Hasan Keleşoğlu'na veda...
Bazı insanlar vardır ki, yaptıkları her işte yalnızca Allah rızasını gözetir; gösterişten ve riyadan uzak durarak hayırlı işlerle hemhâl olurlar. Kazandıklarını, adeta günümüzün Robin Hood’ları gibi, dezavantajlı gruplarla paylaşırlar. Bunu yaparken de çocukluklarında yaşadıkları sıkıntıları unutmaz, empati kurarak, reklam için değil; sessiz ve karşılıksız bir şekilde ama sadece iyilik yapmak için yaparlar.
Mesleğimin henüz ilk yıllarıydı. Bir gece, Ankara Kızıltepeliler Derneği Başkanı Fahrettin Enez’den gelen telefon, gazetecilik reflekslerimin ötesinde bir duyguya dokundu.
Hemşerimiz olan iş insanları Kenan Kösen ile Hasan Keleşoğlu’nun, dargelirli öğrenciler için yüklü miktarda kıyafet, ayakkabı ve kırtasiye malzemesi temin ettiğini; bu yardımların Mardin’de tespit edilen dezavantajlı köy ve mahalle okullarında dağıtılacağını anlattıyordu Fahrettin bey. Ardından da ekliyordu, bu anlamlı yolculukta kendilerine eşlik edip edemeyeceğimi soruyordu bana. Çok alışık olmadığım bu teklif, kısa süren bir şaşkınlığın ardından içimde beliren derin bir memnuniyete dönüştü. O telefon, sadece bir davet değil; mesleki hafızamda iz bırakacak bir başlangıcın habercisiydi meğerse...
Fahrettin Bey ile sözleştiğimiz gibi; Hasan Keleşoğlu’nun, Kenan Kösen’in ve Edip Öner’in de yer aldığı hayırsever heyetle O ilk tanışmamızla birlikte, kamyonlar dolusu malzemeden oluşan balyaların başına geçtiğimiz o anı uzun yıllar sonra bugün buğulu gözlerle hatırlıyorum.
Ünvanlardan, makamlardan arınmış, alışılmış hayatların bir kenara bırakıldığı; herkesin bir amele edasıyla, sessizce ama samimi bir şekilde işe koyulduğu anlardı o anlar.
Önceden tespit edilen köy ve mahallelere ulaşacak her bir parçanın ayrıştırılması için yoğun bir şekilde işe koyulmuştuk. Kavurucu yaz sıcağında ter döküyor, bedenimiz yoruluyordu belki ama kalplerimiz hiç olmadığı kadar diri, hiç olmadığı kadar umut doluydu. O balyaların arasında yalnızca yardım malzemeleri değil; merhamet, dayanışma ve insan olmanın en yalın sadeliği vardı.
Hasan Keleşoğlu ile Kenan Kösen, etraflarını saran her bir çocukla ayrı ayrı ilgileniyor, saçlarını okşayıp, öpüp, ellerinden tutup kendilerine en uygun ölçülerde kıyafet bulabilmek için adeta koşturuyorlardı. Hiçbirini ayırmadan, hiçbir bakışı es geçmeden, Her çocuğa gösterilen bu özen, sadece bir yardım değil, aynı zamanda yüreklerden gelen derin bir şefkatin ifadesiydi.
Ben ise; bir yandan fotoğraf çekiyor, öte yandan objektifin karşısındaki yüzlere yerleşen o tarifsiz memnuniyeti izliyordum.
Çocukların gözlerinde parlayan sevinç, Hasan Keleşoğlu ile Kenan Kösen'in yüzlerine yansıyan sessiz mutlulukla birleşiyordu; ortaya kelimelere sığmayan bir tablo çıkıyordu. O anlarda zaman duruyor, insan iyiliğine olan inancım tazeleniyordu. Sadece bir kare değil, vicdanın ve merhametin fotoğrafını çektiğimi hissediyordum.
Her yıl geleneksel olarak iki ya da üç kez gerçekleştirilen bu yardımlar, zamanla geçici destek olmanın ötesine geçerek kalıcı toplumsal hizmetlere dönüşen yatırımlar niteliği kazanmaya başlamıştı.
Okul ve cami tadilatları, yeni eğitim kurumlarının inşası, spor kulüplerine sağlanan malzeme ve sponsorluk şeklindeki maddi destekler; bunlarla birlikte otel ve alışveriş merkezi yatırımlarıyla doğdukları şehre hem ekonomik canlılık hem de istihdam imkanı sunan bu girişimler, vefanın somut ve kalıcı örnekleri olarak öne çıkıyordu.
Tüm bu çalışmalar arasında özellikle de Cezayir’de hayata geçirilen büyük ölçekli inşaat projeleri sayesinde Mardin'deki işsiz gençlerin tatmin edici ücretlerle istihdam edilmesi, sosyal sorumluluk anlayışının uluslararası boyuta taşınan en değerli yansımalarından biri oluvermişti.
Mardin'de kırsal iki mahallede oda kültürüyle yoğrulmuş, edep ve terbiyeyi hayatının merkezine koymuş; amatör bir ruhla çalışıp profesyonel bir yönetim anlayışıyla kardeşlik hukukunu içerisinde büyüten iki yüreğin, iki ortağın ve iki dostun birlikte yol yürüdüğü bu onurlu yolculuk, Hasan Keleşoğlu’nun soğuk algınlığı şikayetiyle kaldırıldığı hastanede beklenmedik bir şekildeki vefatıyla değim yerindeyse yarım kaldı.
Ne büyük bir hüzün bu… Ne derin bir acı… Ne de vedaya fırsat tanıyan bir ayrılık…
Dostlarının hastane ziyaretinde, hasta yatağında edilen şakalaşmaların sessiz bir veda olduğunu kim bilebilirdi ki?
Hasan Bey abim… Seni tanıyanlar, gözyaşlarını içine akıtarak, yüreğinde tarifsiz bir boşlukla hatırlayacak. Tanımayanlar ise; ağırbaşlı duruşun, edebin, iz bırakan hizmetlerin ve ardında bıraktığın saygınlıkla seni tanıyacak, seni duayla yad edecek.
Rabbim mekânını cennet, kabrini nur eylesin.
Başta yol arkadaşın Kenan Kösen olmak üzere, DEKİNSAN ailesinin başı sağ olsun.