Yaz Dedi Tanrı - Dilek Akın Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Yaz Dedi Tanrı kimin eseri? Yaz Dedi Tanrı kitabının yazarı kimdir? Yaz Dedi Tanrı konusu ve anafikri nedir? Yaz Dedi Tanrı kitabı ne anlatıyor? Yaz Dedi Tanrı PDF indirme linki var mı? Yaz Dedi Tanrı kitabının yazarı Dilek Akın kimdir? İşte Yaz Dedi Tanrı kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Dilek Akın
Yayın Evi: Nemesis Kitap
İSBN: 9786056362934
Sayfa Sayısı: 127
Yaz Dedi Tanrı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
''Makasların kör baktığı saçlarımı dolayıp boynuma, beni taşımayacak bir şiire daha asıyorum kendimi. Oysa bir şiirden yaratıldığımı sanırdım bir zamanlar; mutsuz ve çiçeksiz ve umutsuz bir şiirden..."
"Tanrı'm benden şiir olur mu?''
Yaz Dedi Tanrı Alıntıları - Sözleri
- , Sevdiğim insanları tanımak istemiyorum. ... ~...
- ⊰ sızımın gizi; ölü ruhta yara izi ⊱ “Bazen bir şiir sadece bir şiir değildir. Bir ölüden bir ölüye... Yirmibeşinci mumum da söndü gözyaşı işgali altında böyle olmaz dedi Tanrı, gülümse biraz. Pardon bayım; hayatınızda fazla tebessüm var mı? Bende bir neden kalmadı da. Üzerimdeki emanet şiirleri çıkardım üstelik dar geliyordu çoğu, sığamıyordum. Ruhuma batan düş kırıkları, bir dolu hüzün, sızım sızım sızanan sızılar, kaos desen diz boyu buna şiir mi dayanır?! Kanatsa yaralasa da yakışanı giymeli, gerçek kadar acıtmayınca yalanlar, kendinden kaçıyor insan. Pardon bayım; bu yalan sizin miydi? Yanlışlıkla üzerine oturmuşum. Hayatla ayrı yerlerde durup ayrı noktalara bakıyoruz dilimizde aynı küfür; ya ben seni ya sen beni! Okunaksız bir el yazısıyla yazıyorum kaderi, kalem tutmayı sizden öğrenmiştim. Siz şiirler yazardınız kan damlardı dizelerinizden ama mutluydunuz, mutlu olmanın beş şartı neydi? Pardon bayım; üzerinizde fazla mutluluk var mı? Bende kalmadı da. Bundan yirmibeş Ekim önce ensemden tutup Tanrı hayata bıraktı bırakalı sudan çıkmış balık misali ölüme çarpa çarpa yaşadım. Tanrı görmüyor, Tanrı duymuyor, Tanrı bilmiyor, Tanrı üç maymunu oynuyor. Siz Tanrı'ya ne çok benziyorsunuz bayım. Kaç kez intihara teşebbüs etti içimdeki sefil çocuk yıkık dökük imha hatalarıyla avuttum hep; senin....n bir melekti çocuk, biz bize yeteriz. Hayatın rahminden ölüme kayıp düşmek an meselesiydi ki büyümek ölmek demekti, yirmibeş defa öldüm mesela öldüm dirildim. Yaşamla ölüm arasındaki yedi fark neydi? Pardon bayım; kırk defa ölsem gerçek olur mu? Topuklu ayakkabılarımın iç gıcıklayan sesi, belirginleşen yüz çizgilerim, ya da yokluk emzirdiğim göğüslerime aldırmayıp defalarca buruşturup attım kadınlığımı. Sadece sevişirken kadın oluyorum. Pardon bayım; siz sevişmeden de adam olabilmek ister miydiniz? Oyuncaklarım hâlâ ucube bir yalnızlıkta sallanmakta ve piç değil hiçbiri bir hiç gibi yaşamaktansa piç olmayı yeğlerdim. Kelimelerimde öldürüp sizi ....ya susamış bir katil olmazdım en azından ya da siz... Daha ilk cümlede ölmeseydiniz mutlu sonla biten tüm şizofren masallara inanabilirdim. Ama siz bayım bir vardınız bir yoktunuz. Hiç vardınız hep yoktunuz. Bir aralasalar ruhumu görecekler toplu mezarları; çok miktarda acı gömdüm içime, yıllanmış kalıntılar, bir yığın ölü dokunuş, aldanış, vazgeçiş… Bugün çok sevinçliyim kesin kötü bir şey olacak diyerek elimdeki avucumdaki sevinci bile gömdüm içime. Bir fahişenin maskesine aldanıp peşi sıra sürüklenmenizle içime akan çok kanamalı gözyaşları ve sizi bayım sizi gömdüm içime. Pardon bayım; siz hiç, hiç olmaktan korkmadınız mı? Bir fahişenin yüzüne fahişe denilmez aslında fahişe vardır zamandan çalan ve fahişe hayat çalan O gerçek bir fahişeydi çünkü....mı çaldı. Karanlık dünyasına girdiğinizde nasıl bir hayat keşfettiniz, hiç saydınız mı kaç çığlık darbesinde kaç dünya kararttınız… Neyse, neyse... Bunların önemi yok. Pardon bayım; çaldığınız hayallerimi geri verir misiniz? Bir tur atıp geri geleceğim. Her küfüre meyilli sızılarımı dilimi damağıma yapıştırıp eziyorum. Her gün hayattan kopan bir şiirle örerken acımı canımın kırılmışlıklarını çatlamış umutlarla yamalayabilirim, defter aralarında kuruttuğum anıları kaldırıp atmasını da bilirim de ne zaman aynaya baksam yüzünüzü görürüm. Pardon bayım; sizin adınız neydi? ben size yanlışlıkla baba dedim! Tüm noktaların (....) bir tek anlamı var şimdi; baba!” S: 52/55
- ⊰ dilek tutulması; hiç ⊱ “Beni adımdan tut içinde, ki bir anlamım olsun, adım; kimsenin tutamadığı bir Dilek! Yüzümü duyulmayan bir yankı uğultusuyla yüzüyorum, bugün günlerden hiç. Şunu bir kenara yaz Tanrı'm, doğduğumdan yana, ölüdür tüm perşembeler. O kâbusa koştuğum ilk an gibi, tutunamadığım rahim duvarlarından hayata intihar edişim. Kimsenin tutamadığı Dilek, varlığım şüphe yokluğuma. Başkaları için yaşamaktansa, kendim için ölmek istedim. Bunu böyle bil Tanrı'm, benim annem yağmur, babamdan boşalan. Ki bulutların en karası, yüz karasıdır babam. Orgazm çığlıkları umursamazlığından bahsediyorum, çürüyen bir kondomda yaşamak, ölmekten iyidir bazen. Karanlığa karışmak, genleşerek yalnızlaşmak, çoğalarak azalmaktan başka değil, payıma düşen ad peşinde sürüklenmek. Şunu da anla Tanrı'm, dudaklarıma jiletler geçiriyorum, ağzımı suskuya ekiyorum. Çünkü ben gülünce babama, ölünce anneme benziyorum.” S: 80/81
- ⊰ gamze çukuru ⊱ “Kanayan yerlerimize çiçekler ektiğimizden yana, kabuğu da yok yaralarımızın koparılacak.”
- Çok yanlış ağladım, çok yalnız anladım !
- ⊰ yüzünde tutulmuş dilek’ler ⊱ “Yine de bu dünya adam olmazdı, bilirdik. İşte biz en çok bu yüzden, en çok bu yüzden... Elimizi şiire buladık!”
- ⊰ ölüme bir adım; dilek ⊱ “Tehlike anında camı kırıp okunacak şiirler yazmak istedim, içimden geçen hayatın içinden geçmek istedim, dünya kaç bucak bilmek istedim, bir keresinde niyetimi bozmak istedim, bir yandan yazarken diğer yandan kendimden silinmek istedim…”
Yaz Dedi Tanrı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabı aldığımdaki ilk tepkim ‘ikinci baskı mı, şaka yapıyorsun.’ oldu. Çok üzüldüm buna çünkü topluca toplumun yadırgayıp bir kadının ağzına yakışmıyor diyip eleştiri üstüne eleştiri yapanlardan ve basmakalıp sözlerden bıkan kadınlardan olduğu aşikar. Şiire argo yakışmaz diyene kapak gibi kitap bence. Küfrün, cinselliğin, sorgulamanın sadece tek cinse ait olmadığının güzel bir yazılı kanıtı benim için. Kaleminde feminist tavırlar olduğunu düşünmüyorum aksine zaten olması gereken eşitlikte yazdığını düşünüyorum. Ve bazen kalıplara ölçülere tutunduğumuz için olmamış diyip eleştirmek kadar kolay başka bir şey daha var okurken o kalemi tutuyormuş ve kağıda her harfle kederini, mutluluğunu, yalnızlığını döküyormuş gibi hissetmek var mesela. Bunlar ve belki daha aklıma gelmeyen sebeplerle beraber empati kurabildiğim kitapları sevdiğim için seni de çok sevdim. İyi okumalar dilerim. (aysu şirin)
Kelebekler vardı önce, geceden uçmaya güne kanat çırpan gizlice... Yaz dedi Tanrı; gökten sağanak hüzünler yağarken, kırlangıcı çığlığına göm dedi. Yaz dedi Tanrı; kendini boşluğa bırakmaya hazırlanan yorgun sesini at sırtına, bebeğin yüreğini kirlet dedi. Yaz dedi Tanrı; ruhun sırra kadem bastığı bir ayrılık öyküsünde, âşığın sevdasına sırt dön dedi. Yaz dedi Tanrı; peşi sıra kovalarken inandıklarının inançsızlığı, meltem esintisini kov dedi. Yaz dedi Tanrı; güneşe bulanmış karanlık gölgeler aldatmacasında, uçurtmayı toprağa çiz dedi. Yaz dedi Tanrı; bir yoktan iç çekişin nefes kesen çığlıklarıyla, güneşin doğuşunu batır dedi. Yaz dedi Tanrı; dokunmadan yağmurun ürkekliğine en arsızını fırlatıp kahkahaların, ayın şehvetini söndür dedi. Yaz dedi Tanrı; esmer tene yaraşırken rengârenk umutlar, varolmanın yokluğunu hatırlat dedi. Yaz dedi Tanrı; bir yalanı yakmış tüttürürken dudaklarının arasında, kelebeğin kanadını kır dedi. Yaz dedi Tanrı; gölgeleri örten ışıklar yankılanırken gözlerden, gerçeği düşe çevir dedi. Yaz dedi Tanrı; acının cüssesi ağır gelirken bir ölümden, umudun ışığını kapat dedi. Yaz dedi Tanrı; hiç yazılmamış bir şarkının notalarında çırpınırken, matemin karasına ak düşür dedi. (PAPATYA'M)
Bir şiir kitabı mi desem? Bir hesap sorma mi desem? Ya da tabusuz bir haykırış. Açıkcası hediye gelmeseydi , okur muydum bilmiyorum. Ama hediye gelen kitabı kapalı tutmak olmazdı. Bir çırpıda okunabilecek, güzel şiirler barındıran bir kitap. Çokça hesap sorma var. Asilik ve tabulara direniş. Ağırlıklı feminist bir çizgisi olan, yasaklara karşı başkaldıran bir dile sahip. Bazı şiirler anlatıyor, seni, beni, onu ve birbirimizle bazen söyleyemediklerimizi.. (Viyan)
Yaz Dedi Tanrı PDF indirme linki var mı?
Dilek Akın - Yaz Dedi Tanrı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yaz Dedi Tanrı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Dilek Akın Kimdir?
dilek akın, 20 ekim 1983 tarihinde istanbul'da doğdu.
"herkesin elinde kalem, evinde enstrüman olmalıdır." deyişinden edebiyat ve müziğe olan tutkusu anlaşılır.
şiirin sihrine müziğin büyüsünü karıştırmış sonbaharın lirik yelinde savrulan istanbul aşığı olarak tanımladığı kendisi öğrenimini istanbul'da tamamladıktan sonra yurtdışında yaşamaya başlamış ve bu dönemde en kadim dostları kalemi ve gitarı olmuştur.
"yazdıklarımı bir sır gibi sakladığım dönemlerde kendi gerçeğimden kaçıyor olduğumu farkında değildim. bu mantaliteden kendimi soyutladığımda kalemimden dökülenlerin birileriyle paylaşılması gereksinimini hissettim. benim özelim diye köşe bucak sakladıklarım aslında başkalarına ait duyguların dökümüydü ve bilmek haklarıydı." diyerek edebiyat dergileri ve internet üzerinde bir çok edebiyat portalında eserlerini yayınlamaya başladı. amatör edebiyatın verimliliğine ve başarısına inandı.
dilek akın, şimdilerde hayatının dağınıklığını toplamayı bırakmış, en büyük tutkusu olan istanbul'un hüzn-ü mavisinde şiir ve müzikle ruhunun buruşukluğunu ütülüyor.
Dilek Akın Kitapları - Eserleri
- Yaz Dedi Tanrı
Dilek Akın Alıntıları - Sözleri
- ⊰ sızımın gizi; ölü ruhta yara izi ⊱ “Bazen bir şiir sadece bir şiir değildir. Bir ölüden bir ölüye... Yirmibeşinci mumum da söndü gözyaşı işgali altında böyle olmaz dedi Tanrı, gülümse biraz. Pardon bayım; hayatınızda fazla tebessüm var mı? Bende bir neden kalmadı da. Üzerimdeki emanet şiirleri çıkardım üstelik dar geliyordu çoğu, sığamıyordum. Ruhuma batan düş kırıkları, bir dolu hüzün, sızım sızım sızanan sızılar, kaos desen diz boyu buna şiir mi dayanır?! Kanatsa yaralasa da yakışanı giymeli, gerçek kadar acıtmayınca yalanlar, kendinden kaçıyor insan. Pardon bayım; bu yalan sizin miydi? Yanlışlıkla üzerine oturmuşum. Hayatla ayrı yerlerde durup ayrı noktalara bakıyoruz dilimizde aynı küfür; ya ben seni ya sen beni! Okunaksız bir el yazısıyla yazıyorum kaderi, kalem tutmayı sizden öğrenmiştim. Siz şiirler yazardınız kan damlardı dizelerinizden ama mutluydunuz, mutlu olmanın beş şartı neydi? Pardon bayım; üzerinizde fazla mutluluk var mı? Bende kalmadı da. Bundan yirmibeş Ekim önce ensemden tutup Tanrı hayata bıraktı bırakalı sudan çıkmış balık misali ölüme çarpa çarpa yaşadım. Tanrı görmüyor, Tanrı duymuyor, Tanrı bilmiyor, Tanrı üç maymunu oynuyor. Siz Tanrı'ya ne çok benziyorsunuz bayım. Kaç kez intihara teşebbüs etti içimdeki sefil çocuk yıkık dökük imha hatalarıyla avuttum hep; senin....n bir melekti çocuk, biz bize yeteriz. Hayatın rahminden ölüme kayıp düşmek an meselesiydi ki büyümek ölmek demekti, yirmibeş defa öldüm mesela öldüm dirildim. Yaşamla ölüm arasındaki yedi fark neydi? Pardon bayım; kırk defa ölsem gerçek olur mu? Topuklu ayakkabılarımın iç gıcıklayan sesi, belirginleşen yüz çizgilerim, ya da yokluk emzirdiğim göğüslerime aldırmayıp defalarca buruşturup attım kadınlığımı. Sadece sevişirken kadın oluyorum. Pardon bayım; siz sevişmeden de adam olabilmek ister miydiniz? Oyuncaklarım hâlâ ucube bir yalnızlıkta sallanmakta ve piç değil hiçbiri bir hiç gibi yaşamaktansa piç olmayı yeğlerdim. Kelimelerimde öldürüp sizi ....ya susamış bir katil olmazdım en azından ya da siz... Daha ilk cümlede ölmeseydiniz mutlu sonla biten tüm şizofren masallara inanabilirdim. Ama siz bayım bir vardınız bir yoktunuz. Hiç vardınız hep yoktunuz. Bir aralasalar ruhumu görecekler toplu mezarları; çok miktarda acı gömdüm içime, yıllanmış kalıntılar, bir yığın ölü dokunuş, aldanış, vazgeçiş… Bugün çok sevinçliyim kesin kötü bir şey olacak diyerek elimdeki avucumdaki sevinci bile gömdüm içime. Bir fahişenin maskesine aldanıp peşi sıra sürüklenmenizle içime akan çok kanamalı gözyaşları ve sizi bayım sizi gömdüm içime. Pardon bayım; siz hiç, hiç olmaktan korkmadınız mı? Bir fahişenin yüzüne fahişe denilmez aslında fahişe vardır zamandan çalan ve fahişe hayat çalan O gerçek bir fahişeydi çünkü....mı çaldı. Karanlık dünyasına girdiğinizde nasıl bir hayat keşfettiniz, hiç saydınız mı kaç çığlık darbesinde kaç dünya kararttınız… Neyse, neyse... Bunların önemi yok. Pardon bayım; çaldığınız hayallerimi geri verir misiniz? Bir tur atıp geri geleceğim. Her küfüre meyilli sızılarımı dilimi damağıma yapıştırıp eziyorum. Her gün hayattan kopan bir şiirle örerken acımı canımın kırılmışlıklarını çatlamış umutlarla yamalayabilirim, defter aralarında kuruttuğum anıları kaldırıp atmasını da bilirim de ne zaman aynaya baksam yüzünüzü görürüm. Pardon bayım; sizin adınız neydi? ben size yanlışlıkla baba dedim! Tüm noktaların (....) bir tek anlamı var şimdi; baba!” S: 52/55 (Yaz Dedi Tanrı)
- ⊰ dilek tutulması; hiç ⊱ “Beni adımdan tut içinde, ki bir anlamım olsun, adım; kimsenin tutamadığı bir Dilek! Yüzümü duyulmayan bir yankı uğultusuyla yüzüyorum, bugün günlerden hiç. Şunu bir kenara yaz Tanrı'm, doğduğumdan yana, ölüdür tüm perşembeler. O kâbusa koştuğum ilk an gibi, tutunamadığım rahim duvarlarından hayata intihar edişim. Kimsenin tutamadığı Dilek, varlığım şüphe yokluğuma. Başkaları için yaşamaktansa, kendim için ölmek istedim. Bunu böyle bil Tanrı'm, benim annem yağmur, babamdan boşalan. Ki bulutların en karası, yüz karasıdır babam. Orgazm çığlıkları umursamazlığından bahsediyorum, çürüyen bir kondomda yaşamak, ölmekten iyidir bazen. Karanlığa karışmak, genleşerek yalnızlaşmak, çoğalarak azalmaktan başka değil, payıma düşen ad peşinde sürüklenmek. Şunu da anla Tanrı'm, dudaklarıma jiletler geçiriyorum, ağzımı suskuya ekiyorum. Çünkü ben gülünce babama, ölünce anneme benziyorum.” S: 80/81 (Yaz Dedi Tanrı)
- ⊰ yüzünde tutulmuş dilek’ler ⊱ “Yine de bu dünya adam olmazdı, bilirdik. İşte biz en çok bu yüzden, en çok bu yüzden... Elimizi şiire buladık!” (Yaz Dedi Tanrı)
- ⊰ ölüme bir adım; dilek ⊱ “Tehlike anında camı kırıp okunacak şiirler yazmak istedim, içimden geçen hayatın içinden geçmek istedim, dünya kaç bucak bilmek istedim, bir keresinde niyetimi bozmak istedim, bir yandan yazarken diğer yandan kendimden silinmek istedim…” (Yaz Dedi Tanrı)
- ⊰ gamze çukuru ⊱ “Kanayan yerlerimize çiçekler ektiğimizden yana, kabuğu da yok yaralarımızın koparılacak.” (Yaz Dedi Tanrı)
- Çok yanlış ağladım, çok yalnız anladım ! (Yaz Dedi Tanrı)
- , Sevdiğim insanları tanımak istemiyorum. ... ~... (Yaz Dedi Tanrı)