Kitap Künyesi
Yazar: Javier Marias
Çevirmen: Roza Hakmen
Orijinal Adı: Tu Rostro Manana 3: Veneno Y Sombra Y Adios
Yayın Evi: Metis Yayınları
İSBN: 9789753428798
Sayfa Sayısı: 512
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Javier Marías'ın başyapıtı Yarınki Yüzün'ün son cildi Zehir, Gölge, Veda ilk iki ciltte bir kısmına tanık olduğumuz hikâyeyi, İspanyol çevirmen Jaime Desa'nın Londra'da gönüllü sürgün olarak yaşadığı çalkantılı dönemin hikâyesini nihayete erdiriyor. Daha önce şöyle bir değinilerek gizem perdesiyle sarmalanan olaylar aydınlanıyor, sisler dağılıyor, yapboz tamamlanıyor.
Tıpkı ilk iki cilt gibi Zehir, Gölge, Veda da ustalıkla birbirine bağlanmış iç içe hikâyelerden oluşan, muazzam diliyle tam bir edebiyat ziyafeti çeken, düşünsel yönüyle zihne bol malzeme sunan, okura yoğun ve sıradışı bir tecrübe yaşatan bir eser.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda Alıntıları - Sözleri
- ...zihnin kaydettiği her veri, unutuş ona ulaşıncaya kadar zihinde kalır; unutuşun ise tek gözü daima kördür...
- Savaşta düşmanlar hangi sınıfa girer bilemiyorum. İnsan hiç tanımadığı kişilerden ve eski dostlarından nefret eder, bir veya birden fazla ülkenin tamamından, kapsamlı biçimde nefret eder. Biraz düşünecek olursan çok tuhaf bir şey. Hiçbir anlamı yok, ayrıca müthiş bir israf.
- İnsan başlangıçta biri olmadan ya da birinden uzakta yaşayamayacağını sanır; ilk zamanlar acısı o kadar keskin ve süreklidir ki, sınırsız bir batış ya da sürekli ilerleyen, sonu gelmez bir mızrak gibi hissedilir, çünkü mahrum olunan her dakika önemlidir, ağırlığı hissedilir, kendini fark ettirir, bizi boğar; günün saatlerinin geçmesini bekleriz sadece, saatlerin geçişinin yeni bir şey getirmeyeceğini, bekleyişin bekleyişinden başka şey getirmeyeceğini bile bile.
- ...hatırlandığımız sürece, meraklı biri fotoğraflarımıza baktığı sürece dünkü yüzümüze sahip oluruz; buna karşın bütün yüzlerin kuru kafaya, küle dönüştüğü bir yarın gelecektir; o zaman yüzlerin önemi kalmayacak, hepimiz birbirimize benzeyeceğiz, bizler, düşmanlarımız, en sevdiklerimiz ve en nefret ettiklerimiz.
- Onunki iktidarsız ve sonuç vermeyecek, engellenmiş bir nefretti, panik ya da korkuyla karışıktı; belki de çocuklarınki gibi bir nefretti, çocuklar fazlasıyla uzun süre aykırı çocuk bedenlerinde kalmaya, kendilerini zıvanadan çıkaran fuzuli bir bekleyişe mahkum olduklarını bilirler, oysa nihayet büyüdüklerinde o nefreti hatırlamayacaklardır bile.
- Günümüzde önüne gelen şeye ‘savaş suçu’ adı veriliyor, sanki savaş büyük çoğunluğu peşinen bağışlanmış suçların işlenmesinden oluşmuyormuş gibi.
- Her insanda başka insanların yankıları vardır.
- Yalanı iş edinmiş çok sayıda insan müthiş bir güçtür, etkisiz hale getirilmesi imkansızdır. Her savaşta çok sayıda yalan vardır, yalanlar savaşın temel unsurlarından biri, bazen başlıca unsurudur. İşin kötüsü, hiçbir şey asla kesin olarak yalanlanamaz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, aldatmacayı sürdürmeye hazır insanlar vardır her zaman; herhangi bir aldatmacayı, en gerçeğe aykırı, en çılgınca olanları bile.
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Uzun ve keyifli bir yolculuğun sonuna gelmiş gibiyim. Külliyatına zaman zaman dönüp okumalar yaptığım çağdaş İspanyol edebiyatının en parlak kalemlerinden (gönüllerin Nobel’inin sahibi) Javier Marías’ın ünlü üçlemesinin (aslında yedi kitap, üç cilt) son cildi Zehir, Gölge, Veda tek kelimeyle muhteşemdi. (Dikkat, fazlasıyla subjektif ve duygusal bir yorumdur) Serinin diğer ciltlerinin de başlıkları içeriklerine çok uygundu ama son cilt (yani son üç kitap) için seçilen Zehir, Gölge ve Veda başlıkları içerik-başlık uyumunda benim için zirveye yerleşti. Anlatıcımız (zamanla gönlümüzü kazanmayı bilen) Jaime (Jacobo, Jacques, Jack) Deza, anlatmanın zorluğundan dem vurarak başlamıştı seriye. Bu son ciltte bu zorluğun nereden ileri geldiğini çok net bir şekilde görmemizi sağlıyor. (Boğazım düğüm düğüm, gerisini anlatamam). Ama kitaba dair diğer anlatacaklarım buraya sığmayacak biliyorum. Öncelikle Marías’ın diğer romanlarında olduğu gibi bu kitapta da olan yoğun Shakespeare etkisinden bahsetmeliyim. Othello üzerinden seri boyunca ve ağırlıklı olarak son ciltte kullandığı Iago imgesi şahane bir şekilde yedirilmişti metne. Shakespeare’den alıntıladığı (Jaime’nin eşsiz hafızasına sağlık) her bir satır için yazara gıyabında teşekkür ediyorum. Okurlarına sunduğu kendine has edebî lezzetin içinde kendi imzasını taşıyan güzelliklere daha da güzellik katmayı başarmış, kendi eserine görülmemiş bir başarıyla mal etmiş o unutulmaz dizeleri. Tabii ki, Shakespeare alıntılanan tek yazar ya da şair değil, daha niceleri var (şarkı, film, tiyatro oyunu ve hatta sanat eserleri de cabası). İkinci olarak, romanın otobiyografik ya da biyografik unsurlarını gözümüze sokmadan sunduğu için Marías’ın önünde saygıyla eğiliyorum. Ayrıca bu tarafıyla, “ben savaşın her türlüsüne karşıyım,” diye bas bas bağırmadan yazılabilecek en şairane ve duygusal savaş karşıtı metni yazmış olabilir Marías. Bu yorum daha da uzamadan serinin çevirmeni Roza Hakmen’e de bir teşekkür gelsin; ellerine, gözlerine sağlık, ömrüne bereket diyorum. Özetle, hacimli kitapları okurken karakterlerle ve hikâyeyle uzunca bir süreyi beraber geçirdiğim için genelde şükran duyarak hissettiğim o duyguyla bitiriyorum bu yorumu. Marías’ın kurgu evrenine uzun süreliğine misafir olmak harikaydı. Kitap bitti diye üzüldüm. Son cümlem sevgili anlatıcımıza gelsin: “İyi ki anlattın Jaime, iyi ki…” (Nur)
Yarınki Yüzün: Anlatmanın imkansızlığı, manasızlığı hatta saçmalığına rağmen insanın anlatmaktan başka bir çıkar yol bulamaması hayatım boyunca en çok kıvrandığım konulardan birisidir ve Marias içimdeki bu huzursuzluğu anlatmaya çabalayarak 21. yüzyılın en iyi romanını bizlere sunmuş. Pek çokları Proust ile kıyaslamış onu. Düşününce haksız değiller, bir madlen keki nasıl binlerce sayfalık bir destana dönüşmüşse kurumuş bir kan damlası da Marias ile beraber bir destana dönüşmüş. Şu ana kadar okuduklarım arasında dili en iyi kullanan ikili de şüphesiz onlar. Proust okurken her ne kadar başı sonu belli bir şey okuduğumu bilsem de onun dinleyeni mest eden büyük bir geveze olduğunu ve sayfaların arasında dolaşırken acaba hiç susmayacak mı diye düşündüğümü hatırlıyorum. Fakat Marias için bunu söyleyemem. Her ne kadar Marias uzunca cümleler ve yüzlerce sayfa süren bazı sahneler ile Proust'u andırsa da Proust'un aksine bir gevezeyi değil de anlatmak için acelesi olmayan birisini çağrıştırdı bana. Proust madlen kekinin sihirli gücünde olduğu gibi anılarının içerisinde bir çağrışım ile okuru yakalayabileceğini ve belki de bir şekilde anlaşılabileceğini düşünüyordu veya en azından anlaşılmayacağına olan inancı Marias kadar yüksek değildi. Proust bu sebeple anlattıkça anlatıyordu fakat Marias anlatmamanın yani susmanın doğru olduğunu söyleyerek başlıyor cümlelerine. Anlaşılmamayı kabullenen Marias anlaşılmazlığını hiç acele etmeden heybetli bir şekilde sunmak istiyordu belki. Kitabın son sayfasını kapatıp anlamsızca duvarı izlediğim o belirsiz zaman diliminin ardından susmayı sürdürmemin en doğrusu olacağını düşünsem de tıpkı Marias gibi anlatmayı tercih ediyorum. Kim bilir belki de biri çıkıp Marias'ı haksız çıkarırcasına anlayacaktır beni (Emre Yaman)
Javier Marias, kitaplarınin isimlerini Shakespeare'in eserlerinden seçiyor. Yarın Savaşta Beni Düşün, Ufkun Öte Yanı, Beyaz Kalp gibi gibi... Yarınki Yüzün üçlemesi de onlardan biri. İlk kitap Dans Ve Rüya, ikinci Kitap Ateş ve Kılıç ve son kitap da Zehir, Gölge, Veda. Yarınki Yüzün üçlemesi, kişisel listemin üçüncü sırasında yer alacak kadar önemli benim için. Okumayan birine anlatabilmek çok zor. O kadar detaycı, o kadar ince işlenmiş bir kitap ki. Bazen cümlelerin iki üç sayfa sürdüğü olabiliyor. Ama asla laf kalabalığı yok. Jaime Deza asıl karakterimiz. İnsan davranışı yorumculuğu yapıyor. Bir video ya da bir fotoğraf üzerinden insanların yarın ne yapabileceğini tahmin etmeye çalışıyor. Karısından ayrılmış, bunun acısını içinde taşıyor. Bir tarafta ise karanlık adam Tupra karakteri var. İstihbarat şefi gibi bir şey. Gizemli, tehlikeli biri. İlk iki kitabı bitirmiş ve son kitabın çevrilmesini beklemeye başlamıştım ki o ara askere gittim. Üçüncü kitap askerliğin sıkıcı günlerine gün gibi doğdu:)) Ayrıca Roza Hakmen'in müthiş çevirisi önünde de saygıyla eğiliyorum. Son olarak da benim zihnimde kitapla özdeşleşen bir şarkı bırakmak istiyorum: Radio Tarifa, Maňaňa. Selamlar saygılar... (Rıdvan Yavaş)
--reklam--
Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Javier Marias - Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Javier Marias Kimdir?
İspanyol romancı, deneme yazarı, çevirmen. 1951'de Madrid'de doğdu. Çocukluğunun bir kısmını babası düşünür Julián Marías'ın çeşitli üniversitelerde ders verdiği ABD'de geçirdi. Yazarlık hayatına on yedi yaşında yazdığı Los dominios del lobo (Kurdun Toprakları) ile atılan Marías, Madrid Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı eğitimi gördü ve okuldan mezun olduktan sonra bir süre çevirmenliğe ağırlık verdi. Çevirdiği yazarlar arasında Hardy, Conrad, Nabokov, Faulkner, Kipling, James, Stevenson, Browne ve Shakespeare sayılabilir. 1980'ler boyunca Madrid, Oxford ve Venedik'teki çeşitli üniversitelerde, ayrıca Boston'daki Wellesley College'da ders verdi. Halen Reino de Redonda adlı küçük bir yayınevinin başında olan Marías, bunun yanı sıra El País gazetesinde köşe yazıları yazıyor.Eserleri otuzun üstünde dile çevrilmiş olan Marías'ın Türkçede yayımlanmış kitapları şunlar: Beyaz Kalp (Gendaş Kültür, 1999), Yarın Savaşta Beni Düşün (Sistem, 1999), Ufkun Öte Yanı (Everest, 2000), Yazınsal Yaşamlar (Can, 2008), Duygusal Adam (Sel, 2009).
--reklam--
Javier Marias Kitapları - Eserleri
- Karasevdalılar
- Beyaz Kalp
- Yarın Savaşta Beni Düşün
- Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak
- Duygusal Adam
- Acı Bir Başlangıç Bu
- Yazınsal Yaşamlar
- Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya
- Tüm Ruhlar
- Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda
- Berta Isla
- Kötü Niyet Öyküleri
- Ufkun Öte Yanı
- Zamanın Karanlık Yüzü
--reklam--
Javier Marias Alıntıları - Sözleri
- Ortak bir dili tek paylaşmayalar, canlılarla ölülerdir Jacobo (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
- "Unutma kapasitemiz için yeterli bir süre geçmemişti, ayrıca her şey fazlasıyla uzun süre açık bir yara gibiydi, rejim öyle olmasını sağlıyordu. Hiçbir zaman zihin temizliği yapılmadı, ruhları yatıştırmak için de birşey yapmadılar; rejimin yardım etme konusundaki ihmali sürekliydi ve diğer her şey gibi totaliterdi, çünkü hayatın bütün alanlarında ve aşamalarında geçerliydi, elle tutulmayan konularda bile." (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Her kariyer aslen yitirdiklerimizi, heder ettiklerimizi, noksanlarımızı, tamamlanmamış arzularımızı, bir kenara bıraktıklarımızı, seçmediklerimizi, başaramadıklarımızı, çoğu gerçekleşmeyen sayısız imkanı, tereddütlerimizi, hayallerimizi, hayal kırıklığıyla sonuçlanan projelerimizi, yanlış yahut ilgisiz hasretlerimizi, kaskatı kesilmemize neden olan korkularımızı, geride bıraktıklarımızı ve bizi geride bırakanları da içinde barındırır. Kısacası biz insanların mayasını olduklarımız kadar olmadıklarımız; kanıtlanabilir, sayılabilir, hatırlanabilir olanlar kadar asılsız, belirsiz ve bulanık olanlar da oluşturur; belki olanlarla eşit oranda olabilecek olanlardır özümüzü oluşturan. (Yarın Savaşta Beni Düşün)
- "Öyle ya, hiç değilse sırtında ütülü giysilerle ölmeli insan." (Duygusal Adam)
- Dünya piç oldukları bilinmeyen ve onları pehdahlamış olmayan kimselerin servetlerini ya da sefaletlerini devralan piçlerle doludur. (Tüm Ruhlar)
- Ve kendimden nefret ettim. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Anlatmak en çok öldüren ve en fazla defneden, yüzümüzü profilimizi ya da ensemizi sabitleştiren ve dondurup öylece bırakan şeydir. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Bizim için yaşamsal önemde ne çok insan bizi yarı yolda bırakmıştır. (Karasevdalılar)
- Hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal bir yeni rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar, böylece gecelerin ve günlerin en azından özünde birbirinin tıpkısı olmaları gerekir, vazgeçişler de özveriler de, onları isteyen de güçbela tahammül eden de olmasın diye. (Kötü Niyet Öyküleri)
- ...hep sanırız ki bugün ve dün olan ve akıp giden şeyin durdurulabileceği bir yarın vardır, biz farkına varmaksızın o hal yeni bir rutine dönüşür, o da günlerimizi ve gecelerimizi eşitler, öyle ki sonunda barındırdıkları şeylerden hiçbiri olmaksızın düşünülemez olurlar... (Kötü Niyet Öyküleri)
- Dedim ki gerçekten son noktayı koyan şey son değildir, o sonun ve önceki gelişimin anlatısıdır. (Zamanın Karanlık Yüzü)
- Herkesin kendi hayatı vardır, bir tanecik hayatı, kimse onun arzularına göre gerçekleştiğini görmekten vazgeçmeye razı olmaz, arzuları olmayanlar dışında ki onlar aslında çoğunlukta. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Eğer insan ne pahasına olursa olsun vicdanını rahatlatmak istiyorsa ya da buna ihtiyaç duyuyorsa, kendi vicdanına kendini bağışlatmak çoğunlukla zor değildir; hele vicdanı daha büyük, kolektif bir vicdanın, hatta yığınların vicdanının bir parçasıysa, işi daha kolaydır: "Bir tek ben değildim, ben canavar değildim, başkalarından farklı değildim, göze batmadım; hayatta kalmak zorundaydım, neredeyse herkes aynı şeyi yaptı, o sırada hayatta olsa herkes yapardı." Belki dindar olanların işi herkesten daha kolaydır, özellikle de Katoliklerin; rahipler en yüce ve mahrem konularda onları temize çıkarmaya hazırdır. (Yarınki Yüzün Cilt: 2 Dans ve Rüya)
- Yalanı iş edinmiş çok sayıda insan müthiş bir güçtür, etkisiz hale getirilmesi imkansızdır. Her savaşta çok sayıda yalan vardır, yalanlar savaşın temel unsurlarından biri, bazen başlıca unsurudur. İşin kötüsü, hiçbir şey asla kesin olarak yalanlanamaz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, aldatmacayı sürdürmeye hazır insanlar vardır her zaman; herhangi bir aldatmacayı, en gerçeğe aykırı, en çılgınca olanları bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Gül ey saf çelişki bütün gözkapaklarının altında hiç kimsenin uykusu olamamanın sevinci. Rilke (Yazınsal Yaşamlar)
- Onunki iktidarsız ve sonuç vermeyecek, engellenmiş bir nefretti, panik ya da korkuyla karışıktı; belki de çocuklarınki gibi bir nefretti, çocuklar fazlasıyla uzun süre aykırı çocuk bedenlerinde kalmaya, kendilerini zıvanadan çıkaran fuzuli bir bekleyişe mahkum olduklarını bilirler, oysa nihayet büyüdüklerinde o nefreti hatırlamayacaklardır bile. (Yarınki Yüzün Cilt 3: Zehir, Gölge, Veda)
- Sen benim yaşamımsın, yaşamımın anlamısın ve sen benim yaşamım olduğun için öldüğümde yanımda senden başkası olsun istemiyorum. (Duygusal Adam)
- Mutlak kesinlikle yaşamanın sıkıcı olduğunu, bunun insanı bir tek yaşam sürmeye ya da aynı yaşamı hem gerçek hem hayali olmaya mahkum ettiğini keşfetmişti ve hiç kimse bu sonuncusundan tümüyle kaçınamaz. (Berta Isla)
- İnsanı aşırı utançtan fazla lekeleyen şey yoktur. (Kötü Niyet Öyküleri)
- Ama insanlar tek yönlü değildir dedim. Koşullara, karşılarına çıkan durumlara bağımlıdırlar, ayrıca değişirler, bozulur, düzelirler ya da sağlamlaşırlar. (Yarınki Yüzün Cilt: 1 Ateş ve Mızrak)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin