Kitap Künyesi
Yazar: Ali Şeriati
Yayın Evi: Fecr Yayınevi
İSBN: 6055482404
Sayfa Sayısı: 477
Yeni Çağ'ın Özellikleri Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yeni Çağ’ın özelliklerinden biri para ile barışılması, basiretin ve bilginin servet ile barışıdır. İlim servet ile neden barış yapıyor? Çünkü her ikisi ortak bir hedef bulmuşlardı; insanın günlük yaşamda daha fazla faydalanması. Ortak bir hedef buldukları zaman, ister istemez işbirliği yapmalıdırlar ve ilim paranın kutsal olacağı ölçüde kutsal olacaktır. Gördüğümüz gibi günümüzün medenî dünyasında ilmin ve bilginlerin işinin ve görevinin değeri tam anlamıyla para ile ölçülmekte ve değer verilmektedir. İlim, geçmişte insanın ahlakî ve fikrî yüceliği, ruhî tekâmülü ve inşası ile ilgileniyordu; ilmin başka bir işi, para ve servetin başka bir işi vardı. Fakat bugünün ilmi paranın tarih boyunca hedeflediği hedefi, yani günlük yaşamda daha iyi bir hayatın aracısı olma hedefini tercih etti.
Yeni Çağ'ın Özellikleri Alıntıları - Sözleri
- Einstein'in sözüdür ki o şöyle der; " İrfani duygu bilimsel araştırmalar fenerinin şahıdır."
- Dr. Gustave Le Bon şöyle der: "Hakikateleri anlamak için gözlem ve deneyin her türlü kitaptan üstün olduğunu ilk kez müslümanlar keşfettiler. "
- İnsan sosyolojisi açısından ürüme Avrupa'da bir veya birden az iken Doğu ırklarının üremesi iki buçuk ila beştir. Bu şu anlama gelir: Tabiat amele olmak ve tüketmek için " Doğu ırkı " adında bir ırk yaratırken iş buyurmak, yönetmek, planlamak ve düşünmek için "Batı ırkı " adında bir ırk yaratır.
- Biz Müslümanlar ülkemizin niçin böyle parçalandığını, İslam milletinin niçin dağıldığını iktidar ve egemenliğimizin nasıl zayıflık ve düşkünlüğe dönüştüğünü biliyoruz.
- Rönesans, Avrupa'nın kilise seddini yıkıp susuzluğunu İslam ilimleri denizinde dindirdiği bir değişimdir.
- Bir insan bilgi ve bilginin zirvesine değil, kendi gücünün zirvesine çıktığında gururlanır.
- Rasathanenin icadı da Müslümanların bilimsel araştırmalarda gözlem ve deneye verdikleri önemin en büyük delilidir. Nitekim Dr. Gustave Le Bon şöyle der: “Hakikatleri anlamak için gözlem ve deneyin her türlü kitaptan üstün olduğunu ilk kez Müslümanlar keşfettiler." Humboldt, deney ve gözlem yöntemini anlatırken şöyle der: “Eskilerin yoksun bulundukları bu yöntemi Müslümanlar geliştirdiler.” Sédillot da şöyle der: “Bağdat üniversitelerinde araştırma esasları bilimsel temele ve deneye dayalıydı.” D'Alembert şöyle der: "Yunan'da deney yoluyla araştırmaya başlayan bir kimyacı yoktur; fakat İslam bilginlerinin çoğu bu yolu seçmiştir.”
- Biz hâlâ acemi insanların malları ve kumaşları vitrinlerden, markalardan seçmeleri gibi fikir ve görüşlerin sağlıklı olup olmadıklarını üretim yerine bakarak belirliyoruz. Bu yüzden teoriler Batı'dan gelmişse, o teoriler, herkes için büyük bir hediye ve getiren için daha büyük bir iftihardır. Eğer bizim kendi kültürümüzden çıkmış bir şeyse bir mezarı eşelemişizdir, kokmuş bir iş yapmışızdır ve yine geçmiş meselelerimizi geviş getirmişizdir.
- Evet, hareketler her zaman halkın içinden çıkmıştır. Çünkü aristokrat sınıf ve egemen kesim, sahip olduğu konumu korumak için daha çok muhafazakarlığın eteğini bırakmaz ve toplumsal şartlarda herhangi bir değişiklik meydana gelmesin ve sayısız menfaatleri tehlikeye düşmesin diye çabalar. Bazen bu kesimden bir ya da birkaç kişi mahrumların, yoksulların ve inanç yolunda savaşanların hareketleriyle beraber olmuşsa bu çok istisnai olmuştur. Bilim adamlarıyla alimlerin çoğu da kazandıkları şöhret ve konum nedeniyle aristokratlaşmaya başlar veya kimileri ilmini onların çıkarlarının korunmasına istihdam eder. O halde kendimiz işe koyulmaktan, sadece Allah'ın dininden ilham almaktan, İslam'ın kurtarıcı nizamını ve yitirilmiş parlak medeniyetimizi ihyaya çalışmaktan, İslam'ın şu anki durumunu baştan ayağa değiştirecek bir değişim (gerçekleştirmek]ten ve hakikat ve doğruluk yolunu arayıp bundan sonra önümüzde bulunan dünya ve ahiret saadetini temin etmekten başka çaremiz yok. Bunun için öncelikle bilginin keskin silahıyla donanmalı, ileri bir İslam ekolünü planlamalıyız.
- Bacon şöyle der: “Bilimden maksat, insanlığa fayda sağlamak olmalıdır." Bu hedef, felsefe ve bilimde şimdiye dek takip edilmiş olup Rönesans'ın açılımlarından sayılmaktadır. Oysa Müslümanlar hayat için bilimden de azami ölçüde istifade etmişlerdir. Aslında Müslümanların bilimsel araştırmalardaki hedefi budur. Nitekim hesabı çoklukla, vârisler arasında mirası paylaştırmak, fikhî meseleleri halletmek, arazi, servet paylaşımı ve ticari işlerde; astronomiyi kıbleyi belirlemek, deniz ve kara yollarını bulmak ve namaz ve oruç vakitlerini, ay ve yılı vs. öğrenmek için; kimyayı altın bulmak ve gerekli maddeleri üretmek vs. için öğrenmekteydiler. Barron Carra de Vaux(Cambridge üniversitesi hocası) şöyle der: "Müslüman bilginler, hayal kuran ve varsayım üreten kişiler değil, eylem adamıydılar."
- İslam'ın toplumsal ve iktisadi rejimi, tevhidi düşünme tarzına dayalıdır ve iki bozuk rejim olan kapitalizm (sermayedarlık) ve komünizm (mutlak paylaşım) arasında yer alan amelî sosyalizmdir. İslam'ın siyasi yöntemi: Uluslararası açıdan, iki düşman kutup olan Doğu (Sovyetler Birliği'nin önderliğinde) ve Batı (Amerika’nın önderliğinde) bloğu arasında Islam, hiçbir tarafa bağlı olması mümkün olmayan orta bloktur. Islam, ne Doğu'ya ne Batı'ya mensup olan güzel bir ağaçtır, iki zıt kutup arasında bütün İslam ülkelerini kapsayan üçüncü üstür.
- Bu hareketin temellleri birey birey bütün Müslüman kitlenin omuzlarında yükselecektir.
- En büyük cihad günahkar yönetici karşısında hakkı söylemektir.
- Müslüman milletlerin bağımsızlık hareketleri de belirli bir düşünce usulünü takip ettikleri ve felsefi, iktisadî, ahlâkî, millî, toplumsal, siyasî vs. meseleleri açıkça ifade ettikleri bir inanç ekolüne sahip oldukları zaman başarıya ulaşacaktır. Temel nokta, bu inanç ekolünün binasının islam'ın bize sunduğu malzemeyle inşa edilmesi ve planının hazırlanmasında Kur'an'ın kurtarıcı mukaddes talimatlarından doğrudan ilham alınması gerektiğidir. Bir gün Müslüman milletler, yani şimdi İslam'ın azametinin yeniden ortaya çıkması için savaşan kadınlar ve erkekler, bir fikir etrafında toplanıp somut toplumsal hedeflere sahip olurlarsa kuşkusuz çetin ve acımasız rakiplerini ülkelerinden kolayca kovmakla kalmayacaklar, hareketlerini zeval tehlikesinden kalıcı olarak güvende tutacaklar, parlak ilerlemelere erişecekler ve geçmişin görkemli medeniyetini yeniden kuracaklardır. Bu hareketin temelleri birey birey bütün Müslüman kitlenin omuzlarında yükselecektir. Müslümanların yitirilmiş egemenliklerini yeniden elde edecek olan bu sıradan insanlardır. Nitekim İslam hareketini dünyada şaibesiz bir fedakârlıkla güçlendiren de bunlardı. On dört asır önce Muhammed'in dinini bir grup köle, hurma satıcısı, deve çobanı ve ırgat takip etmiş ve evrensel İslam hareketini meydana getirmiştir. Bugün de işçi, çiftçi, esnaf, memur ve Öğrenci onu ihya etmek durumundadır.
- Temel nokta, bu inaç ekolünün binasının İslam'ın bize sunduğu malzemeyle inşa edilmesi ve planının hazırlanmasında Kur'an'ın kurtarıcı mukaddes talimatlarından doğrudan ilham alınması gerektiğidir.
Yeni Çağ'ın Özellikleri İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Kitabın Yazarı Ali Şeriati Kimdir?
Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی) (d. 1933, Sabzevar - ö. 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyolojisi ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran'a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran'daki devrimci İslam'ın babası ve İran İslam Devrimi'nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur. Düşünceleri genel olarak "İslam'a dönüş" -"öz"e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam'ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında "sosyolojiyi İslamlaştırmaktan" ziyade "İslam'ın sosyolojik" bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.
Hayatı
Çocukluğu
Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran'da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmen olan Muhammed Taki'dir. Eğitim yıllarında ilk kez İran'ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal'den büyük ölçüde etkilenmiştir.
Eğitimi
Lisansını İran'da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi'nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin'den "Belh'in Faziletleri Tarihi" isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir Farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran'a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onuFransa'dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965'te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi'nde eğitim vermeye başlamıştır.
Ölümü ve etkileri
Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite'yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran'a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü'nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati'nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere'ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977'de SAVAK tarafından öldürüldü.
Tahran'ın büyük hastanelerinden birine Şeriati'nin ismi verilmiştir.
Devrim öncesi İran'ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati'nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.
Şeriati'nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran'ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.
Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon'un "Yeryüzünün Lanetlileri" isimli eserini, Jacques Derrida'dan "Şiir Nedir" ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon'dan "Selman-ı Pak" adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.
Birçok eseri bulunan Ali Şeriati'nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.
wikipedia
Ali Şeriati Kitapları - Eserleri
- Hac
- İnsanın Dört Zindanı
- Ali
- Dine Karşı Din
- Kendini Devrimci Yetiştirmek
- Ebuzer
- Anne Baba Biz Suçluyuz
- Kadın (Fatıma Fatımadır)
- Her Hicret Bir İnkılaptır
- Muhammed Kimdir
- Kendisi Olmayan İnsan
- İnsan
- Bilinç ve Eşekleştirme
- Dua
- Çocuklar ve Gençler
- Dinler Tarihi 1
- Dinler Tarihi 2
- Şehadet
- Aydın
- İslam ve Sınıfsal Yapı
- Marksizm
- Kur'an'a Bakış
- Hangi Şia?
- Kapitalizm
- İran ve İslam
- İslam Bilimi (Ciltli) I-II
- İbrahim'le Buluşma
- İslam'ı Tanıma Metodu
- Dünya Görüşü ve İdeoloji
- Yeni Çağ'ın Özellikleri
- Ne Yapmalı
- Yalnızlık Sözleri 1
- İslambilim 1
- İslambilim 2
- Biz ve İkbal
- Aydınlara Umut Çağrısı
- Ali Şiası Safevi Şiası
- Hür Düşünce Mektebi
- İslam Nedir Muhammed Kimdir
- Mektuplar
- Çöle İniş
- İslam'ı Anlamak
- İnsan Olmak
- Kevir/ Bir Tarih Olarak Beliren Coğrafya
- Muhammed'i Tanıyalım
- Kültür ve İdeoloji
- Kendini Bilmek
- Yalnızlık Sözleri 2
- Medeniyet ve Modernizm
- Medeniyet Tarihi 1
- Medeniyet Tarihi 2
- İdeallerin Yenilgisi
- Kapitalizm Uyanıyor mu?
- Şia
- Mükemmel Bir Cemaat Ali Şiası
- Sanat
- Dine Karşı Din / Anne Baba Biz Suçluyuz
- Ümmet ve İmamet
- Adem'in Varisi Hüseyin
- Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar
- Kavramlar Sözlüğü
- Muhtelif Eserler- I
- Muhtelif Eserler- II
- İslambilim 3
- Bir Önünde Sonsuz Sayıda Sıfırlar
- Tevhidi Altyapı
- Bekleyiş - Karşı Tepki Dini
- İslam Ekonomisi
- İslam'ın Tarih Felsefesi
- İslam Sosyolojisi Üzerine
- Sizi Rahatsız Etmeye Geldim
- Marksizm ve Diğer Batı Düşünceleri
- Yarının Tarihine Bakış
- Sevmek Aşktan Üstündür
- Terimler Sözlüğü
- Gençler İçin İnanç ve Ahlak Prensipleri
- Dine Dayanmak
- Siret
- Ali Şeriati'den Aforizmalar
- Dinleri Tanımak
- İki Sûre İki Yorum
- Çağımızın Müslüman Kadından Beklentisi - Emperyalizme Karşı Müslüman Kadın
- Toplumbilim Üzerine
- Çar Zindanen İnsan-Eli Şerieti
- Aşk ve Devrim
- Ve Cevap Veriyorum
- Öze Dönüş
- Ayet Yorumları
Ali Şeriati Alıntıları - Sözleri
- Diğer canlılar niçin yaşadıklarını anlamaları gerekmeksizin yaşarlar. Ama insana: "Yaşa!" dedikleri zaman "Nasıl?" diye sormadan önce "Niçin?" diye soruyor. Bundan dolayı insana,sadece nasıl yaşayacağını öğretmek yetmiyor. İnsan, aç olduğu sürece alışılmış hayat nimetlerinin peşinden gider ve gündelik dertlerini gidermek için çabalar; bu durumda bu sorulardan az ya da çok uzaklaşır. Fakat bu ihtiyaçlar giderildiğinde onun için insan olmanın temel ihtiyaçları ve nerede olması gerektiği gündeme gelir.Gercekten de gerçek din ve mutlak din duygusu bugün daha çok, daha ciddi ve daha hayatı bir ihtiyaç konusudur. (Dinler Tarihi 1)
- Bu dünyada şu üç şeyi şunlarla ara: Gerçekliği, düşünce ve ilimle; iyiliği, ahlak ve dinle; güzelliği, sanatla. Ve aşk sana bu üç dünyanın da kapılarını açabilir. (Aşina Yüzlerle Ailesine ve Dostlarına Mektuplar)
- Başkalarıyla oldukça kendimi yalnız görüyordum. Yalnız kendimle, yalnız değildim. (Çöle İniş)
- Diyorlar ki kafir, ölümden sonraki dünyaya inancı olmayan kimse demektir. Mümin ise bunlara inancı olan kimsedir. (Dine Dayanmak)
- Peygamber, ağır düşüncelerin baskısı altında bunaldığında ve ruhunun çetin dalgaları ve düşüncelerinin yüksek miraçları karşısında takatsiz kaldığında, Ayşe' yi çağırıp " Benimle konuş ey Hümeyra( pembelim) ! diyordu. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
- “Sezgisel ve tahmini değil, aksine gözle görme şeklinde olan kesim bilimsel ölçülere dayanarak ikinci neslimiz bizimle yabancılaştığını biliniz.” (İbrahim'le Buluşma)
- Dua; öğreten, bilinçlendiren, iyilik ve güzelliği telkin eden bir metin, ruhu ruhani miraca götüren, ölüm gününden kurtaran, Allaha yaklaştıran, eğitip öğreten bir ilimdir. (Kavramlar Sözlüğü)
- Kıyamette görmeye başlayıp başkalarını görme azabına uğrayacağımdan korkuyorum. [Ebulala Maarri] (İslambilim 2)
- İbrahim'e bak! Sevgili evladını aşka kurban ediyor. (Ali Şeriati'den Aforizmalar)
- "O sıfır aleminin içinde bir gibiydi." (Çocuklar ve Gençler)
- Netice, yine umutsuzluk, nefret, sorumluluktan kaçma, kendi köşesine çekilme, mistik hayat, varoluşçu oyunlar vb .. (Medeniyet ve Modernizm)
- Dua, yüzüne açılmayan hiçbir kapıyı çalmaz.. Dua, en yüksek ifade zirvesini, aklın karanlık gecesinde, Akıl bineğinin ayağı topalladığında, Aşk uçuşu sırasında bulur.. (Dua)
- lnsan ne kadar daha fazla anlar ve ne kadar daha derin hissederse daha çok acı çeker ve sorumluluğu ağırlaşır. (Yalnızlık Sözleri 2)
- Yarının tarihini yazarsak ancak, tarih değer kazanacaktır. Tarih, eğer yarını bilmemize, bugünün insanını ya da ortaya çıkacak insanı bilmemize yardımcı olmuyorsa, faydasız olacaktır. Çünkü tüm bilimler; insanları, geleceğin insanının hayatını ve bugün ile yarının insanının idealini anlamada, en azından yararlı olmak zorundadır. Geçmişteki insanı anlamak, kendimizi ve geleceğimizi anlamada bir başlangıç olmalıdır... (Yarının Tarihine Bakış)
- Şüphe yok ki, bu memlekette aç olanlar en çok çalışanlardır. Bununla şerefiyle çalışan, hırsızlık, yan kesicilik, aldatma, dalkavukluk, rüşvet, nüfuz sömürücülüğü, kadın ticareti, insanı kısa yoldan seçkin kılacak herhangi ber şeyi yapmayan namusluları kastediyorum. (Kapitalizm Uyanıyor mu?)
- Komünizm ve kapitalizmin her ikisi de şekil farklılıklarına rağmen insana "ekonomik bir hayvan" olarak bakmaktadırlar. Aralarındaki bu şekil farkı bu hayvanın ihtiyaçlarını karşılamada hangisinin daha başarılı olabileceği meselesi üzerinedir. (İnsan)
- Aydın ; son peygamberden sonra, peygambere benzeme eylemidir. Ümmi olmak ; halkın adamı olmaktır. Ümmetin hem içinde hem de dışında ayaklanmaktır. (Ne Yapmalı)
- "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez." (Bilinç ve Eşekleştirme)
- Halkın eleştirilerini özgürce yapamadığı bir toplumda eleştiriler, mizahla yapılır ve bu mizahlar bir araçtır. (Medeniyet Tarihi 1)
- Kuran'ın Allah'ı insana yakındır, herkesle birliktedir. (İslam Nedir Muhammed Kimdir)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin