Mardin Barosu yönetimi ile en son Erdoba Otelinde yapılan olağan genel kurulunda bir araya gelmiştik.  8 ay önce yapılan genel kurulda yönetime baronun pasif olduğu hayati önem taşıyan hiçbir olayda inisiyatif alıp tek başına açıklama yapmadıkları şekilden eleştiriler getirmiştik.

O dönemde güven tazeleyen baro yönetimi eleştirileri dikkate alıp göz önünde bulunduracaklarını ifade ederek kongreden hemen sonra ise genel bir değerlendirme toplantısı yapacaklarını söylemişlerdi. Aradan geçen 8 aylık süre zarfında baronun hangi çalışmalara imza attıklarını ve hangi güncel olaylara karşı açıklama yaptıklarını görmek adına baro ile ilgili gerek google taramasında gerekse kendi web sitelerinde ciddi anlamda bir habere rastlamadım. Yapılan bir-iki açıklama ise farklı platformlar bünyesinde yapılmış.

Hayati önem taşıyan konularda bile sesini çıkarmaktan aciz olan Baro’nun kendi personeline karşı yaptığı uygulamalarla ilgili duygularımıza tercüman olan değerli dostum Dündar Sansür’ün yazdığı köşe yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Özünde en adaletli olması gerekenlerin, en adil olması gerekenlerin hukuk gibi birlikte yaşamın olmasa olmaz koşullarının başında yer alan bir öğenin diplomasını taşıyanların, hukuksuz davranmaları ve hak yemeleri onların kendi içlerinde ne denli çelişkilerle dolu bir vaziyetin içinde olduğunu göstermekte. Hukuk dilinin temelinde de asalet yatar, en ünlü avukatlar özellikle antik yunan Atina toplumunda o toplumun en saygın kişileri filozofları hiçbir maddi karşılık beklemeksizin hakları yenilen bireyleri savunurlardı. Diploma şartı değil, insan olma şartı ön koşuldu.

İnsan olma vasfından yoksun bir kurumun kendi işçisinin hakkını dalaverelerle gasp etmeyi kişisel egoları ile hareket ederek o kuruma emek verenlerin emeğini yiyen bir kurumun söz konusu o topluma o toplumun var olan sosyal siyasi kültürel ve benzeri sorunlarını bırakın çözmeyi, bilakis o toplumun hakkını savunmadan aciz kendi çelişkileri ile boğulan bir konuma düşerci aşikardır.

Aynı zamanda entelektüeller olarak kendilerini ifade eden sürekli envai çeşit kravatlarla her gün çaka satan ve odaları bilmem hangi mimari göz aldatmacılığının göstergesi olan” bazı” avukatlar sanmasınlar ki bu onları kurtarır. Genel hatları ile hukuk gibi hayati bir mesleğin diplomalıları olan “bazı şahsiyetler”(doğru olanları bunun dışında tutmaktayım) bilirler ki, bizlerin bildiği gibi, onları aslında çağın geldiği hukuk dilinden ziyade sadece mahkemelerde iş takibi yapma ve katiplerin sırtından geçinenler olduğunu iyi bilinir. “bilinsin ki bu ifade Bu bir genelleme değildir.” Her şey bir yana aldığı diplomasının hakkını vermeyenler en önemlisi “ÖNCE İNSAN OLAMAYANLAR” hakta yer hukukta çiğner, kendi çalışanlarının emeğini de yemeyi gayet normal karşılarlar. Sayın Faruk bey, sizin uğradığınız hukuksuzluğu şiddetle kınıyorum, ve sözüm ona bunu yapanlar kendilerine tarih içerisinde bir rol biçmeye kalkışmasınlar, onlar kendi vicdanlarında yargılanacaklar, aynı zamanda toplum vicdanında da yargılanırlar!. Zulme uğrayanların zalim olması ne denli üzücü bir vaka ise, adaleti temin etmeye çalışanların da adaletsiz olmaları hak yemeleri de o denli çürümüş bir anlayışın insanlığın bedbahtlar çöplüğün de yer almaya mahkum olurlar… sağduyunun hakim olması temennisi ile… son söz zalimin zulmü var ise mazlumun da Allah’ı var…Bu hukuk dilinde bir şey ifade etmeyebilir. Ama inandığımız değerlerde “İNSAN olma” değerlerinde önemli bir hukuk cevabıdır.

Savunması alınmadan alınan verilen kararların insanı vicdanları tanınırlığı asla yoktur… Kimliği, statüsü, dili, rengi, suç vasfı vs gibi kavramların-olguların insan hakları temelinde var olma ve haklarını, savunma, itiraz etme en önemlisi suçunun netliğinin istenmesine karşılık talep edilen hakkın gaspının sosyal demokrasilerde hatta en geri demokrasiler de bile hiçbir anlam ifade etmediğini, böylesi bir açının ancak ve ancak faşizan yönetimlerin Baas türü yapılanmaların bir anlayışı olduğu açıktır…

Suçlama yada karalama amacında değilim.. Sadece genel anlamda hukukun ve adaletin önemini genel hatları ile kendi düşünce potamda anlatıyorum. Katılır yada katılmasınız bu sizin bileceğiniz bir durum. Ancak sizler böylesi bir kimliğe misyona soyunmuşsanız “hele BARO gibi bir toplumun en önemli STK’sı iseniz” gereklerini yerine getirme zorunluluğuna sahipsiniz. Adaletli olmalısınız olmak zorundasınız, hakkın yanında yer almalısınız. Hak yiyenin karşısında “bedeli ne olursa olsun” olmak zorundasınız.  Değerli Mardin barosu yönetim kurulu ve avukatlarına samimiyetle ifade etmek isterim ki, amacım kastı aşmak değildir. Değerli Faruk’a ve onun emeğine neden gösterilmeksizin gasp edilmesinin hukuk dili ile anlaşılır yanı asla yoktur kanısındayım. Kişilerin egosu ile alınan kararların doğuracağı vicdanı azap bir yerde yine size mal olmakta. Elbette sizler şemsiyeniz altında barınan insanları alır yada almasınız bu sizin tasarrufunuzda, ancak, etik davranarak hareket etme durumundasınız. Tazminat hakları başta olmak üzere, savunma hakkı, itiraz hakkı emek hakkı asla red edilemez. Bildiğim, okuduğum anladığım budur. Yanılıyorsam beni bilgilendiriniz, değilse siz mi acaba hukuku yanlış anlamışsınız gibi bir ima belirir belleğimde… 

Umarım ve dilerim ki, kişilerin aldığı kararlar sizleri yarınlarda Baro olarak tarafsız ve hakkın halkın yanında yer alma pozisyonunuzu tartışmaya açmaz. Görünen bunun tersi bir ifade biçimini kapsamakta. Sağduyulu davranmak hakların gasp  edilmemesi kutsallığına olan inancımca.

 Sevgilerimle…”

Dündar Sansür - Şırnak Haber Gazetesi

http://www.sirnakhaber.com/haberler/yazardetay.asp?id=1408&kategori=Dündar SANSUR