Kitap Künyesi
Yazar: Marcus Tullius Cicero
Çevirmen: C. Cengiz Çevik
Orijinal Adı: Cato Maior de Senectute
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786053329862
Sayfa Sayısı: 80
--reklam--
Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Cicero ölümünden bir yıl önce kaleme aldığı Yaşlı Cato Veya Yaşlılık Üzerine’yi yazdığında 62 yaşındaydı. Eserini Platon’u örnek alarak diyalog biçiminde kurgulamış, esas konuşmacı olarak da Latin edebiyatında Büyük Bilge olarak anılan Marcus Porcius Cato’yu seçmiştir. Cicero, Cato’nun şahsında yaşlılığın da çocukluk, gençlik, olgunluk gibi insan ömrünün doğal bir aşaması olduğuna, bu çağı bir yük gibi görmemek gerektiğine dair görüşlerini dile getirir.
--reklam--
Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine Alıntıları - Sözleri
- Birçoklarının ve çoğunlukla okumuşların yaptığı gibi yaşamdan şikayet etmek bana yakışmaz. Yaşamış olmaktan pişman değilim, zira boşuna doğduğumu düşünemeyeceğim şekilde yaşadım.
- Yokluğunu aramadığın şey acı da vermez.
- “…böylece insan farkına varmadan, yavaş yavaş yaşlanır, birden çökmez, uzun sürede söner.”
- “Ey Titus, ne olacak ödülüm, Yardım etsem, dindirsem İçine yerleşerek, kalbinde dönüp duran kaygıyı.”
- “Hayatın nesi iyi? Çileyle dolu olmayan nesi var?”
- “Öyle ya, etrafı gençliğin öğrenme arzusuyla çevrilmiş yaşlılıktan daha tatlı ne var?”
- “Ancak ölümü umursamamak için bunu gençliğimizden itibaren düşünmeliyiz. Bu düşünce olmadan kimse huzurlu olamaz.”
- yazar/sophokles yaşlılığın doruğundayken bile tragedyalar yazdı…
- “İyi ve mutlu yaşama kabiliyeti bulunmayan insanlara her çağ ağır gelir.”
- “Büyük işler kuvvet, hız ya da çeviklikle değil, düşünce, otorite ve karar verme yeteneğiyle yapılır; bunlar da yaşlılıkta azalmak şöyle dursun, daha da artar genellikle.”
- Arsızlık ve geçimsizlik yaşamın her çağında bunalıma neden olur
- "Ey Titus, ne olacak ödülüm, Yardım etsem, dindirsem İçine yerleşerek kalbinde dönüp duran kaygıyı?"
- Ey yaşlılık, beraberinde getirdiğin Diğer sorunlar bir yana, geldiğinde şu bile yeter: İnsan uzun yaşayınca, istemediği ne çok şeyi görüyor!
- “Huzurlu, sorunsuz ve yumuşak bir ömrün yaşlılık çağı da sakin ve rahat geçer. yazar/platon’un yaşlılığının böyle olduğunu biliyoruz, öldüğünde seksen bir yaşındaydı ve son ana dek yazmaya devam etti.”
--reklam--
Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İnsan Ömrünün Panoraması: Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine: “İyi ve mutlu yaşama kabiliyeti bulunmayan insanlara her çağ ağır gelir.” - yazar/Marcus-tullius-cicero 1. Antik Yunan ve Antik Roma Arasındaki Düşünsel Bağ Bugünkü yolculuğumuz Antik Roma’ya. Antik Yunan devriyle birlikte dünya literatürüne ve insanlık medeniyetine en fazla katkıda bulunan uygarlıklardan birisi de şüphesiz Roma’dır. Yunanistan’ın düşün dünyasından aldığı bayrağı daha yukarılara taşıyan görkemli bir medeniyettir Roma. Bunun muhtemel sebepleri arasında her iki uygarlığın zaman zaman karşı karşıya gelmelerine rağmen birbirlerini yok etme politikalarına girişmemiş olmaları gösterilebilir. Persler’in Anadolu’dan Avrupa’ya ilerleyişi, İskender’in Avrupa’dan Asya’ya doğru ilerleyişinde yok etmeye ve ele geçirmeye yönelik politikalar ağır bassa da, Yunan ve Roma uygarlıkları arasında bu şekilde bir karşı karşıya geliş enderdir. Onlar daha çok birbirlerinden ne öğrenebilecekleri ve öğrendiklerini nasıl daha fazla geliştirebilecekleri üzerine kafa yormuşlardır ve bu da haliyle 21. yüzyılın dünyasında yaşayan bizler için bir ödül olmuştur. Edebiyat, felsefe, müzik, resim, heykel gibi sanat dalları bu topraklarda doğmuş, serpilmiş ve büyümüştür. 2. Marcus Tullius Cicero Kimdir? Hayatı ve Siyasi Kariyeri Hakkında: “Ancak ölümü umursamamak için bunu gençliğimizden itibaren düşünmeliyiz. Bu düşünce olmadan kimse huzurlu olamaz. Zira öleceğimiz kesin, bugün ölüp ölmeyeceğimiz ise kesin değil. O halde her saat ölümün yıkıcılığını korkuyla duyumsayan biri zihnen huzurlu olabilir mi?" M.Ö. 106 yılında Roma yakınlarındaki bir kasabada doğan Cicero’nun 63 yıllık hayatı edebiyat, felsefe ve siyaset üçgeninde geçti. Aristokrat bir kimliğe sahip olan Cicero, devletin içinde çeşitli kadrolarda uzun yıllar görev aldı. Cicero uzun bir süre avukatlık da yaptı. Devlete hizmet konusunda ise bilek ve beden gücüyle değil, daha çok zihinsel gücüyle destek olmayı arzuladı ve çoğunlukla başardı. Çıktığı bir davayı kazanmasının ardından dönemin diktatörü Sulla’nın hedefi haline geldi ve öldürülmemek için Roma’dan ayrıldı. Geri döndüğünde yeniden avukatlık yaptı. Devlete karşı yapılacak bir isyanı önceden sezip bastırmada aktif rol oynadığı için “vatanın babası” unvanına layık görüldü. Tüm bunlara rağmen kısa bir süre sonra sürgün cezasına çarptırıldı çünkü siyasi açıdan Roma en karanlık günlerini yaşıyordu. 1 yıl sonra tekrar vatanına döner ve yeniden devlet kadrolarında yer bulur Cicero. Siyasi görüşleri yazar/gaius-julius-caesar-jul-sezar'dan (yazar/william-shakespeare tragedyasının incelemesi için bakınız: gonderi/149819212) uzak olduğu için siyasi arenada çok fazla yükselemez. Caesar’a yapılacak olan suikasttan haberi olmasına rağmen direkt içinde bulunmaz. Fakat engellemek için de herhangi bir şey yapmaz. Zira Caesar’ın Cumhuriyet’e zarar veren politikaları ve ülkenin Monarşi’ye kaymasından rahatsızdır. Caesar’ın ölümünden sonra çıkan iç savaş döneminde adı kara listeye alınan Cicero, M.Ö. 43’te evini basan askerler tarafından öldürüldü. 3. Cicero’nun Eserleri ve Felsefesi Üzerine: “Büyük işler kuvvet, hız ya da çeviklikle değil, düşünce, otorite ve karar verme yeteneğiyle yapılır; bunlar da yaşlılıkta azalmak şöyle dursun, daha da artar genellikle.” Yazmaya şiirle başlamasına rağmen, kızının ölümünün ardından kendisini tamamıyla felsefeye verdi ve hatiplik konusunda ustalaştı. Konuşmacı kimliğiyle üst düzey başarılara imza atan Cicero, aynı zamanda Yunan edebiyatı ve felsefesi üzerine senelerce öğrenim gördü. Başta yazar/Homeros, yazar/Hesiodos, yazar/platon ve yazar/aristoteles olmak üzere, Yunan edebiyatı ve felsefesini Roma’ya taşıdı ve üzerine koyduklarıyla ülkesinin en önemli entelektüel figürlerinden biri haline geldi. Esas olarak Platoncu felsefeyi özümsemesine rağmen, Kıbrıslı yazar/zenon tarafından düşün dünyasına kazandırılan Stoa felsefesine de uzak değildi. (Stoa felsefesi üzerine yazılan bir eser ve incelemesi için bakınız: kitap/mutlu-yasam-uzerine-yasamin-kisaligi-uzerine--139323 - gonderi/142646095) Ülkesinden kendi isteğiyle ve sürgünle ayrıldığı zamanlarda dönemin kültür başkenti Atina’ya gitti ve orada da yine Yunan dünyası üzerine okumalar yaptı. Yunan medeniyetine olan hayranlığı eserlerine de yansıdı elbette. Onlarca eser kaleme alan Cicero, siyasi ve felsefi bir bakış açısıyla yaptı bunu. Günümüzde birçok eseri ulaşan bu önemli devlet adamı ve felsefecinin eserlerinden bazıları şunlardır: kitap/yasalar-uzerine--78161, kitap/yukumlulukler-uzerine--32897, kitap/dostluk-uzerine--24566, kitap/devlet-uzerine--21709, kitap/stoacilarin-paradokslari--69357, kitap/tanrilarin-dogasi--40263 . Ve tabii bir de bu yazının asıl konusu olan ve nihayet o kısma vardığımız: kitap/yasli-cato-veya-yaslilik-uzerine--77047 isimli eseri. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Hasan Ali Yücel Klasikler dizisi kapsamında yayımlanan bu eserin çevirisi Yunanca ve Latince dillerinde uzman bir isim: yazar/c-cengiz-cevik . 4. ”Yaşlı Cato” Kimdir? “Zira ne özgürlükten sonra Cato ne de Cato’dan sonra özgürlük yaşayabildi.” - yazar/seneca Daha çok “Yaşlı Cato” olarak bilinen devlet adamının ismi yazar/marcus-porcius-cato’dur. M.Ö. 234’te doğan, eserleri, fikirleri ve icraatleriyle ölümsüzleşen Cato, Latin dünyasının en önemli figürlerinden biridir. Latin edebiyatına, hukukuna ve siyasetine katkıları paha biçilemez olmasına rağmen Cato iflah olmaz bir milliyetçidir. “Helen Dünyası” olarak adlandırılan Yunan edebiyatı ve felsefesine şiddetle karşı çıkan Cato, Roma gençlerinin bu tür okumalardan uzak durmasını öğütler ve kendi medeniyetlerine yoğunlaşmalarını söyler. yazar/plutarkhos-1’a göre yazar/sokrates’i bile “büyük bir geveze” olarak adlandıran Cato’nun ömrünün son yıllarında değiştiğini söylüyor Cicero. Yoğun bir şekilde Yunan edebiyatı ve felsefesine dayalı okumalar yaparak hayatı boyunca uyguladığı hataları bir nevi nötrlediğini söyleyebiliriz. Hatta öyle ki birçok kişi, onun Yunan edebiyatı ve felsefesine yöneldikten sonra daha “bilge” olduğuna inanır. Bilgeliğiyle Latin dünyasında nam salan Yaşlı Cato, adeta Roma’nın Sokrates’i seviyesindedir. Erdemli, bilgili, özgürlükçü bir fikir adamı olan Cato, diğer latin yazarlar tarafından da sıklıkla anılan simge bir kişilik haline gelmiştir. Bu sebeple Cicero de bu eserinde yazar/platon vari bir yaklaşımla Yaşlı Cato’yu karakter olarak kullanır ve ona olan saygısını ve sevgisini bu şekilde taçlandırır. 5. Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine Ne Anlatıyor? "Sonra bu kitabı yazmak benim için öyle keyifli bir hal aldı ki, yaşlılığın tüm sıkıntısını gidermekle kalmadı, aynı zamanda onu tatlı ve hoş bir şeye dönüştürdü." -Cicero Marcus Tullius Cicero adından da anlaşılacağı üzere bu eserinde “yaşlılık” üzerine konuşuyor. Bunu da daha verimli olması açısından Yaşlı Cato’yu karakter olarak eserinde kullanarak yapıyor. Eser, Platon’un eserleri gibi diyalog şeklinde yazılmış olmasına rağmen aslında diğer iki kişi yalnızca en başta karşımıza çıkıyorlar ve sorularını Yaşlı Cato’ya yönelttikten sonra bir daha konuşmuyorlar. Cato’nun dostları olan Scipio ve Laelis en başta Cato’ya yaşlılık üzerine birçok soru soruyorlar ve Cato yaşlılık tecrübelerinden de yararlanarak başlıyor anlatmaya. Cato’nun eser boyunca söylediklerinin bizzat onun düşünceleri olup olmadığı tartışmalıdır. Tıpkı Sokrates'in öğrencileri yazar/platon ve yazar/Ksenophon’un eserlerinde yazar/sokrates’i konuşturmaları gibi Cicero da Cato’yu konuşturmuştur ve aslında bizler Cato üzerinden Cicero’nun düşüncelerini okumaktayızdır. Fakat bu eserin canlılığından, doğruluğundan ve gerçekliğinden bir şey kaybettirmez çünkü felsefe tam da böyle bir şeydir zaten. Felsefede neyi nasıl, hangi şekilde anlattığının bir önemi yoktur. En önemli şey anlatan kişinin düşüncelerinin dinleyen/okuyan kişinin düşüncelerine bir şeyler katmış olmasıdır. Düşün dünyası bu şekilde gelişmiştir ve gelişmeye de devam etmektedir. 6. Yaşlılık Nedir, Ne Değildir? "Ömrün belli bir akışı vardır, doğanın yolu tek ve basittir. Ömrün her dönemine, kendisine has bir yapı bahşedilmiştir; çocukların zayıflığı, gençlerin haşinliği, orta yaşın ağırbaşlılığı ve yaşlılığın olgunluğu vardır ve doğal olan kendi dönemlerinde bunları kabul etmektir.” (sayfa 19) Cicero, benimsediği ve doğru olduğunu düşündüğü düşüncelerini Cato’nun ağzından bir bir sıralar. Bunlar arasında yaşlılığın tıpkı insanlığın diğer evreleri olan çocukluk, gençlik ve olgunluk çağları gibi insanlığın doğal bir aşaması olduğudur ve bunun herkes tarafından kabul edilmesi gerektiğidir. “Yaşam yaşlılıkta daha zor değildir” diyor Cicero, “onu zorlaştıran şey insanın gençliğidir ve gençliğinin yaşlılık üzerindeki uzantısıdır”. Haksız da sayılmaz. Yaşlılıkta insanın gençlikte olduğu kadar dinç ve kuvveti olmadığı bir gerçektir. Fakat yaşlılıkta da insan gençlikte olduğu kadar büyük bir verimle çalışabilir diyor Cicero, Cato aracılığıyla bizlere. Bu çalışma daha çok zihne kayar ve yaşlılar tecrübesiyle gençlere yol gösterici olur. Devlete ve millete yararlı olmak isteyen yaşlı bir bireyin zihnini daha çok kullanması gerektiğinin altını çizer. "Yaşlılık bu adamı, yazar/Homeros’u, yazar/Hesiodos’u, yazar/simonides-1’i, Stesichorus’u, daha önce bahsettiğim yazar/isokrates’i, Gorgias’ı, önde gelen filozoflardan Pythagoras’ı, yazar/demokritos’u, yazar/platon’u, Xenocrates’i, sonra yazar/zenon’u, Cleanthes’i ve sizin de Roma’da gördüğünüz, o Stoacı Diogenes’i kendi çalışmalarından alıkoydu mu?” (sayfa 14) Yaşlılıkta insanın alacağı hazların azalacağı da ilk görüşte gerçek gibi dursa da, bedensel hazlardan sıyrılıp dünyevi hazlara ulaşan bir insanın bunu da sorun etmeyeceği ifade ediliyor eserde. Zira her şey bedensel zevklerden ibaret değildir. İnsan kendisine yeni uğraşlar bulmalıdır. Bir diğer önemli nokta ise insanın ölüme yaklaştığının bilincinde olması be bu durumun karamsarlık vermesidir. Eğer bedenin ölümünden sonra ruhun daha yüce bir yere ulaşacağına inanılırsa ya da ölümün dünyevi bir yok oluş olduğuna inanılırsa ölümün insan üzerinde bırakacağı tesirin azalacağını ve daha huzurlu bir kişiliğe sahip olacağını söylüyor Yaşlı Cato. Yaşlılıkta en önemli şeylerden biri de şüphesiz somurtkan, mutsuz, umutsuz olmamaktır. İnsan gülümsemeye devam etmelidir ve yaşlılığa kucak açılmalıdır. Bu kötülenecek bir şey değildir. Aksine doğanın insanlara bir armağanıdır zira yaşlılığın uzaması halinde ıstıraplı süreçler başlar. Yapılacak tek şey bu dönemi de diğer dönemlerde olduğu gibi dünyaya bağlı ve zihnen açık bir şekilde tamamlamaya çabalamaktır. Yaşlılık bir ceza değil, armağandır. 7. Son Söz: Felsefi okumalar yapmayı seven, edebiyatla ilgilenen herkesin günün birinde önce Antik Yunan’a ardından Antik Roma’ya konuk olması dileğiyle. Her şeyin başladığı ve geliştiği bu topraklar keşfedilmeyi bekleyen birer hazine. Keyifli okumalar dilerim. "Bu yüzden felsefe ne kadar övülse azdır, felsefeye uyan biri ömründeki her çağı sıkıntısız geçirebilir.” - yazar/Marcus-tullius-cicero (Bahri Doğukan Şahin)
Yaşlanmadan okunması gereken kitap: ●Kitabın içeriğine geçmeden önce yazarından bahsetmek isterim kısaca. Cicero, M.Ö. 106'nın Ocak ayında doğmuş, hukuk eğitimi almış bir avukattır. Yaşamı boyunca da çeşitli devlet görevlerinde yer almış ancak Cumhuriyet yanlısı olmasından dolayı 63 yaşında evinde öldürülmüştür. Ne tesadüftür ki eserlerini peşpeşe okuduğum ve idam edildiğini öğrendiğim yazarlardan üçüncüsüdür Cicero. Bahsettiğim kitabını ise 62 yaşında, yani ölmeden bir yıl önce yazmış ve bize kazandırmıştır. Cicero'nun yaşadığı yıllarda kültür; Yunanca bilmek ve Yunan filozof ve tarihçilerinin eserlerine ve düşüncelerine hakim olmak üzerinden ölçülüyordu. Bu sebeple Yunanca neredeyse ana dil Latince kadar önemli görülüyordu.Doğaldır ki Cicero'nun eserlerinde Platon'un izleri görülür. Bu durum, gerek ruha ilişkin düşüncelerinde gerek kitabını diyaloglar halinde yazması gerekse diyaloglarda kendi konuşmayıp Cato'yu konuşturması şeklinde kendini gösterir. ●Cicero bu eserinde insan yaşamının yaşlılık çağı üzerinde durmuş, gelenek üzere iyi düşünceler beslenmeyen bu çağa karşı ekseriyetle korumacı bir tavır takınmıştır. Öncelikle bu çağın çocukluk, gençlik ve olgunluk gibi olağan bir dönem olduğunu hatırlatır. Yaşlılarla ilgili şikayet edilen konuların, ömrün bu çağına değil, bizzat kişinin karakterine isnat edilmesi gerektiğini savunur. Çünkü ona göre saygın bir yaşlı olmak da saygı görmeyen bir yaşlı olmak da kişinin elindedir. ●Cicero kitabında 4 konu üzerinde durmuş ve cevaplarını bu konular üzerinden sistematiğe oturtmuştur. Bu konular şöyle sıralanır: 1-yaşlıların iş yapmaktan alıkoyulması 2-yaşlılığın bedeni zayıflatması 3-yaşlılığın insanı tüm hazlardan yoksun bırakması 4-yaşlılığın ölümden uzak olmayışı ●Yaşlılık insanı tüm işlerden değil ancak gençlik ve kuvvetle yapılan işlerden alıkoyabilir. Ancak 'Büyük işler kuvvet, hız ya da çeviklikle değil, düşünce, otorite ve karar verme yeteneği ile yapılır, bunlar da yaşlılıkta azalmak şöyle dursun daha da artar genellikle' der Cicero. Yaşlılardan düşünce, akıl, karar verme yeteneği gibi konularda yararlanılabilir. Yaşlılar bu yeteneklere sahip olduğu için ülke yönetiminde söz sahibi olurlar ve gençlere nazaran daha iyi bir yönetim ortaya koyarlar, çünkü yaşlılar ihtiyatlı ve sağduyuludurlar. Hafızanın zayıflamasının yaşlılığa değil tembelliğe isnad edilmesi gerektiğini söyler. Hazin ve çalışma sonuçu yaşlıların bile zihinsel yeteneklerinin kalıcı olacağını savunur. Bu düşüncesini yaşlılığında eser veren yazar ve düşünürlerle destekler.Yaşlıların bütün bir ömür boyunca elde ettiği birikimleri gençlere aktarmak konusunda hevesli olduğunu söyler. ●Yine; bedeni zayıflatanın yaşlılık değil, gençlikte benimsenen yaşam biçimi olduğunu söyler. "Şehvet düşkün olan, ölçüsüz gençlik, yaşlılığa dermansız bir beden bırakır."ancak yaşlıların ne kadar da olsa gençlerin kuvvetli bedenlerine sahip olamayacağını bilir. Ona göre her dönemin kendisine has bir yapısı vardır: Çocuklar zayıftır, gençler haşindir, orta yaş ağırbaşlı ve yaşlılık olgundur. Önemli olan bunu bilmek ve bunlara göre hareket etmektir. Üstelik Cicero'ya göre gençler bile bazen zayıf düşebiliyorken yaşlıların zayıf olmasında şaşılacak bir şey yoktur. Sağlıklı bir beden önemlidir ve sağlıklı olmanın yolu ölçülü olmaktır. ●Yaşlılığın insana hazlardan yoksun bırakmasını Bir kusuru değil aksine bir armağan olarak kabul eder Cicero. Çünkü ona göre yapılan kötülüklerin çoğunun temelinde bir haz yatar. Vatana ihanet, devleti yıkma girişimleri, düşmanla yapılan gizli anlaşmalar… Haz; akıl, ölçülülük, erdem gibi olguları da yanında barındıramaz. Yaşlılığın hazzı bünyesinde barındırmadığı için saygı duyulası olduğunu belirtir. Ancak yaşlıların da haz aldığı konular vardır ve bu hazlar gençlikteki gibi uygunsuz hazlar değildir. Yaşlılıkta duyulan hazlar zihnin hazlarıdır ve gençlikteki gibi sofraların, oyunların ya da hayat kadınlarının verdiği hazlar gibi değildir.yaşlılık insanın vaktinin bol olduğu bir dönem olması sebebiyle zihnî faaliyetlere en uygun dönemdir. Cicero bu bölümde, yazılmış ünlü tragedyalardan, şiirlerden, araştırma ve çalışmalardan bolca örnekler verir. Ve çoğunun yaşlılık ürünü olduğunu hatırlatır. Diğer bir haz kaynağının ise çiftçilik olduğunu söyler ve çiftçiliği bolca över. Yaşlılığın çiftçilik yapmaya engel olmadığını ve çiftçiliğin insana mutluluk verdiğini belirtir. ●Ölüme uzak olmayışını ise şöyle değerlendirir: Eğer ölüm ruhu yok eden bir olaysa onu umursamaya, düşünmeye ve endişelenmeye gerek yoktur. Ancak eğer ölüm insana ebediyete taşıyorsa o halde onu arzulamalıyızdır. Ölüm bir sorunsa bu sadece yaşlılıkta görülen bir sorun olmadığına göre niçin yalnızca yaşlılığın sorunuymuş gibi gösterilir,der Cicero. Gençken ölenler yok mudur? Bütün gençler uzun bir hayat sürmeyi arzular ancak bu onlar için belirsizdir. Yaşlılarsa arzulanan bu döneme ulaşmış ve onu yaşamaktadırlar, bu sebeple yaşlılar gençlerden daha iyi durumdadır, der yazar, ancak ben bütün gençlerin uzun yaşamayı arzuladığı konusunda yazara katılamıyorum. Cicero tıpkı Platon gibi ruhun ölümsüz olduğunu düşünür ve insanların bilgiyi sonradan kazanmadığını aslında doğduklarında bilgi sahibi olduklarını ve zamanla bunu anımsadıklarını savunur.İnsanın kendini gençliğinden itibaren ölüme hazırlaması gerektiğini savunur ve "Evimden değilde, misafirhaneden ayrılır gibi bu yaşamdan ayrılıyorum" diyerek bu dünyaya sıkı sıkıya bağlanılmaması gerektiğini öğretir bize. ●Kitabı okurken, fakültede ders olarak gördüğüm 'Roma hukuku' bilgilerimi anımsadım çokça; censor, consul, praetor, senatus, dictator,tribunus plebis, quaestor...Kimi zaman akıcılığı zorlasa da herkesin ama bilhassa gençlerin okuması gereken bir kitap olduğunu söylemek ister, okuyacak herkese şimdiden iyi okumalar dilerim:) (Miss Nobody)
Etrafımızda yaş almış insanların hangi psikoloji içinde olduğunu yalın bir anlatımla açıkladı Cicero, kendime öğütler aldım. Bilge yaşlılardan olma ümidiyle.. :) Tavsiyemdir.. (Ezgi Bulat)
--reklam--
Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Marcus Tullius Cicero - Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Marcus Tullius Cicero Kimdir?
Marcus Tullius Cicero (MÖ 106 - MÖ 43), (Latin) Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar. Felsefe öğrenimini, Epikürosçu Phaedros, Stoacı Diodotos ve Akademi'ye bağlı Philon'dan almış olan Cicero'nun önemi, Yunan düşüncesini daha sonraki kuşaklara aktarmasından oluşur. Bilgi kuramı açısından, kesinliğe bağlanmak yerine olasılıkların yolunu izlemeyi yeğleyen, buna karşın ahlak alanında, dogmatik bir tavır sergileyip, Stoacılara ve bu arada Sokrates'e yönelen Cicero, Latincenin felsefe dili olarak gelişmesine katkı yapmış ve bu arada, dinsel görüşleri açısından daima agnostik kalmıştır.
Hayatı
3 Ocak MÖ 106 yılında Arpinum'da doğmuştur. Çocukluğundan itibaren harika bir öğrenci olmuş, eğitime olan tutkusu ve sevgisi ile ünlenmiştir. Yoğun bir hukuk öğrenimi görmüş, daha sonraları ise edebiyat ve felsefeyle daha çok ilgilenmeye başlamıştır. Savaşı hiç sevmezdi, yine de orduya katıldı. Mahkemelere başkanlık yaptı, ünlü ve başarılı bir hukukçu oldu. Daha sonraları ise konsül oldu, daha önce ailesinden hiçbir kimse konsül olmamıştı, yani o bir homo novus idi. MÖ 60 yılında Sezar, ilk Triumvirliği başlattı. MÖ 58 yılında Publius Clodius Pulcher'in koyduğu yasa ve aralarında gelişen sürekli muhalefet yüzünden İtalya'yı bir yıllığına terk etti. MÖ 50'li yıllarda, Cicero popülist Milo'yu Clodius'a karşı destekledi. Sonra 50'li yılların ortasında Clodius Milo'nun gladyatörleri tarafından Via Appia'da öldürüldü. Cicero Milo'yu savundu, bariz kanıtlar yüzünden pek başarılı olduğu söylenemez. Nitekim Milo sürgüne gitti ve uzun bir süre Marsilya'da yaşadı.
MÖ 50 yılında Sezar ile Pompey arasındaki gerilim iyice artmıştı, Cicero bu yıllarda Pompeius'in tarafını tuttu, yine de Caesar'ın düşmanı olmak istemiyor buna göre daha yumuşak bir politika izliyordu. MÖ 49 yılında Caesar İtalya'yı işgal ettiğinde, Cicero kaçmak zorunda kaldı. Daha sonraları Caesar onun geri dönmesi için ikna etmeye çalışınca, Cicero İtalya'yı terk ederek Selanik'e gitti. MÖ 48 yılında Pompeius taraftarlarıylaydı, bu dönemde onlarla arası açıldı, Ceasar'ın Pharsalus'daki zaferinin ardından Roma'ya geri döndü. Caesar'ın hükümranlığı altında sesini çıkarmadı, yazılarına konsantre olmuştu.
MÖ 45 yılının Şubatında kızı Tullia öldü. Hayatı boyunca bu şoktan kurtulamadı.
MÖ 44 yılında Caesar öldürüldü. Bu dönemde popülaritesi arttı; Senato'nun en güçlü, en sözü geçer adamı haline geldi. Sezar'dan sonra giderek güçlenen Marcus Antonius'yi sevmiyordu. Yine de Marcus Antonius ve Cicero dönemin en güçlü iki adamı olarak diğerlerinden daha öne çıkıyordu. Caesar'ın veliahtı Octavianus İtalya'ya varınca, Cicero Antonius'a karşı onu savunmaya başladı. Sürekli Antonius'u eleştiriyor, Octavianius'u ise övüyordu. Senatus'u da Antonius'a karşı kışkırtmıştı. Cicero'nun ününün doruğuydu bu dönemler. Zamanla Cicero'nun Antonius'a olan kini arttı, kafasındaki plan hem Octavianus hem de Antonius'u aradan çıkarmaktı. Ama bu ikisi Lepidus ile beraber ikinci Triumvirliği kurunca, Cicero'u devlet düşmanı ilân ettiler. Cicero kaçtı, fakat yakalandı. MÖ 43 yılının 7 Aralık günü başı kesilerek idam edildi. Başı Forum Romanum'daki Rostra'da halka teşhir edildi, elleri ise Senato binasının kapısına çivilendi.
--reklam--
Marcus Tullius Cicero Kitapları - Eserleri
- Dostluk Üzerine
- Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine
- Yasalar Üzerine
- Her Şey Bitmek İçin Başlar
- Yükümlülükler Üzerine
- Dostluk ve Yaşlılık
- Ölüme Övgü
- Kader Üzerine De Fato
- Devlet Üzerine
- Stoacıların Paradoksları
- Tanrıların Doğası
- Ölümü Küçümseme
- Şair Archias Savunması
- Bir Seçim Nasıl Kazanılır?
- Philippicae Söylevleri 1
- Kral Deiotaros Savunması
- L. Catilina Söylevi
- Murena Savunması
- Bir Özgürlük Düşmanına Saldırı
- Cicero'nun Düşünce Dünyası
- Milo Savunması
- Scipio’nun Düşü
- Deiotarus’u Caesar’a Karşı Savunma
- On Living and Dying Well
- Toplu Eserler Tusculum Tartışmaları
- Atticus’a Mektuplar
- Pompeius'un Yetkisi Hakkında
--reklam--
Marcus Tullius Cicero Alıntıları - Sözleri
- Konuşmada bir şey ne doğru ne yanlışsa, onun doğru olmadığı kesindir. Oysa doğru olmayan bir şey niçin yanlış olamasın ya da yanlış olan bir şey niçin doğru olamasın? (Kader Üzerine De Fato)
- —Devlet, ne kralsız olmalı ne de uzun süreli bir kralı olmalı; hiç kimsenin güce alışmasına ve onu teslim etmekte ağırkanlı davranmasına ya da onu sürdürmek için fazla hırslı olmasına izin verilmemelidir.. (Devlet Üzerine)
- No life is too short if virtue is complete. (On Living and Dying Well)
- Doğanın ruhların ölümsüzlüğünü sessiz sedasız bir karara bağlaması fevkalâde önemli bir kanıttır, çünkü herkes ölümden sonra neler olacağından endişe eder, hem de çok endişe eder. (Ölümü Küçümseme)
- ../birçok kişi de kendilerinin olamayacağı türde bir dosta sahip olmak istiyor, dostlarına vermedikleri şeyleri onlardan talep ediyorlar. Oysa olması gereken, önce kişinin kendisinin iyi bir insan olması, sonra kendisine benzeyen başka birini aramasıdır.. (Dostluk Üzerine)
- İnsanın meylettiği büyük kusurlardan tümüyle sıyrılacak kadar arındırılması ve onlardan kökten kurtulması doğal nedenlere değil, isteğe, çalışmaya ve eğitime bağlıdır. Eğer kaderin etkisi ve karakteri kehanet mantığıyla sağlamlaşacaksa bütün bu unsurlar anlamını yitirir. (Kader Üzerine De Fato)
- "Ben bir davacının ne yetkisini, ne akla gelebilecek herhangi bir üstünlüğünü, ne yüksek otoritesini ne de haddinden büyük nüfuzunu duruşmaya taşımasını isterim. Tüm bunlar masumların kurtulması, zayıfların güçlenmesi, felakete uğrayanların yardımına koşulması durumunda etkin olmalıdır, yurttaşların gerçek bir tehlikesinde ve mahvolmaları durumunda ise reddedilmelidir!" (Murena Savunması)
- Gerçekten de kendilerini öğretmen olarak sunan kimselerin yetkinliği çoğunlukla öğrenmek isteyenlere engel oluşturur, çünkü öğrenciler kendi görüşlerini bir kenara koyup yetkin olarak gördükleri kimsenin onayladığı görüşünü benimserler. (Tanrıların Doğası)
- İnsanken tanrılaştığı söylenen diğer kişiler,insanlığın daha ilkel çağlarında yaşamıştı,o dönemlerde insan aklı masal uydurmaya meyilli olmakla birlikte ilkel insanlar hemen inanmaya eğilim gösterirdi. (Devlet Üzerine)
- Kötü insanların mutluluğundan üzüntü duymaktansa,iyi insanların beni özlemesinden daha büyük bir mutluluk duydum. (Devlet Üzerine)
- Ölümü küçümsediğinde, bütün korkularını yenmiş olacaksın. (Ölümü Küçümseme)
- Dahası sabit yıldızlar denilen yıldızlar da aynı aklı ve bilgeliği sergilerler. Bunların birbirleriyle uyumlu ve bir düzen içindeki dönüşleri gündeliktir, doğa felsefesinden habersiz pek çok kişinin söylediği gibi, bunların seyir leri ne esirdeki yörüngelerinden ne de gök kubbedeki sabit konumlarından kaynaklanır; çünkü esirde kendi gücüyle yıldızları kucaklayıp döndürecek bir yapı yok tur, doğrusunu söylemek gerekirse az basınçlı, geçirgen ve çevresine eşit ısı yayan esir yıldızları kendi içinde barındırmaya da pek uygun değildir. Sonuç olarak sa bit yıldızların esirden ayrı ve ondan tamamen bağımsız, kendilerine ait bir küresi vardır.186 Şimdi bu yıldızlar ara sındaki olağanüstü ve inanılmaz uyumun yanı sıra hiç kesintisiz devam ettirdikleri seyirleri bunlardaki tanrısal gücü ve aklı gösterir. Bu yıldızlardaki tanrısal gücü anla yamayan kişi hiçbir şeyi anlayamayacaktır. !>o “Görülüyor ki gökyüzünde şans, rastlantı, yanılgı, de ğişkenlik diye bir şey yoktur; aksine düzen, doğruluk, akıl ve uyum vardır. Söz konusu niteliklerden yoksun, sahte, yanlış ve yanılgılarla dolu her şey yeryüzü ile Ay (ki bütün göksel cisimlerin en sonuncusudur) arasındaki bölgede ve yeryüzünde bulunur. Sonuçta göksel cisimle rin her şeyin tam bir korunmasını ve güvenliğini sağla yan olağanüstü düzeninde ve inanılmaz uyumunda akıl bulunmadığım zanneden kişinin kendisi akıldan yoksun kabul edilmelidir. (Tanrıların Doğası)
- Kitaplarım için her zaman boş zamanım var. _onlarsa asla meşgul değiller... (Yılın 60 ıncı ve son kitabı.) (Devlet Üzerine)
- Ülkenin önde gelenleri nasılsa, ülkenin kendisi de öyledir. (Yasalar Üzerine)
- Erdemin iyinin en üst mertebesi olduğunu düşünenler haklıdır, erdem dostluğu doğurur ve korur, erdem olmadam dostluk kurulması imkansızdır. (Dostluk Üzerine)
- Yalnızca, insan gücünü yönetmesini bilmeli, ancak gücünün yettiği kadarına el atmalı: işte böyle olursa, insan, eski gücüm kalmadı diye yazıklanmaz. (Dostluk ve Yaşlılık)
- “Ey Titus, ne olacak ödülüm, Yardım etsem, dindirsem İçine yerleşerek, kalbinde dönüp duran kaygıyı.” (Yaşlı Cato veya Yaşlılık Üzerine)
- "İnsan için elbette hiçbir şey bilgelikten daha değerli değildir, yaşlılık her şeyi alıp götürürken bilgeliği getirir..." (Ölümü Küçümseme)
- "Ruhun nasıl bir bedende bulunduğu fevkalâde önemlidir; çünkü zihni keskinleştiren de, körelten de pek çok şey bedenden kaynaklanır." (Ölümü Küçümseme)
- Arkhytas, "Zevke son derecede kapılmış bir insan düşünün" diyormuş. Onun düşüncesine göre, kimse kuşku duymaz ki böyle bir insan, bu zevkin etkisi altında kaldığı sürece her türlü düşünceden, her türlü uslamlamadan uzak olur, hiçbir şeye kafa yormaz. Onun için maddi zevkten daha tiksinilecek, daha zararlı bir şey yoktur. Çünkü bir de yeğin ve sürekli olursa, ruhun bütün ışığını söndürür. (Dostluk ve Yaşlılık)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin