İnsanlığı Kazandıran Çocuk
İnsanlığı Kazandıran Çocuk
Yol kenarında, engelli kız kardeşiyle birlikte sebze satan masum bir çocuk vardı. Henüz okul çağındaydı; ancak hayatın ağır yükü omuzlarına erken yaşta binmişti. Küçük elleriyle ekmek parası kazanırken, tek amacı hasta annesine ve kız kardeşine destek olabilmekti.
O sırada lüks bir araç yol kenarında durdu. Araçtan inen yaşlı ve varlıklı bir adam çocukların yanına yaklaştı.
"Evladım," dedi, "Bana yardımcı olabilir misin? Cüzdanımı ve telefonumu kaybettim. Bütün gün hiçbir şey yemedim. Bana 200 lira ödünç verebilir misin?"
Çocuk adamı dikkatle süzdü. Görünüşünden fakir biri olmadığı belliydi. Buna rağmen hiç tereddüt etmedi. Küçük çantasını açtı, o gün sebze satışından kazandığı bütün parayı çıkarıp adamın eline bıraktı.
Adam şaşkınlıkla sordu:
"Bugünkü bütün kazancın bu mu?"
"Evet amca."
"Peki ya bu parayı sana geri vermezsem?"
Çocuk gülümseyerek cevap verdi:
"Önemli değil amca. Belki gerçekten ihtiyacın vardır."
Bu sözler karşısında adam derin bir sessizliğe büründü. Ardından gülümseyerek gerçeği açıkladı.
"Evladım, ben ne cüzdanımı ne de telefonumu kaybettim. Seni denemek istedim. Seni burada çalışırken görünce merak ettim. Senin yaşındaki çocukların okulda olması gerekir."
Sonra sordu:
"Baban nerede?"
Çocuğun yüzündeki tebessüm bir anda kayboldu.
"Biz daha küçükken bizi terk etti. Başka biriyle evlendi. Annem bu acıya dayanamadı, hastalandı. Şimdi yatağa bağımlı yaşıyor."
Adamın gözleri doldu.
"Peki buradaki bütün sebzelerin fiyatı ne kadar?"
"100 lira amca."
Adam sekreterine döndü ve 200 lira uzatmasını istedi. Çocuk, aldığı paranın 100 lirasını geri vermeye çalışınca adam elini geri çekti.
"Üstü sende kalsın evladım."
Bir süre düşündükten sonra tekrar sordu:
"Evinizi görebilir miyim?"
Çocuk kabul etti ve onu mütevazı evlerine götürdü.
İçeri girdiklerinde hasta annesi yatakta uzanıyordu. Adam saygıyla selam verdi.
"Bugün çocuklarınızla tanıştım. Ne kadar dürüst ve güzel ahlaklı evlatlar yetiştirmişsiniz."
Anne gözleri dolarak konuştu:
"Gördüğünüz gibi hastayım. Eşim bizi terk etti. Çocuklarım hem bana hem de engelli kız kardeşlerine bakıyor. En büyük korkum, ben öldükten sonra onların sahipsiz kalması. Okul masraflarını bile karşılayamıyorum."
Bu sözler üzerine adam sessizce ayağa kalktı.
"Bugünden itibaren çocuklarınız yalnız değil."
Sonra çocuğa dönerek şöyle dedi:
"Bana bir söz vereceksin. Eğitimini asla bırakmayacaksın. Hem okuyacak hem de annene ve kız kardeşine destek olacaksın."
Ardından çantasından 100 bin lira çıkarıp annenin eline uzattı.
"Bu, yeni bir başlangıç olsun."
Daha sonra engelli kız kardeşine yöneldi.
"Seni en iyi doktorlara götüreceğim. Elimizden gelen her şeyi yapacağız."
Son olarak küçük çocuğun omzuna elini koydu ve unutulmayacak şu sözleri söyledi:
"Bugün bana gerçek zenginliğin para değil, vicdan olduğunu öğrettin. İyilik hiçbir zaman karşılıksız kalmaz. Sen de hayatın boyunca ihtiyaç sahibi birini gördüğünde yardım etmeyi unutma."
Bu sözleri duyan çocuk, gözyaşlarına hâkim olamadı. Koşarak adamın boynuna sarıldı.
Adam da onu şefkatle kucakladı ve şöyle dedi:
"Artık yalnız değilsiniz. Sizi sık sık ziyaret edeceğim."
O gün küçük çocuğun cebindeki para azalmıştı; ama hayatına umut, güven ve yeni bir gelecek girmişti. Çünkü samimiyetle yapılan bir iyilik, er ya da geç mutlaka karşılığını bulur.
Yazar: Abdulbaki Akbal