Koçokrasi

KÖŞE YAZISI

KOÇOKRASİ

 

 

Bu devletin baştan beri ilkel bir burjuva demokrasisi vardı, hiçbir zaman tam demokratik bir cumhuriyete dönüşemedi. Çok yakında Koç Ailesinin sanırım bir kutlaması oldu.

Tüm devlet erkanı orada saf tuttu. Hatta MHP Genel Başkanı dışarıda karşılandı. Bir düşünelim bir: Bir yoksul aile ya da sıradan bir vatandaş böyle onurlandırılır mı?

Devletin tüm üst düzeyi, siyasi partileri sıraya dizilir mi?

Yani soruyorum, ben, sen, biz, siz bu ülkede Koç ailesi ferdi ile eşit miyiz?

Devleti yönetenler karşısında eşit miyiz?

Eğer bu sorunun yanıtı hayır ise, sadece bu işaret bile bu topraklardaki rejimin demokrasi olmadığına işarettir. Bir Koç büyüğünün Kürt kadını ile ilgili ağza alınmayacak sözler sarfetmesi onların devlet nezdinde güçlerinden ve belki de dokunulmazlığından gelmiş olabilir.

Yaşlı başlı, tecrübeli bir yaşamı olan ve bu ülkenin yarattığı ilk burjuvazi ailelerinden biri olan bu ailenin en büyüğünün lafı bu kadarmış meğer. Bir sıradanlık içinde kınıyorum demek bana göre de geçersiz bir durumdur. Ayıp sadece işlenmemiştir, milli burjuvazinin düşündüklerini yansıtmıştır.

Bekri Mustafa’yı duymuşsunuzdur diye düşünüyorum. Hani, içki yasağına uymayanların cezalandırıldığı ve hatta öldürüldüğü 4. Murat döneminin ünlü ayyaşı. Bekri, içmeye sabahtan başlayan ya da gece gündüz içen anlamına gelir.

Bekri Mustafa, 4. Murat’tan yakayı her zaman zekâsı, esprileri sayesinde kurtarmayı başarmıştır. Bu yüzden fıkraları, dilden dile yayılmış, adeta bir efsaneye dönüşmüştür. 4. Murat’ı içkiye alıştıranın o olduğunu bile rivayet edilir. Denir ki, günün birinde, bir mahallede yoksul bir ölünün namazını kılacak imam bulunamamış.

Yol yordam bildiğinden namazı Bekri Mustafa kıldırmış. Sonra da tabut yerine hasıra sarılmış cenazenin kulağına bir şeyler fısıldamış Bekri. Cemaat ölüye ne söylediğini merak etmiş. Bekri gülerek:”Öte yanda dünyanın durumunu sorarlarsa, Bekri Mustafa imamlık ediyor, de. Onlar durumu anlarlar,” demiş. Bizim durum da bu! Böylesi bir yaşantı içindeyiz. Büyüklerimiz, velinimetlerimiz, haklarımızı koruyacaklar böyle bir noktada olursa zaten biz ölmüşüz de gömenimiz yok demektir.

Saygı ile.

Bülent Tekin