İNANÇTAN GELEN GÜÇ

KÖŞE YAZISI

İNANÇTAN GELEN GÜÇ
Hayatta bazı mücadeleler vardır; alkış için verilmez, birilerinin takdirini kazanmak için sürdürülmez. İnsan, doğru olduğuna inandığı bir yolda yürürken karşısına çıkan zorlukları göze alır. Çünkü asıl güç, dışarıdan gelen övgüde değil, insanın kendi inancında saklıdır.
Yorulmak hayatın doğal bir parçasıdır. Asıl mesele yorulmamak değil, yorulduğunda vazgeçmemektir.
Bazen yollar uzar, şartlar ağırlaşır, beklentiler karşılık bulmaz. Bazen emek ile sonuç arasındaki mesafe tahmin edilenden çok daha uzun olur. Böyle zamanlarda insanı ayakta tutan şey, elindeki imkânların büyüklüğü değil, yarına dair taşıdığı umuttur.
Çünkü umut, zor zamanların en güçlü dayanağıdır.
Umudu olmayan bir insanın önünde ne kadar büyük imkânlar olursa olsun yolunu kaybetmesi mümkündür. Buna karşılık inancını koruyan insan, en zor şartlarda bile yeni bir başlangıç için kendisine bir kapı açabilir.
Bu yüzden mücadele yalnızca sonuç almak için verilmez.
Bazen mücadele, vazgeçmemek için verilir.
Bir toplumun geleceğini belirleyen de yalnızca yapılan eserlerin sayısı değildir. Elbette yollar, yatırımlar, fabrikalar, okullar, projeler ve ortaya konulan bütün çalışmalar önemlidir. Fakat bunların arkasında daha değerli bir güç vardır: Çalışma iradesi.
Bir ülkede insanlar “Bir şey değişmez” demeye başladığında asıl tehlike ortaya çıkar. Çünkü umutsuzluk yayıldığında yalnızca hayaller değil, mücadele etme isteği de kaybolur.
Oysa gelişmenin ilk şartı, daha iyisinin mümkün olduğuna inanmaktır.
Bir genç, önündeki engellere rağmen çalışmaya devam ediyorsa umut vardır.
Bir insan başarısız olduğu hâlde yeniden deniyorsa umut vardır.
Bir toplum zor günlerde birbirine güvenebiliyorsa umut vardır.
Ve insanlar bütün olumsuzluklara rağmen geleceğe dair söz söylemeye devam ediyorsa, henüz hiçbir şey bitmiş değildir.
Bize düşen, yalnızca başarıların sonucuna bakmak değil; o sonuçların arkasındaki mücadele kültürünü de anlamaktır.
Çünkü kolay elde edilen başarılar unutulabilir. Fakat emek, sabır ve mücadeleyle kazanılan değerler gelecek kuşaklara örnek olur.
Bugün belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey, birbirimize sürekli övgüler dizmek değil; birbirimize umut verecek bir anlayışı yeniden güçlendirmektir.
Kim ne yaptı, kim ne kadar alkışlandı, kim ne kadar takdir edildi sorularının ötesine geçmek gerekiyor.
Ve Asıl soru şudur:
Biz zor zamanlarda ne yapacağız?
Geri mi çekileceğiz?
Umudumuzu mu kaybedeceğiz?
Yoksa bütün zorluklara rağmen çalışmaya, üretmeye ve mücadele etmeye devam mı edeceğiz?
Geleceğimizi belirleyecek cevab bu sorularda.
Çünkü hiçbir ülke yalnızca binalarla, yollarla veya rakamlarla büyümez. Bir ülkeyi asıl büyüten; insanların geleceğe inanması, sorumluluk alması ve karşılaştığı sorunlar karşısında çözüm aramaya devam etmesidir.
Bu nedenle umudu küçümsememek gerekir.
Umut, karanlığa karşı söylenmiş en güçlü sözdür.
Mücadele ise o sözün hayata geçirilmesidir.
Yol uzun olabilir.
Şartlar zor olabilir.
Sonuç gecikebilir.
Ama inanç varsa yeniden başlamak mümkündür.
Belki de bize düşen en büyük görev, kolay zamanların rahatlığına değil, zor zamanların sorumluluğuna hazır olmaktır.
Yorulabiliriz.
Bazen düşebiliriz.
Ve Bazen beklediğimiz sonucu alamayabiliriz.
Ama vazgeçmediğimiz sürece hikâye bitmez.
Belki de bunun en güçlü ifadesi, “Bitti” denilen bir yerde yeniden başlamaktır. Reis’in kendi hikâyesinde de dönüm noktası tam olarak buydu: Herkesin “Artık bitti” dediği yerde, “Biz bitti demeden bu hikâye bitmez” diyebilmek…
Evet! gerçek başarı, hiç düşmemek değil; her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkacak iradeyi koruyabilmektir.
Selam olsun umudu azık bilenlere.
Selam olsun karanlıkta ışık aramak yerine kendi ışığını yakmaya çalışanlara.
Selam olsun emeğe, sabra ve mücadeleye inananlara.
Ve en önemlisi, samimiyetini kaybetmeden yoluna devam edenlere.
Çünkü yarınları değiştiren yalnızca büyük eserler değildir.
Yarınları değiştiren, o eserleri mümkün kılan inanç, emek ve mücadele ruhudur.
Mehmet Halit Demir
23.Dönem Mardin Milletvekili.