Et Kokarsa Tuzlanır, Ya Tuz Kokarsa Ne Yapılır?
Değerli okurlarım,
Son günlerde kamuoyunun gündemini meşgul eden önemli iddialar var. Eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın, Özata Denizcilik Şirketi’ne yaptıkları öne sürülen yatırım ve kısa sürede elde edildiği iddia edilen yüksek kazanç, toplumda ciddi soru işaretlerine yol açıyor.
Elbette böylesine önemli iddiaların gerçekliği, bağımsız ve yetkili makamlar tarafından ortaya konulmalıdır. Ancak burada asıl üzerinde durmamız gereken mesele, toplumun adalet ve eşitlik duygusunun nasıl korunacağıdır.
Çünkü vatandaşın ekonomik olarak her geçen gün daha fazla zorlandığı bir dönemde, büyük miktarlardaki kazanç iddiaları toplumda ister istemez “Adalet herkese eşit mi uygulanıyor?” sorusunu gündeme getiriyor.
Bugün dört kişilik bir ailenin temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak dahi ciddi bir ekonomik mücadeleye dönüşmüş durumda. Açlık ve yoksulluk sınırının oldukça yüksek seviyelere ulaştığı bir ortamda, asgari ücretle geçinmeye çalışan bir vatandaşın ailesini nasıl geçindireceği ayrı bir sorun olarak karşımızda duruyor.
Emeklilerin durumu da farklı değil. Yıllarca çalışan, prim ödeyen ve ülkenin yükünü taşıyan milyonlarca emekli, bugün geçim sıkıntısıyla karşı karşıya. Emekli maaşıyla kira, fatura, mutfak ve sağlık giderlerini karşılamaya çalışan vatandaş, ayın sonunu getirebilmek için adeta hesap üzerine hesap yapmak zorunda kalıyor.
Liyakatın Yerini Sadakat Almamalı
Bir devletin güçlü ve güvenilir olabilmesi için kurumların kişilere değil, kurallara ve liyakat ilkesine bağlı olarak çalışması gerekir.
Kamu hizmetinde liyakat, adalet ve kurumsal kültür ne kadar güçlü olursa vatandaşın devlete olan güveni de o kadar artar. Ancak liyakat yerine sadakatin öne çıktığı yönündeki algı, toplumdaki adalet duygusunu zedelemektedir.
Devletin en önemli dayanaklarından biri adalettir. Çünkü adalet duygusunun zedelendiği bir toplumda yalnızca ekonomik sorunlar değil, sosyal huzur da tehlikeye girer.
Bugün vatandaşın adalete ve yargıya duyduğu güvenin düşük seviyelerde olduğu yönündeki değerlendirmeler, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir durumdur. İnsanlar, küçük bir suç nedeniyle ağır cezalarla karşılaşan kişileri görürken, büyük miktarlardaki ekonomik kazanç iddialarının yeterince sorgulanmadığını düşündüğünde adalet duygusu yara alır.
Tuz Kokarsa Ne Yapacağız?
Atalarımız boşuna, “Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır?” dememiştir.
Çünkü tuz, eti korumak için kullanılır. Eğer tuz da kokmaya başlarsa artık ortada daha büyük bir sorun var demektir.
Devlet de böyledir. Vatandaşın hakkını, hukukunu ve adaletini koruması gereken kurumlara olan güven sarsılırsa toplumun devlete olan inancı da zedelenir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte sıkça dile getirdiği Hz. Ömer’in adalet anlayışını hatırlamak gerekir. “Fırat kıyısında bir kurt bir koyunu kapsa, ilahi mahkemede hesabı Hz. Ömer’den sorulur” anlayışı, yöneticinin sorumluluğunu anlatan güçlü bir adalet anlayışıdır.
Bugün milyonlarca vatandaşın beklentisi de aslında çok açık:
Adalet herkese eşit uygulansın.
Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hangi ekonomik güce sahip olursa olsun; iddialar varsa araştırılsın, gerçekler ortaya çıkarılsın ve hukukun gereği yerine getirilsin.
Çünkü güçlü devlet; güçlü olanın değil, haklı olanın yanında duran devlettir.
Ve unutmayalım:
Et kokarsa tuzlanır.
Ama tuz kokarsa, artık mesele et meselesi olmaktan çıkar; devletin adalet terazisinin yeniden ayarlanması meselesine dönüşür.
Günün Sözü :”Hafif acılar konuşur ama derin acılar sessizdir.” (Seneca)
Abdulbaki Akbal
Et Kokarsa Tuzlanır, Ya Tuz Kokarsa Ne Yapılır?
Kaynak: Mardin Life
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin