Kitap Künyesi

Yazar: William Faulkner

Çevirmen: Necla Aytür

Çevirmen: Ünal Aytür

Orijinal Adı: The Unvanquished

Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları

İSBN: 9789750822858

Sayfa Sayısı: 192

--reklam--

Yenilmeyenler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

İç Savaş ya da Kuzey-Güney Savaşı ya da Union (Birlik) ile Confederacy (Konfederasyon) eyaletlerinin 1861-1865 yılları arasında yaptıkları savaş Amerikan edebiyatında çok önemli bir yer tutar. Özellikle Güneyli yazarlar için bu savaşın çok büyük bir anlamı vardır. Faulkner, ailesi de bu savaşta yer almış biri olarak, hem doğrudan hem göndermelerle bu savaşa pek çok yapıtında değinmiştir. Yenilmeyenler, yalnız Amerikan İç Savaşı'nın değil belki de bütün savaş edebiyatlarının en ilginç yapıtlarından biridir. Faulkner bu yapıtında savaşı arka plana alarak, yaşlı bir kadın, yeniyetmeliğe yaklaşan bir çocuk ve onun siyah -köle- arkadaşının başrolde olduğu bir "cephe gerisi" öyküsü kurar. Anlatıyı savaşa kendi özel birliğini kurup katılmış, çiftlik sahibi Albay John Sartoris'in oğlu Bayard Sartoris'in gözünden ve onun ağzından izleriz. Romana adını veren "yenilmeyenler" de bu, cephe gerisindekiler, yaşlı bir kadın ve bir çocukta süregelen direniştir, yoksa Güney'in orduları yenilmiştir...

Böylesine ağır bir özü Faulkner zaman zaman alayla zaman zaman bir güldürü tadında aktarır. 

Yenilmeyenler, küçük boyutuna karşın Faulkner'ın yazarlık hayatında, kilit yapıtlarından biridir. 

--reklam--

Yenilmeyenler Alıntıları - Sözleri

  • "Burda bana ne hak var, ne adalet!"
  • ... bizlerin kaderi her şeye katlanmasını öğrenmek oldu.
  • ...Bazen düşünüyorum da, 1erkeğin başına gelebilecek en güzel olay, 1şeyi ---en iyisi 1kadını--- çok, çok, çok sevmek ve genç yaşta ölmektir; çünkü o zaman erkek inancından sap­mamış, olması gereken kişi olmuştur."...
  • En azından benim için bu, olduğumu sandığım kişi olabilmiş miyim, yoksa sırf bir umut muymuş benimkisi, öğrenmeme bir fırsat olacak; doğru diye düşündüğüm şeyi yapabilecek miyim bakalım, yoksa keşke yapabilecek biri olsaydım, mı diyeceğim.
  • ... yaşamla edebiyat arasında derin bir uçurum bulunduğunu anladım - anladım ki, hayatı her yönüyle yaşayabilenler, yaşıyor; yaşayamayıp da bunun açısını içlerinde yeterince derinden duyanlar, yazar oluyorlar.
  • ...insanın ancak ömür boyu tanıdığı kimselere güvenebileceğini söyledi; insan yabancılara inanır da sonradan, birlikte yiyip içtiği, yatıp kalktığı bu kişile­rin 1alay çıngıraklı yılandan farksız olduklarını anlarsa, o za­man başına gelecekleri hak etmiş demekti...
  • ..."Tehlikeye atılmadan, oturduğu yerde zengin olanlar için konuşması kolay."...
  • ...Çünkü babamın dediği gibi, ***kadınlar hiç1zaman pes etmezler***
  • ...1çocuğun kabul edebileceği, içine sindirebileceği şeylerin 1sınırı vardır ---inanabileceği değil, kabul edebi­leceği şeylerin - çünkü çocuklar, zamanla her şeye inanabilirler ama inanılmaz olayları yaşadıkları sırada, onları gerçek diye kabul etmeleri güçtür...
  • "Bizlerin kaderi, her şeye katlanmasını öğrenmek oldu."
  • ...Bu geceden başlamam gerekecek şimdi. Direnmeye başlamak için yarına kadar bile vaktim ol­mayacak...
  • Anladım ki, hayatı her yönüyle yaşayabilenler, yaşıyor; yaşayamayıp da bunun acısını içlerinde yeterince derinden duyanlar, yazar oluyorlar.
  • ...toprak, insanlar ancak ona karşı doğru davranırlarsa, üstünde yaşamalarına, onu kullanmalarına, ondan yararlanma­Iarına izin verir, öyle davranmazlarsa, tıpkı pirelerinden kurtul­mak isteyen 1köpek gibi, silkelenip onları sırtından atarmış...
  • ...en parlak zaferlerin, en acı yenilgilerin, anlık gürültülerden farkı yoktur...
  • ...Hayal, tetiğine hafifçe dokununca patlayan 1tabancaya benzer: Yeterince uzun sürerse, mutlaka birilerinin canı yana­caktır. Ancak, hayal iyi 1hayalse, buna değer...

--reklam--

Yenilmeyenler İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Savaş ların ,köleliğin ,ırkçılığın toplumlardaki yıkıcı etkisini insanlık tarihindeki geçmişini Amerika Kuzey_Güney iç savaşı gölgesinde ele alan harika bir kitap...Her ne kadar bilinç akışı tekniğiyle yazılan bir eser olsada ki çok zorlayıcı bir teknik yinede çok çok etkileyici Faulkner 'un dilide kurgusuda.... (Burcu Çeviker)

Faulkner'ın 1938 yılında basılan bu kitabı, aslında kitaptaki öykülerin önce ayrı ayrı dergilerde yayımlanmasıyla yazılmaya başlanmış, sonra kitap hâline getirilmiş. Faulkner külliyatı içerisinde okuması en kolay eserlerden birisi olarak gösterilen Yenilmeyenler, daha güzel söylenirse Mağlup Edilmeyenler, aslında okuması kolay bir eser değil, ama benim okuduğum diğer eserlerine kıyasla daha rahat okunabildiği söylenebilir. Kitap Bayard Sartoris adında bir adamın geçmişine bakarak çocukluğundan farklı kısımları hatırlamasını anlatıyor. Bayard, albay babası John Sartoris'in kişiliğinde temsil edilen güneyin bütün muhafazakâr değerlerini sürdürmenin önemini temsil eden Büyükanne ve aileye ait kölelerden, arkadaşı Ringo ile beraber bir sürü olay yaşayacaktır, öyle ki Kuzeylilerin atlarını çalarak onlara aynı atları defalarca satacak kadar oyun çevirecektir Büyükanne. Kitaptaki 7 öyküde Bayard sürekli bir iki yaş büyür. İlk öyküde 13, son öyküde 24 yaşındadır. Kitap Bayard'ın büyümesini anlatıyor, ama bunu örneğin bir filmde ya da benzeri büyüme öykülerinin anlatıldığı klasik olaylar örgüsünün olduğu bir şekilde yapmıyor, bu yüzden okurken insanı etkileyen olaylarla karşılaşmıyoruz, çünkü Faulkner olayların vuruculuğunu, çarpıcılığını değil, zamanın akıp gidişini, ve zaman akıp giderken her şeyin kendi doğallığı içerisinde sürüklenişi, başlaması, olması ve bitişini anlatıyor. Bu sebeple örneğin Ballard'ın "Güneş İmparatorluğu" kitabındaki gibi bir büyüme öyküsü değil burada okuduğumuz şey, aslında güneyin, güneyli değerlerin çözülüşü, yıkılışı; geleneğin tutunamayarak başka bir şeye dönüşmeye zorlanması veya bunu kendiliğinden tecrübe etmesi; ve atanın, babanın bir zamanlar her şey olduğu bir zamandan bunların bütün pırıltısını yitirdiği bir zamana doğru savrulunmasını anlatıyor kitap, ve bütün bunları 7 öykü içerisinde, 7 farklı ama birbirini takip eden zaman içerisinde, ve son öykü olan Mine Çiçeğinin Kokusu adlı bölümde insanın kitaba bakışını değiştirecek bir edebi tadı almamızı sağlayarak, çok etkileyici, çok güzel bir dille yapıyor. Bu son bölüm kesinlikle Faulkner'ın yazdığı en güzel şeylerden birisi olmalı. İşin güzeli ise, son bölümün önceki altı bölümden kesin bir şekilde ayrılmaması, ama sanki yazarın sırf bu son bölümü yazabilmek için altı öykü boyunca hazırlanması ve bölüm bölüm çıtayı yükseltmiş olduğunu hissettirmesi. Bu bölümde artık üniversitede okuyan Bayard'ın toprağın, kanın, intikamın, geleneğin ve güneyin kendisinden talep ettiği şeye verdiği cevabı okuyoruz. Bayard, Faulkner'ın tekrar tekrar kullandığı karakterlerden biri. Yazarın Sartoris adında bir kitabı var orada Bayard'ın ailesini anlatıyor. Diğer kitaplardan hatırladığımız karakterler burada yine karşımıza çıkıyor; "Döşeğimde Ölürken" kitabındaki Burden ailesi de, "Ayı"daki, "Kurtar Halkımı Musa"daki McCaskinler de burada. William Faulkner söz konusu olunca çevirinin sorun olmaması imkânsız gibi. Kitapyurdu sitesinde bazı yorumcular ciddi eleştirilerde bulunmuşlar çevirmen Necla Aytür ve Ünal Aytür'e. Kitabın siyah karakterlerinin dilinin Türkçeye çevrilememesi bir sorun, çünkü aynı şekilde konuşmuyor beyazlar ve siyahlar. Ancak bu dilin Türkçeye nasıl çevrilmesi gerektiği konusunda Faulkner çevirisi yapan herkes sıkıntı yaşıyor olmalı, belki de, bilmiyorum ama çevrilmeyen bir çok kitabın olmasının bir sebebi de budur. Aytürler bu kitapta siyahların dilini okurken yabancılık hissi yaratan bir tarzda çevirmiş. Kendi adıma sahte bir his yaratıyor, dilimize çevrilmesi mümkün değil. Yaşar Kemal ya da Fakir Baykurt çevirenler nasıl çeviriyor acaba, aynen bunun gibi bir durum var burada. Kitabın genelinde, özellikle de üslûbun şiirselleştiği, çok etkileyici yedinci bölümde ise çeviri çok iyi. "Yenilmeyenler", mağlup olmuş bir ülkenin kendi değerleri için ısrarla, inatla dik durmaya çalışırken zamanın her şeyi ama her şeyi silip süpürmesini, ve her şeyin ölecek, ve her şeyin bir gün bitecek olmasını anlatıyor. Bu anlamda Çılgın Palmiyeler'deki seli hatırlatıyor bana: yanındaki hamile kadınla beraber o selde hayatta kalmaya çalışan uzun boylu mahkûmun yaşadıkları, her yer çamur, yıkıntı ve ceset doluyken, nehirin devasa bir güçle her şeyi yıkması ama sonra usul usul kendi eski hâline dönüp hiç bir şey olmamış gibi sakin sakin akmaya devam etmesi... her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın zaman akmaya devam edecek, ve bizler uğruna öldüğümüz ve öldürdüğümüz bütün değerlerimiz, kibirlerimiz, aşklarımız ve ısrarlarımızla yok olup gideceğiz, diyor Faulkner, geriye zamanın akışından, tarihi çer çöpünden başka bir şey kalmayacak... Ve bunu ne kadar güzel anlatıyor. "Yenilmeyenler"i edebiyat seven herkese öneriyorum. (CemCBG)

Faulkner ilginç bir yazar. Kitaplarında çoğunlukla aynı duyguların izlerini takip edersiniz. Hüzün, gurur, cesaret ve korkaklık... Sanki sepya tonlama ile film izler bir hali vardır. Yenilmeyenlerde de yine aynı izlerle kuşatılmanız mümkün. Yanılmıyorsam adına "Bilinç Akışı" denen bir teknik kullanıyor. Zaten okurken fark ediyorsunuz, bir garip geliyor okuduğunuzda ilk başta. Bu yazarın kitapları okunmadan önce sıkı bir okuyucu olmanızı öneririm. Yenilmeyenler ise William Faulkner'e başlamak için uygun bir tercih olabilir. Ses ve Öfke veya Döşeğimde Ölürken gibi kitaplarla başlarsanız hoşunuza gitmeyebilir. Faulkner bazen sayfalarca cümlelerine nokta koymaz, virgüller arasında boğuşma ihtimaliniz var. Yenilmeyenler, iyi bir okuyucu için Faulkner gibi bir yazara başlamanın en iyi yollarından biri olabilir. Bir süredir kitap okumadıysanız, birkaç çerezlik kitap okuyup Yenilmeyenler ile roman okumadan alınan hazzı maksimize edebilirsiniz. (Burak Yıldırım)

--reklam--

Yenilmeyenler PDF indirme linki var mı?

--reklam--

William Faulkner - Yenilmeyenler kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yenilmeyenler PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı William Faulkner Kimdir?

Amerikan Modernist yazarların babası sayılan Faulkner, rakip gördüğü Ernest Hemingway'den farklı olarak, uzun ve karmaşık anlatımları benimsemiştir. Uyguladığı teknikler arasında bilinç akışı tekniği ve çoğul anlatı (multiple narration) teknikleri bulunur. 1930'larda Avrupa'daki deneysel geleneği izleyen ilk Amerikan yazarıdır.

25 Eylül 1897'de Mississippi'de doğan Faulkner, buradaki Güney geleneğinden oldukça etkilendiği bir çocukluk geçirdi. Daha sonra hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Oxford'daki Lafayette kasabasına taşındılar. Eserlerinde bahsettiği "Jefferson" Oxford'u, "Yoknapatawpha kasabası" ise Lafayette'i temsil eder. Büyük-büyük babası William Clark Falkner Konfederasyon ordusunda görev yapmış, tren yolu yaptırmış ve adını Tippah kasabası yakınındaki Falkner şehrine verdirmiş Mississippi'nin önemli karakterlerinden biridir. Aile soyadları Falkner olmasına rağmen, büyük ihtimalle görevli memurun hatası sonucu Faulkner olmuştur. Liseyi terkettikten sonra bir işte tutunamayıp "wastrel" (defolu mal) olarak anılmaya başlanmıştır. 1918'de, iki ailenin Faulkner'ın ev geçindiremeyeceğine karar verip ayırdıkları nişanlısı Estella Oldham'ın zengin ve yaşlıca olan Cornell Franklin'le evlenip Çin'e yerleşmesiyle büyük bir üzüntü yaşamış ve Yale öğrencisi olan Oxford'dan arkadaşı Phil Stone'un yanına, New Haven'a gitmiştir. Burada katiplik yapmış, Phil Stone'un onun için hazırladığı okuma programıyla klasikleri ve çağdaş yazarları okumuş, bu sayede Melville, Cervantes, Dostoyevski ve Conrad'ın eserlerine büyük hayranlığı oluşmuştur.

Daha sonra Toronto'da yardımcı pilotluk yapıp Oxford'a geri dönen yazar bu sefer Mississippi Üniversitesi'ne girmiş, burada "Marionettes" adlı bir grup kurup aynı adı taşıyan bir oyun yazmaya çalışmış fakat başaramamış ve 1921'de okulu bırakıp New York'a gitmiştir. Burada bir kitapçıda çalışmış ve Sheerwood Anderson'ın ileride eşi olacak olan Elizabeth Prall'la tanışıp arkadaşlık kurmuştur. Aynı yılın Aralık ayında Oxford'a geri dönmüş ve bu sefer de üniversitede postane müdürü olarak çalışmaya başlamıştır. 1924'de The Marble Faun(Mermer Tanrıça) adlı şiir kitabını basmıştır.

1925'de New Orleans'a gidip arkadaşı olan Elizabeth Prall sayesinde Sherwood Anderson'ın "çırağı" olmuş ve onun yönlendirmeleriyle Birinci Dünya Savaşı sonunda entellektüellerde ve toplumda görülen sıkıntı ve büyük üzüntüyü benimseyip, yine Anderson'ın yönlendirmesiyle 1926'da Soldier's Pay'i yazmıştır.

1929'a dek olan yazılarında şeytani özellikler taşıyan karanlık kötü kadın karakterler görülürken, 1928'de Estella'nın boşanıp dönmesi ve William Faulkner'ın onunla evlenmesiyle bu kadın modeli değişmiştir. 1929'da Sartoris'i yazmıştır. Bu eserinin önemli özelliği, Faulkner'ın ünlü Yoknapatawpha kasabası sembolünü ilk kullandığı kitabı olmasıdır. Aynı yıl ünlü eseri The Sound and the Fury'yi (Ses ve Öfke) yazmış ve büyük bir başarı kazanmıştır. 1930'da ise As I Lay Dying'de (Döşeğimde Ölürken) 40 mil ötedeki Jefferson'a gömülmek istediğini söyleyen Addie Bundren'in cenazesinin ailesi tarafında buraya götürülmesi anlatılır.

Paraya sıkıştığı bir dönemde, sırf satış yapması için 1931'de yayımlanan Sanctuary'yi (Kutsal Sığınak) yazar fakat beklediği kadar büyük satışı sağlayamaz. Daha sonra devam eden maddi sıkıntıları yüzünden ara ara Hollywood'da senaryo yazarlığı yapar. 1932'de ise Light in August'u (Ağustos Işığı) yazar. Bu eserde, Lena Grave, Joe Christmas ve Peder Hightower'ın geçmişe saptantılı hikayeleri birçok anlatıcı kullanılarak anlatılır. 1936'da Absalom! Absalom!'u yazar.

Faulkner eserlerinde genel olarak Güney kültürünün çöküşü ve bozuluşunu, ve aile sevgisi ve gururunun yok oluşunu ele alır.

1949 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandıktan sonra, 1955'de Pulitzer Ödülü'nü alan Faulkner, 1962'de bir kalp krizi sonucu ölmüştür.

--reklam--

William Faulkner Kitapları - Eserleri

  • Ses ve Öfke
  • Döşeğimde Ölürken
  • Kutsal Sığınak
  • Ağustos Işığı
  • Dilek Ağacı
  • Abşalom, Abşalom!
  • Çılgın Palmiyeler
  • Yenilmeyenler
  • Ayı
  • Emily’ye Bir Gül
  • Duman
  • Kurtar Halkımı Musa
  • Köy
  • O Akşam Güneşi
  • Mektuplar
  • Aşk ve Ölüm
  • Sartoris
  • Kırmızı Yapraklar
  • Doktor Martino
  • Mayday
  • Intruder in the Dust
  • Kurtar Halkımı Musa
  • Ağustos Işığı
  • Seçilmiş Eserleri
  • The Mansion
  • Pylon
  • These 13

--reklam--

William Faulkner Alıntıları - Sözleri

  • Daha ileri bir yaşta olsaydı, çocuk buna dikkat eder, neden daha büyük bir ateş yakmadığını anlamaya çalışırdı- yalnızca savaştaki savurganlığı ve yıkımı görmekle kalmayıp kanında kendisinin olmayan nesneleri hoyratça harcama eğilimi de taşıyan bir adam, neden önüne çıkan her şeyi yakmıyordu ki? (Emily’ye Bir Gül)
  • Ben Tanrıyı hep bir adam gibi düşledim dedi kadın. (Kutsal Sığınak)
  • ve çoktandır öğrenmişki insan özgür olamaz ve olsa da buna dayanamaz. (Ayı)
  • Haksızlık yapılırken oturup bakamam. (Kutsal Sığınak)
  • Yaşlı insanlar için tüm geçmiş, matematiksel bir düzen içinde gitgide uzaklaşan bir yol değil,en çetin kışlardan bile pek etkilenmeyen ve şimdi artık kendilerinden son on yılın darboğazıyla ayrılmış bulunan koskoca bir çayırlıktır. (Emily’ye Bir Gül)
  • Onun gölgesi bende olsa ben de kendi gölgemden korkardım. (Kutsal Sığınak)

--reklam--

  • ... hayat her zaman sen tüm olanakları yaşayıp tüketmeden önce biter. Ve bütün bunlar bir yerlerde var olmayı sürmeli, bütün bunlar yalnızca bir yana atılmak için icat edilmiş, yaratılmış olamaz. (Kurtar Halkımı Musa)
  • Ben, insanın son bulacağını kabul etmiyorum. Dayanacağını düşünerek, insanın ölümsüz olduğunu söylemek kolaydır. (Kırmızı Yapraklar)
  • Çünkü bir insan yüreğinin tarihindeki, birbiriyle çelişen giderek birbirini çürüten olayların sanat yoluyla bir düzene sokulup perçinleştirilmesi, böylelikle gerçeğe benzer, inanılır bir duruma getirilebilmesi ancak ve ancak yazında olur. (Duman)
  • “Bir şeyi yapmaktan korktuğun zaman yaşadığını bilirsin “ dedi. (Emily’ye Bir Gül)
  • "Çünkü bir insan her zaman şimdi çektiği sıkıntılardan çok ileride çekebileceği sıkıntılardan korkar. Bir değişikliği göze alamaz da, alışık olduğu sıkıntılarına dört elle sarılır. Evet. Çoğu adam yaşayan insanlardan nasıl kaçıp kurtulmak istediğini anlatır. Ama ölü insanlardır zarar veren. Sessizce bir yerlerde yatıp onu yakalamaya çalışmayan ölülerdir, kaçamadığı." (Ağustos Işığı)
  • Benim kızdığım bir şey varsa, o da namussuzca ikiyüzlülük. (Ses ve Öfke)
  • ...toprak, insanlar ancak ona karşı doğru davranırlarsa, üstünde yaşamalarına, onu kullanmalarına, ondan yararlanma­Iarına izin verir, öyle davranmazlarsa, tıpkı pirelerinden kurtul­mak isteyen 1köpek gibi, silkelenip onları sırtından atarmış... (Yenilmeyenler)

--reklam--

  • Aynı anda birden fazla erkekle oynaşmaya kalkan kadın budalanın biridir. Erkekler derttir. Ne diye derdini ikiye katlasın ki insan? (Kutsal Sığınak)
  • "Günaydın. "Biz Dilek Ağacı'nı arıyoruz," dedi kızıl saçlı oğlan. "Çok uzaklarda," diye yanıtladı yaşlı adam. Ciddi ciddi başını salladı. "Onu bulabileceğinizi hiç sanmam." (Dilek Ağacı)
  • Sen beyazları anlamıyorsun. Çocuk gibidir bu adamlar, dikkatli davranman gerekir, çünkü bir adım sonra me yapacaklarını asla bilemezsin. (Emily’ye Bir Gül)
  • Çünkü şimdiye kadar hiçbir savaş kazanılmamıştır demişti.Dahası savaşılmamıştır bile. Savaş alanı insanların delilikleri ile umutsuzluklarını ortaya çıkarır ve zafer felsefecilerle budalaların hayalidir. (Ses ve Öfke)
  • ... yaşamla edebiyat arasında derin bir uçurum bulunduğunu anladım - anladım ki, hayatı her yönüyle yaşayabilenler, yaşıyor; yaşayamayıp da bunun açısını içlerinde yeterince derinden duyanlar, yazar oluyorlar. (Yenilmeyenler)
  • Sevgili Bama Hala , kitabımı beyaz adamlar basacak artık. Harcourt &Brace A.Ş beni Liveright' dan satın aldı. Burası çok daha iyi. Kitap Şubatta çıkacak. Ayrıca şimdiye kadar okuduğum en kor­kunç kitap. (Mektuplar)
  • Çünkü insan daha önce çektiği acılardan hep bir parça korkar. (Çılgın Palmiyeler)