Çocuğun Davranışı Değil İhtiyacı Konuşur

KÖŞE YAZISI

 

Çocuklar duygularını bizim gibi cümlelerle anlatamazlar. Onlar konuşamadıklarını davranışlarıyla söylerler.

 

 

Bağırarak, ağlayarak, inat ederek ya da susarak...

 

 

Biz yetişkinler ise çoğu zaman bu dili yanlış anlarız. Davranışı susturmaya çalışır, mesaji duymayı unutuyoruz. Oysa her davranış, iç dünyadan gelen sessiz bir çağrıyla birlikte bir çığlıktır.

 

 

Bir çocuk bağırdığında, ağladığında, inat ettiğinde ya da içine kapandığında ilk refleksimiz çoğu zaman şudur:

 

 

Bu davranışı nasıl durdururum?

 

 

Oysa asıl sormamız gereken soru şudur:

 

 

Bu davranış bana ne anlatmaya çalışıyor?

 

 

Çünkü çocuklar, özellikle de küçük yaşlarda, duygularını yetişkinler gibi kelimelerle ifade edemezler. Onların dili davranıştır. Ve her davranışın ardında mutlaka bir ihtiyaç vardır.

 

 

Bağıran bir çocuk duyulmak istiyor olabilir. inat eden bir çocuk, kontrol duygusuna ihtiyaç duyuyordur. Sessizleşen bir çocuk ise belki de görünmediğini hissediyordur.

 

 

Davranışı düzeltmek kolaydır; ama ihtiyacı görmek cesaret ister.

 

 

Davranış, buzdağının görünen kısmıdır. Asıl olan, suyun altındaki duygusal ihtiyaçtır.

 

Bir çocuk anlaşıldığını hissettiğinde sakinleşir. Çünkü anlaşılmak, çocuk için güvende olmak demektir.

 

 

Ceza susturur, ilişki iyileştirir.

 

 

Belki de soruyu değiştirme zamanı gelmiştir:

 

 

"Bunu neden yapıyorsun?" yerine "Șu an neye ihtiyacın var?"

 

 

Unutmayalım...

 

 

Çocuğun davranışı değil, ihtiyacı konuşur. Biz dinlemeyi seçtiğimizde, çocuk da kendini anlatmayı öğrenir.

 

 

Mehmet KIZILKAYA

Aile Danışmanı / Çocuk Gelişimi Eğitmeni /Aile & Çift Terapisti