Kitap Künyesi

Yazar: Kadri Öztopçu

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750719059

Sayfa Sayısı: 104

--reklam--

Yara Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Daha önce iki öykü kitabını yayımladığımız Kadri Öztopçu'dan bu kez bir roman. Yara, sert, acımasız bir çocukluk öyküsünü anlatıyor. Romanın anlatıcısı, alabildiğine renkli bir babanın, bir tombalacının oğludur. Baba, mahalle kahvelerinin vazgeçilmez simasıdır. Başı bir türlü beladan kurtulmayan, sürekli "içeri" girip çıkan tombalacının öldürülmesiyle birlikte, oğulun yaşamında da ağır, çocuk ruhuyla altından kalkamayacağı bir dönem başlar. 

Kadri Öztopçu, Yara'da anlattığı çevrenin insanlarının tüm hallerine vakıf; onları usta bir ressamın inceliğiyle çiziyor, psikolojik portrelerini, mahalle aralarının jargonuyla bütünleşmiş dillerini tüm gerçekliğiyle gözlemliyor. Sonunda, okurunu yakıcı bir ikilemle baş başa bırakıyor. 

Nitelikli edebiyat okurlarının büyük beğeniyle okuyacağı, "fazladan" tek bir cümle barındırmayan, iyi çalışılmış, şiirsel, hüzünle yoğrulmuş, izi kolay silinmeyecek bir anlatı, Yara.

(Tanıtım Bülteninden)

--reklam--

Yara Alıntıları - Sözleri

  • “Okumaya kitaplar,yazmaya kağıtlar,kurmaya düşler bekliyor beni. Aşık olmaya kızlar..”
  • “Bir ateş topudur pişmanlık,kül eden. Kulakların dayanamayacağı bir uğultu. Sabit kalemle yazılmış yazgıdır-kara bir yazgı,silinmeyen”
  • Hiçbir zaman iyileşmeyecek derin yaralar bunlar.Kan değil irin sızıyor içlerinden ve sızan bu irin,bir sümüklüböcek izi gibi ardıma düşüyor;biliyorum,artık nereye gitsem, kaçıp hangi deliğe saklansam nafile.Alacakaranlığında ömrümün,bir gün,o izden bulacaklar beni ve...
  • "Varsa eğer her şeye gücü yeten şefkatli bir Tanrı, adil bir Tanrı varsa eğer -ki inancımı kaybedeli çok uzun zaman oldu-"
  • "Ölü bir bir babaydı babam, yok bir baba."
  • "Bir kayboluş bu , evet, ama kimse bilmiyor."
  • Bir evin canlanması,bir annenin uyanmasıdır her şeyden önce. Usulca sıyrılarak yorganın altından,doğrulmasıdır.
  • Sorulmaktan kelimeleri yorgun düşmüş, harfleri lime lime olmuş sorulardır bunlar; yıllarca yine de sorarım: İnsan neden yaşar, derim kendi kendime. Ceza mıdır? Dipsiz, çıkışsız bir kör kuyu mudur hayat?

--reklam--

Yara İncelemesi - Şahsi Yorumlar

▶#yara Kadri Öztopçu ile tanışma kitabım oldu.Kitap 6 bölümden oluşuyor daha ilk sayfada hatta ilk satırlarda yazarın dili sizi kitaba çekiyor çünkü şiir gibi bir uslûbu var Tombalacılık yapan babasının öldürülmesi üzerine aile,öç alması için çocuğun eline silah tutuşturuyor. Öç alması gereken kişi ise babasının katilinin oğlu ve aynı zamanda da kendisinin en yakın arkadaşı. Çocuk o küçücük yüreğiyle altından kalkamayacağı bir yük altına giriyor. ' ' ▶Psikolijik tahliller,tasvirler çok güzeldi,kitap çok kısa elinize alır almaz bitiyor ama ülkemizde hala kapanmayan derin bir "yara"ya dikkat çektiği için kapağı kapattığınızda etkisi hala devam ediyor. (ebru cemre)

Bir ölüm, intikam, küçük bir çocuğun iç dünyası, masumiyeti, hayalleri... Kadri Öztopçu, şiirsel anlatımıyla okuyanı bir yolculuğa çıkarıyor. Tasvirler, karakterlerin psikolojik tahlilleriyle, dolu dolu bir roman. Ben okurken tamamen karakterlerle bütünleşip onların geçtiği sokaklarda, onlarla birlikte yürüdüm. İçimi acıttı yazdığı satırlar, çocuğun çaresizliği, yaşadığı -yaşatılan- baskı. Her sayfası ayrı bir dünya. Mutlaka okunmalı bu kitap. Herkesi etkileyeceğini düşünüyorum (Deniz Sinanoğlu)

bir çocukluğun acımasız yaraları: Şiirsel bir dille başlayan kitap, roman-hikaye mahiyetinde ve anlaşılır bir dille yazılmış. Bir oğlun gözünden anlatılır her şey. Bir baba vardır, kavga dövüş sırasında bıçak yarası alır ve hayatını kaybeder. Geride anne ve oğul kalır. Ne yapacaklardır artık? Annenin umudu ölen eşinin kardeşidir. Bir gün amca gelir eve. Ve yeğenine bir hediye verir, hediye tabancadır, oyuncak tabanca tabii ki değil. Yeğenini babanın intikamını alacaksın diye baskı altında alır. Ama babasının katili hapishanededir, katilin oğlunu öldürmesini istenmektedir amcası tarafından, katilin oğlu ise çocuğun en yakın arkadaşıdır, işler böyle sarpa hale gelir. ... Kitap bir çocukluk öyküsüdür, bu öykü biraz roman diline büründürülmüştür, şiirselliğe yakın bir dil vardır. Çocuğun iç dünyası üzerinden anlatımlar vardır. Çocuğun çocukluk günleri bir yaradır. Çevresindeki annesi-amcası-nenesi çocuk için bir baskı gözleridir. Çocuk, en yakın arkadaşının cinayetine zorlanmıştır. (yasinogretmen)

--reklam--

Yara PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Kadri Öztopçu - Yara kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yara PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Kadri Öztopçu Kimdir?

1954'te Samsun'da doğdu. Yazmaya şiirle başladı. Şiirleri,; Yeni Adımlar, Türkiye Yazıları, Güney, Adam Sanat ve Şiiratı; öyküleri ise Adam Öykü, Eşik Cini ve Notos dergilerinde yayımlandı. Reklam yazarlığı yaptı. Çeşitli üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk öykü kitabı Yanlış Hikâyeler 2006'da yayımlandı. 2009'da yayımlanan ikinci öykü kitabı Kuş Oltası, 2010 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü. 2013'te Yara ve 2019'da Kimsenin Bilmediği İnsanlar adlı kitabı yayımlandı. Türk edebiyatının önemli isimlerinden yazar Kadri Öztopçu, 66 yaşında hayata veda etti.

--reklam--

Kadri Öztopçu Kitapları - Eserleri

  • Kuş Oltası
  • Yara
  • Kimsenin Bilmediği İnsanlar
  • Yanlış Hikayeler
  • Saklıköy'ün Kuşçusu

--reklam--

Kadri Öztopçu Alıntıları - Sözleri

  • - " (...) Derin bir soluk aldım, arkama yaslandım, dünyaya baktım, yaşayanların dünyasına: Ölümden başka hiçbir şey yoktu! Bir de hüzün..." (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Sessizlik en iyi müziktir, derim kendi kendime. (Yanlış Hikayeler)
  • "Bir kayboluş bu , evet, ama kimse bilmiyor." (Yara)
  • "Ölü bir bir babaydı babam, yok bir baba." (Yara)
  • El ayak çekilmiş evden, herkes kendi yoluna... Kan kurumuş, ölü soğumuş (Kuş Oltası)
  • ... bir yorgunluk anıtı gibi oturuyor sandalyesinde. Aykut Olmak 7/10 (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Bir evin canlanması,bir annenin uyanmasıdır her şeyden önce. Usulca sıyrılarak yorganın altından,doğrulmasıdır. (Yara)
  • "Topluca susuyoruz. Sessizlik vicdanlarımızı kanatsa da günü kurtarıyor. Vicdanlarımıza tütün basıyoruz." (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Sessizlik mi dedim? Evet. Sessizlik. Sessizlik, dediğin, biriktirmek aslında Müjgan. Gizlice, dipte. Biriktirmek. Bir gün hatırlamak umuduyla biriktirmek. Bir gün, hatırlanmak umuduyla... (Kuş Oltası)
  • "... Çarşamba. Bir tabancanın namlusunda geçirdi bütün günü. Ölüme kaç var? ... Perşembe. Telefona uzandı. Rastgele bir numara çevirdi. Kimsin, dedi karşıdaki. Canım acıyor, dedi Kimsin, dedi karşıdaki yine. Kimim sahi? Bir bilen var mı beni? Canım acıyor, dedi. Karşıdan ses gelmedi bir daha. Yere bıraktı ahizeyi. Meşgul sinyali. ...Cuma. Dağılmış bir kafatası. Karasineğe gün doğmuş. Acı yok. (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Aslını bulamayan suretiyle idare ediyor. (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Hiçbir zaman iyileşmeyecek derin yaralar bunlar.Kan değil irin sızıyor içlerinden ve sızan bu irin,bir sümüklüböcek izi gibi ardıma düşüyor;biliyorum,artık nereye gitsem, kaçıp hangi deliğe saklansam nafile.Alacakaranlığında ömrümün,bir gün,o izden bulacaklar beni ve... (Yara)
  • Kadehlerimiz boşalmıştı. Barmen dolularını getirdi, "Yanında bir şeyler ister misiniz?” dedi. "Evet," diye yanıtladım, "birazcık umut!" Bir yandan küllüğü değiştirirken, alaycı bir sesle: "Hiç kalmadı abi," dedi, "kainatın hali ortada!" Kainatın hali ortadaydı. Kalbimin kırığıysa masanın üzerinde. Üstelik al birini vur ötekine! (Yanlış Hikayeler)
  • Kimse yok. Ne gelen ne giden. Arayan. Soran. Yok. Herkes bir yana savrulmuş. Kendi derdinde, tasasında. Hayat gailesi, diyorum, kolay mı. Dünya böyle oldu. (Kuş Oltası)
  • “Okumaya kitaplar,yazmaya kağıtlar,kurmaya düşler bekliyor beni. Aşık olmaya kızlar..” (Yara)
  • Bir takvim. Sararmış yaprağı yıllar öncesinin bir eylül gününe aitti. Öncesi yoktu, belli ki yaşanmış ve koparılmış. Sonrası ise, orada, duvarlardaydı işte. Yaşanmamış. Yaşamdan koparılmış. Öylece, belki umut ederek, belki umutsuzca beklemiş. Hüznü kan tadında. Rüzgarı yok. #YanlışHikayeler #KadriÖztopçu (Yanlış Hikayeler)
  • Kulağını dayasan uğultusunu dinlersin akla ziyan bir ömrün. (Kimsenin Bilmediği İnsanlar)
  • Kadehlerimiz boşalmıştı. Barmen dolularını getirdi, "Yanında bir şeyler ister misiniz?” dedi. "Evet," diye yanıtladım, "birazcık umut!" Bir yandan küllüğü değiştirirken, alaycı bir sesle: "Hiç kalmadı abi," dedi, "kainatın hali ortada!" Kainatın hali ortadaydı. Kalbimin kırığıysa masanın üzerinde. (Yanlış Hikayeler)
  • Yorgundunuz, çok yorgun. Bütün gün dişe dokunur hiçbir şey yapmamanın, gidecek bir yer, konuşacak bir insan bulamamanın (bunu başkalarının anlaması çok zor) ağır yorgunluğu. Yılların. (Kuş Oltası)
  • Konuşmuyor da. Söylemiyor, ne düşünür, ne hisseder. Bilmiyorum bu sebepten. Belki düşünmüyor. Hissetmiyor artık. Belki de düşünceleri, duyguları o kadar derin, öyle kederli ki, çıkarıp ortaya ayan beyan açık etmesi zor. Belki acı veriyor. (Kuş Oltası)