Güç NATO nun Lütfunda Değil, Kendi Birliğimizdedir

KÖŞE YAZISI

Güç NATO nun Lütfunda Değil, Kendi Birliğimizdedir

Dünya yeniden şekillenirken,adaletin degil somuru ve çıkarların konuştuğu bir çağdan geçiyoruz. Ülkemizde gerçekleştirilen NATO Zirvesi de bunu bir kez daha gösterdi. Yıllardır ülkemize karşı terör örgütlerine destek veren,başta ABD-israil ve diger emperyalist AB ülkeleri, siyasi ve ekonomik baskılarla bizi yıpratmaya çalıştıklari halde, attıkları küçük bir olumlu adımla sanki büyük bir iyilik yapmış gibi bir anda "dost" ilan edilebiliyor. Oysa kolumuzu bağlayanların o bağı biraz gevşetmesi, gerçek bir dostluk değildir. Bu, yalnızca şartların değişmesidir.Bugün tebessüm edenlerin yarın aynı tebessümü sürdüreceğinin hiçbir garantisi yoktur.
Kur'an bizlere, hak ve batıl mücadelesinin kıyamete kadar süreceğini haber verir. Müminlere de uyanık olmayı, basiret sahibi olmayı ve asıl güçlerini birliklerinden almayı emreder.
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; parçalanıp ayrılmayın." (Âl-i İmrân, 3:103)
Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz çağrı da budur. Birbirimizi ayrıştıran değil, birbirimize yaklaştıran bir anlayış...
Bir başka ayette;
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin." (Hucurât, 49:10)
Ne yazık ki yıllardır İslam coğrafyasında ekilen fitne tohumları, kardeşi kardeşe düşman etmeyi hedeflemektedir. Aynı kıbleye yönelen, aynı kitaba inanan milletler birbirleriyle meşgul edilirken, bu ayrılıklardan en büyük kazancı başkaları elde etmektedir.
Daha da acısı, soframiza oturup misafirperverliğimizi öven Trump"Yemekleriniz çok güzel." diyor; ama aynı gün gözlerimizin içine baka baka, aynı inancı paylaştığımız komşu milletlerin üzerine bombalar yağdırılmasına emir verebiliyor. Barıştan söz ederken savaşın kararlarını aliyor.
Kur'an, adalet ve hakikat konusunda müminleri şöyle uyarır:
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun..." (Mâide, 5:8)
Bizim ölçümüz; kim güçlü ise onun yanında olmak değil, kim haklı ise onun yanında durmaktır. Adaleti, yalnızca kendi insanımız için değil, bütün mazlumlar için istiyoruz.
Rabbimiz ayrıca şöyle buyuruyor:
"Onlar, müminlere karşı merhametli, inkârcılara karşı ise onurlu ve kararlıdırlar..." (Mâide, 5:54)
Bu ayet, müminlerin birbirlerine karşı şefkat ve dayanışma içinde olmaları gerektiğini hatırlatırken, kimliklerimizi ve onurumuzu korumamiz gerektiğini de ifade etmektedir.
Söz dönüp dolaşıp yine merhum Necmettin Erbakan hocanın yıllar önce ortaya koyduğu D-8 idealine geliyor. Çünkü o fikir, yalnızca ekonomik iş birliği değil; ortak medeniyet bilincinin, dayanışmanın ve bağımsızlığın da çağrısıydı.
Artık anlamalıyız ki gerçek güç; başkalarının bize vereceği destek değil, kendi kardeşliğimizdir. Bilimde, teknolojide, ekonomide, savunmada ve ahlakta güçlenmiş; birbirine güvenen milletlerin oluşturduğu bir birlik.

"Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin; birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz, gücünüz gider..." (Enfâl, 8:46)
Bugün yaşadığımız birçok sıkıntının özeti belki de bu ayettedir. Çekişmenin olduğu yerde bereket azalır, ayrılığın olduğu yerde güç zayıflar.
Artık birbirimizi tüketmeye değil, birbirimizi tamamlamaya ihtiyacımız var. Kendi medeniyet değerlerimize güvenmeye, ortak hedefler etrafında kenetlenmeye ve geleceğimizi başkalarının insafına bırakmamaya mecburuz.
Çünkü gerçek bağımsızlık; başkalarının bağlarımızı gevşetmesini beklemek değil, Allah'ın emrettiği kardeşlik ve birlik ruhuyla o bağları tamamen koparabilecek iradeyi ortaya koymaktır.
Rabbim, kalplerimizi birleştirsin, aramıza fitne sokmak isteyenlere fırsat vermesin ve bizleri Kur'an'ın gösterdiği kardeşlik yolundan ayırmasın. Âmin.
Mehmet Halit Demir
23.donem mardin milletvekili