Kitap Künyesi
Yazar: Edgar Morin
Çevirmen: Murat Erşen
Orijinal Adı: Changeons de Voie
Yayın Evi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İSBN: 9786254054563
Sayfa Sayısı: 104
--reklam--
Yolumuzu Değiştirelim Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
“Çin’in ismini bile duymadığımız ücra bir şehrinde birdenbire ortaya çıkan küçücük bir virüs dünya çapında bir faciaya yol açtı. Kuşkusuz, bakterilerin küresel ölçekte birleşmesi Amerika kıtalarının keşfinden itibaren gerçekleşen bir vaka, ancak Covid-19’un köklü yeniliği siyasal, ekonomik, toplumsal, ekolojik, ulusal ve küresel krizlerin bileşimi olan bir megakrize yol açması oldu.”
Dünyaca ünlü Fransız sosyolog Edgar Morin karşı karşıya olduğumuz salgının gezegene yayılmış Batılı paradigmanın, yani 16. yüzyılda Avrupa’da doğmuş modernitenin daha genel ve derin krizinin bir semptomu olduğunu ileri sürüyor ve bu megakrizi nasıl fırsata çevirebileceğimiz üzerine kafa yoruyor. “Koronavirüs sonrası da krizin kendisi kadar endişe verici. Umudun da yeni felaketlerin de taşıyıcısı olabilir. Yarının dünyasının dünün dünyası olmayacağı kesin kanaatini çoğu insan paylaşıyor. Peki, nasıl olacak? Sosyal hayatta, ekonomide, politikada ve sağlıktaki krizler toplumlarımızı darmaduman mı edecek? Tüm insanları bir kader ortaklığına mahkûm eden, herkesi gezegenin biyo-ekolojik yazgısına bağlayan bu pandemiden ders çıkarabilecek miyiz?”
--reklam--
Yolumuzu Değiştirelim Alıntıları - Sözleri
- "Tehlikenin olduğu yerde, Koruyucu güç de serpilip gelişir." "Was das Gefahr ist, wächst/das Rettende auch."
- Kırılganlığımız unutulmuş, güvencesizliğimizin üzeri örtülmüş durumdaydı.
- Pascal'ın kararlılıkla ifade ettiği gibi: "Öyleyse nasıl bir vehimdir bu insan! Nasıl bir tuhaflık, nasıl bir canavar, nasıl bir karmaşa; ne tür bir tezat abidesi, nasıl bir ifrat! Her şey hakkında hüküm veren embesil yer solucanı; hem belirsizlik ve gaflet çukurunda, hem gerçeğin hâkimi, hem ıskartası hem de şanı evrenin! Bu düğümü kim çözebilir?"
- Salgın, sağlık çalışanlarına ve halka maske, önlük, malzeme sağlamaktan âciz kalan devletin yetersizliklerini gün ışığına çıkardı. Ağır işleyişi, emirleri ve karşı emirleri, anlaşılmaz talimatları, hazırlık yapılmadan alınan kararları ayan beyan görünür kıldı.
- Bencilliği, kendini beğenmişliği, kıskançlığı, yalancılığı bırakmadan, insani ilişkilerin iyiye doğru gittiği bir dünyayı nasıl inşa edebiliriz?
- Gandhi şöyle yazar; “Dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi olalım.”
- Virüslerin ortaya çıkmasındaki artış kitlesel endüstriyel tarıma, daha özelde de hayvan yetiştiriciliğindeki endüstrileşmeye bağlı. Ormansızlaştırma politikaları da hastalıkların ortaya çıkmasına yol açıyor.
- koronavirüsün neden olduğu megakriz, yeryüzündeki yaşamın içine girdiği (ekolojik) krizin, bir insanlık krizinin acımasız semptomudur, ki bu kriz de bizzat, modernliğin, teknik, ekonomik, endüstriyel gelişmenin yarattığı bir krizdir.
- Kriz sırasında karşılaştığımız haliyle düşüncemizin ve bilgimizin zaaf ve yetersizlikleri karmaşıklığın ve belirsizliklerin meydan okumasına cevap verebilecek bir bilme ve düşünme tarzına ihtiyaç duyduğumuzu teyit etti. Öngörülmezi bilemeyebiliriz, fakat ihtimalini öngörebiliriz. Olasılık hesaplarıyla övünmeyi bir kenara bırakıp dönüştürücü güce sahip her tarihsel olayın öngörülmez olduğunu unutmamalıyız.
- Öte yandan herkes için en vazgeçilmez olanlar, enfeksiyona ve ölüme en çok maruz kalan mesleklerde çalışıp çoğu zaman hiç de hak ettikleri saygıyı görmeyen, hatta hakir görülenler ve üstelik çok düşük ücretler alıyorlar. Hastabakıcıların, temizlik işçilerinin, kuryelerin, küçük çiftçilerin ve bostancıların, güvenlik görevlilerinin, emniyet görevlilerinin hakkını teslim edelim. Keza hekimlerin, krizin en civcivli zamanında dahi devamsızlık etmeden görevlerini sürdüren ve memur ya da profesyonel değil de misyoner gibi canla başla çalışan eğitimcilerin ve öğretmenlerin de haklarını teslim etmek gerek.
--reklam--
Yolumuzu Değiştirelim İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Edgar Morin, 20. yüzyılın büyük bölümünü kapsayan ömründe gördüğü aşırılıkları ve uç noktaları özetleyerek, bugün karşı karşıya olduğumuz salgından çıkış için önerilerde bulunuyor. Bunu yaparken de sık sık La Méthode eserine atıf yapıyor. Bu yönüyle kitap, Morin'in düşünsel birikimini özetleyen bir manifesto niteliğinde. Diğer yandan kitap anadilinde Haziran 2020'de yayımlanmış, yani salgının daha ilk aylarında. Belki de bu yüzden pandemi sonrasında "yolumuzun değişeceğine" dair umudu yüksek. Bir yıl sonrasında baktığımızda ise pandeminin var olan eşitsizlikleri, haksızlıkları ve yoksulluğu daha da artırdığını görüyoruz ve birçoğumuzun bir yıl önce sahip olduğu umutlar büyüyemeden yok oluyor. (İsmail Kaplan)
“Çin’in ismini bile duymadığımız ücra bir şehrinde birdenbire ortaya çıkan küçücük bir virüs dünya çapında bir faciaya yol açtı. Kuşkusuz, bakterilerin küresel ölçekte birleşmesi Amerika kıtalarının keşfinden itibaren gerçekleşen bir vaka, ancak Covid-19’un köklü yeniliği siyasal, ekonomik, toplumsal, ekolojik, ulusal ve küresel krizlerin bileşimi olan bir megakrize yol açması oldu.” Dünyaca ünlü Fransız sosyolog Edgar Morin karşı karşıya olduğumuz salgının gezegene yayılmış Batılı paradigmanın, yani 16. yüzyılda Avrupa’da doğmuş modernitenin daha genel ve derin krizinin bir semptomu olduğunu ileri sürüyor ve bu megakrizi nasıl fırsata çevirebileceğimiz üzerine kafa yoruyor. “Koronavirüs sonrası da krizin kendisi kadar endişe verici. Umudun da yeni felaketlerin de taşıyıcısı olabilir. Yarının dünyasının dünün dünyası olmayacağı kesin kanaatini çoğu insan paylaşıyor. Peki, nasıl olacak? Sosyal hayatta, ekonomide, politikada ve sağlıktaki krizler toplumlarımızı darmaduman mı edecek? Tüm insanları bir kader ortaklığına mahkûm eden, herkesi gezegenin biyo-ekolojik yazgısına bağlayan bu pandemiden ders çıkarabilecek miyiz?” (Erdi Çetin)
Yolumuzu Değiştirelim: 1921 yılında doğan ve 100 yaşına giren Fransız sosyolog Edgar Morin'in Yolumuzu Değiştirelim adlı kitabı, Mayıs 2021 tarihinde Türkçe yayımlandı. Yazar, 1921 yılında, 1918 İspanyol Gribinin olumsuz şartları altında sıkıntılı bir şekilde doğduğunu ifade ediyor. Yaşamından kesitler sunarken ayrıca Avrupa'da yaşanan savaşlar, isyanlar, siyasi ve ekonomik çatışmalardan da kısaca bahsediyor. 100 yaşında olan yazar, koranavirüsün siyasi, toplumsal, ekonomik ve kültürel etkilerini bir düşünür olarak yorumluyor. Kitapta yer alan önemli bir saptamada, "Batı'nın insanın 'Doğa'nın sahibi ve efendisi' haline geleceği miti virüs karşısında yıkılıyor (s18)" düşüncesidir. Hep ileri teknoloji, uzayda koloni kurmak, 5G, hızlı uçak, araba, gökdelenler, sınırsız para derken bir anda bir virüsünün bazı şeyleri sekteye uğratması da önemli gösterge olarak insanlığın karşısında duruyor. "Her allahın günü ölüleri sayıyoruz ve bu durum, koranavirüsün her an kapımızda olduğu endişesini sürdürüyor hatta artırıyor, oysa bulaştığı durumlarda hastalığın öldürme oranı yüzden üçten az " (s.21). Sürekli pompalanan ölüm, insanların içeriye değil dışarıya dönük yüzünü sekteye