Kitap Künyesi
Yazar: Ricardo Piglia
Çevirmen: Pınar Savaş
Orijinal Adı: La Ciudad Ausente
Yayın Evi: Delidolu Yayınevi
İSBN: 9786052349687
Sayfa Sayısı: 148
--reklam--
Yok Şehir Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Gözetim toplumuna karşı direniş…
Arjantin edebiyatının keskin kalemlerinden Ricardo Piglia’nın fütürist polisiyesi Yok Şehir, totaliter sistemlerin hasıraltı ettiği toplumsal travmayı dile dökmenin olanaklarını araştıran, ezber bozan bir roman.
Zamanı esnetip okurun zihninde belirsizleştirerek, bastırılmış ve sessizleştirilmiş gerçeklerin gün yüzüne taşınmasına aracılık eden bu merak uyandırıcı kitap, Arjantin’in dününü ve bugününü gözü pek bir kültürel ve siyasi kavrayışla ele alıyor.
Sözcüklere, hikayelere ve anlatıcının konumuna dair derin bir anlam sorgusuna dönüşen roman, topyekün resmi tarih anlatısının karşısına bedenin, öznelliğin ve parçalı gerçekliklerin hakikatini koyuyor.
Buenos Aires’teki günlük bir gazetede muhabir olarak çalışan Junior, Elena adlı bir kadının hafızasını barındıran bir makinenin varlığını öğrenir. Devletin işlediği suçlara ve hak ihlallerine dair hikâyeler anlatan makine sayesinde gerçeklik, kendine yeraltında yeni yollar açarak bütün ülkeye yayılır. Tanıklıklar insanlara ulaştıkça devlet otoritesi için birer tehdide dönüşür. Polis makineyi durdurmanın, Junior ise hikâyelerin kaynağına yani Elena’ya ulaşmanın peşindedir.
Piglia’nın cesaret isteyen kavramları olağanüstü bir incelikle ele aldığı Yok Şehir, “hatırlamak” olgusu üzerine temellendirdiği gerçeküstü anlatımıyla, zamanımıza hitaben kaleme alınmış, ulusal sınırları aşan bir başyapıt...
"Bunlar unutulmuş dünyalar, diye düşündü, artık kimse hayatın anısını saklamıyor. Geleceği çocukluğumuza ait bir evmiş gibi görüyoruz."
“Piglia, Gabriel Garci Marquez’in ışıltılı zamanlarından bu yana Latin Amerika’dan çıkan en iyi yazar olabilir. Yok Şehir her koşulda bir başyapıt.”
Kirkus Review
Yok Şehir Alıntıları - Sözleri
- İnsan hakikatte neyse herkes onun bir başkası olduğunu düşünür.
- …çünkü anılar insanın yakasını bırakmaz.
- Ben benim, ben neysem o oldum…
- …ama devam edeceğim, çöl karşıda, güneş taşları kasıp kavuruyor, ara sıra sürünüyorum ama devam edeceğim, suyun kıyısına ulaşıncaya kadar. Evet.
- “Ve insanlar unutur.”
- Bir insanın akıllı mı yoksa akıllıymış gibi yapan bir aptal mı olduğu hiçbir zaman bilinemez.
- Kendi biçimini bulamamış olan her şey, der Ríos, gerçekliğin eksikliğinin acısını çeker.
- Herkes olduğundan farklı biriymiş gibi davranıyordu.
- Değişimi kavramak için, o şeyin içinde olmamak gerekir.
- Anlatmak, bir heykele hayat vermekti, yaşamaktan korkanları yaşatmaktı.
Yok Şehir İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Yok Şehir, Arjantin’in kanlı siyasi tarihi ve ülkedeki totaliter rejimin, fütürist bir distopyayla anlatımı. Kurgu, Buenos Aires’te bir gazetecinin, Elena isimli bir kadının hafızasını ve anılarını kayda almış bir makineyi arayışıyla ilerliyor. Arka planda kolektif bilinç, dil ve gerçek ilişkisi, din ve inançlar gibi birçok sorgulamayla beraber siyasetten felsefeye, dilbilimden edebiyat tarihine kadar geniş bir yelpazede okurun ufkunu açacak bir metin Yok Şehir. Zihnin sınırlarını zorluyor, okuması pek kolay değil. Birkaç sayfa geriye gidip okuduğum yerler oldu. Edebi açıdan zor bir dili yok ama Piglia’nın okura sunduğu parçaları birleştirebilmek için okurun dikkatini yoğunlaştırması gerekiyor. Piglia’nın zekasına ve donanımına hayran kaldım. Kurgusuyla, kurguyu işleyişiyle, ele aldığı konular ve sunduğu fikirlerle kesinlikle okuduğum en iyi kitaplardan biri. Hem zihinsel açıdan doyurucu hem de okuru yıpratmayan bir kitap, bu dengeyi de çok iyi tutturmuş Piglia. Yazara Suni Teneffüs adlı eseriyle devam edeceğim. Latin Amerikan edebiyatı eserlerinden hoşlananlara, doyurucu, dolu dolu bir distopya okumak isteyenlere mutlaka tavsiye ederim. (İpek Dadakçı)
Sistemlerin gün yüzüne çıkmasını istemediği gerçeklerin, muhabir Junior tarafından yüzümüze sertçe atılan bir tokat gibi ortaya koyduğu eser Yok Şehir. Muhabirimiz Junior Elena isimli bir kadının, Arjantin’in yakın tarihine ilişkin hatırladığı bir hafıza makinesini bulmasıyla olaylar başlıyor. İşte bu andan itibaren otariter devletlerin topluma ne yaptığını, hayatı ve hayallerimizi bile bir kısmın isteğine göre yaşadığımızı fark ediyoruz. Eğer tüm dikkatinizi vermeden okursanız kitabı saçma diye adlandırırsınız. Ancak kitap bu zamana kadar okuduğum en iyi polisiye distopik kategorisinde yer aldı. Baskıların insan psikolojisi ile birleşmesi beni düşündürdü. Umarım siz de okur ve keyif alırsınız. (Gizem Nur Tulunay)
Polisiye roman, politik roman, şehir romanı, fütüristik roman.. Kitapta, Buenos Aires’te muhabir olarak çalışan Junior’un, Arjantin’in yakın geçmişinin tanığı Elena’nın hafızasını barındıran bir makineden haberdar olmasıyla gerçeklerin yıllar sonra ortalığa saçıldığını görüyoruz. Kişileri gözetleme, bireysel yaşamı yok etme, muhalifleri cezalandırma, dili iktidar lehine bozma biçimlerine bakıldığında bana 1984'ü anımsatan, Arjantin'in totaliter tarihinden bağımsız okunmaması gereken, okuması pek kolay olmayan, zaman zaman geriye dönüşler yaptırsa da zihnin sınırlarını zorlayan şahane bir kitap. (Ceyhun Kayacan)
Yok Şehir PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Ricardo Piglia - Yok Şehir kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yok Şehir PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Ricardo Piglia Kimdir?
Ricardo Piglia şu anda Arjantin'de yaşıyor. Üç romanı ve bir hikâye kitabı var. Hikâye kitabıyla Casa de Las Américas Ödülünü kazandı. Kitapları Portekizce, Fransızca, İtalyanca ve Almanca'ya çevrilmiştir.
--reklam--
Ricardo Piglia Kitapları - Eserleri
- Yok Şehir
- Son Okur
- Suni Teneffüs
- Yok Kent
- Kurmaca ve Eleştiri
--reklam--
Ricardo Piglia Alıntıları - Sözleri
- Tardewski romanın sonlarına doğru şöyle der: ‘Okumak için….. insanın nasıl çağrışım yapacağını bilmesi gerekir.’ Bu romanı okumak için, ölümcül derecede ciddi bir oyunda gereken becerilere sahip olmak gerekir: Düşüncelerin çağrışımı. Çünkü okuma aynı zamanda bir suni teneffüstür. (Suni Teneffüs)
- “Ve insanlar unutur.” (Yok Şehir)
- Hiçbir şeyin hiçbir zaman başımıza gelmeyeceği doğrudur gerçekten de. Anlatabileceğimiz tüm deneyimler fantezilerden başka bir şey değildir. Ve zaten insan hayatında iki-üç deneyimden fazla neye sahip olabilir. Kimse daha ötesini aşamaz; fanteziler vardır yalnızca. Hepimiz, hayatımızın gidişatında başımıza bir şeyler geldiğini hayal edebilmek için çok çeşitli hikayeler uydururuz. Nihai olarak gerçekten yaşadığımız her şey olan bir hikaye ya da bir dizi hikaye, deneyimlere sahip olduğumuzu ya da anlamlı bir şeyin başımıza geldiğini hayal edebilmek için kendimize anlattığımız hikayeler. (Suni Teneffüs)
- Okumak için kaçtım, böylelikle gündelik problemlerden uzaklaşabiliyorum; insanlarla temastan uzaklaşmaya meyilliyim, karakterimin kimi özelliklerinin samimiyeti kolaylaştırmadığını söylemeye gerek bile yok. (Son Okur)
- Yaşamakla gerçeklikten kurtulmak arasında gençliğimiz gitti. (Son Okur)
- “İktidar kurmacaya yaslanır. Devlet de bir inandırma aygıtıdır.” (Kurmaca ve Eleştiri)
- Değişimi kavramak için, o şeyin içinde olmamak gerekir. (Yok Şehir)
- İnsan hakikatte neyse herkes onun bir başkası olduğunu düşünür. (Yok Şehir)
- Kan bağları, kan bağlarıdır. Bütün bağların üstünde. Kandan. Aile, kanlı bir müessesedir. (Suni Teneffüs)
- Kendi biçimini bulamamış olan her şey, der Ríos, gerçekliğin eksikliğinin acısını çeker. (Yok Şehir)
- Bağımlı okur, yani okumadan duramayan uykusuz okur, diğer bir deyişle sürekli uyanık olan okur, bir metni okumanın ifade ettiği anlamın aşırı uçtaki tasviri ve okurun edebiyattaki karmaşık varlığının edebi açıdan kişileştirmesidir. Onlara saf okur diyelim. Onlar için okumak sadece bir eylem değil, bir yaşam biçimidir. (Son Okur)
- “Ütopya önemlidir çünkü gerçekliğe aykırıdır, çünkü dünyayı olduğu gibi kabul etmemenin ve başka bir şeyi hedeflemenin bir yoludur.” (Kurmaca ve Eleştiri)
- …ama devam edeceğim, çöl karşıda, güneş taşları kasıp kavuruyor, ara sıra sürünüyorum ama devam edeceğim, suyun kıyısına ulaşıncaya kadar. Evet. (Yok Şehir)
- …çünkü anılar insanın yakasını bırakmaz. (Yok Şehir)
- İdeal okur bizzat eserin ürettiği okurdur. Edebiyat sadece okumak isteyenler olduğu için ortaya çıkmaz. Edebiyatın evrimi böyledir. Büyük metinler, okuma tarzının değişmesine yol açan metinlerdir. (Kurmaca ve Eleştiri)
- Son tahlilde açık ki sinema, gerçekliğin yalın anlatım aracı olduğu için değil, yarattığı zahiri bir görüntüyle onu yeniden ürettiği için büyülü bir aynadır. (Kurmaca ve Eleştiri)
- Tarih, işlerin değişebilir ve dönüşebilir olduğunun görüldüğü yerdir. Hiçbir şey değişmemil gibi görünen anlarda her şey biter. İçinde yaşanılan ânın kâbusu insana sonsuz gibi gelir. Tarih, bir bitişmiş gibi görünen ama sonunda bir çıkış yolu bulunan başka benzer durumlar olduğunu gösterir diyor Maggi. (Kurmaca ve Eleştiri)
- Benim için rüyalar, hatıraların yerini almaya geldi. (Suni Teneffüs)
- Ölümlü insan, Kant’ın bunu otuz yıl önce yazdığını hatırlıyorum, en değerli mal varlığının hayat değil kendi onurunu korumak olduğunu bilir. (Suni Teneffüs)
- Yazıyla uyuşturucu arasında kuvvetli bir ilişki vardır, okumayla uyuşturucu arasında ise muhtemel ilişkiye dair pek iz bulamayız; bazı romanlar hariç. (Son Okur)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin