Azade - 2

KÖŞE YAZISI

Azade-2

Gazze'de insanlık can verirken alımlı cezbedici dolarlara vurulmuş yüreklerden esaret damlar tüm igrençliğiyle.

İzzet el muamelesi görürken; zillet, yaldızlı sözcüklerle dizayn edilmiş taze bir nutuk ve nifak taşan bur kınama maharetiyle korumaya alınıp baştacı edilir yeşil banknotlar uğruna.

Peki ya sana ne demeli ey Azade! Şuur ve bilincininin celladı kesilmiş temiz ve saf duygularının farkında değilsin.

De bana bu ahvalle vazifeyi ve sorumlulukları makam ve koltuk sevdalılarına havale etmek çare mi?
Unutma, çare; köhne, içi kof, kuru laf ve kınamaktan başka ses çıkarmayan işkembelerden medet ummak değil.
Çare; başkasından beklemeden, arkana bakmadan senin harekete geçmen ve harekette kalmandır.

Izdırabın kasveti çökmüş sineme.
Beyhude, korku ve hesapla giydirilmiş çaresiz çığlıklardan öte direnişe sunacağımız bir şey yok maalesef.

İçmeden serseme dönmüş aklı fesada uğramış yığın yığınlarla imtihanımız.

Karanlık niyetler,
rehavet ve uyuşukluk,
rezalet ve saçmalıktan tiksinti ve dehşet duymamak mümkün değilken o meşhur -çoban elindeki sopasını bıraksın da kendisini de sürüsünü de vahşi kurtların vicdanı(!)na terk etsin- kararına imza atanlar bilmem hangi akla (!) hizmet ettiklerini biliyorlar mı?
Hemde türü görülmemiş barbar bir katil sürüsüne dönüşmüşken siyonist.

Dünya eylemsiz, kelimelerim yetersiz ve naçiz.
Ruhumu tutuşturmak istiyorum, hatta yangınların ortasında tek vaveyla duyulmasın bedenimden.
Zihnimin kıyısına vuran düşüncelere ateşi tutuştururken ruhumda.
Sardunyalarla kaplı olan kalplerin pencerelerinden içeriye ışık hiç mi hiç sızmıyor?
Fakat ey Azade bir kader şaşmadan takır takır işlese de vakti hasadında coğrafyamın, bereketsizlik çağımın iliklerine mi işlemiş ne?
Zaman değirmeni ise acımadan her gün nice ömrü dişleri arasında öğütüyor.
Sonuç ne olursa olsun kim ne yapıyorsa yapsın ey
Azade, ben bir bahçıvanım. Benimkisi tohum saçmak.
Aynen gölge adam kutlu mühendisin izinde.

Ey Azade biliyor musun? Bugün yılları bulan soykırımlar silsilesi ile siyonistler barbar Moğolların kanlı katliamlarına taş çıkartıyorlar. Siyonistlere bu vahşi katliamlarında güç ve cesaret veren onların kanlı emelleriyle yaktığı ateşe bilumum haçlı, emperyal ve dolar, mevki, makam için ruhlarını satmış olanlar yakıt yetiştirme yarışında olmalarıdır.

Şaşıracaksın ama kanlı karanlık ideallerin eylemcileri pervasızca durmadan kan dökerken aydınlık bir medeniyetin varisleri ve torunlarından kimileri bu kanlı eylemlere teşne tutuyor, kimi yaldızlı süslü sözcüklerle ancak kınıyor kimi de sadece seyretmekle yetiniyor.

Sence de bu zelil gidişata artık dur deme vakti gelmedi mi?

Biliyor musun ey Azade! Gazze ahireti için cennet karşılığında canlarını ve mallarını Allah'a sattığı için yokluğa, açlığa, kuşatılmışlığa ve yalnızlığa rağmen direniyor, mücadele ediyor ama siyonizme ve emperyalizme teslim olmuyor. Biz ise kelimelerle ifade etmekte zorlandığımız katliam ve açlık mabeyninde kalan kardeşlerimizi dünyalığımız, ekonomimiz, makamımız, işimiz, rahatımız ve konforumuz için seyrederek göz göre göre ahiretimizi kurban ediyoruz. Unutmayalım ki siyonistlerin yaktığı bu ateş direnişin darbeleriyle siyonistleri yaktığı gibi, Gazze'nin de dünyasını tarumar ediyor. Ama öyle korkuyorum ki bu katliamlara seyirci kalan bizlerin ahiretini de cayır cayır yakacak.
Asalet parayla satılmaz ya ey Azade! Ondan değeri ne para, ne altın ne de elmas belirler.
Bugün ise batıdan doğan asalet güneşi içimizi ısıtmakta bundan Üstad Bediüzzaman'ın ifade buyurduğu gibi batı doğacak bir iman güneşine gebedir. Firavun'un sarayında Hz. Musa büyüdüğü gibi, haçlının hamlinde büyüyen İslam güneşi yükseliyor yükselmekte biiznillah.
İman gibi bir nimetten hâlâ tatmamış olsalar da asil ruhlarıyla Avrupa'nın ve Amerika'nın devasa meydanlarını Filistin'in özgürlük marşlarıyla titreten insani onur, vicdani eylem ve hakkı verilen söylemin sahiplerini Allah'ın imanla taltif etmesi dua ve temennisiyle onlara selam olsun.