uğratıyor. İşe, okula, restorana, alışverişe ve Türkçemizde çok da güzel bir atasözünün de belirttiği gibi, 'gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül muhabbet ister gerisi bahane' bile tarihe karıştı. Pandemi (salgın) ayağıyla kişiler gruplardan, gruplar topluluklardan, topluluklar kitlelerden, kitleler büyük organizasyonlardan kopartılıp içlerine çekildi. Bu da insanın dışa dönük yüzüne darbe vurdu ve salt içe, tekdüzeliğe ve yalnızlığa mahkum edildi. Buna insanlığın içe doğru yaşadığı bir göç de diyebilirim. Salgının kendisi olumsuz olsa bile 'her olumsuzluğun içinde olumluluk bulunabilir' düşüncesinden hareketle bazı şeylerin farkına varılabilirdi, lakin o da görülmek istenmedi. Salgın esnasında özellikle sosyo-ekonomik alt grupta olan insanların bu durumdan daha fazla etkilendiği aşikar. Ayrıca zengin devletler aşıları stoklarken diğer devletler ise aman dilenip avuç açmak zorunda bırakıldı. Avrupa'nın tek çatı altında birlik oluşturma fikri uzun yıllara dayansa da, İngiltere'nin birliğin dışına çıkması, Tek Avrupa oluşumuna büyük darbe vurdu. Bir de salgının gösterdikleri var. Salgınla birlikte, Tek Avrupa düşüncesi ile yanıp sönenler, bir anda yerle yeksan oldu. Sözde birlikten bahsedenler salgın dolaysıyla birbirlerine ekmek bile vermez duruma gelip sınırlarını kapattılar. Küreselleşme ve Tek Avrupa fikrini empoze edenler bir anda 'ulus devlet' fikirlerinin tekrar yükselişine şahit oldu. Tek elden yönetilen ve artık propaganda yapmak dışında bir özelliği kalmayan medya da gösterilmek istenenler gösterildi. Artık Tek Avrupa yoktu, ülkeler vardı ve ülkelerin kendi ulusal çıkarları vardı. O anlı şanlı bildiriler, anlaşmalar bir anda geçersiz oldu. Avrupa Birliği, birbirine küstü. "unus pro omnibus omnes pro uno" (birimiz hepimiz hepimiz birimiz için) deyişi bir an da yok oldu. Birbirlerine ilaç, su dahi vermeyen bir yapıya dönüştü. Yazarda bunu gördüğü için nerede o birlik ruhu ve dayanışması diyerek düşüncelerini açıklıyor. Aşıyı Mesih olarak gören ve bunu sürekli vurgulayıp aşı ayinleri düzenleyecek kadar ileriye gidenler bile oldu. Aşıyı önleyici (proaktif) tedbir olarak empoze ettikçe, esas söylenmesi ve çözülmesi gerekenler görmezlikten gelindi, yok sayıldı ve inkar edildi. Hala esas soru ortada duruyor: Bu pislik nereden, nasıl ortaya çıktı. Bu kovid-19'un nasıl çıktığını bilen insan evladı var mı? Garibim yarasa hala suçlu. O yüzden ileri de yeni çıkartılacak salgınların alt yapısı bugünden iyi bir şekilde ayarlandı. Acaba aşırı sanayileşme, çevre kirliliği, sentetik, kimyasal kullanımının çoğalması, tarım ve hayvancılığın sanayileşme ile evrilmesi bu salgınları tetikledi mi? Virüs salgınının insanlığın önüne yeni seçenekler sunduğunu ifade ederken bunu çözmek için öncelikle hükümetlerin daha şeffaf olması ve vatandaşlarının seslerine kulak vermesi gerekiyor. 100 yaşındaki yazar, geleceğe yönelik daha çevreci, insancıl bir dünya tasavvur ederken o yüzden "Yolumuzu Değiştirelim' diyor. Gelecekte daha yaşanabilir bir dünya için yapılması gereken bazı şeyler hakkında düşüncelerini açıklıyor. İnsanların daha iyi şartlar altında yaşamasının yine insanların kendi elinde olduğunu özellikle belirtiyor. Yazarın anlatımı ve dili rahat bir şekilde anlaşılabiliyor. Sosyolog olması, dilini ağırlaştırmamış. Fransa özelinde Avrupa ve dünya için umutsuzluğa kapılmadan umuda yelken açmanın önündeki engelleri kaldırmayı dillendiriyor. Yazar kitabını üç ana başlığa ayırmış: Birinci bölümde: 'Koranavirüsünün Öğrettiği 15 Ders'. İkinci bölümde: 'Koranavirüs Sonrası Mücadeleler'. Üçüncü bölümde ise: 'Yolu Değiştirmek' yer alıyor. Bu kitabı 8 Temmuz 2021 tarihinde okudum. Bu yazı ise 25 Eylül 2021 tarihinde 1000Kitap sitesine ekledi. Tavsiye ederim. (S. Ali)
--reklam--
Yolumuzu Değiştirelim PDF indirme linki var mı?
