İTİBAR MAKAMDA DEĞİL, EMEĞİN İÇİNDEDİR

KÖŞE YAZISI

İTİBAR MAKAMDA DEĞİL, EMEĞİN İÇİNDEDİR
Değerli okurlarım,
Bir toplumun hangi mesleğe ne kadar değer verdiği, aslında o toplumun değerler dünyası hakkında çok şey söyler.
Geçtiğimiz günlerde Almanya’da yapılan “en itibarlı meslekler” araştırmasının sonuçlarına rastladım. Sonuçlar yalnızca mesleklerin sıralamasını göstermiyor; aynı zamanda bir toplumun emeğe, hizmete, sorumluluğa ve insan hayatına bakışını da ortaya koyuyor.
Araştırmada, maaş düzeyinden bağımsız olarak “çok yüksek veya yüksek saygınlığa sahip” görülen mesleklerin başında itfaiyeciler yüzde 94 ile yer alıyor. Onları hemşireler yüzde 90, doktorlar ve yaşlı bakım personeli yüzde 86, polisler yüzde 81 ile takip ediyor. Kreş ve anaokulu eğitimcileri yüzde 78, çöp toplama görevlileri ve hâkimler yüzde 70, teknisyenler yüzde 67, öğretmenler yüzde 66, askerler yüzde 65 ve üniversite profesörleri yüzde 64 oranında itibarlı bulunuyor. Kanalizasyon çalışanlarının dahi yüzde 63 oranında saygınlık görmesi dikkat çekici.
İlk bakışta bu sıralama şaşırtıcı gelebilir.
Çünkü bizler çoğu zaman itibarı; makam, maaş, unvan, yetki ve toplumdaki statü üzerinden değerlendirmeye alışmışızdır.
Peki, aynı araştırma Türkiye’de yapılsaydı sonuç nasıl olurdu?
Muhtemelen doktor, hâkim, üniversite profesörü, pilot, asker ve benzeri meslekler listenin üst sıralarında yer alırdı. Nitekim metinde aktarılan, TÜBİTAK destekli ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öncülüğünde 32 ilde 2.500 kişiyle gerçekleştirilen 2015 tarihli araştırmanın sonuçları da bu yöndeki toplumsal algıyı ortaya koymaktadır.
Burada asıl üzerinde durmamız gereken mesele, hangi mesleğin kaçıncı sırada olduğu değil, bir mesleğe neden itibar edildiğidir.
İnsanlar bir mesleğe gerçekten yaptığı iş nedeniyle mi saygı duyar?
Yoksa o mesleğin sahibine kazandırdığı gelir, makam, güç, unvan ve ayrıcalıklar nedeniyle mi?
İşte iki yaklaşım arasındaki temel fark burada ortaya çıkıyor.
İTİBARIN ÖLÇÜSÜ MAKAM MI, FAYDA MI?
Bir mesleğin gerçek değeri, sahibinin oturduğu koltukla değil; toplum için yaptığı işle ölçülmelidir.
İtfaiyeci yangının içine girerek hayat kurtarır.
Hemşire, hastanın en zor anında başucunda bekler.
Yaşlı bakım çalışanı, kendi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan insanların hayatını kolaylaştırır.
Polis toplumun güvenliğini sağlar.
Okul öncesi eğitimci, çocukların ilk eğitim ve gelişim süreçlerine katkıda bulunur.
Çöp toplama görevlisi, çoğu insanın farkına bile varmadan geçtiği sokakların temizliğini sağlar.
Kanalizasyon ve arıtma çalışanları ise modern şehir hayatının görünmeyen fakat vazgeçilmez altyapısını ayakta tutar.
Bu insanların çoğu gösterişli makam odalarında oturmaz.
Birçoğunun unvanı toplumda büyük bir prestij oluşturmaz.
Fakat yaptıkları iş durduğunda hayatın nasıl aksadığını hepimiz çok kısa sürede fark ederiz.
Demek ki görünür olmakla değerli olmak aynı şey değildir.
BİZDE İTİBAR NEDEN MAKAMLA ÖLÇÜLÜYOR?
Türkiye’de ise mesleki itibarın çoğu zaman yüksek gelir, karar verme gücü, makam, unvan, rütbe, otorite, iş güvencesi ve sosyal statü gibi unsurlarla birlikte değerlendirildiği görülüyor. İşi bizzat yapmaktan çok, başkalarına yaptırabilmek bile zaman zaman bir güç ve prestij göstergesi olarak algılanabiliyor.
Oysa otorite sahibi olmak başka, itibarlı olmak başkadır.
Bir makam insana güç verebilir ama bu güç, tek başına saygınlık anlamına gelmez.
Bir unvan kişiyi toplumda görünür kılabilir ama unvan, karakterin ve emeğin yerine geçemez.
Yüksek gelir insana ekonomik güç sağlayabilir fakat toplum için gerçekten değer üretmiyorsa, o gelirin kendisi başlı başına itibar ölçüsü olamaz.
Gerçek itibar, insanın sahip olduğu koltuktan değil; o koltukta ne yaptığıyla ilgilidir.
GÖRÜNMEYEN EMEĞİN GÖRÜNÜR DEĞERİ
Belki de toplum olarak en büyük yanılgımız, bazı işleri “sıradan” görmemizdir.
Oysa hiçbir emek sıradan değildir.
Bir şehrin temizliği, bir hastanın bakımı, bir çocuğun eğitimi, bir yangının söndürülmesi, bir yaşlının ihtiyaçlarının karşılanması ya da kanalizasyon sisteminin çalışması; hayatın devamlılığı için birbirinden önemli görevlerdir.
Bir mesleğin toplumdaki gerçek değeri, ne kadar gösterişli olduğuyla değil, yokluğunda ne kadar büyük bir boşluk oluşturduğuyla anlaşılır.
Bu nedenle çöp toplayan insanın emeğini küçümseyip makam sahibinin görevini yüceltmek, aslında emeğin kendisine değil, toplumun değer ölçülerine dair bir sorun ortaya koyar.
İTİBAR, İMTİYAZ DEĞİL SORUMLULUKTUR
Asıl mesele şudur:
Bir insanı değerli yapan sahip olduğu makam mı, yoksa taşıdığı sorumluluk mudur?
Bir mesleği itibarlı yapan maaşı mı, yoksa topluma sağladığı fayda mı?
Almanya örneğinde dikkat çeken yaklaşım, mesleğin sahibinden çok mesleğin kendisine ve topluma sağladığı doğrudan faydaya odaklanılmasıdır. Türkiye’de ise çoğu zaman meslek sahibinin elde ettiği toplumsal konum ve ayrıcalıkların daha fazla önemsendiği görülmektedir.
Oysa gerçek itibar, insanları yukarıdan aşağıya sıralamak değildir.
Gerçek itibar; emeğe saygı duymak, sorumluluğu takdir etmek ve topluma fayda sağlayan her işi değerli görebilmektir.
Çünkü hayatı sadece yönetenler değil, aynı zamanda her gün sessizce emek verenler de ayakta tutar.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Kim daha yüksek makamda?” yerine, “Kim topluma daha fazla fayda sağlıyor?”
İşte o zaman itibarın gerçek anlamını yeniden keşfetmiş oluruz.
Çünkü makam geçicidir, unvan değişir, koltuk el değiştirir; fakat insanlığa yapılan iyilik ve topluma bırakılan fayda kalıcıdır.
Abdulbaki Akbal