Kitap Künyesi
Yazar: Antal Szerb
Çevirmen: Vural Yıldırım
Yayın Evi: Aylak Adam
İSBN: 9786059115285
Sayfa Sayısı: 360
--reklam--
Yolcu ve Ayışığı Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Macar edebiyatının usta ismi Antal Szerb, iki savaş arasında kaleme alınmış en önemli modernist metinlerden biri olan Yolcu ve Ayışığı'nda büyü, delilik, eros ve korku gibi temaları bir araya getirir. Cinsellik ve ölüm korkusu ile sarmalanmış roman kahramanı, toplum tarafından düşürüldüğü varoluşsal krizden çıkmanın yollarını arar. Burjuva bir işadamının görev bilinci ve arzu arasında kaldığı ikilemin anlatıldığı bu karanlık ve eğlenceli hikâyeyi Macarca aslından yapılan çevirisiyle okurlarımıza sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.
"Düzenli bir yaşam sürdüren insanlardan ve babamın benden beklediklerinden kesinlikle koptuğumu duyumsuyordum. Bu duyguyu, kapıldığım tüm vicdan azabına karşın çok seviyordum. Bu dönemde neredeyse babamdan gizlendim durdum."
Yolcu ve Ayışığı Alıntıları - Sözleri
- Düşünsene bir kere, ölmek hayatta kalmaktan daha kolay ve doğal.
- Sorumluluk taşımaya katlanamıyorum ve genellikle de benden bir şey bekleyenlerden nefret ediyorum...
- Ta ki seni görmeyen hiçbir nokta kalmayana değin, Değiştirmelisin hayatını.
- Avrupalılar hiçbir konuda ölçü nedir bilmezler; açgözlülükte, ev yapımında ve kan dökmekte üstlerine yoktur.
- "O halde, neden cehenneme gideceğinizi düşünüyorsunuz?" "Tanrım, bunu, yani oraya neden gideceğimi bilemem. Ben kendim gitmiyorum ki, götürüyorlar beni. " "Şeytanın yalnızca kötüler üzerinde egemenliği vardır." "Bunu hiçbir zaman bilemeyiz."
- Artık git. Umarım yine birkaç yıl seni görmem.
- Ölmek erotik bir eylemdi dememin nedeni şu: Çünkü onu arzuluyorlardı ve sonuç olarak her arzu erotiktir, ya da içinde Tanrı Eros, yani arzu bulunan şeye erotik adını veriyoruz. Dostlarımız, Etrüskler erkeğin her zaman bir kadını arzuladığını söylüyorlardı, demek ölüm, ölmek kadındır. Erkek için kadın, ama kadın için erkek zorba bir satirdir. Bugün öğleden önce gördüğün heykeller bunu anlatıyor. Ama sana başka şeyler de gösterebilmeyi isterdim: Çeşitli arkaik rölyeflerdeki ölüm hataera'sı* resimlerini. Ölüm delikanlıları ayartan bir fahişedir. Korkunç büyük bir vajina ile betimlenir. Bu vajinanın olasılıkla olduğundan daha çok anlamı vardır. Oradan geldik ve oraya gidiyoruz diyor bu insanlar. Erotik bir eylem sonucu bir kadın aracılığıyla doğduk erotik bir eylem sonucu bir kadın aracılığıyla ölmemiz gerekiyor, Ananın tam karşıtı olan ve onu bütünleyen ölüm fahişesi (hataera'sı) aracılığıyla... Ölünce yeniden doğuyoruz... Anlıyor musun?
- Seni seviyorum çünkü bana aitsin, onu bana ait olmadığı için seviyordum.
- "çünkü aptal olmayan herkesin kendi kurtuluşu için bilimle uğraşması gerekir."
- Seni seviyorum çünkü bana aitsin, onu bana ait olmadığı için seviyordum. Seni sevmek bana özgüven ve güç veriyor, onu sevdiğimde ise aşağılandım ve yok edildim.
Yolcu ve Ayışığı İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Macar edebiyatı klasiklerinden Yolcu ve Ayışığı, yeni evli bir çift olan Mihaly ve Erzsi’nin balayı seyahatleri için İtalya’ya gitmeleriyle başlıyor. Bu başlangıç, romantik bir hikaye okuyacakmışsınız izlenimi verse de, kısa süre içinde karşınızda birbirlerini çözmeye çalışan ve ilişkilerini sorgulayan bir çift bulunca, romanın beklediğinizden daha ilginç seyredeceğini anlıyorsunuz ve hakikaten de roman, sonuna kadar bir şekilde okuru şaşırtmayı başarıyor. Eski bir arkadaşıyla karşılaşmasının üzerine Mihaly, eşine gençliğinin bir dönemini anlatıyor ve çiftin arasındaki bu tutukluğun ardındaki nedenler yavaş yavaş aydınlanmaya başlıyor. Nostaljik duygularla gençlik günlerine giden karakterimiz için bu anlatım, topluma uyum sağlamak ya da boyun eğmek yerine onun kurallarına başkaldırdığı, çevrenin beklentilerine aldırmadan kendi heyecanları ve istekleri doğrultusunda özgürce yaşadığı, düzen ve uyum kaygısı olmadan dilediğince serüven peşinde koştuğu günlere dönmek anlamına geliyor. Yazar, Mihaly’nin içindeki bu gelgitli ruh haliyle aslında hepimizin içindeki başka hiçbir şeye aldırmadan heyecanlarının peşinden koşmak isteyen sorumsuz çocukla, disipline inanan, düzen ve güven arayan, sorumluluk sahibi yetişkinin çatışmasını anlatıyor. Hepimizin aslında birbirine zıt ruh hallerini barındırdığımızı, meselenin sadece hayatımızın hangi noktasında hangisinin ne kadar etkisinde kaldığımız olduğunu ve hatta hayatın karşımıza çıkardığı insanların bize ne kadar eşlik edeceklerinin de tamamen buna bağlı olduğunu çok güzel işliyor yazar. Kurgudan ziyade yazarın fikirlerinin ön planda olduğu roman, akıcı ve sade bir anlatıma sahip. Yazarın anlatım biçimi -dertleri ne kadar farklı olsa da- biraz Pirandello’yu anımsattı bana. Szerb’in bakış açısı, fikirlerini kurgulaştırma şekli ve anlatımının yanında, okurken Mihaly’yle beraber sokak sokak İtalya’yı geziyormuşum hissini yaşatması ve asıl derdinin yanı sıra sanat ve bilimle ilgili fikir dünyasını okura açması da çok hoşuma gitti. Büyük keyifle okudum. (İpek Dadakçı)
Tarifleri,tanımlara sığmayan bir eser okudum.Enteresan ve unutulmaz bir kitaptı. Macar edebiyatı gizli hazinelerle dolu.Bunu da raflarda dolanırken tesadüfen keşfettim.Ölümün,kaçışın,ne aradığını tam da bilmemenin ilginç öyküsünü Mihaly karakteri üzerinden okuyoruz.Kitabın yazıldığı yıllar da biraz kaotik.2.Dünya Savaşı öncesi İtalya 'da diktatörlük zamanı.Tarihsel bir kurgu yok ama dönemin faşist dokusunu hissettiriyor bize.Eser,balayındaki Mihaly ve Ersiz karakterinin İtalya'ya gitmesi ve orada Mihaly'nin çocukluk arkadaşı ile karşılaşmaları ile başlıyor.Mihaly 'nin çocukluk arkadaşları ve maceralarını da öğrendiğimiz eserde bazılarıyla yolunun İtalya'da kesişmesi kendisiyle yüzleşmesine ve bazı yaraların tekrar kanamasına yol açar.Bu arada çiftin İtalya'da sonra Ersiz'in Paris'te yaşadığı hiç dinmeyen bir olaylar zincirine de tanık oluyoruz.Özellikle ölüm temasının kol gezdiği metinde ara ara ölmüş insanları da satır aralarında görmek mümkün.Yazarın kentsoylulara yani burjuvalara yaptığı müthiş eleştiriler var ve bunları okumak çok keyifliydi. Eserin sonunda Mihaly ve Ersiz'in hayatlarının evrildiği yön de bunu kanıtlar nitelikte.insanı düşündüren,değişik ruh halleri ile yüzleştiren sıradışı ve güçlü bir metin.İyi ki okudum. (Devrim Özgür)
Yolcu ve Ayışığı, tarif edilmesi çok zor bir kitap. Öncelikle içerik bakımından, birçok farklı temayı içinde barındıran ve bundan 80 yıl önce yayımlanmasına rağmen (ilk basımı 1937) tartıştığı her kavram günümüzde aynen devam eden çağının üstü bir büyük eser. Kararsız, ne mutlu ne mutsuz, hiçbir türün içine sığmayacak kadar özel bir kitap. Kitabın kendi içindeki her element, birbiriyle o kadar sağlam bir şekilde birbirine geçirilmiş bir durumda yazılmış ki, hayranlık duymaktan ve saygı duymaktan öteye gidemiyorsunuz. Kitabın genel yorumuna geçmeden önceden “Antal Szerb ve Macar Edebiyatı” konusunda genel bir bilgi vermenin yorumun algılanmasında çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü okuma sırasında ve sonrasında kendi araştırmalarım doğrultusunda bulduğum olguların, bu kitabın “bence neden çok özel bir kitap olduğunun bir nevi savı aynı zamanda da yeni okuyacaklar için önemli bir yol haritası meydana getirecek ve bunun yanında kurgusal yapının da bu genel çerçeve dahilinde daha da anlaşılır kılacaktır.” En başta belirttiğim gibi Yolcu ve Ayışığı’nı tarifsiz kılan en büyük temellerden biri, Antal Szerb’in kendisi tahmin edebileceğimiz gibi. Szerb, ne yazık ki 43 yaşında elinde tüm imkanlar olmasına rağmen son nefesini son derece trajik bir kurban olarak nazi toplama kampında veriyor. Bu [Yahudi Soykırımı etkilerinin] bizim için Yolcu ve Ayışığı’nda yer alan ana karakterimiz olan Mihaly (mihay diye okunuyor) ve çevresindeki olan gelişimi anlamamız için en önemli anahtar olgulardan biri. (view spoiler) Macar edebiyatı açısından baktığımızda da Batı Edebiyat tarihinde en fazla sansürlenen, cezalandırılan yazarlar Macar edebiyatında yer alıyor.*.Bu nedenle de kendi içinde asilik, karşı gelme, yıkıcı olma gibi kavramlar fazlasıyla kullanılıyor. Fakat anarşist bir bakış içinde mi? Bu ciddi anlamda tekrardan düşünülmesi gereken bir durum. Belki Albert Camus’un en çok “başkaldıran insanında” yer alan boyutunda yer olabilir. Karar size kalmış. Kitabın Yazılış Süreci 1936 yılında Szerb, Mussolini İtalyasına, Venedik şehrine gitmek için yola çıkmaya karar veriyor. Basının, Mussolini İtalyasını insanların aşırı mutlu bir şekilde göstermesi, italya mükemmel şeyler oluyor diye atılan manşetler bu yolculuğun başlanmasının temelini oluşturuyor. Yolcu ve Ayışığı’nı yazmaya başlıyor. Yolcu ve Ayışığı, bu abartılı oluşturulan algıya karşı oluşturulan müthiş bir karşı geliş romanı Bir Bohem Rapsodi Mihaly ve Ersiz İtalya’ya balaylarını geçirmek için gelen, birbirilerini aslında çok tanımayan iki genç aşık. Mihaly’in İtalya’ya gelmesi sürecinde gençlik döneminden bir arkadaşıyla karşılamasıyla her şey tepetaklak oluyor. Mihaly’in kendi yaşamsal varoluşunu, hayatın, kendi burjuva yaşamında hapsolmuş ilkelerinin, kendi özgürlüğünün ve haliyle kendisine olan başkaldırının boyutlarını okuyoruz. İtalya, kitabın merkezinde aynı zamanda Faustvari ve Antik Yunan bir manifesto olarak karşımıza çıkıyor. Szerb, son derece zekice mistik öğeler ekleyerek Mihaly’ın bu keşfediş deneyimini bazen tragedya ve komedya referansları ekleyerek okura müthiş bir edebi deneyime maruz bırakıyor. Tragedya etkisini Szerb, seçtiği diğer yan karakterlerde de çok net bir şekilde görünür kılınıyor. Kitap 4 bölümden oluşuyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde değişen süreçleri, mekanları eş zamanlı olarak okuyoruz. Sonuç : Yolcu ve Ayışığı, benim çok sevdiğim ve öncesinde buna yakın bir kitap okumadığımı hissettiren bir kitap oldu. Varoluş sorunlarını, insanlığın kendi kimlik arayışını aile ve kader üçlemesinde son derece etkiliyeci bir biçimde ortaya koyduğunu düşünüyorum. Yaşam ve anın önemini, müthiş derece antik yunana ve rönesansa göndermelerle yapan harika bir kitap. Kitap çeviri anlamında da, basım olarak da , kullanılan yazı karakteri olarak da harika. Aylak Adam cidden harika işler çıkarıyor. Kesinlikle 1 kez okunup kenara koyabileceğim bir kitap değil. Tekrar okuyacağım yakınlarda. Mihaly’ın kadim dostlarının dediği gibi : Foeid vinom pipafo,car carefo: “Bugün şarap içiyorum, yarın olmayabilir” Keyifle okumalar! 10/10 “ İşte sana bir insan, olanaksızı olanaklı kılan diye düşündü kendi kendine; bu arada Waldheim çiğ jambonları tıkıştırıyor ve açıklamalar yapıyordu. İşte sana bir insan, kendisine uygun bir yaştayken donup kalmasını başaran biri. Çünkü her insanın kendisine uygun düşen tek bir yaşı vardır, bu kesin. Tüm yaşamları boyunca çocuk kalanlar vardır, bu kesin.Tüm yaşamları boyunca davranışlarında beceriksiz, çevresine uyum gösteremeyen bir türlü yerlerin bulamayan insanlar vardır ve bunlar bir anda bilge ve güzel yaşlı hanımlar ya da yaşlı beyler oluverirler: Yaşlarına geri dönmüşlerdir” sf:218 (Gorkem Y)
Yolcu ve Ayışığı PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Antal Szerb - Yolcu ve Ayışığı kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yolcu ve Ayışığı PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Antal Szerb Kimdir?
--reklam--
Antal Szerb Kitapları - Eserleri
- Yolcu ve Ayışığı
- Dünya Yazın Tarihi
- Pendragon Söylencesi
--reklam--
Antal Szerb Alıntıları - Sözleri
- Sorumluluk taşımaya katlanamıyorum ve genellikle de benden bir şey bekleyenlerden nefret ediyorum... (Yolcu ve Ayışığı)
- Ölmek erotik bir eylemdi dememin nedeni şu: Çünkü onu arzuluyorlardı ve sonuç olarak her arzu erotiktir, ya da içinde Tanrı Eros, yani arzu bulunan şeye erotik adını veriyoruz. Dostlarımız, Etrüskler erkeğin her zaman bir kadını arzuladığını söylüyorlardı, demek ölüm, ölmek kadındır. Erkek için kadın, ama kadın için erkek zorba bir satirdir. Bugün öğleden önce gördüğün heykeller bunu anlatıyor. Ama sana başka şeyler de gösterebilmeyi isterdim: Çeşitli arkaik rölyeflerdeki ölüm hataera'sı* resimlerini. Ölüm delikanlıları ayartan bir fahişedir. Korkunç büyük bir vajina ile betimlenir. Bu vajinanın olasılıkla olduğundan daha çok anlamı vardır. Oradan geldik ve oraya gidiyoruz diyor bu insanlar. Erotik bir eylem sonucu bir kadın aracılığıyla doğduk erotik bir eylem sonucu bir kadın aracılığıyla ölmemiz gerekiyor, Ananın tam karşıtı olan ve onu bütünleyen ölüm fahişesi (hataera'sı) aracılığıyla... Ölünce yeniden doğuyoruz... Anlıyor musun? (Yolcu ve Ayışığı)
- "O halde, neden cehenneme gideceğinizi düşünüyorsunuz?" "Tanrım, bunu, yani oraya neden gideceğimi bilemem. Ben kendim gitmiyorum ki, götürüyorlar beni. " "Şeytanın yalnızca kötüler üzerinde egemenliği vardır." "Bunu hiçbir zaman bilemeyiz." (Yolcu ve Ayışığı)
- Bilindiği üzere, Eskiçağ' da hangi kentte doğduğu konusunu "yedi kent kendi aralarında tartışır", bilginler ilkinin haklı olduğunu söylerler, Anadolu'daki İzmir'dir burası. (Dünya Yazın Tarihi)
- Güney Amerikalı özgürlük kahramanı Bolivar ölüm döşeğindeyken doktoruna en büyük üç delinin kim olduğunu sorar ve doktorun olumsuz yanıtına karşılık şunu söyler: İsa, Don Quijote ve ben . . . (Dünya Yazın Tarihi)
- Artık git. Umarım yine birkaç yıl seni görmem. (Yolcu ve Ayışığı)
- "Bir erkek ve bir kadın birbirine ancak, erkekteki kadınsılıkla kadındaki erkeksiliğin eşit ölçüde bulunması durumunda uygundur; böylece, birlikte yüzde yüz erkeği ve yüzde yüz kadını yaratacaklardır." Otto Weininger (Dünya Yazın Tarihi)
- Proust'u okurken nasıl da hiçbir şeyi görmediğimizi, tüm yaşamımız boyunca nasıl da yarı uyur yarı uyanık ilerlediğimizi anlarız şaşırarak. (Dünya Yazın Tarihi)
- Ta ki seni görmeyen hiçbir nokta kalmayana değin, Değiştirmelisin hayatını. (Yolcu ve Ayışığı)
- Eğlenmek için okuyanlar vardır, okumalarıyla kültürlerini artırmak isteyenler vardır; ama ben üçüncü tür okuyucuyu düşünüyorum, okumayı yaşamsal bir işlev ve karşı konulmaz bir zorunluluk sayan okuyucuyu - gerçek okuyucu yalnızca bunlardır. (Dünya Yazın Tarihi)
- İngiliz yazınsal yaşamı kültürden uygarlığa dönüşmek konusunda anakara Avrupası'nı bir yüzyıl geride bırakmıştır. (Dünya Yazın Tarihi)
- ]ulien Benda çağımızla ilgili olarak bu yüzden yazı yazmayı bilenlerin ihanetinden söz ediyor: Arı sanatı politika adına terk etmişlerdir. (Dünya Yazın Tarihi)
- Thomas Mann yaşamı seven birinin ölümü de tümüyle yadsıyamayacağım biliyordu; çünkü ölüm yaşamın bütünselliğine dahildir, tıpkı biçimin içeriğe uyması gibi. (Dünya Yazın Tarihi)
- Avrupalılar hiçbir konuda ölçü nedir bilmezler; açgözlülükte, ev yapımında ve kan dökmekte üstlerine yoktur. (Yolcu ve Ayışığı)
- Seni seviyorum çünkü bana aitsin, onu bana ait olmadığı için seviyordum. Seni sevmek bana özgüven ve güç veriyor, onu sevdiğimde ise aşağılandım ve yok edildim. (Yolcu ve Ayışığı)
- Batı kültür çevresinin üç büyük ozanından ilki olan Dante, Düzen'in insanı, Batı toplumunun üzerinde kurulduğu Katolik düzenin insanıdır; ikincisi olan Shakespeare teze karşı antitezdir, o isyanın, sınırsız özgürlüğün ozanıdır. Üçüncüsü, Goethe, sentezdir, isyan eden güçleri yeniden özenli ve ölçülü bir uyuma yerleştiren yeni Düzen' dir. (Dünya Yazın Tarihi)
- "Bugünlerde rastlantı da yozlaştı." dedi, sözcüğün sonunda sesini yükselterek. "Luther'in çağında örneğin, rastlantı, yıldırımın tam insanın burnunun önüne düşmesi ve yine de tepesine isabet etmemesi demekti. Bu bir sonuç da doğurdu: Reformasyon. Bugün, günümüzde rastlantı olsa olsa iki beyefendinin birlikte yaz tatili yapmaya gitmeleri sonucunu doğuruyor. Bunun Ananke'si, alın yazısı nerede ki içinden -eğer iyi anımsıyorsam Nietzsche'nin sözünü ettiği en büyük erdem 'amor fati' çıkıp sürsün?" *Ananke: Yunan mit. yazgı tanrıçası. *Amor fati: Kader (alın yazısı) sevgisi. (Pendragon Söylencesi)
- Seni seviyorum çünkü bana aitsin, onu bana ait olmadığı için seviyordum. (Yolcu ve Ayışığı)
- İnsan düşünde kimi zaman bir kez okuduğu ve çoktan unuttuğu şiirlerin tümünü ezbere okuyabiliyor. (Pendragon Söylencesi)
- "çünkü aptal olmayan herkesin kendi kurtuluşu için bilimle uğraşması gerekir." (Yolcu ve Ayışığı)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin