Kitap Künyesi

Yazar: Ferit Edgü

Yayın Evi: Can Yayınları

İSBN: 9789750708381

Sayfa Sayısı: 88

--reklam--

Yaralı Zaman Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Burda bizi yargılarlar mı, diyor aralarından biri.

Burda sizi neden yargılasınlar, diyorum.

Sınırı geçtik, diye.

Sınırı daha önce de geçmiyor muydunuz, diyorum.

O zamanlar bambaşkaydı, diyor öbürü.

Kimse yargılamaz sizi. Burda kendi yurdunuzdasınız, diyorum.

Ne dedin, diyor Vahap.

Korkmamaları gerektiğini söyle onlara, diyorum.

Bu dağlarda korkmadan yaşanır mı Beyim, diyor Vahap.

Doğrusun, Vahap, diyorum. Ama korkarak da yaşanmaz.

Karşımdaki iki dağlı, konuşmamızı anlarmış gibi gülüyorlar birlikte...

Ferit Edgü, ilk kez 1977'de yayınlanan O [Hakkâri'de Bir Mevsim] adlı romanında, Türkiye'nin Doğu'suna, sarp dağlarına, umarsız insanlarına bir ağıt yakmıştı. Melih Cevdet Anday'ın "gerçeğin inanılmaz bir düşe dönüştüğü, şaşırtıcı bir öykü" diye nitelediği O'dan tam otuz yıl sonra, Edgü Yaralı Zaman'la yeniden Doğu'ya dönüyor. Bu kez, hiç de düşsel olmayan Hakkâri'de bir yolculuğa çıkıyor.

(Tanıtım Yazısından)

--reklam--

Yaralı Zaman Alıntıları - Sözleri

  • Zamanı kimse kimseye anlatamaz.
  • Kaldı ki, sanırım, daha korkunç şeyler göreceğiz.
  • Bilmez misin ki burda hayat yoktur, burda ölüm vardır.
  • "Bilmez misin ki burda hayat yoktur, burda ölüm vardır. Ne işin var senin burda?"
  • "Sözcüklerini anlamıyordum ama ezgiyi anlıyordum. Ölüm müziğini herkes anlar, öyle değil mi?"
  • “Bir gün içinde bile , birkaç kez ölebilir insan.”
  • Tüm sustukların. Tüm kendine sakladıkların. Tüm anlatmak isteyip anlatamadıkların. Tüm anlatacakların. Tüm anlatmak isteyip vakit bulamadıkların. Tüm anlatmak isteyip sözcük bulamadıkların. Tüm çabaların. Boş, yankısız.
  • Dağlara, dağların yalçın kayalıklarına, bulutların içindeki doruğa baktı Avcı. Birden bir ayaz çıkmıştı sanki, iliklerine değin ürperdi. Zaman yoksa ne var burda, dedi çenesi titreyerek Avcı. Bir an olsun duraksamadan yanıtladı rehber: Ölüm var, dedi. Yalnızca ölüm var. Ölümün zamanı var mıdır? Bilmiyorum, dedi Avcı Ben sana söyleyeyim, dedi rehberi, Yoktur.
  • Bari ölmeden önce çocuklara yiyecek bir şeyler verseydiniz dedim. Niçin, dedi. Hiç değilse tok ölsünler, dedim.
  • “Ma tu nizam ku daren van çiyayan zinarın” Bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır.
  • Sonra cehennemin içine girdiler. Cehennemdi. Ateş. Dört bir yanları. Orda kim varsa öldürdüler. Çocukları öldürdüler. Kadınları. Bebeleri. Koyunları. Tokluları Kurtları. Köpekleri. Erkekler zaten yoktu. Otları öldürdüler. Taşları. Toprakları. Ağaçları. Geceyi ve gündüzü. Cehennemdi. Nereye, nasıl çıkacaklarını bilmiyorlardı. Yalnız öldürüyorlardı. Kimi öldürdüklerini bilmeden. Yalnızca öldürmek için. Dağlardaki kar kana dönüştü. Zap kıpkızıl akmaya başladı. Görenlerin gözü kör oldu. Duyanların kulağı sağır oldu. Anlatanların dili tutuldu. Yazanların kalemi kırıldı.
  • "Burada âdettir, diyor Vahap, gurbette doğan çocuğa Ferman adı verilir."
  • Ve artık sen de olmayacaksın ben de olmayacağım Ve artık karşılıklı oturup konuşmayacağız
  • Bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır.

--reklam--

Yaralı Zaman İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Ben Hakkâri'de Bir Mevsim'i okuyunca Doğu görevi yapmış kadar oldum demiştim. Hiçbir yapaylığı yoktu, az çok duyduklarımdan bildiğim bir o zamanların Hakkârisi çok gerçek gelmişti. Gerçek, soğuk ve kasvetli. Yaralı Zaman ise daha farklı bir hikaye. Yazında minimalizmi yansıtan bir hikaye. Az sözle çok şey anlatmak. Ve yine bazı bazı anlatıyı şiirin duvarına yaslamış. Bence en çok bu sebepten daha kolay okunuyor. Bu nasıl roman ya da hikaye diyebileceğiniz bir şekilde yazıyor Ferit Edgü. Okurken benim hissettiğim ise, herkes uyuduktan sonra düşen o ses tonları ve yavaşlık olur ya konuşmada. Sanki öyle anlatıyor, geceyi çatlatmayacak naiflikte. Usul usul ama bir ürpertiyle. Hafif bir serinlik hissiyle. Bu kitabımızın konusu alenen belirtilmese de Halepçe Katliamı. Daha sonraları bir söyleşide kendisi de söylüyor. "Halepçe'yi İstanbul'da bir yara gibi yaşadım." diyor. Hikayedeki gibi gazeteci olarak gitmek istiyor aslında ama onun yerine başkasını gönderiyorlar, o da gitmeden gitmiş gibi anlatıyor. Ne de olsa düşler de gerçektir. Ne de olsa düş gücüyle yolculuklara çıkılabilir. Kitaplarını okumanın kolay olduğundan bahsetmiştim şeklinden ötürü, dili de yormaz. Sade bir dille, aslında fazla da edebiyat yapmadan anlatır. Daha doğrusu yer yer edebiyat yapmaktan ziyade hikayenin bütünü öyledir. Bir bakmışsınız bütünüyle bir düştesiniz. Ferit Edgü resim sanatıyla da ilgili olup öğrenimini de Paris'te tamamlayan biri, Paris sanat ve kültür açısından entelektüel olma yolunda çok şey katmasına rağmen Doğu'yu daha gerçekçi bulmuş. İnsan kendisini daha iyi buluyor orada. Başka hiçbir şey yok çünkü. Dağlar var. Konuşsan sesin çarpıp sana dönecek yine. Sen yine kendin kendinle konuşacaksın. O zaman aynı zamanda insanın kendi içine yolculuk diyebilir miyiz? Bence deriz. (cansu)

“Burda günler, sen söylenenlere bakma, hep uzundur. Yaz da uzundur, kış da uzundur. Gecelerin ise süresi yoktur.” (s.25) • kitap/kimse--33339 (1976), kitap/hakkaride-bir-mevsim--1555 (1977). Ve Hakkari’de Bir Mevsim’den otuz yıl sonra 2007 yılında tekrardan Doğu diyor Ferit Edgü. Yaralı Zaman. • Düşsel bir yolculuk mu peki bu? Aklıma Poe ve şiirleri geliyor: “Bu kitabı, düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum.” notunu koymuştu eserinin girişine. • “Buradasın, ama sanki burada değilsin, diyor Kadın. Yakında gidiyorum, diyor Adam.” (s.7) Bir yolculuğa çıkarır anlatıcısını Edgü. Doğu’ya. Hakkari’ye yazacağım; ama sınırları kaldırın. • Vahap. Rehberi, tercümanı. Yan yana. Birlikte. Koyuluyorlar yola. Besna’yı da anlatacak, Maral’ı da. Dağı da anlatacak, taşı da. • Ve Zap diyecek. Ulu Zap. “Ve tüm sözcüklerini salların üzerinde sularına salmak istiyor.” (s.55) • Yine şiirsel, yine etkileyici, yine vurucu. Edgü’yü okumak zorundayız. Buyurun. (Adem Kara)

Yaralı Zaman: "Ama o dağlar başka dağlardı. Unutmadım, diyor Adam." Ferit Edgü 1977 yılında yayınlanan kitabı Hakkari'de Bir Mevsim'den otuz yıl sonra tekrar bir doğu yolculuğuna çıkarıyor biz okurları Yaralı Zaman'la. Bu kez Hakkari'de Bir Mevsim'deki öğretmen değil, bir gazeteci ve ona bu yolculuğu boyunca eşlik eden rehberi Vahap'la çıkıyoruz bu zor yolculuğa. O topraklarda doğmuş bir gazeteci olan anlatıcı, bu kez görev nedeniyle doğduğu topraklara tekrar gider . Zaman; karşı taraftan insanların mülteci olarak sınırlardan geçtiği, çetin yaşam koşulları ile mücadele edilen, kar, kış, soğuk, açlık ve tabii tüm bunların ötesinde yurdundan, toprağından kopup yeni bir hayata tutunma çabasının verildiği bir zamandır. "Bari ölmeden çocuklara yiyecek bir şeyler verseydiniz dedim. Niçin, dedi. Hiç değilse tok ölsünler dedim." 30 yıl önce Hakkari'de Bir Mevsim'le başlayan hikayenin bir durak noktası adeta Yaralı Zaman. İki kitapta okunduğunda, geçen 30 yılda hiçbir şeyin değişmediğine, hala aynı acıların yaşandığına şahit oluyor insan. Doğuda zaman yaralı, gövde yaralı, yurt yaralı. Coğrafya kader mi sorusunu da aklına getirmeden duramıyor insan. Cevap ise çok açık. Evet malesef coğrafya kader. Ferit Edgü'nün düşle gerçek arasında gidip gelen, zaman zaman bir şiir, zaman zaman düz yazı formundaki masalsı anlatımı , her ne kadar keyifsiz bir tabloyu gözümüzün önüne serse de Hakkari'de Bir Mevsim'i okuyanlar için ve Ferit Edgü ile henüz tanışmayanlar için güzel bir secenek Yaralı Zaman. Sağlıkla ve kitaplarla kalın. (Filiz)

--reklam--

Yaralı Zaman PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Ferit Edgü - Yaralı Zaman kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaralı Zaman PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Ferit Edgü Kimdir?

İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde başladığı eğitimini Paris'te sürdürdü (1959- 1964). Acedemie du Feu'de seramik öğrenimi gördü. Sorbonne'da felsefe, Louvre'da sanat tarihi kurslarına katıldı.

Yedek subay öğretmen olarak Hakkari ve Beypazarı'nda askerlikten sonra (1967), bir yıl daha Paris'te kalıp İstanbul'a yerleşti (1968). Man Ajans'ta reklam yazarlığı yaptı. Buradan ayrılıp kendi reklam şirketini kurdu.

Öykü yazarlığının yanı sıra, resim eleştirileri ve denemeleriyle ün yaptı. 1977 'den beri Ada Yayınları'nı yönetiyor. Kaynak dergisinde edebiyata adım attı. 1952-1953 yıllarında şiirler yazdı. Ama ilk öyküsü ocak 1954'te Yeni Ufuklar dergisinde çıktı . Aynı yıllarda Şairler Yaprağı (1954), Mavi'de de şiirleri yayımlandı (1954). Daha sonraları Yeni Ufuklar, Vatan Sanat Eki, Mavi, Pazar Postası, Dost'taki öyküleriyle (1954-1959); Ataç, Yeni Dergi, Eylem, Papirüs, Ant, Soyut, Milliyet Sanat, Hürriyet Gösteri dergilerindeki deneme ve incelemeleriyle tanındı.

Bir Gemide kitabıyla 1979 Sait Faik Hikaye Armağanı, Ders Notları'yla 1979 TDK Deneme Ödülü, Eylül'ün Gölgesinde Bir Yazdı adlı??seriyle Sedat Simavi 1988 Edebiya Ödülü'nü aldı. Ayrıca O adlı romanı Hakkari'de Bir Mevsim adıyla ve Onat Kutlar'ın senaryosuyla sinemaya uyarlandı. 33. Berlin Film Festivali'nde (1983) ve 2. Akdeniz Kültürleri Film Festivali'nde ödüller aldı (1984).

Ferit Edgü Eserleri

Roman

Kimse (1976)

O/Hakkari'de Bir Mevsim (1977)

Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı (1988)

Öykü

Kaçkınlar (1959)

Bozgun (1962)

Av (1968)

Bir Gemide (1978)

Çığlık (1982)

Binbir Hece (1991)

Doğu Öyküleri (1995)

İşte Deniz, Maria (1999)

Do Sesi (2002)

Avara Kasnak (2005)

Nijinski Öyküleri (2007)

Senaryo

Hakkâri'de Bir Mevsim (O adlı romanından senaryo, Onat Kutlar ile birlikte)

Deneme

Tüm Ders Notları (1978)

Yazmak Eylemi (1980)

Şimdi Saat Kaç? (1986)

Yeni Ders Notları (1991)

Seyir Sözcükleri (1996)

Devam (2001)

Sözlü/ Yazılı (2003)

İnsanlık Halleri (2003)

Şiir

Ah Minel Aşk (1978)

Dağ Şiirleri (1999)

Anı

Görsel Yolculuklar (2003)

Biyografi

Abidin (2003)

Avni Arbaş (2001)

Osman Hamdi-Bilinmeyen Resimleri (1986)

Çocuk Kitabı

Doğa Dostları (2004)

Çeviri

Düşüş (Albert Camus, 1961),

Godot'yu Beklerken (Samuel Beckett, 1963),

Bugünün Dünyasında Felsefe (Jean Wahl, 1965), A

Aydınlar ve Toplum, (Antonio Gramsci, V. Günyol , B. Onaran'la, 1967),

Amerika: Şiirler (Allen Ginsberg, Lawrence Ferlinghetti, 1976).

Monografi

Bunların dışında Abidin Dino, Yüksel Arslan, Van Gogh, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Füreya, Aliye Berger, Ergin İnan, Fikret Mualla, Avni Arbaş üzerine yayımlanmış monografileri var.

Ödülleri

Sait Faik Hikâye Armağanı 1979 (Bir Gemide)

Türk Dil Kurumu Deneme Ödülü 1979 (Tüm Ders Notları)

Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü 1988 (Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı)

--reklam--

Ferit Edgü Kitapları - Eserleri

  • Hakkari'de Bir Mevsim
  • Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı
  • Yazmak Eylemi
  • Selma Gürbüz İçin Üç Yazı
  • Çığlık
  • Her Şeyin Sonundayım
  • Yaralı Zaman
  • İşte Deniz, Maria
  • Do Sesi
  • Buluşmalar
  • Av
  • Tüm Ders Notları
  • Bir Gemide
  • Kaçkınlar
  • Şimdi Saat Kaç
  • Doğu Öyküleri
  • Leş
  • Kimse
  • Nijinski Öyküleri
  • Giden Bir Kedinin Ardından
  • Cahil
  • Van Gogh - Yüz Yıl Sonra
  • Biçimler, Renkler, Sözcükler
  • Yüksel Arslan: İlişki, Davranış, Sıkıntılara Övgü'den Arture'lere
  • Avara Kasnak
  • İlk Öyküler Kaçkınlar / Bozgun / Devam
  • Yeni Ders Notları
  • Özyurdunda Yabancı Olmak
  • Korkuyorum
  • Ah Min-el Aşk
  • Binbir Hece
  • Abidin
  • Seyir Sözcükleri
  • İnsanlık Halleri
  • Paraboller
  • Kaza Sözleri ve Öteki Metinler
  • Devam
  • Görsel Yolculuklar
  • Sözlü - Yazılı
  • Kültür Emperyalizmi
  • Batı Kültürü Önünde Hiçbir Saplantım Yok - Mektuplar
  • Ergin İnan
  • Dengê Doyê
  • Duo
  • Osman Hamdi Bilinmeyen Resimleri
  • Yolun Gittiği Yer
  • Orhan Duru Ölmeden Önce - Öldükten Sonra
  • Fikret Muallâ - Albastı Defterleri
  • Bozgun

--reklam--

Ferit Edgü Alıntıları - Sözleri

  • ... bir insanın ne kadar gizi varsa, o kadar. (Biçimler, Renkler, Sözcükler)
  • Başkalarının değil, kendi sözcüklerinle konuşmasını öğren. (Leş)
  • "Gelmiş geçmiş hiçbir yazar Kafka kadar kendi çöplüğünde eşelenmedi." (Tüm Ders Notları)
  • Her zaman aramak gerek. Her zaman. Bulduğunda bile. Yeniden aramaya koyulmak gerek. Başka nasıl yol alınabilir? (Devam)
  • Cahil hukuk tanımaz. (Cahil)
  • Çaresizlik, dedim, çaresizlik, çaresizlik, çaresizlik. Ağlama dedi Canan. Sus, ağlama, çaresizliğe bir çare bulunur elbet. O da biliyordu bizim çaresizliğimizin çaresi yoktur. Biz bu yaşamın içinde bir başka yaşamın yolcusuyuz ve bu yolculuk çok uzun sürmez. (Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı)

--reklam--

  • Ateşle çevrili -ya da boşlukla- bir yalnızlık içindeyiz. (Özyurdunda Yabancı Olmak)
  • Jiyan, nexweşîyekê rih e. Novalis (Yaşamak, ruhsal bir hastalıktır) (Dengê Doyê)
  • Dünyadan dargın ayrıldım. (Orhan Duru Ölmeden Önce - Öldükten Sonra)
  • Her zaman aramak gerek. Her zaman. Bulduğunda bile. Yeniden aramaya koyulmak gerek. Başka nasıl yol alınabilir? (Devam)
  • "- Bana unuttuğun bir öykünü anlatsana? - Hangi öykümü? - Yaşadığın ve unuttuğun bir öykünü. - Tüm öykülerimi mi demek istiyorsun?" (İşte Deniz, Maria)
  • Yaşamak, yaşamayı sürdürebilmek için kişiliğini bulmak zorundasın. (Hakkari'de Bir Mevsim)
  • O sıralar bir sözcük arıyordum. Bir sözcük. Bir tek sözcük. Bilmiyorum neydi? Hiçbir şey anlatmayacak olan? (Bozgun)

--reklam--

  • Hep aynı... Dün de bugün de.... (Av)
  • Bir beraberliğin, anlaşmanın kıvancından çok, bir acının, yan yanayken bile aralarında bir uzaklığın bulunduğunu biliyordu. (Av)
  • Bu karanlığın en yoğun noktasından kopmuş ben ben bu muyum? (Paraboller)
  • ''Ben bir insan müsveddesiyim" diyor Kierkegaard " (Tüm Ders Notları)
  • Gün geçtikçe uzaklaşıyoruz birbirimizden ve kendimizden... (Av)
  • Yaz boz tahtası yaşam. Sen ne kadar ölürsen öl. (Kaza Sözleri ve Öteki Metinler)
  • Umutsuzluk insanı her yere götürür. Evet, tabii, intihara bile. (Yazmak Eylemi)