Kitap Künyesi
Yazar: Mehmet Eroğlu
Yayın Evi: İletişim Yayınevi
İSBN: 9789750514326
Sayfa Sayısı: 470
--reklam--
Yürek Sürgünü Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti
Dünyanın değişmeyen yanında olmaktan, geleceği güzelleştiren rüyalar görmekten ve vazgeçmemekten mutlu, dakikalardır hasır bir sandalyenin üstünde, sanki kımıldarsa her şeyi yitirecekmiş gibi soluk almadan oturuyordu. Sürgündeydi, buraya yüreğinin peşinden gelmişti.Hiçbir şey değişmemişti. Çok şey değişmişti. Bir yanında 1969, diğer yanında 1991. Eski fotoğraflar, silinmeyen hatıralar, alışkanlıklarının kozasında yaşayan yorgun erkekler ve fedakâr kadınlar, yarım kadehler... Öfkesini, korkusunu, zekâsını kusan eski arkadaşlar... Şeria Irmağı, Tunalı Hilmi, Tuz Gölü... Dinozorlar, Müslümanlar, Mülteciler, Piş manlar, Kaybe denler...Mehmet Eroğlu, Yürek Sürgünü'nde, ilk romanlarını nihayetlendiren bir dönem panoraması çizerek, 1989 sonrasını anlatıyor. Siyasetin sonraki yıllarda nasıl biçimleneceğine dair erken tarihli öngörülerde bulunuyor. "Bir çağ ölürken yenisinin henüz doğmadığı bir zamanda yaşıyoruz."
(Tanıtım Bülteninden)
--reklam--
Yürek Sürgünü Alıntıları - Sözleri
- Yaşlılık, insanın yaptığı hataları fark etmesine karşılık bunları onarabileceği zamanının olmamasıydı.
- Bir zamanlar boş bir tabloyu boyarmış gibi renk verdiğim, süsleyip kadınlara sunduğum mevsimler, yaşayıp yaşamadığıma aldırmadan geçip gittiler ..
- "Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp yok oldular.."
- “Aşk, iki insanın birbirini keşfedip yeniden şekillendirmesiydi.”
- “Kadınları onlarda bulduklarımız için değil, bulamadıklarımız için severiz.”
- aşk ve acı kardeştirler.
- "Aşk iki insanın birbirini keşfedip yeniden şekillendirmesiydi."
- " Insan olmanın bilincine varmak, eninde sonunda insanı kurtarıcılığa iter. Önemli olan bu dürtüyü toplumun istekleri ve insanlığın ahlâkî sınırları içinde tutup koruyabilmektir."
- "Roman kahramanları, biraz yazarın kendisi, ama genellikle olamadığı, daha çok da olmak istediği kişidir."
- "Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı atesin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp yok oldular. Bir zamanlar boş bir tabloyu boyarmış gibi renk verdiğim, süsleyip kadınlara sunduğum mevsimler, yaşayıp yaşamadığıma aldırmadan geçip gittiler ve ben o süre boyunca belleğimi yitirmekle eş anlamlı bir unutkanlığın koynunda, yalnızlığımdan sanki cinsel bir tad alarak ayları tükettim..."
- "İnsanlar zaman zaman, boşuna olduğunu bile bile adlarını unutmak isterler, ama; adlar tıpkı gölge gibidir, her sabah güneşle yeniden doğarlar."
- "Başka aşklara duyulan hayranlığın aslında insanın kendi yaşamındaki sevgi eksikliğinin üstü örtülü bir dışavurumu ya da özlemi ..."
- " Kararlılıkla kararsızlığın, gençlikle yaşlılığın, aşkla ayrılığın, geçmişle geleceğin ortasında hareketsiz kalmaktan bıkmıştı. "
- “Yazdıklarımı çok ciddiye almayın, “ dedi gülümseyerek. “Kimse artık hayatı romanlardan öğrenmiyor.”
- Tutkudan yükselen acı genellikle öfkeye dönüşür. Aşk acısı ise insanı derinleştirip zenginleştirir.
--reklam--
Yürek Sürgünü İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Roman, “dünyanın değişmeyen yanında olmaktan, geleceği güzelleştiren rüyalar görmekten ve vazgeçmemekten mutluluk” duyan sürgündeki yazar, Kadir’in iç sesiyle açılır. “Eskisi yıkılırken yerine yenisinin konulmadığı bir çağda, nereye ve neye ait olduğuna karar vermek zorunda olmak!” Üstelik de bu seçimi aşk acısı çekerken yapmak! 1970’lerde yirmi yaşlarında olup hayatlarını yüreklerinin doğrultusunda biçimlendirmiş bir kuşağın temsilcisi sayılabilecek Kadir’in, yirmi yıl sonra, sosyalizmin dünya arenasında gerilediği dönemdeki hüzünlü öyküsü (mehmet aysu)
Mehmet Eroğlu okumalarına neden bu kadar geç kaldım diyorum.Bu gecikmişliği biran önce telafi etme gayretinde olacağımı belirtir ,benim gibi henüz Mehmet Eroğlu okumalarına başlamamış olanlar varsa da onlara şimdiden bu kıymetli yazarımızla tanışmalarını şiddetle tavsiye ederim. (RAMAZAN ÖZKUL)
--reklam--
Kitabın Yazarı Mehmet Eroğlu Kimdir?
Mehmet Eroğlu (d. 2 Ağustos 1948, İzmir) Türk yazar, senarist, romancı.
Yazar, 2 Ağustos 1948 günü İzmir'de dünyaya geldi. Edebiyat öğretmeni olan babası Farik Eroğlu'nun tayinleri sebebiyle ilkokul döneminde birkaç şehir ve okul değiştirdikten sonra İzmir Karşıyaka'daki Ankara İlkokulu'nu 1960 yılında bitirdi. Daha sonra İzmir Maarif Koleji'nde (bugünkü adıyla Bornova Anadolu Lisesi) 7 yıl boyunca kesintisiz olarak yatılı okudu. Liseyi bitirdiği 1967 yılında ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi; öğrenciliği sırasında Öğrenci Derneği Başkanlığı yaptı.
1971 yılında üniversiteden mezun olan Eroğlu, mezun olduğu sırada 12 Mart Darbesi sonucu kurulan sıkıyönetim mahkemesinde Dev-Genç Davası nedeniyle yargılanmaya başladı. 1972 yılında dava devam etmekteyken evlendi. İki yıl süren dava sonucunda TCK'nın 141-142 maddesine muhalefetten 8 yıl ağır hapis ve 2 yıl sürgün cezasına mahkûm edildi. Sonuç kesinleşmeden 1974 genel affıyla mahkumiyeti ortadan kalktı. Bu tarihten sonra mühendislik yapmaya ve roman kaleme almaya başladı, 1974 yılında bir kızı dünyaya geldi. 1989 yılında bir devlet bankası olan Turizm Bankası'ndaki 15 yıl sürdürdüğü görevinden siyasi baskılar sonucu ayrıldıktan sonra mühendislik kariyerine ve yazarlığa devam etti. Sadece yazmak ve bir sivil toplum örgütünde gönüllü çalışmak amacıyla mühendislik yaşamını 1999'da noktaladı. 1999'dan bu yana Uğur Mumcu Gazetecilik Araştırmaları Vakfı'nda yazarlık seminerleri vermeyi sürdüren yazar, romanlarının yanı sıra televizyon dizisi ve sinema filmi senaryoları yazmıştır.
İlk romanı Issızlığın Ortasında 1976 yılında tamamlandı ve 1979'da Milliyet Roman Ödülü'nü kazandı ancak 1980 Darbesi sonucunda kitap sakıncalı bulunarak yayınevi tarafından basımına son verildi. Birincisinin devamı niteliğindeki ikinci kitabı Geç Kalmış Ölü de aynı gerekçeyle uzn süre basılamadı. Her iki kitap da 1984 yılında yayımlandı ve ikisi birlikte hem Orhan Kemal Roman Armağanı'na hem de Madaralı Roman Ödülü'ne layık bulundular.
Yazar, 1968 kuşağını anlatmaya "Yarım Kalan Yürüyüş" (1968); "Adını Unutan Adam"(1989) kitaplarıyla devam etti. 1994'te yayımlanan "Yürek Sürgünü" adlı romanından sonra roman yazmaya 5 yıl ara verdi, senaryo yazmaya eğildi ancak senaryo çalışmalarının sonuçlarından memnun kalmadığını ifade etmiştir. 2000 yılından itibaren art arda romanlar yayımlamayı sürdürdü.
Yazar, kendisini "İnsan yaratılışının gölgeli alanlarında boy atan temaları yazan bir yazar olarak tanımlamaktadır."
--reklam--
Mehmet Eroğlu Kitapları - Eserleri
- Adını Unutan Adam
- Issızlığın Ortası
- Kusma Kulübü
- Belleğin Kış Uykusu
- Düş Kırgınları
- Yüz: 1981
--reklam--
- Fay Kırığı - 1: Mehmet
- Zamanın Manzarası
- Yarım Kalan Yürüyüş
- İyi Adamın On Günü
- Geç Kalmış Ölü
- Kıyıdan Uzakta
- Fay Kırığı - 2: Emine
--reklam--
- Fay Kırığı - 3: Rojin
- Yürek Sürgünü
- 9,75 Santimetrekare
- Kötü Adamın On Günü
- Meraklı Adamın On Günü
- Mermer Köşk
- Edebi Aforizmalar
--reklam--
- Kendi Hayatında Ölme Vakti
- Devlet Adamı ve Güvenilirlik
--reklam--
Mehmet Eroğlu Alıntıları - Sözleri
- Sürekli bir eksiklik duygusu, zaman zaman akla gelen, uysal bir diş ağrısına benzeyen acı: Unutmak buydu. (Yarım Kalan Yürüyüş)
- "Budalalarla bozuk saatler birbirlerine benzerler," dedim. "Doğruyu bulmaları sadece bir rastlantıdır." (Kusma Kulübü)
- "Sözcüklerin önce seslerini, ardından anlamlarını yitirdim; tıpkı ateşin üstüne dökülen su damlaları gibi beynimde buharlaşıp yok oldular.." (Yürek Sürgünü)
- Her insan ,sanki yazgisina hukmedecekmis gibi ,kendi hayatinin en önemli varlığı olmayı dener !!!! (Yüz: 1981)
- Işığı perdeleri kapattıktan sonra açtım. (Geç Kalmış Ölü)
- "Bazı psikologlar cesaretin, ki cesaret bir anlamda insanın hayatını sürekli tehlikeye atmasıdır, özünde intihar dürtüsü olduğuna inanırlar." (Yarım Kalan Yürüyüş)
--reklam--
- "Yalnızlığa katlanamayan birisinin Tanrı’yı kıskanmaya yeltenmesi affedilmez bir budalalık değil mi sence?" (Kusma Kulübü)
- Çoğu aşkın büyüsü, cinsel merakın giderilmesiyle sona erer (Fay Kırığı - 3: Rojin)
- “Amaçsız bir insan eninde sonunda değersiz insana mı dönüşür? Bizleri insan yapan nedir?” (Belleğin Kış Uykusu)
- Yalnızlıkla yoğrulmuş bir ıssızlığın ortasındaydım.. (Kusma Kulübü)
- "Anlamını çözdüğümüzde bir işe yaramadığını keşfettiğimiz yararsız bir bilmece. " (9,75 Santimetrekare)
- İnsan kendine acımaktan vazgeçince gerçek acımayı öğreniyor olmalıydı. (Kusma Kulübü)
- Geçmişin sessizliği, servi ağaçlarının arasında -belki de her şeye rağmen yaşayabileceğimizi hatırlatırcasına- öylece duruyor. (Kıyıdan Uzakta)
--reklam--
- “Ya leyn, ya ayn” “Karışmış birbirine gecem ve düşüncem, demek. Hatırladın mı?” (Adını Unutan Adam)
- Saklamayacaktım: Eninde sonunda her insan kalbi kırık bir palyaço değil midir? (İyi Adamın On Günü)
- İnsanın en değerli şeyi özgürlüğüdür. Bu yüzden herkes ona saldırır. (Kıyıdan Uzakta)
- Bazen birini o kadar çok severiz ki, kendimizi sevmeyi unuturuz. (Edebi Aforizmalar)
- Dilsiz sanılır ama ruh kendini hep beden yoluyla ifade eder (Fay Kırığı - 3: Rojin)
- Kendimi zamanın her şeyi unutturan kollarına bıraksam beynimdeki sorulardan kurtulabilir miydim? (Geç Kalmış Ölü)
- İnsan mezarının yerini seçince yurdunu da seçmiş olur.. (Zamanın Manzarası)
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin