Kitap Künyesi
Yazar: Cesare Pavese
Çevirmen: Cevat Çapan
Orijinal Adı: Il mestiere di vivere: Diario 1935–1950
Yayın Evi: Can Yayınları
İSBN: 9789750700057
Sayfa Sayısı: 480
--reklam--
Yaşama Uğraşı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
30 Ekim
Acı çekmek hiçbir anlamda bir ayrıcalık, bir soyluluk belirtisi, Tanrı'yı haırlatan bir özellik değildir. Acı çekmek hayvanca, insanı hırpalayan, sıradan, gereksiz ve hava gibi doğal bir şeydir. Elle tutulamayacak bir şeydir acı; insan ne kavrayabilir, ne de karşı çıkılabilir; zaman içinde vardır- zamanla aynı şeydir; olmadık zamanlarda insanın karşısına çıkması sadece kendisini izleyen anlarda, insanın son işkence anını yeniden yaşadığı ve bir sonraki nöbeti beklediği sürede acı çeken kimseyi savunmasız bırakmak içindir. Bu nöbetler gerçek anlamda acı değil, bize gerçek acının süresini, sıkıcı ve bıktırıcı sonsuzluğunu duyuran sinirsel canlılık anlarıdır. Acı çeken kimse her zaman daha sonraki ve ondan sonraki nöbetin bekleyişi içindedir. O an, acının onu beklemekten yeğ tutabileceği sırada gelir. O an, insanın boş yere zamanın akışı kesmek için, bir şey olduğunu hissetmek için, bu hayvanca acının sonsuz etkisini bir an için bozma amacıyla haykırması gelir - bu haykırış acıyı daha da korkunçlaştırsa bile.
Ara sıra, ölümün ve cehennemin de böyle zaman ve sonsuzluk içinde değişmeden, anlara bölünmeden, bir daha hiç ölmeyecek bir gövdede akan kan gibi durmadan akan bir acı olduğu kuşkusuna kapılır insan.
Ah! Şu kayıtsızlığın gücü! Budur taşlara milyonlarca yıl değişmeden dayanabilme olanağı veren.
(Kitabın İçinden)
İlkgençlik yıllarının geçtiği köy ve çiftlik ortamı, Cesare Pavese'nin ilk şiirlerine olduğu kadar Ay ve Şenlik Ateşleri adlı ilk romanına da esin kaynağı oldu. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Lisedeyken iki yakın arkadaşının intiharları, Pavese'yi çok etkiledi. Ondaki "intihar" eğilimi, böyle başladı. Üniversitede edebiyat okudu. Amerikan edebiyatının dev yapıtlarını İtalyanca'ya çevirdi. Özgürlük ve demokrasi ağırlıklı çevirileri ve yazıları yüzünden Faşist yönetimce tutuklandı, bir yıl kadar hapis yattı. 'Kısık sesli bir kız'a aşık oldu. Bu aşk, Cesare Pavese'yi, içedönüklükten ve aşağılık duygusundan kurtarmıştı. Ancak 'kısık sesli kız'ın alaycı sözleri, yazarı yine 'intihar' düşüncesiyle yüz yüze getirdi. Kadınlardan nefret eden, karamsar bir insan oldu. İlerleyen yıllarda iki kez evlenmeye kalktıysa da, olmadı. Hayal kırıklıklarıyla dolu bir yaşamı 1950 yılına kadar sürdürebildi. Yalnız Kadınlar Arasında adlı romanına, İtalya'nın en büyük edebiyat ödülü olan Strega Ödülü verilmişti. Ödülünü almak üzere, Roma'ya bir uyurgezer gibi gitti. Ödülü aldıktan sonra, 1935 yılından beri tuttuğu bu günlük dışındaki bütün yazılarını, notlarını yok etti ve 26 Ağustos 1950'de, küçük bir otel odasında, uyku haplarıyla intihar etti. Bu günlükte gündelik olaylardan çok, bu büyük yazarın sanatıyla ilgili düşüncelerini bulacaksınız. Ölümünden iki yıl sonra Yaşama Uğraşı adıyla yayınlanan bu çok değerli kitabı ilk kez tam metin olarak yayınlıyoruz.
--reklam--
Yaşama Uğraşı Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir kadın para için evlenmez: Bütün kadınlar, bir milyonerle evlenmeden önce, ona âşık olacak kadar kurnazdırlar.
- ''...sana bir şey öğretmeyen her türlü acı boşuna çekilmiş bir acıdır.''
- İnsanın çocukluğu, derdini söylemekle ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anlayınca biter.
- (...) ben yalnız kalmayı öğrendiğim zaman olgunlaştım.
- İnsanın acı çekmeye alıştığı doğruysa, nasıl oluyor da insan yıllar geçtikçe daha çok acı çekiyor?
- Daha saygıdeğer bir kurtuluş yok mudur?
- Bir insan kendini kurtaramıyorsa onu hiç kimse kurtaramaz.
- Okurken aradığımız yeni düşünceler değil, kendi düşüncelerimizin basılı sayfada doğrulandığını görmektir.
- Aynı zamanda sana bir şey öğretmeyen her türlü acı boşuna çekilmiş bir acıdır
- Olgunluk, kendine yeten yalnızlıktır.
- Günleri değil anları hatırlarız.
- Yanlışlar hep başlangıçla ilgilidir.
- Okuyorum, daha da çok okuyabilmek istiyorum...
- Tanımak, bilmek isteğidir aşk.
- Bir insan kendini kurtaramıyorsa, onu hiç kimse kurtaramaz.
--reklam--
Yaşama Uğraşı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum...: Her okuduğum yeni bir kitap; bir diğerinin üstüne çıkması ve bunun bana yaşattığı hazzı anlatmam ne kadar mümkün bilmiyorum ama naçizane; bir nebze de olsa bu eseri okumanıza vesile olacaksa yazdıklarım, ince detaylarına özen göstermemin daha etkili olacağını düşünüyorum. Yolculuk başlasın o zaman. ;)) Sonuçta bu kitap sona varmış olan bir yazarın yolculuk güncesi... Her satırını benimsediğim ve neredeyse alıntılamamak için kendimi dizginlediğim bir kitap oldu. Aforizmaların yoğun olduğu, edebiyatın, sanatın, şiirin ve eserlerinin de bulunduğu enfes bir kitaptı. Fakat size çok şeylerin katacağını inandığım lakin okuma zahmetinde bulunacağınızı düşünmediğimden uzun alıntılar yapmaktan kaçındım hep. Ama o satırlar işte bu satırlara yansıyor. Şayet okunulduğunda kimsenin kayıtsız kalamayacağına inanıyorum. İntihara meyilli ve bunu yaşamı boyunca her anda yaşamış birisi için yaşamak ne kadar da zor değil mi?! yazar/emil-michel-cioran gibi "intihar fikrini cebinde muhafaza ederek yaşama bağlanmak."¶¶Kendini bunaltının zevklerine kaptırmamış; düşüncelerinde, sönüp gitme tehlikesinin lezzetine bakmamış, zalim ve yumuşak yok oluşların tadını almamış kişideki ölüm saplantısı hiç iyileşmeyecektir: Bunun ıstırabını çekecektir, çünkü buna direnmiş olacaktır. ¶¶ kitap/curumenin-kitabi--7849 yazar/Virginia-Woolf gibi yaşadığı hem ruhsal hem fiziksel rahatsızlığından dolayı artık intiharı çıkış yolu olarak görmesi. ¶¶ben artık savaşamayacağım. ¶¶ yazar/stefan-zweig de Pavese gibi savaş dönemine şahitlik ederek yaşama eşiyle beraber son vermesi. ¶¶benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum.¶¶ yazar/albert-camus ise , ¶¶ Boyun eğmezliğimi, yeni ve korkunç özgürlüğümü kesinlemek için öldüreceğim kendimi ¶¶demiştir. Ama uzun uzun intiharı düşündüğünü itiraf etmekle beraber, ona göre hayat yaşanmalıydı. vs. vs. vs. (Camus intihar etmemiştir.) Birçok şaheseri olan yazarlarımız ve onların intiharı; Pavese 'ninki kadar etkili ne yazık ki!.. Hem 1.Dünya hem de 2. Dünya Savaşı' na tanıklık etmiş olan biri kitabında intiharına sürükleyen kişisel nedenleri aktarması hayli ironik bir durum olsa da, ben bunu tam olarak şöyle tanımlıyorum: malumunuz yaşam sürdüğünüz ülkede birçok olaylar süregeliyor. Yangın, deprem, sel gibi doğal afetlerin azizliğine uğrayışlarımız ; bundan ülkece çokça etkileniyor oluşumuz bizim yaşamış olduğumuz çekirdek ailedeki sorunları gözardı etmemize etken değil! Aşık olduğumuz adam/kadın tarafından hüsrana uğramış olmamızda buna bir örnektir aslında. Demem o ki Paseve yer yer dirense de onu ölüme daha çabuk kavuşturacak intiharı aklından bir türlü çıkaramıyor ve bununla yaşamak zorunda bırakıyor, engelleyemediği düşünceleri... ¶¶İnsan bir şeye istek duyunca, her yerde onu görüyordu. ¶¶ yazar/cesare-pavese Kitabının edebi yönünü, kaleminin hem sert, güçlü, net, samimi ve hem de akıcı oluşu elinizden bırakmanıza engel olacaktır diye düşünüyorum. Adı üstünde Yaşama Uğraşı'nda hali hazırda yaşadığımız hayatın içerisinde olan tüm olgulara değinmiştir kendisi. Sonuç olarak yıllarca yazılan bir güncenin insanın hayatındaki her noktada yaşamış olduğu tüm olumsuz ve tatsız olaylara karşı verdiği mücadeleyi yazması ve dahi bunlarla bu kadar zor şartlar altında katlanması hiç de kolay olmasa gerek. Savaş yaşamış bir adamın kadınlara olan nefreti, lakin onlar olmadan da yaşamın işleyişinde sekteye uğranılacağını o kadar nahif ama bazen de sert sözlerle aktarması acı bir tebessüme sebebiyet veriyor doğrusu. :)) #138086407 #137636094 Dönemin İtalya'sında aslında oldukça magazinsel aşklar yaşamıştır Pavese, ama onu en derin yerinden aktaran yazıları, maceraları bu kitapta görürüz . Hani aşktan ölmek deriz ya, Pavese şöyle der buna istinaden : ¶¶Bir kadının aşkından değil, aşk, herhangi bir aşk ;bizi olanca çıplaklığımız, mutsuzluğumuz, incinebilirliğimiz ve hiçliğimiz içinde gösterdiği için öldürür kendini insan. ¶¶ Bir otel odasında sadece bu kitapta olan günlüklerini bırakıp geriye kalan tüm notlarını yakması ve başlıktaki o son sözünden 8 gün sonra intihar etmesi onun aslında ne kadar da yaşamak için uğraştığını hissedersiniz. Hani yazar/ismet-ozel bir şiirinde demiştir ya : ¶¶aynada iskeletini görmeye kadar varan kaç kaç kişi var şunun şurasında?¶¶ İşte Pavese de ölmemeye o kadar direnmiştir ki, ¶¶ kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.¶¶ der. Günlüğün ve yaşamın son notunu yazmıştır. "artık hiçbir şey yazmıyorum ve artık eylem zamanı." diyerek yaşamına son vermiştir... Hayli duygu yüklü bir kitap oldu benim için, kitabı okurken bana eşlik eden eseri buraya bırakıyorum. https://youtu.be/u99f9RAvwu4 Bir başka Pavese eserini en kısa zamanda okumak dileğiyle, Okur kalın... (Ayfer)
Her uğraş mutlu bitmiyormus: Bir yaşama ugrasinin, basit gibi görünen zor yüzü... İnsanin içinde neler barindirabilecegi üzerine öngörüler... Zor gibi görünen seylerin kolay, kolay gibi görünen şeylerin zorluklarini hissetmek hem de iliklerine kadar... Bunca şeyi düşünüp de sonunda hayatta kalmak mucize olurdu. Güzel dost dedim Pavese'ye ve kitaba.. 480 sayfa bir ruh ikizi hissini yaşattın sen ve ben sana nasil güzel dost demem. Neye niçin kızdığını, kırıldığını görmek acılarınin sebebini anlamak bile çok acıydı. Pessoa vari bir anlatım, bir düşünüș ve yaşayış. Her satırda bir kendini buluş... Güzel kitaplar hep güzel bitmiyor, en azından yazarı için. İntihara sürükleyen düşünceleri hissetmek daha okurken yoruyor insanı. Milyarlarca insanın yaşadığı bu dünyada gerçekten adil bir düzen kuramamanin, her bir bireyin farklı bir bakış açısı ve beklenti ile yaşıyor olmasının, ortak bir çaba içinde olmamasının verdiği izdirap. Kim bu kadar çok şeyi detayli düşünüp huzurlu olabilir ki. Pavese de vazgeçmiş sonunda... Siz yine de vazgeçmeyin ve okunacaklar listenizde üst sıralara alın, diye tavsiyede bulunsam pişman etmem sizi diye umuyorum. Hoşça kal Pavese, hoşça kal Yaşama Uğraşı! (Que Sais Je)
Huzursuzluğun Kitabı: Yaşama Uğraşı: “Henüz varoluşun trajedisinin ne olduğunu anlamış, bu konuda kesin bir yargıya varmış değilim.” –Cesare Pavese İtalyan edebiyatının önemli isimlerinden yazar/cesare-pavese, 1908 yılında Torino'da doğuyor. Küçük yaşlardan itibaren edebiyata ilgili olan Pavese, Torino Üniversitesi'nde edebiyat bölümünden mezun oluyor. Amerikan ve İngiliz edebiyatıyla yakından ilgilenmesine ek olarak, tezini de yazar/walt-whitman şiirleri üzerine yapıyor. Anti faşist eylemlerin içinde bulunan Pavese, dönemin siyasi atmosferinin kurbanı olarak 1935’te hapse giriyor ve ömrünün bir yılı bu şekilde geçiyor. Hapiste günlük yazmaya başlayan yazar ölümüne dek bu uğraşını sürdürüyor. Uzun yıllar aktif olarak edebiyat dünyasının içinde yer alıp öykü, şiir ve romanlar yazan Pavese bir yandan da editörlük, çevirmenlik, eleştirmenlik ve yayınevinde yöneticilik gibi işlerle meşgul oluyor. Edebiyatla yatıp kalkan ve geçimini bu şekilde sağlayan Pavese'nin eserleri her geçen yıl daha büyük başarılara koşarken, belki de o, günlüklerinin tüm eserlerinden daha fazla meşhur olacağının farkında olmadan uzun yıllar boyunca günlük tutmaya devam ediyor. Kendisini dünya çapında daha tanınır bir hale getirecek olan günlükleri 1935-1950 yılları arasını kapsıyor. Yazarın düşünce dünyasına, içsel sıkıntılarına ve var oluş sancılarına ışık tutan bu eser “Yaşama Uğraşı” ismini taşıyor ve hayatını tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İncelemenin başlığındaki “Huzursuzluğun Kitabı” tanımı yazar ve şair kimlikleriyle dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Portekizli yazar/fernando-pessoa’ya bir gönderme şüphesiz. Huzursuz ruhların kutsal kitabını yazan Pessoa’nın kitap ismi aynı zamanda Cesare Pavese’nin de kitabını en iyi tanımlayan cümlelerden biri olduğunu düşünüyorum. Fernando Pessoa’nın kitabı yazıldıktan yıllar sonra basıldığı için Pavese’nin bu kitabı okuma ihtimali bulunmuyor fakat her iki yazarın da benzer bir kitaba imza attığını söylemek mümkün. Fernando Pessoa, Bernardo Soares isimli bir karakterin günlükleri olarak tasarladığı kitabında aslında kendisini anlatır ve bu günlükler uzun yıllar devam eder. Kendi ruhunun bir yansıması olan bu karakter eşliğinde bizler de Pessoa’nın ruhunun derinliklerine ineriz. Özetle, Huzursuzluğun Kitabı da tıpkı Yaşama Uğraşı gibi bir insanın içsel dünyasını başarıyla yansıtan oldukça önemli bir yapıttır. Pessoa’nın günlüklerinin kitapta 1935 yılında son bulduğunu, Pavese’nin günlüklerinin de 1935’te başladığını fark etmek yüzümüzde bir tebessüm oluşturmaya yetiyor. Sanki birinin bıraktığı yerden bir diğeri devam ediyormuş gibi zira her iki kitap peş peşe okunduğunda çok yüksek oranda benzerlikler seziliyor ve her iki yazarın da hayatları birbirine benziyor. kitap/huzursuzlugun-kitabi--124227’nı okuyup çok seven her okur Yaşama Uğraşı’nı da aynı zevkle okuyabilir. Üstelik yazarın başka hiçbir eserini okumasına gerek olmadan, direkt tercih edilebilir. Bu eserden sonra şiirlerine ve romanlarına geçiş yapmamak olanaksız. Pavese'nin günlüklerinde sıkça karşımıza çıkan "var oluş sancısı"nın akıllara getirdiği bir diğer önemli kitap ise yazar/jean-paul-sartre'ın "kitap/bulanti--1154"sı. 1938'de yayımlanan bu kitabı günlüklerinin 1938'den 1950'ye kadar olan kısmında Pavese'nin okumamış olma ihtimali çok düşük. Hayata karşı duyulan tiksinti bağlamında büyük benzerlikler bulmak mümkün. Bu ek bilgilerden sonra şimdi Pavese’nin kitabına ve hayatına daha yakında bakabiliriz. “Hayat, yaşantı aramak değil, kendimizi aramaktır.” diyor Pavese ve hayatı boyunca kendisiyle bir hesaplaşma yaşıyor. Tam olarak anlam veremediği bu hayatı yaşamaya çabalıyor. Bir yerlerden dahil olmak istediği hayat onu sürekli geri iterken yapıyor bunu hem de. Karamsar ve duygusal bir insan olmasının acısını ömrü boyunca derinden hissediyor. “Güzel, küçücük anıları sıralamak istiyordum, oysa kıvranmalardan başka bir şey anımsamıyorum.” diyor yine günlüğünün bir bölümünde çünkü yaşamı boyunca sürekli diğer insanların ona yaşattığı üzüntülerden muzdarip olduğunu dile getiriyor. Hüznünün en büyük nedeni olarak ise kadınları gösteriyor Pavese. Kimileri günlüğünde yazdığı cümleler nedeniyle Pavese’yi “kadın düşmanı” olmakla itham etseler de, benim görüşüm bu yönde değil kesinlikle. Aşık olduğu, birlikte olduğu kimi kadınlar tarafından terk edilen duygusal bir adamın anlık gaflet ve üzüntüyle yazmış olduğu cümleler olarak görüyorum. Sevdiği kadınlara tutkuyla bağlanan Pavese yaşadığı her ayrılıktan sonra biraz daha dağılır. Günlüğü aracılığıyla kendisiyle ikinci tekil şahıs olarak iletişim kurarak dağılan düşüncelerini ve hayatını toplamaya girişir ve bu süreç 15 yıl boyunca bu şekilde devam eder. "Ancak böyle açıklayabilirim içimde duyduğum intihar dürtüsünü. Ne zaman bir güçlükle ya da acıyla karşılaşsam, hep intiharı düşünmeye yargılı olduğumu biliyorum. Beni korkutan da bu: Temel ilkem intihar, gerçekleştiremediğim, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar." Sürekli bir var olma acısıyla karşı karşıya olan Pevese kadınlar konusunda da istediğini elde edemez fakat edebiyat alanındaki başarıları her geçen gün artmaya devam eder. Döneminin en meşhur İtalyan yazarlarından biri olan Pavese, saygın bir çevrede geçirir günlerini ve ülke içinde sıklıkla Roma, Milano, Venedik ve Torino gibi şehirlere giderek kendisine takdim edilen ödülleri alır. Bu ödüllerin en büyüğü ise şüphesiz 1950 yılında kazandığı ve İtalya’nın edebiyat alanında en büyük ödülü olarak görülen “Strega Ödülü”dür. Bu ödülü aldıktan kısa bir süre sonra intihar edecek olan Pavese, hayatta birçok aşamadan geçtiğini ve artık hayatın kendisini heyecanlandırmadığını, istediği şeylere ulaştığını ve ulaşmak istediği başka bir şey olmadığını belirtir sık sık. Birçok kez intihara dair düşüncelerinden bahseden fakat cesaret bulamadığını dile getiren Pavese 1950’de senelerdir aklında olan fikri gerçekleştirir ve yaşamına kendi elleriyle son verir. Planlı bir intihardır onunkisi ve hatta ertelenmiş olduğu da söylenebilir. Fakat bu erteleme, onun kaleminden daha fazla eser okuma şansına erişmemize sebep olmuştur. Pavese’nin intihara karar vermesi de yine bir kadından ayrılmasının akabinde gerçekleşir. Aşk acısını iliklerine dek hisseden ve hüzünlü yaşamıyla adeta acının kitabını kaleme alan Cesare Pavese’nin hayatı böylece yarım kalır. Ya da tamamlanır mı demeli? Hayatı boyunca yalnızlıkla mücadele eden “Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.” diyecek kadar yalnız bir adam olan Pavese, acılarının artık sabahı da kapladığını belirtiyor günlüğünün son kısımlarında. Son cümleleri ise gerçekten tüyler ürperten bir cinsten: "Tiksiniyorum bütün bunlardan. Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım." O andan yalnızca birkaç gün sonra, Torino’da bir otel odasında intiharı gerçekleştiriyor, tıpkı kitap/yalniz-kadinlar-arasinda--151496 isimli romanında karşımıza çıkan ve romanda intihar eden Clelia isimli karakteri gibi. Bu açıdan bakıldığında yazar/sylvia-plath ’in kitap/sirca-fanus--13653 romanında intihar temasını işlemesi ve ardından intihar etmesiyle paralel bir yaşam öyküsü olarak görebiliriz. Friedrich Nietzsche’nin, “Eğer uçuruma uzun bir süre bakarsan, uçurum da sana bakar.” Sözüne atıf yapan Pavese ise şu cümleyi not düşmüştü günlüğüne: "Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır." Nitekim bıraktı da. İntihar etmiş bir insanı dışarıdan bakarak eleştirmek kolaydır fakat onun hayatının detaylarına hakim olduğumuzda acılarına son verdiğini düşünürüz. Yaşama Uğraşı'nın salt acı ve hüznün kitabı olduğunu söylemek de elbette yanlış olacaktır. Günlüklerinde mitolojiden şiire, tarihten sinemaya, edebiyattan insan ilişkilerine, politikadan ruhbilime ve daha bunun gbi birçok konuya detaylı yaklaşımlarıyla okurunu etkisi altına almayı başarıyor yazar ve şair Pavese. Dünya edebiyatının en büyük isimleri günlüğünün sayfaları arasında arzı endam ediyor ve tüm o yazarlara ve onların eserlerine başka açılardan bakmamızı sağlıyor. yazar/Homeros, yazar/marcel-proust, yazar/giacomo-leopardi, yazar/lev-tolstoy, yazar/arthur-schopenhauer, yazar/Stendhal, yazar/charles-baudelaire, yazar/ernest-hemingway, yazar/franz-kafka, yazar/Arthur-Rimbaud, yazar/edgar-allan-poe, yazar/francesco-petrarca, yazar/william-faulkner, yazar/johann-wolfgang-von-goethe, yazar/honore-de-balzac ve yazar/Giovanni-Boccaccio başta olmak üzere daha birçok yazar ve şair hakkındaki görüşlerini okuma fırsatı bulduğumuz Pavese'nin en çok etkilendiği isimler ise şüphesiz ki yazar/william-shakespeare, yazar/dante-alighieri, yazar/platon, yazar/fyodor-dostoyevski ve yazar/friedrich-nietzsche'dir. Özellikle Dosyoyevski ve Shakespere'in eserleri ve düşünce dünyaları hakkında paragraflarca çözümleme okuyoruz. Hayatı ve eserleriyle günümüzün en çok okunan İtalyan yazarlarından Cesare Pavese'nin "yaşama uğraşı"nı yakından gözlemlemek isteyen her okura şimdiden başarılar diliyorum. Okudukça zorlaşan, sonlara doğru insanın boğazına bir yumrunun oturmasına sebep olan, çok şey öğreten ama buna rağmen ruhu huzursuz edici bir yapısı da olan, salt günlük olmayıp aynı zamanda bir edebiyat şöleni de olan bir başyapıt Yaşama Uğraşı. Bir yazarın kendi hayatını şiirselleştirmesine ve ardında büyük bir eser bırakmasına tanıklık edin. "Ancak uzun acılardan, uzun susuşlardan sonra ortaya çıkacak önümdeki günlerin nasıl olacağı. Yeni değerler, yeni bir dünya buluncaya kadar şaşkın, belirsiz ve karanlık bir dönemin geçmesi gerekiyor." (Bahri Doğukan Şahin)
--reklam--
Yaşama Uğraşı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Cesare Pavese - Yaşama Uğraşı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaşama Uğraşı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Cesare Pavese Kimdir?
Cesare Pavese (d. 9 Eylül 1908 – ö. 27 Ağustos 1950) İtalyan şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen.
Cesare Pavese, ailesinin yazlarını geçirdiği Torino'nun Santa Stefano Belbo köyünde bir memur çocuğu olarak doğdu. Torino Üniversitesi'nde edebiyat okudu. İngiliz ve Amerikan edebiyatına ilgi duydu; bitirme tezini Walt Whitman şiirleri üzerine yazdı. Öğrenimini bitirdikten sonra orta öğrenimini tamamladığı eski okulu Liceo d'Azaglio'da edebiyat ve dil dersleri verdi. Bu dönemde İngiliz ve Amerikan yazarları ile ilgili yazıları La Cultura dergisinde yayınlandı. Daha sonra bir arkadaşının kurduğu Einaudi Yayınevi'nde çalışmaya başladı. 1935'te anti-faşist çalışmaları nedeniyle tutuklandı, 1936'da serbest bırakıldı. Brancaleone Hapishanesi'ndeki bir yılından esinlenerek Carcera (Hapis) romanını yazdı. 1950'de Yalnız Kadınlar Arasında romanı ile İtalya'nın önemli edebiyat ödüllerinden Strega Ödülü'nü aldı. Edebi kariyerinin doruğunda olmasına rağmen özel hayatı karışıktı. Sonu olmayan aşk ilişkileri onu bunaltmıştı. Ödülü aldıktan sonra Torino'daki bir otel odasında bütün özel kâğıtlarını yok edip, 21 adet uyku hapı alarak intihar etti.
İntiharından önceki gün, “Artık sabahı da kaplıyor acı.” diye kısa bir not düştükten sonra 27 Mayıs'ta günlüğüne şunları yazmıştır:
" ’48-’49′daki mutluluğumun hesabı görüldü. Bu soylu mutluluğun gerisinde şu vardı: Güçsüzlüğüm ve hiçbirşeye bağlanmayışım. Şimdi, kendime göre, girdabın içine girdim; güçsüzlüğümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum, beni ezen siyasal sorumluluğu yüklenemiyorum. Bunun tek çözümü var: İntihar. " Cesare Pavese – 27 Mayıs 1950
Önemli Eserleri
Senin Köylerin - 1941 - Roman
Ağustosta Tatil - 1946 - Öykü
Yoldaş - 1947 - Roman
Leuko İle Söyleşiler - 1947 - Deneme
Tepedeki Ev - 1949 - Roman
Güzel Yaz - 1949 - Roman
Ay Ve Şenlik Ateşleri - 1950 - Roman
Yaşama Uğraşı - (1935-1950) - Günlük
Tepelerdeki Şeytan - ? - Roman
Yalnız Kadınlar Arasında - ? - Roman
Çalışmak Yorar - ? - Şiir
--reklam--
Cesare Pavese Kitapları - Eserleri
- Yalnız Kadınlar Arasında
- Ay ve Şenlik Ateşleri
- Yaşama Uğraşı
- Tepelerdeki Şeytan
- Ağustosta Tatil
- Senin Köylerin
- Güzel Yaz
- Tepedeki Ev
- Yoldaş
- Şiirler
- Geceleri, Sokaklarda
- Leuko İle Söyleşiler
- Plaj
- Bütün Şiirlerinden Seçmeler
- Lavorare stanca
- Hapishane
--reklam--
Cesare Pavese Alıntıları - Sözleri
- Hiçbir şeyin olmacağı bir günün şafağından daha kötüsü yoktur. Yararsızlıktan daha acı bir şey yoktur. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
- Anılar gizlenmiş gölge yığınları olacak tıpkı şöminedeki eski kor gibi. Anı daha dün sönen gözlerdeki yakıcı alev olacak. (Bütün Şiirlerinden Seçmeler)
- Olgunluk, kendine yeten yalnızlıktır. (Yaşama Uğraşı)
- “Senin koltuk altlarındaki koku, terebentin kokusundan da güzel,” (Güzel Yaz)
- Beni kimsenin tanıyamayacağı bir yer arıyordum, bir kahve içip düşünmek için. (Senin Köylerin)
- Yorulur ve bir yere kök salmaya çalışır insan. Mevsimler öylece gelip gecmesin, biraz daha uzun sürsün diye ait olduğu bir yer bulmaya çalışır insan.. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
- Hamısının damarında qırmızı qan axır, hamısı zəngin və xoşbəxt olmaq istəyir , hamısı sevgi arzulayır. (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- Neden bazılarının herşeyi var da, bazılarının hiçbir şeyi yok? Nesin sen, komünist mi? (Ay ve Şenlik Ateşleri)
- En güzel geceler ise doğal olarak cumartesilerdi, [...] (Güzel Yaz)
- Ama sanat, yaşamında tek bir saniye olmasa, sen de biliyorsun, her şey altüst olur. (Geceleri, Sokaklarda)
- Artık hiçbir umuda tutunmamalı, her acıyı kabullenerek önlemeli ve onu inzivada boğmalıydı. Daima hapiste olduğunu varsaymalıydı. (Hapishane)
- Kimse bir hücreyi yuvası yapmazdı ve Stefano görünmez duvarları daima çevresinde hissediyordu. (Hapishane)
- Biliyorum : Zaman silip atacak yüreğimden burukluğu. (Şiirler)
- O gün, basının yalnızca tehdit etmeye değil, inandırmaya yaradığını da anladım. (Yoldaş)
- Bir yol, bir kamışlık, bunlar sıradan şeylerdir, en azından bizler için böyledir ama uzaktan, bir tepenin altından fark edildiklerinde ve onların arkasında başka tepeler, başka kamışlıklar olduğunu bilerek, bizlerin asla gidemeyeceğimiz bir noktanın her zaman var olacağını düşünürdüm; oysa oralara gidenler de vardı.. (Ağustosta Tatil)
- Dışarıda, güneşte oturmuştuk. "Çok az şey istiyorum," dedim. "Eskisinden daha az.” (Yoldaş)
- ‘Önemli olan yapılandır, söylenen değil.’ (Tepedeki Ev)
- "...bir sürü budalanın arasına gir ve senden daha uyanık olduklarını gör." (Senin Köylerin)
- Kimi şeyler onlarsız yaşamayı becerdiğinizde elde edilebiliyordu. (Yalnız Kadınlar Arasında)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin