Kitap Künyesi

Yazar: Önder Kaya

Yayın Evi: Timaş Yayınları

İSBN: 9786051144559

Sayfa Sayısı: 248

--reklam--

Yitip Giden İstanbul Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti

Şehr-i İstanbul, tarihsel süreç içinde pek çok olay yaşamış, devrilen imparatorluklara sahne olmuş önemli bir yerleşim yeridir. Her şehrin bir ruhu olduğu söylenir ki bu durum İstanbul için de fazlasıyla geçerlidir. Mimar Sinan gibi büyük bir ustanın eserleri ile süslediği İstanbul, ne yazık ki yakın zamanda yıkımlara sahne olmuş, pek çok güzelliğini kaybetmiştir. Bu semtlerin başında Aksaray, Laleli, Bayezid, Tarlabaşı ve Beyoğlu gibi muhitlerin gelmesi ise, meselenin vahametini daha da büyük hale getirmiştir. Şehir tarihçisi Önder Kaya bir zamanlar İstanbul'un en güzel köşelerinde yer alan, içleri cıvıl cıvıl olan ama tarihe, bilgisizliğe, beceriksizliğe yenik düşmüş mimari eserlerin peşine düşüyor... Bir kısmı, yazarın baskısı tükenmiş olan Yarim İstanbul kitabında yer alan yazılarda birbirinden önemli tarihi eserler ele alınıyor: Ahi Çelebi Camii, Aya Poliektos Kilisesi, Fatih Medreseleri, Acemoğlu Hamamı, Şehzade Aşhanesi, Amcazade Yalısı, Cellat Mezarlığı, Revani Çelebi Camii, Darüşşafaka, Ayastefanos Anıtı, Bayezid Yangın Kulesi, Ayaspaşa Mezarlığı

İstanbulun kaybolan önemli yapılarının, unutulan kıymetli mirasın hikayesi akıcı bir şekilde dile geliyor..

Yitip Giden İstanbul'u merak edenlerin kaçırmaması gereken bir kitap...

Yitip Giden İstanbul Alıntıları - Sözleri

  • Toplum olarak genelde zenginliklerini ve değerlerini kaybettikten sonra hayıflanmayı çok seven fakat bu değerlere sahipken korumak, özümsemek için pek de istekli olmayan bir yapımız var.
  • "Kavafyon Konağı, İstanbul'un en eski ahşap konağıdır. Yapım yılı yapının içinde yer alan bir kuyu bileziğinden anlaşıldığı kadarıyla 1751 tarihidir. Bu yanıyla İstanbul'da Boğaz'daki Amcazade Hüseyin Paşa yalısından sonra şehrin en eski sivil konutlarından biridir."
  • İstanbul gün geçmiyor ki kentsel dönüşüm ve değişim bağlamında bir değerini kaybetmesin. Esasen kent, tarih içinde daha önceki evrelerde de büyük değişim ve dönüşümler yaşamış, ciddi yaralar almıştı. Ancak modernitenin dozajı arttıkça İstanbul'un aldığı yaraların büyüklüğü de aynı oranda artıyor.
  • İstanbul, tarih içinde en büyük zararı yaşadığı yangınlardan ve imar belasına şehrin dokusuna zarar veren belediyecilerden görmüştür.
  • "Dağ taş bütün şehir topraklarında beton yığınları, üretmeden tüketmek tutumunun bir sonucudur. İstanbul şehircilik değil, vurgun geliri açısından değerlendirilmektedir. Doğal güzelliği ve tarih değeri vız gelir." Burhan Arpad
  • Kapitalist çevrelere eklemlenmeye çalışılan kent, bu süreç içinde pek çok tarihi, turistik varlığını yitirmiş, yeşil alanları parsellenmiş, insan için bir yaşam sahası olmaktan çıkmıştır. Ama trafik vesilesiyle ama insanların görgüsüzlüğü, kabalığı, benmerkezciliği sebebiyle yaşanan tartışmalar sonrasında pek çok İstanbullu bu şehirde yaşamaktan bizar olduğunu dile getirir olmuştur.
  • "Türk-İslam dünyasında pek çok kurumda zirveyi yakalayan Osmanlı Devleti zamanında cellatlık kurumu da profesyonelleşti. Cellatların genel olarak soy bakımından Hırvat dönmesi ya da Çingeneler arasında seçildiği bilinmektedir."
  • "Müruriye ile adeta özdeşleşen Galata Köprüsü 25 Kasım 1845'te hizmete açıldı. Sultan Abdülmecid bu köprü için gerekli parayı Galata sarraflarından borçlanmak suretiyle elde etmiş, bu sebeple de köprüyü kullananlara geçiş parası konulmuştu."
  • "Türkler hayvanlara karşı akla hayale gelmeyecek hatta Batılılara gülünç gelecek türde hayırlar işlemekteydiler. Mesela sahipsiz kedi ve köpeklerin beslenmesi için büyük hayvan vakıfları kuruyorlardı."
  • Bugünün İstanbul'unu bekleyen en önemli tehlikelerin başında bilinçsizlik gelmektedir. Yerel yönetimler ve halkın ortak tutumu İstanbul'un büyük oranda geleceğini şekillendirecektir. İstanbul'u dünyanın sayılı şehirlerinden biri kılan özelliklerini rant unsuru olarak görmekten vazgeçmeli, bilhassa tarihi yarımada ve Galata çevresinde kalıcı bir kültür politikası devreye sokulmalıdır.

Yitip Giden İstanbul İncelemesi - Şahsi Yorumlar

Temmuz ayında İstanbul'a dair kitaplara ağırlık verdim. Sebebi yok, öyle gelişti. Storytel'de uzun zamandır gözüme takılan, twitter'da da paylaşımlarını ilgiyle takip ettiğim Önder Kaya'nın bu kitabını dinlemeye karar vermekle nasıl isabetli davranmışım bitince anladım. Önder hocanın kitabına başlayınca, çekirdekten İstanbullu Aydın Boysan'ın kitaplarına yöneldim. İki ayrı üstaddan İstanbul'u okumak büyük keyif oldu. Önder Kaya'nın Kronik Kitap'tan çıkan "Yitip Giden İstanbul - Kaybolan Mirasın Peşinde" başlıklı kitabını tüm İstanbul sevdalılarına tavsiye ederim. İstanbul'un tarih boyunca uğradığı zulme, İsranbul'u İstanbul yapan yapıların nasıl yok olduğuna ya da İstanbul'un marka değerlerine dair çok ayrıntılı bilgilere ulaşabileceğiniz müthiş bir eser. İstanbul'un şekillenmesine, yeniden inşa edilmesine neden olan yangınlarıyla, yurtdışından getirilen mimarların aldığı kararlarla canım İstanbul neler de yaşamış meğer. Rebul kolonyalarının, Eminönü Mısır Çarşısı'nda halâ hizmet veren Pandeli Lokantası'nın inanılmaz öyküsünü tekrar tekrar dinledim. Gerçekten müthişti. Kitabın basılı halini de almaya karar verdim. Kitaplığımın İstanbul köşesini oluşturduğumda en nadide eserlerden biri olacak. Bir de İnci profiterollerinin öyküsünü, Önder hocadan mutlaka okuyun. Ya Taksim'in bir zamanlar mezarlık olduğunu biliyor muydunuz. Yaşağınız semte dair bilgilere de ulaşabilirsiniz belki okudukça. Aslında en çok etkilendiğim bölümler Rebul ve Pandeli isimlerinin tarihçesi oldu. Pandeli Lokantası'nın Atatürk'le ilgili olan kısmı harikaydı. Belli ki, orada bir tarih yatıyor. Tarihi bilgilerle harmanlanmıs bu harika eser için Önder hocaya binlerce kez teşekkürler. . . #kronikkitap #önderkaya #yitipgidenistanbul #mutlakaokuyun #tavsiyekitap #okumaönerisi #temmuzokumalarım #2021okumalarım #istanbul #storytel #seslikitap (Seda Ediz)

Bana İstanbul'u Anlat, Nasıldı?: İncelemenin tamamı için: https://mahaledebiyat.com/yitip-giden-istanbul-kitap-incelemesi/ Önder Kaya şehr-i İstanbul’u, şehr-i İstanbul’dan yitirdiklerimizi sayfalara dökmüş. Kitapta İstanbul’un, geçmişten günümüze, varoluşundan, inşa edilmesinden, semtlerinden, iyi ve kötü yönleriyle yapılan ve yapılmayanlardan, hangi liderlerin neler yaptığından, nelere zarar verdiğimizden, neleri yitirdiğimizden tutun İstanbul’un ramazanlarından, sokak köpeklerinden, türbe ziyaretlerine, mezarlıklarına, futbol geçmişine, paşalarına kadar bahsetmiş. Kitap öylesine dolu ki, kanımca, hayatımız boyunca birkaç yıl arayla okunmalı, şehrimiz ve üzerinde sürüp giden yaşamımız hatırlanmalı. "Toplum olarak genelde zenginliklerini ve değerlerini kaybettikten sonra hayıflanmayı çok seven fakat bu değerlere sahipken korumak, özümsemek için pek de istekli olmayan bir yapımız var." Sanırım her zaman böyle olduk. Etrafımızda konuşlanmış zenginlikleri hiçbir zaman tam anlamıyla göremedik, algılayamadık hatta umursamadık. Eğer o zenginlikler, kabul ettiğimiz gibi, bizim tarihimize ait değilse, mesela Bizans eserleriyse, daha da umursamaz olduk. Çünkü bize neydi? Bizimle alakalı değildi(bu şehirde yaşıyor olmamıza rağmen). O zenginliklere herhangi bir zarar geldiğinde ise sadece ağızlarımız çalıştı, sosyal medyada paylaştık, kelimeler sarf ettik. Değerlerimiz zarar gördükten sonra, harekete geçmedik, öncesinde de geçmediğimiz gibi… .... Bitirirken şunları belirtmek isterim ki, kitabı okuduğum anlarda İstanbul’un hayatını, insanlarının yaşantısını, sokaklarının eskiden nasıl olduğunu, sevilen mekânlarını öğrenmek çok heyecan vericiyken, yaptığımız tahribatlar, kaybettiğimiz değerler ve yaşantılar da bir o kadar hayal kırıklığı ve sinir harbi sebebiydi. Öğrendiğim her bir tarih ve yaşanmışlık kırıntısı ile şehrin sokaklarında dolaşırken çok daha bilinçli ve meraklı olacağım. Çünkü her gün önünden geçtiğimiz binaların, kaldırımlarında yürüdüğümüz sokakların iç yüzünü gördüm. İstanbul’un her bir metrekaresinde koruyup sahip çıkmamız gereken, çok çok fazla anı, tarih ve değer var. Yazarımız kitabının her satırında büyük bir başarıyla bunları görmemizi ve bilmemizi sağlıyor. Okumak Önder Kaya’nın anlatımıyla akıcı bir hal alırken, sayfalardaki fotoğraflar gerçekten bahsedileni gözlerinizin önüne getirmeyi sağlıyor. Bunlara ek olarak, okuyucuyu, bahsedilen her yapının, her yerin akıbetlerini öğrenmek için araştırmaya ittiyor. Herkesin okuması, sindirmesi, anlatması gerek, bu içi dolu kitabı. Hatta dediğim gibi birkaç yıl arayla hatırlamak için tekrar tekrar okunmalı. Hem kendimizi, hem gelecek nesli bilinçlendirmemiz, şehrimizi daha çok sevmemiz gerek. Umarım geçirdiğimiz her gün İstanbul’a hak ettiği değeri ve itinayı gösterebiliriz. (Gaye Aldinç)

Kitap içinde İstanbul'u konu alan muhtelif makaleler var. Her makale görseller ile zenginleştirilmiş ve makalelerin sonlarına yararlanılan kaynaklar eklenmiş. Makaleler akıcı bir üsluba sahip, farklı konuların işlenmiş olması ise okuyucuyu sıkmıyor. Merak edenler ise kaynakçalardan kendisine farklı okumalar için eserler şeçebilir. Yer yer siyasi konular işlenmekle birlikte büyük kısmı kültürel tarihi konuları barındırıyor. Merak edenler varsa tavsiye ederim. Kütüphanenizde bulunmasında yarar var. (Ömür Berat ÇALIK)

Yitip Giden İstanbul PDF indirme linki var mı?

--reklam--

Önder Kaya - Yitip Giden İstanbul kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yitip Giden İstanbul PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.

Kitabın Yazarı Önder Kaya Kimdir?

1997 yılında Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun olan Kaya, aynı yıl Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Ortaçağ Tarihi anabilim dalında yüksek lisansını Eyyubiler üzerine yaptı. İstek okullarında başladığı öğretmenlik hayatına Şişli Terakki Lisesi'nden sonra Robert Kolej'de devam etmektedir.

İstanbul ve tarih üzerine sekiz kitabı yayınlanan Önder Kaya'ya, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2008 yılında şehir kitapları ödülü verildi. Murat Bardakçı ile Hürriyet Tarih, Şalom, Radikal gibi gazetelerin yanı sıra Toplumsal Tarih, Popüler Tarih, Müteferrika gibi dergilerde yazıları yayınladı. Önder Kaya'nın Radikal İki, Şalom, 1453, Kültür, Gezgin, Toplumsal Tarih, Mostar gibi gazete ve dergilerde yayınlanmış yazıları da bulunmaktadır.

--reklam--

Önder Kaya Kitapları - Eserleri

  • Avrupa Tarihi Üzerine Yazılar
  • Osmanlı Dünyası
  • Yitip Giden İstanbul
  • İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar
  • Cihan Payitahtı İstanbul
  • Tanzimat'tan Lozan'a Azınlıklar
  • Selahaddin Sonrası Dönemde
  • Fatih'in Müjdelenen Şehri
  • Konstantin'in Kutsanmış Şehri 3 Devirde İstanbul
  • Yârim İstanbul
  • Robert Kolej - İmparatorluktan Cumhuriyete Bir Okulun Tarihi
  • Tarihin Gör Dediği
  • Cumhuriyetin Vitrin Şehri

--reklam--

Önder Kaya Alıntıları - Sözleri

  • Hep ardından gelecek bu şehir, Aynı sokaklarda yürüyeceksin. Aynı mahallede yaşlanacaksın. Aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Bu şehirdir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma... (Cihan Payitahtı İstanbul)
  • İstanbul Yahudileri arasında yaygın olan Ladino lisa­nındaki bir atasözü şöyle der: "Turko no aharva cidio, ma si ahar­ vo?" (Türk Ya h udi'ye vurmaz ama ya vurursa?) (İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar)
  • “Sparta’da özgür insan her yerdekinden daha özgür, köle ise her yerdekinden daha köle…” (Avrupa Tarihi Üzerine Yazılar)
  • Söz konusu uygulamanın özel­likle gayrimüslimler açısından oldukça pratik faydaları da olmuştur. Bu suretle kendi kültürlerine has giysileri giymek durumunda ka­lan gayrimüslimler bir yerde kültürel kimliklerinin devamlılığına da ortam hazırlamışlardır (İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar)
  • "Türk-İslam dünyasında pek çok kurumda zirveyi yakalayan Osmanlı Devleti zamanında cellatlık kurumu da profesyonelleşti. Cellatların genel olarak soy bakımından Hırvat dönmesi ya da Çingeneler arasında seçildiği bilinmektedir." (Yitip Giden İstanbul)
  • İstanbul gün geçmiyor ki kentsel dönüşüm ve değişim bağlamında bir değerini kaybetmesin. Esasen kent, tarih içinde daha önceki evrelerde de büyük değişim ve dönüşümler yaşamış, ciddi yaralar almıştı. Ancak modernitenin dozajı arttıkça İstanbul'un aldığı yaraların büyüklüğü de aynı oranda artıyor. (Yitip Giden İstanbul)
  • gayrimüslimlerin Müslümanlada karıştırılmamaları için belli renk ve işaretler taşıyan elbiseler giymek zorun­da olmaları vaşak, su samuru, kakum gibi hayvanların kürklerini giyememeleri, kaliteli elvan sof, şali ve al çuka çakşır kullanama­maları, görkemli mezarlar inşa ettirememeleri, köle edineme­meleri, hamamlarda ve herherlerde Müslümanlara verilen havlu ve peştamalları kullanamamaları, evlerinin Müslüman evlerinden yüksek olamaması, Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilen (Mekke, Medine, Eyüp Sultan Türbesi civarı gibi) mekanlara yerleşmemeleri, ata binmek ve silah taşımalarının yasaklanması, şayet ata binerse eyersiz ata binmeleri, üç çifte kayığa sahip olamamaları, kilise inşası ve tamiri için devletten özel izin alma zorunluluğu, çan çalmama ve yüksek sesle ibadet etmeme, gösterişli cenaze törenleri düzenlememe, var olan kilise ya da havralarını sultandan izinsiz yenileyememe ya da yeni bir mabed inşa etmeme, genel yerlerde şarap içmeme (İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar)
  • Bu dönemde zımmilere uygulanan kılık kıyafet sınırlamaları sıkı bir de­ netime tabi tutuldu Bu durumun temel nede­nini, Selahaddin Eyyu­bi'nin mesaisinin büyük bölümünü Haçlılarla mücadeleye sarf etmesine bağlamak sanırım yanlış olmaz. Oldukça çetin mücadelelerin yaşandığı bir coğrafyada kimin hangi inanca mensup olduğunun bilinmesi önemsenmiş olmalıdır. Söz konusu tutum, belki de olası casusluk faaliyetlerini en alt seviyeye indirme düşüncesinden kaynaklanmıştı. Nitekim bunun bir sonucu olarak Yahudiler omuzlarına kırmızı ya da sarı şeritler koymak, Hıristiyanlar da bellerine zünnar denilen bir ip bağlayıp boyunlarına haç asmak zorunda bırakıldılar (İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar)
  • ''Ziyaretten murad ancak duadır/Bugün bana ise yarın sanadır.'' (Avrupa Tarihi Üzerine Yazılar)
  • "Kavafyon Konağı, İstanbul'un en eski ahşap konağıdır. Yapım yılı yapının içinde yer alan bir kuyu bileziğinden anlaşıldığı kadarıyla 1751 tarihidir. Bu yanıyla İstanbul'da Boğaz'daki Amcazade Hüseyin Paşa yalısından sonra şehrin en eski sivil konutlarından biridir." (Yitip Giden İstanbul)
  • Süveyş Kanali'nin açılması ile ilgili bir rivayete göre Kavalalı Mehmet Ali Paşa " Boğazalar Osmanlı Devleti'nin felaketi oldu ben de Mısır'da bir Boğazlar Meselrsi yaratmak istemem." diyerek projeden neden dolayı çekindiğini ifade etmistir. (Osmanlı Dünyası)
  • Batılı güçler, Osmanlı ülkesindeki bu faliyetlerini özellikle 19.yy da büyük ölçüde artırmışlardır. Bu faliyetlerde başı çeken ülkeler ise Amerika, Almanya, Fransa ve İngiltere'dir. Protestan ve katolik mezheplere mensup bu devletler misyonerlik faaliyetleri sırasında Müslümanlar, Rumlar ve Yahudiler üzerinde pek de başarılı olamamışlardır. (Tanzimat'tan Lozan'a Azınlıklar)
  • "Türkler hayvanlara karşı akla hayale gelmeyecek hatta Batılılara gülünç gelecek türde hayırlar işlemekteydiler. Mesela sahipsiz kedi ve köpeklerin beslenmesi için büyük hayvan vakıfları kuruyorlardı." (Yitip Giden İstanbul)
  • Cizyesini ödeyen gayrimüslimlerin can, mal ve iman hürriyetleri dışarıdan veya içeriden gelebilecek her türlü tecavüze karşı devlet tarafından güvence altına alınırdı. (...) Devlet, herhangi bir sebeple bu emniyeti sağlayamadığı takdirde Müslüman olmayanlardan cizye toplama hakkını kaybederdi. (İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar)
  • Toplum olarak genelde zenginliklerini ve değerlerini kaybettikten sonra hayıflanmayı çok seven fakat bu değerlere sahipken korumak, özümsemek için pek de istekli olmayan bir yapımız var. (Yitip Giden İstanbul)
  • ''Az konuşanların çok yasaya ihtiyacı yoktur.'' (Avrupa Tarihi Üzerine Yazılar)
  • Bu arada Fatih’in İstanbul’a getirilen cenazesi yaşanan ortam içinde tamamen unutulmuştur. Elbisesi üzerinde olduğu halde on günden fazla bekletilen ceset, kokmaya başlamış ve sonunda bin bir zahmetle Baltacılar kethüdası Kasım Ağa ve bir cenaze görevlisi eliyle tahnitlenebilmiş, yani mumyalanmıştır. (Osmanlı Dünyası)
  • Türkler de ticaretin gereklerini ye­rine getirmenin hayli uzağındadır. Edmondo de Am icis bu durumu şu kelimelerle dile getirir: "Rum tüccar, biraz daha azametli bir tavırla seslenir; aynı derecede hilekar ama daha mütevazı görünen Ermeni, mübalağalı bir hürmetle sizi celbetmek ister; Yahudi, satacağı şeyleri kulağınıza fısıldar; dükkanının eşiğinde bir mindere bağdaş kurarak oturan Türk ise ancak gözleri ile davet eder ve işi kadere bırakır (İmparatorluktan Cumhuriyete Azınlıklar)
  • Kapitalist çevrelere eklemlenmeye çalışılan kent, bu süreç içinde pek çok tarihi, turistik varlığını yitirmiş, yeşil alanları parsellenmiş, insan için bir yaşam sahası olmaktan çıkmıştır. Ama trafik vesilesiyle ama insanların görgüsüzlüğü, kabalığı, benmerkezciliği sebebiyle yaşanan tartışmalar sonrasında pek çok İstanbullu bu şehirde yaşamaktan bizar olduğunu dile getirir olmuştur. (Yitip Giden İstanbul)
  • ''Spartalı Likurgos'a göre bir toplum içindeki bütün fenalıkların kaynağı zengin ve yoksul arasındaki uçurumdur.'' (Avrupa Tarihi Üzerine Yazılar)