Kitap Künyesi
Yazar: Rıfat Ilgaz
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786053602194
Sayfa Sayısı: 365
Yıldız Karayel Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Yıldız karayel, kuzeybatıdan esen rüzgârın adıdır. Karadeniz'in batı kıyılarını kasıp kavuran, tekneleri batıran, denizcilerin canlarına kıyan bir rüzgârdır bu... Yıldız Karayel, Cide kıyılarında böyle bir fırtınada batan teknedeki dört gemicinin ölümüne neden olan felaketin romanıdır.
Rıfat Ilgaz bu romanında, yetersiz kıyı toprakları üzerinde didinen, tarımla geçinmeye çalışan köylüleri, türlü zorlukları göğüsleyerek yaşam savaşı veren halkımızı tanıtmaktadır bizlere. Orman ürünlerinin taşımacılığından kaçakçılığa yönelen, topraklarını sellerle Karadeniz'in sularında kaybeden, kuraklıkla fırtınalarla baş etmeye çalışan halkımızı...
Rıfat Ilgaz'ın önce 1981 Madaralı Roman Ödülü'nü, daha sonra
1982 Orhan Kemal Roman Armağanı'nı aldığı Yıldız Karayel 'de, tüm olumsuzluklar karşısında hayata dört elle sarılmaya çalışan kıyı insanlarının umut dolu öyküsünü bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)
Yıldız Karayel Alıntıları - Sözleri
- En kötüsü, kötünün de kötüsü okuyup yazmış satılık adamlar...
- Okumak başkaydı, adam olmak gene başka...
- "Kötüysen, kendini iyi göstermeye çalışma! İyiysen, ne yaparsan yap kötü olamazsın! Kötü olamayınca da yüzüne gözüne bulaştırırsın. Kötülük hüner ister. İyiler kıvıramaz... İnce iştir bu."
- En kötüsü, kötünün de kötüsü okuyup yazmış satılık adamlar...
- Okumak başkaydı, adam olmak gene başka...
- Taşlanmış güvercinler gibi bir anda uçup gitti sevinçleri
- Söyleyeceği sözü bulamayanların çaresizliğile... Ne iştir bu,dedi?
- Okumak başkaydı, adam olmak gene başka...
- Bu akşam çardağa güzel bir sofra isterim. Şu yeryüzüne, oturup iç çekmek için mi geldik biz be!
- En kötüsü, kötünün de kötüsü okuyup yazmış satılık adamlar.
- Çay bardağıynan viski içildiği nerde görülmüş! Viski dediğin, viski bardağıynan içilir, tamam mı?
- ”Eve bir konuk gelmeye görsün. Hayırını komazsın evdekilerin!” ”Bizimki konuk ağırlamak mı... Hele bir Rüstem var, Balıkçı Rüstem deriz biz ona, ama ne balıkçı... Şu yaşa gelmiş evlenmemiş. Yooo töbe... Evlenmiş gençliğinde de yapamamış. Konuk ağırlamayı sen onda gör... Kapısının önü dereotu, maydanoz, roka! Barbunyalar kuzu gibi... Hep seçme... İkimiz bir büyük yuvarlamışız. Ne onda bi şey var ne bende! 'Ben kendi elimle tutup kendim için irilerini seçmedikten sonra neye kalıyorum buralarda!' diyor. Haksız mı? Kız Nazife! Tavşan yanıp kavrulmasın, bak ateşine!”
- ”..Sen ne dersen de! Bu mübarek, balıkla içilir... Ne balığı olursa olsun! dedi Şaduman Dağlı. ”Haklısın, ama deniz kıyısında oturanların arada bir ağız değiştirmesi gerekiyor. Aslını sorarsan bu mübarek neyle içilmez ki... Bir baş soğan bile yeter gününe göre. Elverir ki canın çeksin, rakı burnunda tütsün!”
- ”Yarın açılışı görmek isterdik, ama çimentolar boşalınca Bartın'a döneceğiz!”
- ”...Dört rüzgar var, dört de arasında esen... Sekiz... Her birinin huyunu da öğrendik, suyunu da! Bizim huyumuz da belli, suyumuz da!”
Yıldız Karayel İncelemesi - Şahsi Yorumlar
"Kötüysen, kendini iyi göstermeye çalışma! İyiysen, ne yaparsan yap kötü olamazsın! Kötü olamayınca da yüzüne gözüne bulaştırırsın. Kötülük hüner ister. İyiler kıvıramaz... İnce iştir bu." Romandaki olaylar, yazarın doğup büyüdüğü topraklarda, Kastamonu- Cide, Çamalan civarında geçiyor. Karadeniz'in parçalı coğrafyasında, bir avuç toprağıyla geçinmeye çalışan köylünün, ağaların çıkarları sonucu topraklarının yok olma tehlikesine karşı verdikleri mücadele anlatılıyor. Bu mücadelede yörenin kadınları ön saflarda yer alıyor ve seyir yönünü değiştirmede oldukça etkili oluyorlar. Bitmesini hiç istemediğim bir okuma oldu. Rıfat Ilgaz, öyle güzel tasvirlemiş ki olayları ve insanları, heyecanla ve merak içinde, sanki bir film izledim. 1981 Madaralı Roman Ödülü ve 1982 Orhan Kemal Roman Armağanı ödülünü alan Yıldız Karayel, kütüphanenizde bulunması gereken bir kitap bence. Okuyalım ve okutalım... Naçizane... (Lilakitap)
Yıldız Karayel. Kuzeybatidan eden deli rüzgar. Bu rüzgar, öyle pek masum değil maalesef. Ocakları söndüren, canlar alan , denizcilerin korkulu rüyası. Poyrazdan daha etkili. İşte bu rüzgarın adı , yazar/rifat-ilgaz 'in bu romanına isim olmuş. Rıfat Ilgaz, Anadolu'nun yetiştirdiği değerli aydınlardan biri. Kendini bu ülke insanlarına adamış bir eğitimci. Tıpkı dönem arkadaşları gibi. Kendi yazdığı otobiyografik eseri Sarı yazma'da, kendini detaylı bir şekilde anlatmış. Benim Sarı yazma analizimi de naçizane şuraya bırakayım ki tekrar olmasın. gonderi/79093043 Yıldız Karayel, Batı Karadeniz'de geçen, Rıfat Ilgaz'in hakim olduğu Kastamonu, Cide, İnebolu dolaylarında özel bir roman. Bu roman dönemin sorunlarını, bu sorunlar karşısında halkın çaresizliğini, ağaların keyfiyetini, ve kendini üstte gören bu tabakanın devlet bürokrasisinden aldığı desteği çarpıcı bir şekilde anlatmış. Kısacası bir gerçek portre sunmuş bizlere. Daha önce okuduğum bir romanı, tekrar keyifle okudum. Buna da black 'nin bizlerle paylaştığı etkinlik sebep oldu. Teşekkür ederiz. Kitap için söyleyeceğim tek şey şiddetle tavsiye ettiğimdir. İyi okumalar... (Barış)
Rıfat Ilgaz’ın Orhan Kemal ve Madaralı Ödüllerini kazanmış romanı, Karadeniz köylülerinin hayatını ve yaşam mücadelelerini, toprak ağalığını anlatır. Yıldız Karayel, batı-kuzey Anadolu’nun bir kesimini, Cide kasabası çevrelerini, coğrafyası ile, toplumsal ve ekonomik yapısı ile, insanları ve insanlar arası ilişkileri, sorunları ile ortaya seren başarılı bir roman. Öyle ki; o yöreyi tanıyalım, tanımayalım, romanı okurken gitmiş gibi oluyoruz, içinden tanıyoruz onları. Yetkin bir dil, coşkulu bir anlatıma kapılıp o yörenin yaşamına neredeyse katılıyoruz ve o insanlardan birisi olup çıkıyoruz. Bu tür romanlara bazı aydınların yarı röportaj gözüyle baktıklarını biliyorum. Ama bence hayır, gerçek bir roman bu. Hem de toplumcu, memleketçi romanın ta kendisi. Rıfat Ilgaz o çevreyi ve insanları çok iyi tanıyor. Uzun betimlemelere ve gereksiz ayrıntılara girmeden o insanların iç dünyalarını, düşün ve duygu biçimlerini, davranışlarını başarıyla veriyor. Yerelden evrensele doğru açılıyor. Yıldız Karayel, toplumcu romanımızın son güzel örneklerinden birisidir. Gözümüzü, gönlümüzü ve aklımızı ülkemize, insanımıza ve sorunlanmıza çevirmektedir. Güzel dilimizin anlatım gücünü ve tadını duyura duyura unutulmaz sayfalar vermektedir (red john)
Kitabın Yazarı Rıfat Ilgaz Kimdir?
1911 yılında Kastamonu’nun Cide ilçesinde doğdu.7 Temmuz 1993 tarihinde öldü.Rıfat Ilgaz 1940’ların toplumcu-gerçekçi şairlerindendir. 1911 yılında Cide’de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27 Temmuz 1927 ‘de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz(Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü sebebiyle buradan ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi’nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu.
Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938 ‘de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939’da İstanbul Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe Öğretmenliğine başlayan Ilgaz’ın, yazı ve şiirleri dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940 ‘da Çığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942’de Yürüyüş Dergisi’ni çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A.Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943’te ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944’de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. 1945’te Gün Dergisi çıktı. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin’in Cumartesi Dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946’da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek Gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın Dergisi’ni Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar. Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat’a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanatoryumunda yattı. Şubat 1947’de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz’un çıkardığı Marko Paşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Marko Paşa gibi dergilerin adı sık sık değişiyordu. 1950’li yıllarda Ilgaz, gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler.
1952-1960’da Tan Gazetesi’nde dizgici-musahhih ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan ve İlhan Selçuk’un çıkardığı Dolmuş Dergisi’ne "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalar(Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul’da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı’nı da isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953’te Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı. Rıfat Ilgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazdı. Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970’te Basın Şeref Kartı’nı aldı. 1974’te emekli oldu. Doğum yeri olan Cide’ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul’da oğlu Aydın Ilgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşadı. Bu olaylar "Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır. Onu hepimiz Hababam Sınıfı’nın yazarı olarak bildik. Altmış kitabı olmasına rağmen onun şairliğini, romancılığını ve öykü yazarlığını unutmamamız gerekir. Rıfat Ilgaz 7 Temmuz 1993 günü öldü.
Rıfat Ilgaz Kitapları - Eserleri
- Karartma Geceleri
- Halime Kaptan
- Hababam Sınıfı
- Sarı Yazma
- Hababam Sınıfı Uyanıyor
- Apartıman Çocukları
- Şeker Kutusu
- Nerde O Eski Usturalar
- Meşrutiyet Kıraathanesi
- Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
- Pijamalılar
- Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
- Garibin Horozu
- Hababam Sınıfı Baskında
- Karadeniz'in Kıyıcığında
- Don Kişot İstanbul'da
- Yıldız Karayel
- Bacaksız Okulda
- Sınıf
- Bacaksız Paralı Atlet
- Bacaksız Kamyon Sürücüsü
- Bütün Şiirleri 1927-1991
- Dördüncü Bölük
- Yokuş Yukarı
- Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
- Bacaksız Tatil Köyünde
- Sosyal Kadınlar Partisi
- Bacaksız Sigara Kaçakçısı
- Kumdan Betona
- Yaşadıkça
- Hoca Nasrettin ve Çömezleri
- Çalış Osman Çiftlik Senin
- Radarın Anahtarı
- Öksüz Civciv
- Yarenlik
- Rüşvetin Alamancası
- Nerede Kalmıştık
- Cankurtaran Yılmaz
- Devam - Şiirler 1953
- Cart Curt
- Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler
- Satılmışlar
- Ocak Katırı Alagöz
- Soluk Soluğa/ Karakılçık/ Uzak Değil
- Kulağımız Kirişte
- Güvercinim Uyur mu
- Üsküdar’da Sabah Oldu
- Küçükçekmece Okyanusu
- Haydi Yolunuz Açık Olsun
- Uzak Değil
- Durmak Yok
- Bunadı Bu Adam
- Fedailer Mangası
- Krallar ve Kurallar
- Şevket Ustanın Kedisi
- Çocuk Bahçesi
- Altın Ekicisi
- Bütün Şiirleri 1937-1983
- Çok Küçüğüm Daha Ben
- Kesmeli Bunları
Rıfat Ilgaz Alıntıları - Sözleri
- Bizim memlekette zeytin o kadar boldur ki... Ama arayınca tanesini bulamazsınız! Yağını dostlarımıza satarlar, çekirdeğini de bize yuttururlar. (Sosyal Kadınlar Partisi)
- Topladığımız gönül çiçekleri Kucağımızda sararıp solar Utanır da veremeyiz Sunamayız dilimiz dolaşır Oysa neler düşlemişizdir geceden. (Ocak Katırı Alagöz)
- "Bakın şu miskinlere, Hababam Sınıfı değil, Hababam Taburu be !" (Hababam Sınıfı)
- Sait ne zaman Haluk’la ikimizi bir arada görse süzerdi onu: "İşte benim ustam!" derdi. "Bana gazeteciliği öğreten ilk adam!" (Yokuş Yukarı)
- Annem kahve! Emrini alinca, hemen sürerdi cezve yi kahve gelince bos zamanlarinda sardığı sigaralardan birini çıkarır hanım ateş.. Emrini verirdi. Ben kibriti kapıp koşarsam beni terslerdi. Annem karşısında süzüm süzüldukce keyiften bayilirdi. Zevk sahibiydi babam Sandalcı Hamit. (Nerde O Eski Usturalar)
- Ben ölmedim Beni öldürmediler de Yaşıyorum yaşıyorum işte At kıçında sinek gibi Tööbe töbe (Uzak Değil)
- Neyimize gerek bizim siyaset.! (Haydi Yolunuz Açık Olsun)
- Doğru! Dünyanın parası var İsviçre'de. Bizimkilerin paraları bile orda! (Hababam Sınıfı Baskında)
- "...Ben bugüne kadar tavuk bile kesmedim. Hep bizim büyük hanım keser tavukları." "Tavuğu kadına mı kestiriyorsun?" "Kime kestireyim ya?" "Yenmez kadının kestiği tavuk." "Pişirdiği pilav yenir de kestiği tavuk mu yenmez,haaa?" "Asla yenmez." "Ben yedim oldu Muhzır Efendi. Sana buyur edersem yeme!" (Hoca Nasrettin ve Çömezleri)
- Ben kaçıyorum anladın mı, resmen kaçıyorum insanlardan. (Şeker Kutusu)
- Poker denilen oyun da particilik gibi… Cebin dolu oldu mu, salla sallayabildiğin kadar. Bu oyunun aslı esası palavra! (Şeker Kutusu)
- Gel, değmeden birbirine ellerimiz, sen günlük işlerinden konuş, ben sana masallar anlatayım gelecek günlere dair. (Yarenlik)
- "-Sanat gösterisi yapmıyormuşuz da biz ne yapıyormuşuz? -Gövde gösterisi..." (Dördüncü Bölük)
- Açlık ,ekmeğin katığıydı … (Karadeniz'in Kıyıcığında)
- Ne demiş en büyük ozanımız Neden kulak vermiyorsunuz sesine Bir ağaç gibi hür yaşayın dememiş mi, Ve bir orman gibi kardeşçesine? (Rıfat Ilgaz - Seçme Şiirler)
- "Okuyamadığım kitaplardan kitaplıklar düzdüm." (Sosyal Kadınlar Partisi)
- ...Aynı bunalımlı günleri birlikte yaşadığımız halde adımı ancak kaşıntılı günlerinde anımsayan dostlara inat! (Yokuş Yukarı)
- ..Yağlı güreşteki dinç güreşçilere benziyordu balık.Ele,avuca sığmıyordu... (Küçükçekmece Okyanusu)
- Allah, bir kapıyı kaparsa bir kapıyı açar. (Apartıman Çocukları)
- ... değişen hiçbir şey yoktu eğitim, öğretim alanında. Her şey olduğu gibi, bütün düzensizliğiyle sürüp gidiyordu. (Hababam Sınıfı Baskında)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin