Yaz Düşleri Düş Kışları - Tomris Uyar Kitap özeti, konusu ve incelemesi
Yaz Düşleri Düş Kışları kimin eseri? Yaz Düşleri Düş Kışları kitabının yazarı kimdir? Yaz Düşleri Düş Kışları konusu ve anafikri nedir? Yaz Düşleri Düş Kışları kitabı ne anlatıyor? Yaz Düşleri Düş Kışları kitabının yazarı Tomris Uyar kimdir? İşte Yaz Düşleri Düş Kışları kitabı özeti, sözleri, yorumları ve incelemesi...
Kitap Künyesi
Yazar: Tomris Uyar
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750809408
Sayfa Sayısı: 82
Yaz Düşleri Düş Kışları Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
"Şimdi bahçede, ayaz - yemiş boş sıraların dışında kuşsuz bir saat kulesi kalmıştı, yapraklarını dökmüş bir atkestanesi, öğrencisiz bir basketbol alanı.
Her mevsimde aynı olan ulu bir çınar. Pusla beslenen bulutlar, kimi zaman aralarında kümelenip yardımlaşarak, kimi zaman tek başlarına kalmayı deneyerek yeni biçimlere değişiyorlardı. Durmaksızın. Bir ara güneş, son bir çabayla bulutların arasından sıyrıldı ama göğe ancak kendini çok andıran bir güneş resmi çizebildi."
Gündelik hayatın gerçeklerinde yaşayan ve gerçeği değiştirecek düşler kuran insanların öyküleri...
Tomris Uyar, Yaz Düşleri Düş Kışları ile okuyucularını gerçek ile düş arasındaki görünmez köprüden geçiriyor.
Yaz Düşleri Düş Kışları Alıntıları - Sözleri
- Birşeylerin bir daha geri gelmemecesine kayıp gittiğini düşündü : adları olmayan yılların, günlerin,birtakım tekdüze mevsimlerin, kışların...
- Artık hesap yapmayayım, eski defterleri uykumda karıştırıp bu milletten, içimizden, kanımızdan nelerin kaçırıldığını, nelerin yağmalandığını hesap etmeyeyim, n'olur.
- Kişinin doğum tarihi pek önemli değil aslında, dünyaya gözlerini açmak daha önemli.
- Yüzü, denizin haritası gibiydi.
- Bir şeyin birdenbire yerinde olmaması, ama aynı tiktakın sürüp gitmesiydi ölüm.
- “Öyle bir boşluk var ki ama, ölümü bile düşünmüyorum. Korkmuyorum.”
- ben konuştukça kıyı eskiyor azalıyorum resim bitiyor sanki
- "Ben uzaklığı dakikalarla,saatlerle değil kayıp giden toprak parçalarıyla ölçerim."
- Gözleri doluyordu yerli yersiz.
- Gerçek öyle çabuk değişiyor ki, adı konulana, içyüzü anlaşılana kadar dış yüzü tanınmazlaşıyor
- “Kişi kaç kere göklere kaldırmalı başını Göğü görmezden önce?”
- Diyeceğim, bizim halkımız, sokağa on yılda bir dökülür.İnançları ve parası değer düşümüne uğratıldığında
- "Ben uzaklığı dakikalarla,saatlerle değil kayıp giden toprak parçalarıyla ölçerim."
- Güzellik, ölümle içiçe yürür burada.
Yaz Düşleri Düş Kışları İncelemesi - Şahsi Yorumlar
İlk defa Tomris Uyar’dan bir kitap, bir öykü kitabı okudum. Kitabın içerisinde dokuz öykü bulunuyor. Adını ilk okuduğumda “Yaz Düşleri” kısmını anlamıştım ancak “Düş Kışları” ne demek çok anlayamamıştım. İçerisindeki tüm öyküler bana sadece mutlu değil acı düşlerin de olabileceğini gösterdi. Sade bir Türkçe ile yazıldığından okurken sıkılmadım, kendimi o düşlerin ortasında hissettim. Kitapta en çok dikkatimi çeken unsurlardan biri, 80’li yıllardaki darbe olayından, siyasi ortamından etkilenilmiş öyküler bulunmasıydı. Bence bu kitabı diğer toplu öykü kitaplarından ayıran durum da bu. En kısa zamanda bir Tomris Uyar kitabı daha okumayı düşünüyorum. (Cosmos)
Yazarın okuduğum ikinci kitabıydı daha önce okuduğum Dizboyu Papatyalara göre ikinci yeni tarzına daha yakın buldum bu eseri bu yüzden tavsiyem bu tarz eserleri seviyorsanız okumanız yönündedir. Ayrıca belirtmek isterim ki kitapdül ve gerçekliği sentez bir şekilde vererek sizi de düşlerin içine çekiyor sanki bir rüyanın içindeymişsiniz hissi vererek gerçekle oğan bağlarınızı zayıflatıyor. Tomris Uyar böyle bir eser vererek bir kez daha ustalığını kanıtlamış. (Can İz İlhan)
girlinthebelljar tavsiyesiyle aldığım bir başlangıç kitabı Tomris Uyar için. İlk hikayeleri değil kendisinin, 80 sonrası değişmeye başlamış hikayeciliği , belki o açıdan ilk sayılabilir darbe sonrası bu kitap. Tomris Uyar, ne yazık ki, eserlerinden çok , erkekleri - ya da kendisine ithaf edilen şiirlerle tanınan bir değer. Yazmasına, yazar olarak bilinmesine de bu mu sebep olmuş bilmiyorum, aslında sanmıyorum da. Öykülerinden kaleminin ve zihninin gücü anlaşılıyor yeterince. Magazinsel satırları bırakıp kitaba geçeyim ben ama. Yaz Düşleri, Düş Kışları kışın başlayıp yaz sonlarında biten, düşlerle harmanlanmış ismiyle müstesna bir kitap. Dokuz öykü var içinde, farklı tekniklerle yazılmış çoğu. Genel hava kış ama çoğunlukla, hüzünlü. Beğendiklerim oldu, uzak kaldıklarım oldu, ama tam olarak giremedim ben öykülerin içine. İlk öykü Kuskus düşle gerçek arasında olmasına rağmen nispeten en somut ve anlaşılır öykülerden biri. Sıradan bir hayat , bir anneannenin düşleri korkuları, güzel göndermeler, akıcı bir hikaye. Filizkırandan'da bir ütopya çalışması var sanki Pera'yı da içine alan, anlaşılması güç bu masalsı öyküde şiirsel, daha doğrusu düşsel bir anlatım var, ama değişen zamana göndermeler de anlaşılıyor biraz. Metal yorgunluğu - bir iki yıl öncesinin popüler lafı- en dikkat çeken hikayelerden. Eski bir hesap uzmanı olan Ferdi yaşamının sonlarında içini döküyor , hayatını anlatıyor. Bu anlatı, alıntılar ve fotoğraflarla destekleniyor, 1930'dan itibaren Türkiye gerçeğini yaşıyoruz biz de öyküde. Düş var ama sonunda her şeyde olduğu gibi. Beyaz Bahçede puslu bir hikaye, parçalı anlatım, bir kız, abisi annesi ve Mehlika Öğretmen var, belki de bir beden anımsaması sadece hepsi. Ekip arabası ardından, hüzünlü. Oyun , bir tiyatro oyunu adeta, bir çocuk oyunu ya da. Gülsün var, beş yaşında, bebeği var, yeni doğurmuş daha, çok yıkanmaktan solmuş kumaşı, ressam komşu Sevgi var. Fitne fesat insanlar var konuşmalarda hep Gülsün'ün etrafında. Ve sevgi var her şeye rağmen. Bayırdaki Ilgım bitmemiş bir binanın bitmemiş hikayesi belki , herkesin rüyalarında kendince şekillenen. Zula , Edip'e - bir doğum gününe- yazılmış bir şiir öykü. Bir midyecinin tiradı belki. Rus Ruleti, içine giremediğim başka bir öykü - bir kaç farklı kişi anlatılıyor, hayalleri var çoğunun ve gerçekler Son olarak Kuşluk Rakısı, kuşluk vakti içlen rakı haliyle. Geniş çerçeve yaz sonu terk eden yazlıkçılar ve kalanlar, gevşetici bir hikaye. Dili temiz Tomris Uyar'ın, kullandığı bazı kelimeler fazla Türkçe yalnız. İyi ya da kötü anlamında değil, herkes alacağını alır. Isınamadım çok farklı kelimelerle anlatmaya çalıştığım gibi. Ama bu yazarın tekniğine, zekasına , en çok da cesaretine hayran olmamı engellemedi. Turgut Uyar'ın bozuk saatinin hep durduğu o güzel kadından bağımsız olarak değerlendirilmesi gerek birisi Tomris Uyar kesinlikle. Okuyup tanınmalı bence. (Erhan)
Kitabın Yazarı Tomris Uyar Kimdir?
Tomris Uyar (d. 15 Mart 1941 - ö. 4 Temmuz 2003) Türk öykü yazarı ve çevirmen. İngiliz Kız Ortaokulunda, Arnavutköy Amerikan Kız Kolejinde eğitim gördü (1961). İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine bağlı Gazetecilik Enstitüsünü bitirdi (1963). Papirüs dergisi kurucularından olan Uyar’ın deneme, eleştiri ve kitap tanıtma yazıları Yeni Dergi, Soyut, Varlık gibi dönemin belli başlı dergilerinde yayımlandı. On öykü derlemesinden Yürekte Bukağı ile 1979, Yaza Yolculuk ile 1986 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazandı. 60’ı aşkın çevirisi kitaplaşan Uyar’ın günlükleri, “Gündökümü” genel başlığı altında, yayımlandı. Yürekte Bukağı ve Yaza Yolculuk öykü kitapları ile Sait Faik Hikâye Armağanı’nı aldı. Tomris Uyar, şair Turgut Uyar ile evlidir ve Hayri Turgut Uyar isimli, İTÜde öğretim görevlisi bir oğulları vardır. 2003 yılında kanser nedeniyle vefat eden yazarın kabri Zincirlikuyu Mezarlığındadır.
Tomris Uyar Kitapları - Eserleri
- Dizboyu Papatyalar
- Aramızdaki Şey
- Yaza Yolculuk
- Otuzların Kadını
- Metal Yorgunluğu
- Yürekte Bukağı
- Gecegezen Kızlar
- Yaz Düşleri Düş Kışları
- İpek ve Bakır
- Sekizinci Günah
- Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 1
- Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi
- Güzel Yazı Defteri
- Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 2
- Bütün Öyküleri
- Aşkın Yıpranma Payı
- Kitapla Direniş
- Günlerin Tortusu
- Yüzleşmeler
- Sesler, Yüzler, Sokaklar
- Rus Ruleti
- Yazılı Günler (1985-1988)
- Bütün Yazıları
- Dön Geri Bak
- Tanışma Günleri/ Anları
- İki Yaka İki Uç
- Gündökümü 75
- Ödeşmeler
- Otuzların Kadını
- Amerikan Hikayeleri Antolojisi
Tomris Uyar Alıntıları - Sözleri
- Susarsam bir boşluk çünkü, konuştukça bir eksilme. (Bütün Öyküleri)
- En güvenilir devrimci kadrolar, ellerine olanak geçtiğinde neden en katı bürokrasiyi oluşturuyorlar ? (Günlerin Tortusu)
- Edebiyayçılarla yazarlar arasındaki farkı sık sık konuşuyoruz Füsun Altıok'la. Keskin tanımlar yapmadık daha, değer sınıflandırmasından da kaçınıyoruz, yalnız yazması gerektiği ya da yazılması gereken şeyleri yazanlara "yazar", bir tür aşkla, tutkuyla tazanlara, yazmayı bir ikame olarak kullanmayanlara edebiyatçı diyebiliriz. (Sesler, Yüzler, Sokaklar)
- "..Kim aldırır benim yorgunluğuma? Saat kaç? diyeceğime kendi bileğime bakıyorum. İncelmiş. Çok sıcak bir yaz ikindisinin 3'ü gibi geçmek bilmiyor zaman, hep sürüncemede. Gelmeyenler öylesine kalabalıklaştı ki koltuklar hep boş. Yine de yerlerini sık sık değiştiriyorum ki hiç kimse başkasının eski yerine oturmasın." (Sekizinci Günah)
- Bu halkın okumadığını, hele siyasetle ilgilenmediğini görmüyorlar mı? Televizyonla gazete yetiyor da artıyor bile onlara. (Güzel Yazı Defteri)
- Ev, bir çeşit kabuk oldu bana. (Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 1)
- En sıcak yaz günlerinde bile, yüreğimize buz gibi çöken o yoklukları, yoksunlukları, kara kışı unutamadık. (Aşkın Yıpranma Payı)
- Akla yakın bir yorum bulunca, yanlış da olsa, dört elle sarılıyoruz. Karşımızda, hep gölgeleriyle korkutan, karanlıkta sallanan şeyler var da ondan. (Rus Ruleti)
- Gülümsüyor, aramızda olabilir bir uzaklığı kapatmak için.. (Dizboyu Papatyalar)
- Bu evden artan neyim varsa kesmek, budamak isterdim. Kanasa da. Yeter ki bir erinç: ödün değil bu, düpedüz yaşama uyma. (İpek ve Bakır)
- Onun gülüşlerine benzemiyor. Her zamanki gülüşlerini çok iyi bilirim. Sevinç, ansızın değil usul usul açılır onun yüzünde.. (İpek ve Bakır)
- Kendi hikayemi kendime anlatmaktan, durmaksızın aklımdan geçirmekten bıktım Lin bey oğlum. Artık içimde eskiyor. Dışa vuracak sözcükleri bulamıyorum. (Metal Yorgunluğu)
- Sevilmemeyi rahatça kaldırabiliyorsun da sevilmek zor geliyor sana, sen de bunu anlamıyorsun. (Bütün Öyküleri)
- Derin kazın, diyordum kendi kendime, derin kazın. Şu gözlerimden akan yaşları, bu yetmezlikleri, katılıkları, artık gereksiz olan bu hüzünleri, kavrayamadığımız güzel aşkları derin gömün. Hepsi altında kalsın toprağın. (Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi)
- Nasıl karşı konulabilir kültürlü kültürsüzlüğe? (Aşkın Yıpranma Payı)
- Ah ne yapsam ne yapsam Ne yapsam da bu kente tertemiz bir düş bulsam... (Bütün Öyküleri)
- Şimdiyse aralarında kaskatı, birbirlerine değseler ürpertecek kadar soğuktu suskunluk. (Otuzların Kadını)
- Edebiyata neden tutkun olduğumu sorarsanız, okura ve yazara bir tek insan yaşamının sınırlarına sığmayacak binlerce dünya ve kişilikte yaşama olanağını tanımasından ötürü derim. (Gündökümü - Bir Uyumsuzun Notları 2)
- Diyorum ki kişinin doğum tarihi pek önemli değil aslında, dünyaya gözlerini açmak daha önemli. (Metal Yorgunluğu)
- Yaşadığı anı bilerek, tadına vararak yaşayan bir çocuk ya da bir genç göremiyorum ortalıkta. Acaba bu duygu bir güvensizlik, yarına, bir an sonraya güvenememe duygusundan mı çıkıyor, yoksa o anı, o yarını, o kitabı hep elde bir sayma doygunluğundan mı? (Sesler, Yüzler, Sokaklar)