--reklam--
Edgar Morin - Yolumuzu Değiştirelim kitabı için internette en çok yapılan aramalardan birisi de Yolumuzu Değiştirelim PDF linkidir. İnternette ücretli olarak satılan çoğu kitabın PDFleri bulunmaktadır. Ancak bu PDF'leri yasal olmayan yollarla indirmek ve kullanmak hem yasalara hem de ahlaka aykırıdır. Yayın evlerinin sitesinden PDF satılıyorsa indirebilirsiniz.
Kitabın Yazarı Edgar Morin Kimdir?
Edgar Morin (Edgar Nahoum)(d. 8 Temmuz 1921), Sefarad kökenli Fransız filozof ve sosyologdur. Akademik disiplinler arasındaki sınırları reddeden disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınır.
Yaşamı
8 Temmuz 1921 tarihinde Edgar Nahoum adıyla Paris'te doğdu. Paris'te eğitim gördü. II. Dünya Savaşı'nda teğmen rütbesiyle Fransız Ordusu'nda savaştı. Fransa'nın işgalinden sonra, Fransız direniş hareketinde yer aldı ve 1941 yılında Komünist Parti'ye katıldı.
1945 yılında Violette Chapellaubeau ile evlendi ve Almanya'da askeri ataşe olarak görev yapmak üzere karısı ile birlikte Landau'ya yerleşti. 1946'da, Paris'e geri döndü ve Komünist Parti'deki etkinliklerine devam etmek için askerliği bıraktı. Ancak eleştirel tavrından dolayı partiyle arası gitgide açılmaya başladı ve 1951 yılında "Le Nouvel Observateur"a yazdığı bir makalenin ardından partiden ihraç edildi. Aynı yıl Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'ne (CNRS) kabul edildi.
1950'li yıllarda gazetecilik yaptı. 1954-1962 yılları arasında kendi kurmuş olduğu Arguments dergisini yönetti ve Communications 'in genel yayın müdürlüğünü yaptı. 1959 yılında ilk kitabı,Autocritique yayınlandı. 1989 yılına kadar CNRS'de araştırmacı ve bölüm başkanı olarak görev yaptı. Karmaşık Düşünce Derneği 'ni kurdu. 1960'da Jean Rouch ile Chronique d'un été filmini çekti.
Felsefi Düşünceleri
1948-1950 yıllarında kaleme aldığı İnsan ve Ölüm (L'Homme et la Mort), biyoloji ile insan bilimi arasındaki bağlantı ve kopuş noktasını araştırır. Morin, 1973 yılında yazdığı "Kaybolmuş Paradigma" adlı kitabında da aynı konuyu irdeler ve şöyle der: “...tarihöncesi, etnoloji, tarih, sosyoloji, çocuk psikolojisi, yani kısaca psikoloji üzerinde temellenen ölüm antropolojimiz, şimdi kendini gerçekten bilimsel olarak kanıtlamak istiyorsa, biyolojik teyidini bulmalıdır”. "Kaybolmuş Paradigma", insanlık tarihine yönelik olarak hem bir dönemeç, hem de çıkış noktasına geri dönüş şeklinde değerlendirilmektedir.
Morin'e göre hiçbir bilim hataya karşı bağışık değildir, her bilgi kendi içinde hatalı olma ve yanılsama taşıma tehlikesine açıktır. Akılcılık Batı'nın tekelinde değildir. Batı paradigmaları ayırımcı, ikici ve damgalayıcıdır. Bunun için belirsizi beklemek, yeni ortaya çıktığında onu çarpık paradigmanın içinde konumlandırmaktan kaçınmak ve paradigmayı yeniden gözden geçirmek gerekmektedir.
Morin insanlık tarihinin ilerleme ve gerileme, yenilik ve yıkıcılık çatışkısıyla geliştiğini ve bilimlerin gerçekliği farklı farklı taraflara çekerek, sorumluluk ve dayanışmayı yok ettiğini ileri sürer. Morin'e göre, uzmanlaşma bilgiyi parçalamış; bunun sonucunda felsefe kendi içine kapanmış, iktisat insani bakımdan en geri kalmış bilim olmuştur. Tek boyutluluk yüzünden sorunlar üzerine düşünülemez hale gelinmiş, kör zeka insanı bilinçsiz ve sorumsuz kılmış ve insan bağlam, bütün, çok boyutluluk ve karmaşıklığı göremez hale gelmiştir.
Morin, ortaya koyduğu bu sorunun çözümünün antropoetik olduğunu söyler. Bilgi, kendi konumunu bağlamına oturtmalı, "neredeyiz?", "nereden geldik?", "nereye gidiyoruz?" sorularına yanıt aramalıdır.
Morin, bir anlayış etiğinin üç ilkesini verir: (1)Benmerkezcilik, etnikmerkezcilik, toplummerkezciliğin neden olduğu olumsuzluklara karşı iyi düşünmek, (2) durmadan öğrenmek, tekrar öğrenmek ve (3) içebakış ve hoşgörü.
Morin küreselleşmeyi de sorunsallaştırır. Günümüzde kültürlerin çeşitliliği ve küreselleşmenin olağanüstü boyutlarda olduğunu, fakat küreselleşmenin birleştirici mi yoksa parçalayıcı mı olduğunun belli olmadığını söyler. Modernliğin öldüğünü ve insanlığın çok kimlikli bir yeryüzü yurttaşlığına doğru gittiğini ileri sürer.
Morin'e göre demokrasi mükemmel bir sistem değildir, halâ kendi içinde eksiklikleri vardır. Ayrıca demokrasi henüz her yerde gerçekleşmemiştir, totaliter rejimler yeryüzündeki varlığını korumaktadır ve ancak düşünce reformuyla, insanlık siyasetiyle, gerçek hümanizm ve Dünya-Vatan bilinci ile bu konuda bir ilerleme sağlanabilir.
--reklam--
Edgar Morin Kitapları - Eserleri
- Yitik Paradigma: İnsan Doğası
- Aşk Şiir Bilgelik
- Yolumuzu Değiştirelim
- Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi
- Bizim Avrupamız
- Umut Yolu
- Dünya Vatan
- Avrupa'yı Düşünmek
--reklam--
Edgar Morin Alıntıları - Sözleri
- O insan ki nesneler dünyasında özne, özneler dünyasında ise egemendir. (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)
- Dünya hem harikulade hem iğrençtir. Estetik bizi coşturmaya yardımcı olur ve iğrençlikleri başımızı çevirmeden görmemizi sağlar. (Umut Yolu)
- "Tehlikenin olduğu yerde, Koruyucu güç de serpilip gelişir." "Was das Gefahr ist, wächst/das Rettende auch." (Yolumuzu Değiştirelim)
- Virüslerin ortaya çıkmasındaki artış kitlesel endüstriyel tarıma, daha özelde de hayvan yetiştiriciliğindeki endüstrileşmeye bağlı. Ormansızlaştırma politikaları da hastalıkların ortaya çıkmasına yol açıyor. (Yolumuzu Değiştirelim)
- Dev bir kozmosta yolumuzu yitirdiğimizi keşfetmemiz, astro-fiziğin keşiflerinin bir sonucudur. Bugün bilimle şiir arasında bir diyaloğun mümkün olması demektir bu; çünkü bilim, bir yandan, ''İnsan nedir?", ''Yeri neresidir?" gibi temel felsefî soruları yeniden keşfederken, hârikulade şiirsellikte bir evreni ifşâ eder bize. (Aşk Şiir Bilgelik)
- "İnsan, çılgınlığıyla aklı icat etmiş olan o çılgın hayvandır." (Aşk Şiir Bilgelik)
- Bazı eşitsizlikler azaldı, ama pek çoğu da arttı. (Bizim Avrupamız)
- Ama hakikat duygusu olmayan bir hakikatten daha zavallı bir şey de yoktur. (Aşk Şiir Bilgelik)
- "Ahlaki dışlamanın ayırdedici niteliği, sadece acı vermek için acı verme içgüdüsel arzusudur. " (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
- Aşk, yıldırım çarpmasından sele kapılıp sürüklenmeye kadar götürebilir. (Aşk Şiir Bilgelik)
- Vatan hem dişi hem erkek bir terimdir, bu da hem anaerkilliği hem de babaerkilliği kendinde birleştiren bir olgudur. Anavatan-babavatan birleşimi dişisel değerini anavatana, toprak anaya vermektedir bu da doğal olarak aşkı getirir, baba gücünü ise kayıtsız şartsız itaat ettiğimiz develete vermektedir. (Dünya Vatan)
- "Beklenen gerçekleşmez ve beklenmeyene yolu bir tanrı açar." (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
- koronavirüsün neden olduğu megakriz, yeryüzündeki yaşamın içine girdiği (ekolojik) krizin, bir insanlık krizinin acımasız semptomudur, ki bu kriz de bizzat, modernliğin, teknik, ekonomik, endüstriyel gelişmenin yarattığı bir krizdir. (Yolumuzu Değiştirelim)
- Yazgımızın, primatlar da dahil bütün hayvanların yazgısından çok farklı olduğu apaçık; diğer hayvanlara boyun eğdirdik, onları ehlileştirdik, soylarını tükettik, sürdük, kafesledik veya korumaya aldık. Biz ise, kendimize taştan ve çelikten kentler inşa ettik, makineler icat ettik, şiirler, senfoniler yarattık, uzayda seyehat ettik. Doğadan gelmekle ve doğa dışı ve hatta doğaüstü olduğumuza inanmamamız mümkün mü? (...) Diğer yandan, bütün insanlar aynı türden gelmelerine, homo sapiens olmalarına rağmen, yabancı ülkelerdeki benzerlerini tanımazdan gelen veya ondan insanlık sıfatını esirgeyen insan, bu ortak doğa paydasını yadsır durmadan. (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)
- Güven verici ve rahatlatıcı sapiens kavramının ardına saklanan insanın gerçek yüzü ortaya çıkıyor. İnsan, yoğun ve kararsız bir duygusallığa sahip, gülümseyen, gülen, ağlayan, endişeli, kaygılı, oyuncu bir canlı; mest olan, kendinden geçen ve seven bir varlık; hayallerle dolu, ölümü bilen ama ölüme inanmayan bir yaratık; miti ve büyüyü yaratan, kendisine hayaletlerin ve tanrıların musallat olduğu, hayal ve vehimlerle beslenen, nesnel dünyayla daima kararsız ilişkiler içinde olan öznel bir canlı; hataya, gaflete açık, düzensizlik yaratan müfrit bir varlıktır. Ve hayali olan ile gerçek olan arasındaki gidip gelmelerin, kararsızlığın, istikrarsızlığın, ölçüsüzşüğün ve vehimlerin bir arada oluşuna, nesnel ile özneli, yanlış ile düzensizliği karıştırmaya delilik adını verdiğimize göre homo-sapiens'in homo-demens* olduğunu görmek zorundayız. Homo Demens: Sapiens Latincede akıllı, bilge anlamına gelirken, Demens tam tersine deli, kaçık anlamına gelir. (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)
- Kapitalizm ve Marksizm “insanın doga üzerindeki zaferi”ni alkışlamayı sürdürmüşlerdir. Sanki, doğayı yok etmek övünülecek bir başarıymış gibi. Bu “yakılmış toprak” ideolojisi aslında bir tür intihar girişimidir. Doğa yenik düşerse, insan da kendi kendini yok etmiş olacak. (Bizim Avrupamız)
- 20. yüzyıl, gezegen döneminin demir çağından çıkmadı, demir çağına gömüldü. (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
- Bizler çocuksu, nevrotik, çılgın ama aynı zamanda akılsal da kalabilen varlıklarız. Tüm bunlar insanın tamamen kendine özgü kumaşını oluşturur. (Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli 7 Bilgi)
- Aşk hem sözden önce gelir, hem sözden ileri gelir. (Aşk Şiir Bilgelik)
- Marx " insanı inceleyen bilimin doğrudan konusudur doğa," diyordu; çünkü " insanın ilk nesnesi -yani insan-, doğadır". (Yitik Paradigma: İnsan Doğası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin