Kaygısızlık Yarını Zorlaştırır

KÖŞE YAZISI

Etrafımızda olup bitenlere bugün kayıtsız kalmak, yarın daha ağır bedeller ödememize yol açar. Bir sorunla yüzleşmek, onu görmezden gelmekten her zaman daha kolaydır. Çünkü ertelenen her mesele, zamanla büyür; çözümsüz sandığımız her durum, aslında ihmalimizin bir sonucudur.
Evet filistinde Yaşanan acılar ilk anda yürekleri dağladi, içimizi sarsti; fakat zamanla eylemsizlikten, sessiz kalmaktan ötürü bu acılar kanıksanır hale geldi. kanıksanan her haksızlık yeni haksızlıkların önünü açip
duyarsizlasmaya neden oluyor.. vicdanlar köreldikce acilar artik kader gibi algılanır.

Filistin e destek platformu 9 agustos ta gazze icin yuruyus duzenledi. Amaci emperyalist ve siyonistlere dokunmadan gerçek bir huzur ve güvenin tesis edilemeyeceği mesajıydi. Bu mesaji umarsamayan katiller surusu her türlü saldırı ve yok etmeden sonra; yaptıklarından zerre kadar endise duymadan, hiç kimseden çekinmeden, her yeri tekrar yıkmak ve kirletmek için harekete geçip Gazzeyi tamamen isgal etmeye basladilar… Ne acidir ki ülkemizin de pasaportunu tasiyan 4 bin siyonist, Gazzeye gidip israil icin katliam yapmaya devam ediyor.Bu gune kadar bunlardan 65 nin cephede olduruldugu soyleniyor.Bunlarin varlığı, sadece zulmün değil aynı zamanda yaptirimsizligin da aynasıdır. Çünku çoğu zaman en büyük suç, kötülüğün kendisi kadar, kötülüğü korkudan ya da umursamazlıktan sadece seyredenlerin suskunluğudur da.
Bir yerde zulüm varsa, o zulmün büyümesinin nedeni çoğu kez izleyenlerin sessizliğidir. Bir yerde kirletilmiş değerler varsa, onların yok edilmesine izin veren korku ve suskunluk da aynı derecede sorumludur.
Oysa musluman olmanın onuru, haksızlığın karşısında dimdik durmakla ölçülür. İslamin sesi, korkuyu yırtan cesur adımlarla yükseldigini biliyoruz. Bugün seyretmek kolay görünebilir; ama yarın, suskunluğun yükü en ağır pişmanlık olarak karşımıza çıkar.
Kalpleri var kavrayamazlar ayeti(Â râf 179) ,Gazzedeki her yıkıntının, her kirli adımın gölgesinde yankılandigini artik duyuyormuyuz: “Biz dokunmayıp,sustuğumuz ve görmezlikten geldiğimiz için mi bu kadar pervasız oldular?” bu sorunun cevabı, geleceğimizin kaderi degilmidir?
“şimdi uğraşmayalım, nasıl olsa geçer” diye düşündüğümüz meseleler, yıllar sonra karşımıza çok daha çetin bir şekilde çıkıyor. Toplumların tarihi bu örneklerle doludur. Zamanında önlem alınmayan her zayıflık, fırsatını bulduğunda daha güçlü bir şekilde geri döner. Ve ne yazık ki bu dönüş çoğu kez bizim en hazırlıksız olduğumuz anlara denk gelir.
Bugün güçlü olduğumuz dönemde adım atmazsak, yarın başkalarının belirlediği şartlara mahkûm oluruz. Bu yalnızca siyaset için değil, sosyal hayatımız, aile ilişkilerimiz ve hatta bireysel yaşamımız için de geçerlidir. Bir sorunla kendi irademizle ilgilenmek ile, başkasının müdahalesine mecbur kalmak arasında çok büyük bir fark vardır.
Özellikle toplumsal meselelerde “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı, bizi eninde sonunda o yılanın tam ortasına bırakır. Başkasının hatası ya da sorunu gibi görünen şeyler, bir gün dönüp bizim hayatımızı da etkiler. Bu yüzden kayıtsızlık, bir tercih değil; geleceği başkalarına teslim etmektir.
Bugün gösterdiğimiz duyarlılık, yarının özgürlüğünü garanti altına alır. Bugün aldığımız önlem, yarının huzurunu inşa eder. O yüzden mesele, sadece günü kurtarmak değil; geleceği güvence altına almaktır.

Mehmet halit demir
23.donem mardin milletvekili.