Kitap Künyesi
Yazar: Gürsel Korat
Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları
İSBN: 9789750830600
Sayfa Sayısı: 204
--reklam--
Yine Doğdu Tanyıldızı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gürsel Korat'ın Yine Doğdu Tanyıldızı adlı romanı tragedyaları andırır:
Yaklaşan felaketi haber veren ve her düğümünde çoğalan çaresizliği okurun kucağına bırakan bu roman, görsel dille yazılmış çağdaş bir destandır.
1300 yıllarında, Niğde kadısı Şeyh Nizamüddin ile Zembilli İshak'ın yaşadığı aşk, şeyhin oğlu Nureddin'le evlatlığı Fazıla'nın aşkını korkunç bir açmaza düşürür. Herkes bu düğümü çözmek için seferber olsa da olaylar sürprizlerle doludur. İlyada bir koşuklu destan olarak dilden dile beş yüz yıl boyunca anlatılmış, Perikles çağında bunları birileri yazmıştır. Leyla ile Mecnun öyküsü dilden dile dolaşmış, ama birileri öyküyü düzyazı olarak değil de şiir halinde yeniden kurmuştur. Yani, sözlü edebiyatın yakın zamanlara kadar yaşamış olmasından hareketle, modernliğin şafağı doğuncaya kadar öyküyü anlatanlarla yazanların farklı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kurmaca yazarı hem anlatıcıyı hem de yazanı kendi bünyesinde toplayan ilk kişidir. Yine Doğdu Tan Yıldızı, bu ayrımın farkına vararak açılış yapar: Anlatan ve Yazan farklıdır. Burada görsel teknikleri kullanmaya yarayan bir sesleniş formuna varır yazar. Yazının görselleşmesi dediği şeyin laboratuvarında dolaşırız ve birden anlatıcı ve yazar birleşir. Fakat burada da yazarın gizlenmiş sesini açığa çıkararak ilerler anlatım. Yani yazar hem anlattığının hem de yazdığının farkındadır.
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Yine Doğdu Tanyıldızı Alıntıları - Sözleri
- "... Ölümün kesin, yaşamın rastlantı oluşu..."
- "Namaz yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda çağrışımlarla dolu bir iç konuşmadır. İnsan namazdayken ezbere okuduğu duaların Allah katına ait başkalığına dikkatini vermez, bakışları içine döner ve yaşamı gözden geçirir."
- "Sevgi ve umur görmüş kadınlardaki merhamet bütün yüreklere sızar ve sevilen kadının mutluluğunu herkes tanır."
- "Ölen kişiyi özlemek çok yakıcıdır;" yokluk acısı" korlaşmış ateşe benzer, insanın yüreğine ne zaman sıçrayacağı belli olmaz."
- "İnsan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır."
- "Bazı insanların çok sayıda insandan sakınılmış bütün güzellikleri kendi bedeninde toplamaları nasıl bir adalettir."
- Erkeklerin bir kadını beğenip onu sevmesinden nefret ediyorum anladın mı? İzin ver de kimi seveceğimi ben seçeyim!
- Her insan sevmeyi annesinden öğrenir, babasında dener.
- “Allah’ın yalnızca güzel olanda göründüğünü söylemek, onun yeryüzünde çok az şeyde var olduğunu söylemekle birdir. Güzellik çok sık görülmez, çirkin sayılan şeyler daha yaygındır. Fakat çirkin nedir? İnsana sorarsan kurbağa, fare, köpek, maymun çirkindir. Ama kurbağaya, fareye, köpeğe bir sor bakalım ne diyecek! Aksini düşündükleri için sevgiyle yan yana gelir, ürerler. Demek ki çirkin denen şey tanımlanamaz. Çirkin yoktur, çirkin bakış vardır yalnızca.”
- Zaten büyük acılar farkına varılmamış yanlışlardan gelir.
- "insan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır."
- Düzeltilmez yanlış yoktur. Ben yanlıştan korkmam, yanlış yapmamak için öylece durmaktan korkarım. Hiçbir yerde ve hiçbir zamanda yanlış yapmadan doğruya erişen kimse yaşamamıştır.
- Tuhaf bir düşünüş yolu. Bağda yürüyorsun ama dağı gösterip “oradayım” diyorsun. Ne demek istediğin anlaşılıyor yine de. Fakat niye? Bu anlaşılmıyor. O yüzden bu saçma hareketlerin nedenini “aşk” diyerek açıklayıp geçiyoruz çoğu zaman.
- Yalan söylemek değil de yalan dinlemek bir öğrenme yoludur.
- Ben yanlıştan korkmam,yanlış yapmamak için öylece durmaktan korkarım.
--reklam--
Yine Doğdu Tanyıldızı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Gürsel Korat: Gürsel Korat tamamiyle tesadüf eseri karşıma çıkan bir yazar. Sanki yaşadığı dönemde farkedilmeyen ama uzun yıllar sonra farkedilip baştacı yapılacak yazarlardan . Tarih bilgisi, özellikle hakim olduğu Kapadokya'da geçen romanları destanlaştırıyor. Seçtiği kahramanlar tarihsel figürleri olanlardır genelde ve onları tarihsel gerçekliği içinde yargılayıp , ruh dünyalarını çözüyor. Bu kitapta Mevlana yı ,aile ilişkilerini, Şems'i tanıyacaksınız. Gürsel Korat iyiki varsın (erhan eren)
1300 yılında Niğde kadısı Şeyh Nizamüddin Dârâ 3 karısı ve ölen ilk eşinden olma iki oğlu ve büyük oğlunun eşi ve çocukları, bir de esir kız Fazıla ile10 odalı büyük bir taş konakta yaşamaktadır. Çarşıda kuyumculuk yapan Şeyh Nizam zengin, mutlu ve dini bütün bir ademdir. Zamanın şartları nasıldır bilmem fakat ersevicilik herkesçe bilinen ve dillendirilmese de kabul gören bir sapkınlıktır. Neredeyse her erkeğin bir oğlan seviciliği aşk adıyla kanıksanmıştır. Birgün bir haber gelir; Tatarlardan kaçan ve Şems- Tebrizi yolunu bellemiş bir parlak delikanlının Şeyh'e selamı ardından da yolda kendisine geldiği uçurulur. O andan itibaren evine düşecek ateşi bilemeyen, bir yalancının aşkıyla divane olan Şeyhin sadece on iki günde değişen ve mahvolan hayat hikayesini okuyoruz. Kitap diğer kitaplardan farklı bir anlatım biçmiyle yazılmış ve okuru kendisine bağlıyor. Yine sevdiğim bir kitap oldu. (Burcu Bergen)
#kitap#yorum#gürselkorat Vay be ne hikaye ama ,ben bu hacıyı Nasıl daha önce keşfetmedim ki ,evvel emir bir iki kitabını daha devirmek farz-ı kifaye oldu ,iyi mi 1300 lü yıllar Niğde kadısı şeyh nizamüddün ile zembilli İshak efendinin yaşadığı aşk ile şeyhin oğlu nureddin in şeyh in evlatlığı Fazıla nın aşkının keşismesi ile felaket doğru giden bir trajedi ,1001 gece masalı gibi bir hikaye anladınız mı ,biraz İhsan Oktay anar ,bir tutam Romeo juliet ,bir parça marquez dayının kırmızı pazartesi tadında ,vay be ağa pek bir sevdim bu kitabı ben (Ümit güder)
--reklam--
Yine Doğdu Tanyıldızı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Gürsel Korat - Yine Doğdu Tanyıldızı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yine Doğdu Tanyıldızı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Gürsel Korat Kimdir?
1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilk gençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.
Edebi Dünyası
Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.
Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.
Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:
1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandan hareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.
2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar, kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.
3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.
4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.
5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.
--reklam--
Gürsel Korat Kitapları - Eserleri
- Unutkan Ayna
- Zaman Yeli
- Güvercine Ağıt
- Rüya Körü
- Kalenderiye
- Yine Doğdu Tanyıldızı
- Ay Şarkısı
- Çizgili Sarı Defter
- Kunday - Gölgeler Çağı
- Kapadokya
- Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı
- Gölgenin Canı
- Sokakların Ölümü
- Pof Kuyruk
- Bir Ayı Ne İster
- Taş Kapıdan Taçkapıya Kapadokya
- Kristal Bahçe
- Dil, Edebiyat ve İletişim
- Gözlüklü Karga
- Ayaşan Kem Gözler Çağı
- Yün Sultan ve Yedi İbiş
- Ay Şarkısı
--reklam--
Gürsel Korat Alıntıları - Sözleri
- Geçmişin ve geleceğin değmediği anlar, hiçlikten ibaretti. Beden zevklerini “Ah, şu anı yaşamaktan güzel ne var” diyerek yüceltmek, yalnızca belleğe ihanettir. Bütün zamanları avuçlayan bellek çalışmadan, birini süreğen olarak sevemezdik; şimdiyi yücelterek aşk övgüsü yapmak ahmaklıktı. (Rüya Körü)
- Sen, ellerinle eski zamanı getiren, yüzüme bakıp beni tanıyamayan bir belleksin. Her bellek gibi acımasız, açık sözlü ve tarafsızsın . (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "insan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- “İnsan yaşlandıkça çocukluğu gözünün önüne mi gelir, yoksa çocukluğumuz içimizde saklı duran bir cevher midir?” (Zaman Yeli)
- Düşünce Suçlarını İzleme Komiteleri veya Sovyet Yazarlar Birliği artık yok; ama korkarım neyin yazılacağını söyleyen bir piyasamız ve yayınevlerimiz var. (Kristal Bahçe)
- Aşk için ölmek hiçbir zaman aşk uğruna ölmek değildir. O bir benlik çılgınlığıdır. Tanrı, insanları, benliğini her şeyin önüne koyan aşıklardan korusun. (Kalenderiye)
- Çünkü edebiyat, her insanın deneylediği şeyin, yazarlar tarafından farkına varılmasına dayanır. Edebiyat, tüm insanlığın deneyimlerini bir duygu estetiği içinde paylaşmaktır. Bu, şüphesiz yüksek nitelikli ve özel bir iletişim yoludur ve bir iletim halini gerektirir. (Dil, Edebiyat ve İletişim)
- Aşkın amacı yalnızca kendisidir. Aşk sorumsuzdur, sorumluluk anımsanınca aşkın sonu gelir. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Bir bütün olarak kişiliğimizin, dilimizin ve hatta aksanlınızın oluştuğu bir toprak parçasında “bizi biz yapan değerler” olarak sunulan ve kurmaca bir ideolojik tasniften öte bir şey olmayan “millî, dinî ve ahlâkî şuur”dan başka şeyler olduğunu görebilmek için kesinlikle ayrı bir “frekans ayarı”nda durmak şarttır. Bu ülkenin içtenlikle tutkunu olan bir insan olmak yeterli değildir; bu ülkenin insanlarının kültürel oluşumunu bütün insanlara değer veren bir enternasyonalizmle kavramak da gerekir. İnsanı insan olarak kavram ak için nasıl doğa bilim lerinin nesnelliği gerekiyorsa, kentleri ve uygarlıkları da dinin, ırkın ve ulusun dışında kalan bir nesnellikle gözleyebilmeliyiz. " (Sokakların Ölümü)
- Çünkü insan bir gerçeği anladığında, aynı şeyi geçmiş zamanda da anladığını sanarak yanılır. Olayları geçmiş ışığında anlamak başkadır, geçmişte anlamak başkadır. Çünkü bir şeyi geçmiş zamanda anlayan kişinin, gelecekte anlamasına gerek kalmaz. (Rüya Körü)
- Gördüğü düşü kendisinin sanması için hiçbir neden yok. Çünkü bu şehir, ''başkalarının'' düşüdür. (Sokakların Ölümü)
- ... insan aşık olduğu zaman, içindeki gerilimi birisine anlatmak ister, bu yüzden saklı kalmış tek aşk yoktur. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- Saruca’ya göre müzik, insanın farkına varmadığı özü, o anda oluşan hakikati gösterirdi. (Güvercine Ağıt)
- "Bilmiyor musun, aşk hep hemen şimdi der. Ya şimdi, ya hiç." (Gölgenin Canı)
- Bir aşk engelleri oraninda büyür. (Dalgın Dağlar / Çizgili Sarı Defter, Gölgenin Canı)
- "Çılgın gimi bir aşka düşdün," didi, "bu aşkın kılıncı seni ikiye biçdi, şimdi bir olmak senin iyçün olmaz görünür. Ayrılığı sınamaktasıñ. Bu aşkdır. Bak herif, pişmanlık çok yakın, bırak şu katır meşrebinde durmayı, he diyip çık işiñ içinden." (Kalenderiye)
- "İnsan, ruhundaki eksikliği görüyor ama onu neyin dolduracağını bilemiyorsa azaptadır." (Yine Doğdu Tanyıldızı)
- "Biz" neydik? Biz tarih boyunca önüne gelen bütün surları yıkıp yerine sosyal konut yapan insanlar mıydık? (Sokakların Ölümü)
- Dünya benim için,yalnızca bir resim. (Zaman Yeli)
- Ne büyük bir yenilgiydi bu! Yoksa aşk böyle bir şey miydi? (Güvercine Ağıt)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin