin yeni bir yaprağı çevrilince ye kadar. Allah'ın gazabı onları yerle bir edecek insani kudretin doğuşu, hakikat kudretinin dirilişi için harekete geçinceye değin.
  • Bir halk ancak kendi kültür ve medeniyetinin bir atılımı sonucunda başka bir medeniyet çevresi ile ilişkiye girebilir. Yoksa kendi medeniyetini, kültürünü inkar ederek, yıkarak başka bir medeniyet veya kültür çevresine girmeye çalışmanın adı ölümdür, intihardır ve en onursuz bir ölüm ve özürsüz bir intihardır.
  • İslam'ı sadece bir inanç sistemi gibi görmek ve göstermek, tarihe de, sosyoloji ye de uymayan, realiteyi inkar eden, hayali hakikat sanan, temenniyi gerçek gibi gösteren tarihi bir yanılgıdan başka bir şey değildir. İslam, çekirdeği iman olan insanlık medeniyeti, hakikat medeniyetidir.
  • İslam mutlak hükümdarlığı kabul etmez. devletin başında olan kişi ister seçimle ister babadan oğula geçmek suretiyle orada olsun, hareketlerinde İslam düzeninin kuralları ile bağlıdır. İslam'ın idare ve siyaset hukukunda "huruç allesSultan" denilen bir hak vardır. Sultan İslam'ın kurallarını uygulamazsa ona karşı başkaldırı hakkı doğar İslam'ın bu sahadaki bilginlerine göre. Osmanlı devleti'nde de böyleydi.
  • Düşünelim, o genişlikteki devlette sadece iç güvenliği sağlamak için bugün nasıl bir ağ kurulması gerekir? Telefon, telgraf, telsiz, uçak, otomobil, tren, tank bulunmayan bir çağda at sırtında uçsuz bucaksız ülkelere dağılan az sayıda askerle o düzeni sağlamak elbet mümkün olmazdı. Neydi o düzeni devam ettiren? [...] Dilleri, mezhepleri, adetleri farklı da olsa, ruhları ve kalpleri aynı dili konuşan ve aynı heyecanlarla coşan, aynı sevinç ve kederlerle kaynayan, TEK BİR MİLLET vardı.
  • [...]Üst üste yığılıp meydana getirdikleri din, bilgi, ahlak ve sanat zevkinden oluşan manevi alem, insanoğlunun içinde nefes alacağı, yaşayacağı toplum ocağını teşkil eder. İçinde bulunulduğu zaman birçok insanın farkında olmadığı bu alem, maddi bir alem gibi adeta fiziki varlığı olan bir âlemdir ve insan toplumunuda toplum yapan asıl bu göze görünmeyen dünyadır. Dışına çıkıldığı zaman insanın adeta sudan çıkmış balığa döndüğü bir dünya. [...] Avrupa'ya ya da Amerika'ya giden bir yurttaşımız orada ezan sesine, camiye, bayrağa memlekette iken duyduğundan çok daha gereksinme duymaktadır. Çünkü memlekette bu manevi değerleri hissetmesi için bir şuura malik olması gerekir. Bu şuur verilmemişse bu manevi atmosferi farkında olmadan solur. Ne zaman ki onun dışına çıkar, nefessiz bir insanın boğuluşu gibi bir his içinde kalır.
  • İslam toplumu kötülük doğsun da ona çare arayalım psikolojisini kabul etmez. Önce kötülüğün hiç doğmamasını ister. Kötülüğü doğuracak şartları taşımayacak bir toplum kurar. Kötülüğe engel olan bütün önlemleri alır. Buna rağmen doğan kötülükleri de ortadan kaldıran işleyen bir mekanizma ya bir hukuk ve toplum düzenine sahiptir.
  • Ün için menfaat için yiğitlik, kahramanlık yapmakla sırf Tanrı rızası için gösterilen yiğitlik ve kahramanlık arasında mahiyet farkı vardır.

Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2 İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Diriliş Dergisi 7. Dönem başyazılarının bir arada olduğu bu eser iki ciltlik serinin ikinci kitabı olarak İslam'da devlet mefkuresi özelinde ferd ve cemiyet hayatımızın modernleşme bir nevi ıslahat ve inkılap yoluyla nasıl aslından saparak sahte bir hayata dönüştüğünü anlatıyor. Hakiki hayat ve memat gayemizin yeniden diriliş yoluyla İslam'a dönüş olması gerektiğini bütün yolları Peygamber Aleyhisselam'a çıkaran tahlil, tenkit, teşhis uslübuyla izah ve beyan ediyor. İslam'ın hakim dava ve fikir telakkisinin cemiyet hayatında ve ferd planında her zaman miheng olması için de dün yazılan yazılar olmasına rağmen bugünün meselelerine çözümler sunuyor. Velhasıl okunası... (Ömer Faruk Zorlu)

Sezai Karakoç... Ülkemizde onuruyla varlığını sürdüren, bu toprakların dilini bilerek ve ilkelerinden taviz vermeyerek yaşayan bir hikmet ehli. Baskın politik dilin esiri olmayarak ülkemizin siyasetine yön verme vizyonuna sahip çok kıymetli bir aydın. Bu kitabında da ülkemizin geçtiği politik süreçleri, bu coğrafyanın kaderini etkileyen tüm olayları ısrarlı umudunu kaybetmeyen, güç veren ve müslümanlara, imanın gücüne şüphe etmeksizin inanan bakış açısını sürdürmüş. Anlatımlarında boğucu bir gerçekliği değil bu toprakların ruhu ile yoğrulmuş ince bir dili kullanmayı tabii ki ihmal etmemiş. Okurken ülkemizin politik günceline ve geçmişine dair zengin bir birikime sahip değilseniz çok fazla kitabın içine girmeniz mümkün olmayabilir. Yine de yazarla kurduğum bağ odaklanmaya ve zihnimi zorlayarak anlamaya teşvik etti beni diyebilirim. Ömrün bereketli olsun Sezai Karakoç... (Sena Kübra Çataloğlu)

Kitabın Yazarı Sezai Karakoç Kimdir?

Rivayetlere göre babası Yasin Efendi'nin Muhammed Sezai adını verdiği, ancak ismi nüfus kayıtlarına yanlışlıkla Ahmet Sezai olarak geçirilen Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi.

İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Maraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı.

Ahmet Sezai Karakoç, liseyi bitirdikten sonra çok istediği felsefe bölümünde okumak üzere İstanbul'a geldi, ancak bu bölüme kayıt yaptırdığı halde, maddi zorluklar nedeniyle girdiği sınavını kazandığı Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne burslu öğrenci olarak yerleşti ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu.

Karakoç, 1959-1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu, vatani görevini yedek subay olarak yaptı, 1973'te memurluk görevinden ayrıldı ve ayrıca 1967 yılında ''İslamın Dirilişi'' adlı kitabından dolayı yargılandı.

Sezai Karakoç Kitapları - Eserleri

  • İslam
  • Yitik Cennet
  • Gün Doğmadan
  • Monna Rosa - Şiirler 1
  • Samanyolunda Ziyafet
  • Düşünceler 1 - Kavramlar

  • Düşünceler 2 - Kurumlar
  • Diriliş Muştusu
  • Ruhun Dirilişi
  • Diriliş Neslinin Amentüsü
  • Mevlana
  • Hızırla Kırk Saat - Şiirler III
  • Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler

  • Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV
  • Ayinler / Çeşmeler - Şiirler VI
  • Leyla ile Mecnun - Şiirler VII
  • Ateş Dansı - Şiirler VIII
  • İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü
  • Edebiyat Yazıları 1
  • Edebiyat Yazıları 2

  • Edebiyat Yazıları 3
  • Çıkış Yolu 1
  • Çıkış Yolu 2
  • Çıkış Yolu 3
  • Zamana Adanmış Sözler
  • Yunus Emre
  • Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 1

  • Yapı Taşları ve Kaderimizin Çağrısı 2
  • Unutuş ve Hatırlayış
  • Tarihin Yol Ağzında -İki Röportaj
  • Piyesler 1
  • Meydan Ortaya Çıktığında - Hikayeler 1
  • Mehmed Akif
  • Makamda

  • Kıyamet Aşısı
  • İslamın Şiir Anıtlarından
  • İnsanlığın Dirilişi
  • Portreler - Hikayeler II
  • Gündönümü
  • Dirilişin Çevresinde
  • Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 1

  • Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 2
  • Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3
  • Armağan
  • Batı Şiirlerinden
  • Çağ ve İlham 1
  • Çağ ve İlham 2
  • Çağ ve İlham 3

  • Çağ ve İlham 4
  • Alınyazısı Saati - Şiirler IX
  • İslamın Dirilişi
  • Çağdaş Batı Düşüncesinden
  • Günlük Yazılar 2 - Sütun
  • Ölümden Sonra Kalkış
  • Varolma Savaşı 1

  • Günlük Yazılar 1 - Farklar
  • Günlük Yazılar 3 - Sûr
  • Günlük Yazılar 4 - Gün Saati
  • Üç Kaside
  • Körfez
  • Mağara ve Işık
  • Sesler

Sezai Karakoç Alıntıları - Sözleri

  • Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... (Monna Rosa - Şiirler 1)
  • "İnsan öldükten sonra nasıl dirilecekse, ölmeden önce de dirilebilir." (Günlük Yazılar 2 - Sütun)
  • İçimde Nuh'un en yeni tufanı Dünyaya ayak basıyorum yeniden.. (Körfez)
  • Bir gün öleceğim düşüncesi ve ondan ötesinin muamması, şuurumu alt üst ediyor, kökünden sarsıyor... (Çağdaş Batı Düşüncesinden)
  • "Siz bilmezsiniz, size anlatmak da istemem. " (Gün Doğmadan)
  • Divan Edebiyatını tanımayan, divanları okumamış bulunan kişilerin Osmanlı tarihini de hakkiyle bildikleri söylenemez.. (Edebiyat Yazıları 3)

  • Özgürlük isteyenler, özgürlüğü yok edecek, bağımsızlık! diye bağıranlar, esaretin en koyusuna gömecek öğreti ve güçlerin fedaisi kılınıp cepheye, ölünceye kadar savaş! cephesine sürülüyorlar. (Çağ ve İlham 3)
  • Selam, gönlü gamlarla dolu olan sana. Selam, tahammül edilmez çileleri yüklenmiş olana! (Armağan)
  • Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde Bir kış güneşliğinde Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir Tabiatı aşan bir bildiriştir Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil Görünüşte öç hakikatte değil Faninin sonsuzla barışması Affın mağfiretle yarışması Yaprağın düşüşü değil bu toprağa (Ölümden Sonra Kalkış)
  • Namık Kemal’in, bütün batıcılığına ve tanzimatçılığına rağmen, yazılarında kimi kez İslâm birliğinden bahsetmesi ve genellikle İslama karşı saygılı görünmesi hususu oldu. (Edebiyat Yazıları 3)
  • Kaç aç varsa hepsi ben Kaç hasta varsa hepsi ben Kaç liman önlerinde dönen İşsiz hamal hepsi ben Kaç aşktan ters yüz edilmiş Aşık varsa hepsi ben Bütün çiçeklerle donanıp Bütün insanlarla ölen ... (Körfez)
  • Umutsuzluk geleceği, umursamazlık geçmişi unutturur. (Fizikötesi Açısından Ufuklar ve Daha Ötesi 3)
  • Bu dünya, kışların geçmesi gibi geçer. Ve öbür dünya, yazların gelmesi gibi gelir. İnsanlar, sararıp toprağa karışan,çöl otları gibi ölürler... (İslam)

  • İslam dünyası, medeniyet açısından ölüm sularında yüzüyor… (Düşünceler 1 - Kavramlar)
  • İnkar tutsaklık, inanç özgürlüktür. (Diriliş Neslinin Amentüsü)
  • “Derdim vardır inilerim.” (Yunus Emre)
  • Oku okuyabildiğin kadar ölüm dersinden (Taha'nın Kitabı - Gül Muştusu - Şiirler IV)
  • Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin (Şiirler II - Şahdamar - Körfez - Sesler)
  • İdealini yitirmiş ruh, yetersiz beslenen bir vücut gibi, giderek pörsür, solar ve ölür. (Çağ ve İlham 3)
  • Ne olup ne bitiyor Gün nereye gidiyor (Alınyazısı Saati - Şiirler IX)