Ankara’da Yargı ve Yargıçlar Var

KÖŞE YAZISI

Sevgili okurlarım, günümüz dünyasında adalet ve yargı o kadar önemlidir ki sık sık bu konulara değinmek zorunda kalıyoruz. Adalet toplumların ayakta kalmasını sağlayan en temel değerdir. İnsan ilişkilerinden devlet yönetimine, ticaretten aile hayatına kadar her alanda adaletin varlığı huzurun ve güvenin bir numaralı teminatıdır. Adaletin üstünlüğü sadece bir ilke değil aynı zamanda insanlığın var oluş dengesini hatırlatan evrensel bir gerçektir.

 

Bir toplumda adalet ne kadar güçlü olursa, o toplum o kadar huzurlu ve istikrarlı olur. Adaletin tecelli etmediği bir yerde, hak yerini bulamaz; güçlü olanın dediği olur, zayıf olan ezilir. Oysa gerçek medeniyet, gücün değil, hakkın üstün tutulduğu düzende mümkün olur. Adaletin olmadığı yerde insanlar devletine, kurumlarına, hatta birbirlerine güven duyamaz. Güvenin kaybolduğu bir ortamda ne ekonomi gelişir, ne de barış yaşanır.

Adalet kişisel çıkarlardan, siyasi hesaplardan, duygusal eğilimlerden bağımsız olmalıdır. Bağımsız mahkemeler, hukuk devletinin en temel unsurlarından biridir. Bir ülkede adaletin gerçekten sağlanabilmesi için yargı organlarının hiçbir kişi, kurum, siyasi güç ya da çıkar gurubunun etkisi altında kalmadan karar vermesi gerekir. İşte bu durum “mahkeme bağımsızlığı ”kavramıyla ifade edilir.

Yargıya güven konusu gündeme geldiğinde hep kral ve değirmenci öyküsü anlatılır. Alman Kralı II. Friedrich, 1750 yılında Postdam’dan geçerken orada bir yeri çok beğenir ve adamlarına, orada kendisi için saray yapmalarını emrini verir.

Kralın adamları gösterilen yere gidince orada bir değirmen olduğunu görür. Saray yapılabilmesi için değirmenin oradan kaldırılması gerekir. Değirmenciye gidip, kralın değirmeni satın almak istediğini belirtip bunu için ne kadar para istediğini sorar. Ancak değirmenci asla satmayacağını söyler.

İkna çabalarından da sonuç alamazlar. Kral araziyi almaya, değirmenci ise vermemeye kararlıdır. Kral gelip yaşlı adama kendisinin Alman Kralı olduğunu, istese değirmeni para vermeden aşabileceğini söyler. Değirmenci ise ona şu karşılığı verir: “ALAMAZSINIZ. BERLİN’DE HÂKİMLER VAR” der.

Aslında Kral bu sözlerden çok memnun olur. Mahkemeleri ıslah etmek için çabalarının sonuç verdiğini görmek onu mutlu eder. Kral da şu sözüyle tarihe geçer: “HİÇBİR GÜÇ, HİÇBİR SİYASET, HİÇBİR İKTİDAR KRAL BİLE OLSA ADALETTEN ÜSTÜN DEĞİLDİR. HİÇ KİMSE ADALETİN ÜSTÜNE ÇIKAMAZ.”

Kral her sabah arka bahçeye çıktığında değirmenci; “Ekmek yaptım göndereyim mi?” diye sorar. II. Friederich; “Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelir.”


Sonuç olarak, hiçbir güç, hiçbir makam, hiçbir menfaat adaletten üstün değildir. Çünkü adalet; hakikatin, vicdanın ve insanlığın sesidir. Adaletin üstün olduğu ve mahkemelerin bağımsız olduğu bir dünyada insanlar özgür, toplumlar güçlü, devletler kalıcı olur.

Üstünün hukukuna göre değil, hakkın üstünlüğünü ilke edinerek biz de haykıralım Ankara’da hakimler var.

Köşenin Sözü :”Gerçek devrimci Allah’tan başkasına secde etmeyendir.” (Malcolm X)


Abdulbaki Akbal