Kitap Künyesi
Yazar: Muhammed Esed
Çevirmen: Hayreddin Karaman
Yayın Evi: İz Yayıncılık
İSBN: 9789753552776
Sayfa Sayısı: 120
--reklam--
Yolların Ayrılış Noktasında İslam Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Bugün müslümanların karşılaştığı problem, yolların ayrılış noktasına gelmiş bir yolcunun problemidir. Yolcu olduğu yerde duraklayıp kalabilir; fakat bu onun açlıktan ölümü göze alması demektir. Üzerinde garb medeniyetine gider yazılı yolu da seçebilir. Fakat bu takdirde ebediyyen mazisine veda etmesi gerekmektedir. Ya da üzerinde gerçek müslümanlığa yazılı yolu seçer; işte bu yol, kendi mazileri ve kendi kudretleriyle canlı bir geleceğe doğru ilerlemeye imanı olanları kendisine çeken tek yoldur.
--reklam--
Yolların Ayrılış Noktasında İslam Alıntıları - Sözleri
- "İnsan ancak çabasının sonucuna sahip olur."(Necm:39)
- Niyeti bu olmuş ya da olmasın, Atatürk Türkleri -kendi insanını- kültürel olarak melez bir topluma dönüştürdü. Ne tamamen bir Batılı ne de büsbütün bir Doğulu: kültürel olarak ne idüğü belirsiz bir toplum.
- Bir müslüman giyinişinde,âdetlerinde ve hayat tarzında Avrupa'yı taklit ederse,ortaya koyduğu dâvâ ne olursa olsun,Avrupa medeniyetini tercih ettiği ortaya çıkmış olur.
- "Hesaba çekilmeden önce, kendinizi siz hesaba çekiniz."
- İnsan, bazen zâhid (târik-i dünya) olur, bazen de din çerçevesinden uzaklaşarak son haddine kadar maddî lezzetlerden faydalanır.
- Resûlullah’ın sünnetini uygulamak, İslâm’ın varlığını ve ilerlemesini korumak demektir. Sünnetin terki ise, İslâm’ın çökmesidir.
- İslâm’ın “ilim elde etmeyi erkek ve kadın, bütün Müslümanlara farz kılan” prensibine uysaydık, çölde susuz kalan insanın ufukta parlayan seraba göz diktiği gibi, ilim yolunda Avrupa’ya göz dikmezdik.
- Maddî başarı İslâm’da da makbul ve muteberdir; ancak gaye değildir. Zira gaye, bütün faaliyetlerimizin ahlak içinde olmasıdır, sonra da insanın ahlâki erdemlerini yüceltmeyi etkilemek üzere ferde ve topluma ait olan bu durumları korumaktır.
- Müslümanın, İslâm'ı yaşatabilmesi için başı dik olarak yaşaması gereklidir. Başka insanlardan ayrı ve farklı olduğunu fiilen gerçekleştirmesi lâzımdır. Böyle olduğu için de iftihar etmesi zarûrîdir. Devamlı olarak bu ayırıcı vasfı koruması; diğer kültür kadroları içinde erimeye kalkışarak, mensup olduğu İslâm kültüründen özür dileyeceği yerde, bütün insanlığa bu farkı iftihar ve cesaretle ilân etmesi onun boynuna borçtur.
- Müslüman gençleri Garp usulüne göre yetiştirme halinde bunların,dinlerine düşmanca bir tutum alacakları daha da kuvvetle mümkündür!
- "Aşîretçilik (asabiyyet) yapan bizden değildir, âşîretçilik uğruna savaşan bizden değildir, bu uğurda ölen bizden değildir."
- Açık olarak bilinmelidir ki, Müslümanların ihtimali, şu hâl-i hazır çöküşümüzün tek sebebidir ve suç İslâmî esaslarda değildir.
- Mutlak olan her şey ilâhî sıfatlar âlemine âittir.
- Şüpheye yer vermeyecek şekilde tarih ispatlıyor ki, hiçbir din, İslâm kadar ilimde ilerlemeyi teşvik etmemiştir.
--reklam--
Yolların Ayrılış Noktasında İslam İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Tavsiye bağlamında güzel bir eser. Son dönem de Müslümanlarının zillet, sefalet içinde olması çoğu düşünürü çözüm aramaya itmiş ve bu konuda imkanları ölçüsünde bir eser, makale, kitap yazmışlar. Muhammed Esed de bu probleme çözüm aramak için böyle eser kaleme almış. Kitabın muhtevası daha çok "Avrupa medeniyeti karşısında Müslümanların alması gereken durum ve tutum" problemine çözüm aramakta. Son dönem İslami tecdid/dini reform adı altında sünnete saldıran, bir kenara iten şahsiyetlerin/müfekkirlerin aksine sünnete daha sıkı bağlanmamız gerektiğini vurgulayan ve bunun sadece fikri olarak değil şekli olarak da (ki efendimizin giyiminin bağlayıcılığı olmamasına rağmen) gerçekleşmesini savunmuş. Bir zamanlar İslam da canlılığın ve ilerlemenin sebebi olan etkenler bugün gerilemenin ve donukluğun sebebi olduğunu belirtip bugün ki kurtuluşumuzu Garp medeniyetinden ithal prensiplere değil de terkedilmiş o eski prensiplere dönmeye, onu tatbik etmeye ve mecbur olduğumuz şeyin, eksik görüşlerimize, gaflet ve tembelliğimize çare bularak kendi kusur ve kötülüklerimizi ıslaha muhtaç olduğunu vurgulamış. Ve İslamı batmakta olan gemiye benzetip onu kurtarmak için iki önerisi vardır: 1)Ümitsizliğin diğer adı "bahane bulma" ruhunu terketmek 2) Sünnete bilinçle şuurla sımsıkı sarılmak. Son olarak: "İçinizden Allahı ve ahiret gününü umanlar için, Rasulullahta tam bir örneklik vardır" (Ahzab:21) (Hüseyin K)
Yolun sonu görünüyor !: Yahudi asıllı Avusturyalı gazeteci yazar ve araştırmacı olan Leopolde Weiss, Müslüman olunca Muhammed Esed ismini almış. Ailesini Nazi toplama kamplarında kaybetmiş. Her ne kadar sonradan Müslüman olmuş batılı bazı şarkıcılar, yazarlar ve siyasetçiler kadar bilinmese de İslamı yüceltmek ve doğru anlaşılması için büyük çabalar vermiştir. İşte bu kitap da bu çabaların sonuçlarından birisi. Hayrettin Karaman hocanın başarılı tercümesiyle elimize ulaşmıştır. Kitabın okunma sayısı beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu kitabı nasıl olur da daha önce okumadığımı sorguladım fakat hep deriz ya ‘bazı kitapların zamanı vardır' diye sanırım bu kitap da onlardan biri. 130 sayfalık, hacim olarak hafif fakat ele aldığı konular cihetiyle ağır olan, dolu dolu bir kitaptı. İslami meseleleri tarafsız bir şekilde sunduğunu söyleyemeyiz elbet, fakat İslam'ın mevcut halinin anlaşılması açısından doğru ve anlaşılır tespitler yaptığını görürüz. Yazarın fikirlerini ifade şekli, örneklendirme ve benzetmeleri, güçlü bir mütefekkir olmasının yanında iyi bir kalem erbabı olduğunu da gösteriyor. Diyeceğim o ki önyargılardan uzaklaşıp yavaş yavaş yola düşebilirsiniz. Benden de selam söyleyiverin (Melek)
Anlam Dünyamızın Ayrılış Noktası: Yollar: Anlam Dünyamızın Ayrılış Noktası: Yollar ✵ ✵ ✵ Şuurumuz, nefesimiz gibi her an capcanlıdır. Nefesle bedenimiz işlevlerini yerine getirdiği gibi şuurumuzla da düşünmeyi, anlamayı, idrak etmeyi gerçekleştiririz. Düşünmekle, anlamakla, idrak etmekle kalbimiz şekillenir. Kalbimizi şekillendiren bu işlevlerin her birinin kendine göre bir yolu var. İnsan kendi payına düşün sadece bir yol vardır. Anlam dünyamızın yollarını canlı bir geleceğe doğru ancak, kendi kudretimizle oluştururuz. Leopolde Weiss doğum isminden Muhammed Esed benimsediği bu ismiyle o, Doğu Galiçya bölgesinde Lvov şehrinde, Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 2 Temmuz 1900 yılında doğdu. Viyana Üniversitesinde Sanat Tarihi okuyan Muhammed Esed, 1921 senesinde United Telegraph gazetesinde muhabir oldu. 1922 senesinde Kudüs’e gitti ve bu tarihten sonra defalarca Orta Doğu’nun çeşitli ülkelerine seyahatlerde bulundu. O'nun deyimiyle 1922 gezisi, bir arayıştan daha çok Avrupa’dan kaçıştı. Muhammed Esed, 1922 ile 1927 seneleri arasında dönemi gazetecilik vazifesi sayesinde Orta Doğu’nun din, dil, kültür, sosyal yaşantı gibi her alanda yaşayarak öğrenme deneyimine sahip oldu. Ürdün’de Müslümanlar ve bölgesel sorunlara dair uzun konuşma ve tartışmalar yaptığı Emîr Abdullah ve Rızâ Tevfik, Muhammed Esed için Müslüman bir liderle ilk karşılaşması ve siyasi ve dini konularda ilk konuşması oldu. Muhammed Esed, gezdiği yerlerde sadece siyasî gelişmelere takılıp kalmamış; Arapları tanıma, sevme ve İslâm’ın varoluşsal anlamda, manevî derinlik ve içsel barış olarak bütün hayatlarını nasıl etkilediğini yakından gözleme imkânı bulmuştur. Bunun neticesinde Esed, 1927 senesinde İslâmiyet'in hâk din olduğuna kanaat getirip Müslüman oldu. Kur'an Mesajı, Mekkeye Giden Yol, İslâm’da Yönetim Biçimi gibi kitapların yazarı Muhammed Esed, “Yolların Ayrılış Noktasında İslâm” kitabıyla Müslümanların varoluş yolu bulmasına rehberlik etmektedir. “Yolların Ayrılış Noktasında İslâm” kitabı, Muhammed Esed’in kısa biyografisi, önsözü, Doğu ve Batı hakkındaki bilgileriyle üç başlık, itikat konularından oluşan beş başlık ile son olarak İslâmî bir devlet yönetimi nasıl olmalı konusunda verdiği bilgiler de beş başlıkla; on beş başlık mevcuttur. Esed, Ortadoğu da ömrünün çoğunu geçirmiş, tecrübe etmiş bir sima. Benimsediği ve içselleştiği İslâm dini hakkında bireyin iç dünyasından, toplumun kültürüne kadar geniş bir yelpazeyle temsili ve savunuculuğunu yaptığı inancı birleştirici ve ayrıştırıcı konuları dile getirmekten geri durmadı. Karşılaştığı bir çok farklı yollarda İslâm’ın tek olan yolunu bulmaya çalıştı. Yolların ayrılış noktasında İslâm’ın beklediğini ve çağırdığını ruhunun derinliklerinde hissetti. Kitabında “İslâm'ın Yolu” insanda rûhî ve hayâtî hâllerinin sonucunda dînî düşünüş ve davranış sonucunda ortaya çıktığı yoldur. Bu yolda âlemi idare eden, yüksek ve eşsiz bir kudretin varlığını bulma yoludur. Amel yolu, dünyevî hayat çerçevesi içinde, bilincinde ve varlığında iş ve fikir birliği, yine bu yolla sağlanır. Esed, İslâm'ın Yolunu şöyle açıklar: Allah’ın yarattıkları içinde koyduğu kanunlara uygun bir hayat tarzı ve yoludur. Bu yol ile insanın maddî ve manevî hayâtı arasında tam bir uyum meydana getirmektir. “İslâm'ın Yolu” ile kitapta dünyevî bir yolun manevî bir yola geçişin adımlarını göstermekte. Bir adımla İslâm'ın yeryüzü ile onun yaratıcısı arasındaki metafizik ilgileri düzenlemekle kalmayıp, fert ile onun sosyal çevresi arasındaki münasebetlerin nasıl olacağını da gösteriyor. Bu yolda İslâm, bütün kuvvetiyle ilan ediyor: İnsan, dünya hayatında kemâle ulaşabilir. Bunun yolu, kendi hayâtında dünyalık imkânların hepsinden tam mânâsıyla faydalanarak suretiyle olacaktır. Yolların ayrıldığı yerlerde maddî ve manevî sahada İslâm'ın Yolu tektir. Bu yol sarsılmaz, hakikat yoludur. Kitabın ilk kısmı bu yol maddî ve manevî bir çok yönüyle anlatıldı. Peki! Islâm'ın yoluna karşı hangi yollar var. Çünkü tüm yollar aynı menzile gitmiyor, her yolun kendi gideceği menzili vardır. Kitapta İslâm'ın Yolunu bozan, kesen bir çok yoldan biri olan “Garp Yolu”ndan bahseder. Esed, Allah'ın Kur’an’da Âdem ve zürriyeti hakkında şöyle buyurur: “Ben, yeryüzünde bir halîfe (bana vekaleten ona hükmeden) yaratacağım.” (Bakara:30) Bu âyet, insan için dünyada hâkim olma ve ilerlemenin mukadder olduğunu anlatır. Kitapta bu görüş noktasını İslâm ile Garp açısından ne gibi bir farklılığa sahip olduğunu anlatır. “Dînî düşünce ve yöneliş” İslâm’da mutlak, manevî, kapsamı geniş bir kanun var, bizler bu kanunun gereklerine uymalıyız. Buna karşılık Garp'ta ise ulusal, sosyal ve iktisâdî gereklerden başka hiçbir şeye uymayı ve tâbi olmayı lüzumlu görmez. Başka bir deyişle onun gerçek ma'bûdu, rûhânî çeşitten olmayıp maddî refahtan ibarettir. Leopold Weiss (Muhammed Esed), “Yolların Ayrılış Noktasında İslâm” Müslüman olarak yazdığı bu ilk kitabında, Müslümanların bu hayatta bir kavşak noktası olduğunu, karşılarında iki seçenek olduğunu söyler: Birisi Batı medeniyetine giden yol, diğeri de gerçek İslam’a giden yoldur. İnsan hangisini tercih ederse onun göreceği sonuca göre hayatı şekil alacaktır. Kitabın Künyesi: Muhammed Esed, Yolların Ayrılış Noktasında İslâm, çev. Hayrettin Karaman, İz Yayınları, 18. Baskı, İstanbul, 2017, 136 sayfa. Yunus Özdemir Bu yazı Kitap Haber sitesinde yayınlandı. http://www.kitaphaber.com.tr/anlam-dunyamizin-ayrilis-noktasi-yollar-k4148.html (Yunus Özdemir)
--reklam--
Yolların Ayrılış Noktasında İslam PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Muhammed Esed - Yolların Ayrılış Noktasında İslam kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yolların Ayrılış Noktasında İslam PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Muhammed Esed Kimdir?
Muhammed Esed (ilk ismi Leopold Weiss) (d. 2 Temmuz 1900 Lemberg - ö. 23 Şubat 1992 Grenada), Avusturya asıllı (bazı kaynaklara göre Polonya asıllı) yahudi bir ailede dünyaya gelmiş, sonrasında İslam'ı seçmiş olan düşünür, reformist, gezgin, gazeteci, din bilimci, yazar,politikacı.İslam Dünyası'nda 1980 yılında yayınladığı Kuran'ın Mesajı The Message of the Qur’an isimli Kur'an tefsiri ile tanınmış ve etki bırakmıştır. Bu tefsir Şii Batıni İsmaili itikadına dayanmaktadır, Sünni itikadı ile birçok noktada ihtilaf içermektedir.
1947 yılında kurulmuş olan Pakistan, kendisine vatandaşlık vermiştir. Ayrıca Pakistan'da, İslami Yapılanma Kurumu Başkanı olmuş, 1949'da PakistanOrta Doğu İlişkileri Şefliğine getirilmiş ve Birleşmiş Milletlerde Pakistan adına temsilcilik yapmıştır.
Şu anda Ukrayna topraklarında bulunan Lyiv şehrinde, zamanın ismi ile Lemberg'de bir yahudi ailesinde dünyaya gelmiştir.Avukat olan babası, I. Dünya Savaşı öncesi Viyana'ya ailesini taşıyınca, 14 yaşındaki Esed(Weiss) okulu bırakarak Avusturya Ordusu'na katılır. Savaş sonrası hemAvusturya İmparatorluğu hem de Weiss'ın askerlik hayyalleri yıkılır. Sonra felsefe ve tarih okumak için Viyena Üniversitesi'ne girmiş ise de, eğitim hayatından umduğu tatmini alamamıştır. Fakat bu dönem Viyena'nın tarihindeki en etkin ve üretken dönemlerden birisidir ki bu yıllarda Sigmund Freud,Alfred Adler ve Ludwig Wittgenstein gibi zamanının önde gelen düşünürleri konferanslar vermektedir. Weiss da bu toplantılara katılmış ve bu öncül düşünürlerden etkilenmiştir.
Hayatının kalanı için Orta Avrupa'ya göçen Weiss, Frankfurter Zeitung gazetesinde 22 yaşında bir muhabir olmuştur. Bu süreçte çok yoğun gezilerde bulunan Weiss, zamanının en itibarlı gazetelerinden olan Frankfurter Zeitung için orta doğu muhabirliği yapmışıtır.Bu gezilerinde Filistin, Mısır, Irak, Suriye gibi ülkelerde bulunmuş ve İslam ile tanışmıştır. Ayrıca 20. yüzyılın en fazla etki yaratan İslam düşünürü olarak kabul edilmektedir.
--reklam--
Muhammed Esed Kitapları - Eserleri
- Mekke'ye Giden Yol
- Yolların Ayrılış Noktasında İslam
- Kur'an Mesajı
- Kalbin Yuvaya Dönüşü Mekke’ye Giden Yol 2
- Doğu'nun Romantik Olmayan Yüzü
- İslam'da Yönetim Biçimi
- Sahih-i Buhari İslamın İlk Yılları
- Yol Ayrımında İslâm
- İslâm’da Devlet ve Yönetim İlkeleri
- Hukukumuz ve Ahvalimiz
- Kur'an Kavramları
- Nüzul Sırasına Göre Kur’an Mesajı
--reklam--
Muhammed Esed Alıntıları - Sözleri
- Maddî başarı İslâm’da da makbul ve muteberdir; ancak gaye değildir. Zira gaye, bütün faaliyetlerimizin ahlak içinde olmasıdır, sonra da insanın ahlâki erdemlerini yüceltmeyi etkilemek üzere ferde ve topluma ait olan bu durumları korumaktır. (Yolların Ayrılış Noktasında İslam)
- Hiçbir millet, kendi içinde birlik olmadıkça mutluluğu yaşayamaz. (İslam'da Yönetim Biçimi)
- İnsanların önünde eğilmeyi gerekli bulmayız, insan yalnız Allah’ın önünde eğilmelidir. (Mekke'ye Giden Yol)
- İslâm’ın “ilim elde etmeyi erkek ve kadın, bütün Müslümanlara farz kılan” prensibine uysaydık, çölde susuz kalan insanın ufukta parlayan seraba göz diktiği gibi, ilim yolunda Avrupa’ya göz dikmezdik. (Yolların Ayrılış Noktasında İslam)
- İslam, bütün insanların sosyal olarak eşit olduklarını ve dolaysıyla da gelişmeleri ve kendilerini ifade etmeleri için bütün insanlara aynı fırsatın verilmesi gerektiğini savunur. (İslâm’da Devlet ve Yönetim İlkeleri)
- Resûlullah’ın sünnetini uygulamak, İslâm’ın varlığını ve ilerlemesini korumak demektir. Sünnetin terki ise, İslâm’ın çökmesidir. (Yolların Ayrılış Noktasında İslam)
- Bilim, daima doğayla ilgili yeni gerçeklerin keşfine, dolaysıyla da önceden tespit edilmiş olan gerçeklerin fasılasız bir yeniden yorumuna ve değerlendirmesine bağlı olarak sürekli akış halinde olduğundan, bilimin tavsiyesi ikircikli, istikrarsız ve bazen de daha önce sunulan tavsiyeyle oldukça çelişkilidir. (İslâm’da Devlet ve Yönetim İlkeleri)
- İslam hem sosyal hem de manevi olarak ve dolaysıyla da politik olarak ebedî terakkiye bir çağrıdır. (İslâm’da Devlet ve Yönetim İlkeleri)
- İnsan, bazen zâhid (târik-i dünya) olur, bazen de din çerçevesinden uzaklaşarak son haddine kadar maddî lezzetlerden faydalanır. (Yolların Ayrılış Noktasında İslam)
- Mutlak olan her şey ilâhî sıfatlar âlemine âittir. (Yolların Ayrılış Noktasında İslam)
- Bir yurt yaratmak aslında bir ulusun gücünün sonucudur,ne bir handır ne de acı karşısında sığınak. (Doğu'nun Romantik Olmayan Yüzü)
- Batı düşüncesi ilkesel olarak Allah’ı pratik mülahazalar küresinin dışında tutma eğilimindedir. Allah’ı kesin bir şekilde inkar etmez, ancak mevcut entelektüel sisteminde O’na yer yoktur. (Yol Ayrımında İslâm)
- Niyeti bu olmuş ya da olmasın, Atatürk Türkleri -kendi insanını- kültürel olarak melez bir topluma dönüştürdü. Ne tamamen bir Batılı ne de büsbütün bir Doğulu: kültürel olarak ne idüğü belirsiz bir toplum. (Yolların Ayrılış Noktasında İslam)
- " Rabbine inanan kimse hiçbir zaman ziyana ve haksızlığa uğrama korkusu duymaz. " 40:13 (Nüzul Sırasına Göre Kur’an Mesajı)
- 1939 Ağustos'unun sonlarıydı. Birkaç gün sonra II. Dünya Savaşı patlak verdi. İngiliz Büyükelçiliği ve Konsolosluğu Viyana'dan çekildi; artık vize almak mümkün değildi. Avusturya pasaportumdan dolayı ben de tutuklandım ve "düşman uyruklu saportumdan bir kişi" olarak gözaltına alındım. (Kalbin Yuvaya Dönüşü Mekke’ye Giden Yol 2)
- Söyleyin bana, Peygamber'inizin getirdiği o tertemiz, açık ve net çağrı, nasıl oldu da sözüm ona alimlerinizin kısır spekülasyonlarının, kılı kırk yarmalarının enkazı altında kaybolup gitti? Bir tarafta müslüman kardeşleri korkunç bir yokluk ve sefalet içinde hayat mücadelesi verirken sizin prensleriniz ve büyük toprak ağalarınız, Peygamberiniz "Komşusu açken tok yatan bizden değildir." buyurduğu halde nasıl oluyor da zenginlik ve lüks içinde yan gelip yatabiliyorlar? Peygamber'inizin ve sahabelerinin etrafındaki kadınlar, erkeklerinin hayatında öylesine büyük ve belirleyici bir rol oynadıkları halde sizin, kadınları neden hayatın arka planına ittiğinizi açıklayabilir misiniz bana? Peygamberiniz "İlim talep etmek erkek veya kadın her müslümana farzdır" ve "Âlimin sadece zahit olana üstünlüğü, dolunayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir" buyurduğu halde siz müslümanlar arasında cahillik nasıl bu kadar yaygın olabiliyor ve okuma yazma bilenleriniz neden bu kadar az? (Mekke'ye Giden Yol)
- Müslüman toplumun sadece görünüşte değil, aynı zamanda genel doku ve amaçlarında da gittikçe yavaş bir şekilde yabancı bir medeniyeti taklit içine gömüldüğünü fark ettim. Bu eğilimin, önlenemez bir şekilde adım adım Müslümanın hem sosyal hayatında, hem de nihai aşamada manevi hayatında özgün ve değerli olan her şeyin çözülmesine götürdüğünden adım gibi emindim. (Kalbin Yuvaya Dönüşü Mekke’ye Giden Yol 2)
- "Irkçılığa (asabiyete) çağıran bizden değildir. Irkçılık uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık uğrunda ölen bizden değildir." Hadis. Ebu Davut. (İslam'da Yönetim Biçimi)
- her türü ve şekliyle milliyetçilik, insanlar arasında eşitlik temeline dayanan İslam ilkelerine ters düşmektedir ve bu yüzden İslam birliğinin temeli olarak kabul edilmemesi gerekir. (İslam'da Yönetim Biçimi)
- Yoğun bir şekilde ormanlarla kaplı olan dağ etekleri, güzelliklerini seyyahların temaşasına sunmaktaydılar.Dünya, gecenin sükunetini sonuna kadar kanmıştı ve şimdi gündüz, neşeli gürültüsü ile bizimle konuşmaktaydı. (Kalbin Yuvaya Dönüşü Mekke’ye Giden Yol 2)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin