Bir Araştırmanın Işığında Mardin Yansıması

KÖŞE YAZISI

                     Bir Araştırmanın Işığında Mardin Yansıması

Geçtiğimiz haftaya damga vuran olaylardan bir tanesi Fatih Altaylı’nın ‘Teke Tek’ adlı programında yaşanıyordu.

Hükümet kanadına da yakınlığı ile bilinen, danışmanlık verdiği kadar, anketleri ve yaptığı araştırmalarla ön plana çıkan MAK Danışmanlık şirketi sahibi Sayın Mehmet Ali Kulat, şehirler ve gençlik üzerine yaptığı araştırma sonuçlarında, farklı verilere ulaşıyordu.

Araştırmada örneklem grubu Şereflikoçhisar, Nevşehir ve Niğde’den seçiliyor, her biri farklı partilerin belediyelerine mensup olan bu şehirlerimiz, siyaseten karma bir araştırma grubunun alt yapısını da oluşturmuş oluyordu.

Üç şehrinde İç Anadolu da daha steril ve izole olmuş eski Selçuklu mirası kentler oluşu, dışarıdan pek göç almayan yapıları, değerlendirmelerin objektifliği açısından önem arz ediyordu.

Araştırmada temel soru “Şehrinizin en önemli sorunu nedir“ şeklinde geliyor ve anket sonuçlarının karşılığı birçoğumuzu derin derin düşündürecek cevaplarla karşı karşıya bırakıyordu.

Herkese sorulan bu sorunun devamında üç kent ve oradaki insanlar tarafından ortaya konulan temel cevap ise gerçekten acı verici çıkıyordu.

Madde kullanımı…

Sanal kumar…

Bu iki vakanın temel bir sorun olarak ortaya çıkması, İç Anadolu’nun kendi halinde ve kendi yağıyla kavrulan diyebileceğimiz bu kentleri açısından inanılamıyordu.

Bu tespitlerin temel şikayet olarak karşılık bulması, tehlikenin büyüklüğü açısından önem arz ediyordu.

Esasında bu tehlike sadece bu üç kent dahilinde değil, bence ülke genelinde de ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkıyordu.

Kierkegaard’ın ‘ Hayat ileri doğru yaşanır, ancak geriye doğru anlaşılır’ sözünün acı gerçekliği ise yüzümüze çarpıyordu.

Çünkü, 5 ya da 10 yıl önce gerek uyuşturucu gerekse de kumar ile bahis, geçtim sorun olarak dillendirilmeyi, listelerde dahi yer almıyordu.

Hele ki bu duruma ek olarak antidepresan tarzı ilaçların yoğun kullanımının vahim artışı göz önüne alındığında, şehirler üzerinde sorun olarak görülen uyuşturucu ve sanal kumarın ne menem bir hal aldığının canlı verileri olarak, beyinlerimizi tarumar ediyordu.

Hüzün, umutsuzluk ve çökkünlük gibi psikolojik duygu durumlarına, gençlerimizin % 82 gibi büyük oranının; zaman zaman, sıklıkla ve sürekli olarak kapılmaları, hiç de öyle iç açıcı bir durumu anlatmıyordu.

Anlamadığım bir durum ise en küçük bir iş ve işleme dahi dijital ortam da kaydı olmadan yapma imkanı verilmezken, nasıl oluyor da sanal kumar bu kadar rahat oynanabiliyordu.

Nasıl oluyor da uyuşturucu temini ve akabinde kullanımı bu kadar umarsız ve serbest, kendine at oynatma alanı bulabiliyordu.

Bu işlerin içinde kimlerin ve nelerin ne şekilde olduğunun bilinmemesi gibi bir şeyin imkansızlığı böylesine göze parmak şeklinde önümüzdeyken,

Gerek kanun ve kolluk güçleriyle cezai müeyyidelerin artırılarak caydırıcılığın sergilenmesi,

Gerek sivil toplum kuruluşları gerekse de kamu kuruluşları aracılığıyla bilinçlenme ve takip azmiyle işin üzerine gidip,

Bataklığı kurutmak varken,

Bu vahim durumun yüzeysel geçiştirilmesi,

Arkasında kimlerin olduğunun ortaya çıkarılamaması, hiç de inandırıcı gelmiyor.

Peki Mardin de de aynı sorun geçerli değil mi?

Mardin’imiz de ise o kadar vurdu, kırdı ve kovboyculuk şiddetinin varlığını zaten kabul ettik.

Peki sanal kumar ve uyuşturucu kullanımında ne durumda olduğumuzun farkında mıyız?

Hiç de azımsanmayacak derece olduğu da çoğumuzca aşikarken,

Hadi toplumsal çözülmeyi geçtim.

Bireysel çürüme zaten zihinlerimizi yemiş bitirmişken.

Sahte hesapların gizli takipçileri misali, …mış gibi yapmadan,

Gelin hep beraber,

Yığma Kalabalıkların şu Yağma Çağında,

En azından gençlerimizi,

Canlarımızı,

Heba etmeyelim diyorum…