Mezarlar Üzerine Yükselen Barış!

KÖŞE YAZISI

Sevgili okurlarım, İsrail- Filistin sorunu, modern tarihin en uzun süren ve en karmaşık siyasi, dini ve insani çatışmalarından biridir. Kökenleri 19. yüzyılın sonlarına kadar uzanır ve bugün hâlâ çözülmemiştir.

İki senedir Filistin İsrail savaşına tanık olduk. Bu savaşta Gazze yerle bir edildi. 67 bin masum Filistinliyi öldüren 170 bin daha fazlasını yaralayan ya da sakat bırakan silahları, bombaları İsrail’e Biden’la Trump vermişti.

İnsanın sokakta oynayan çocukları, evde uyuyan ya da mutfakta yemek hazırlayan anneleri, yani tamamen masum, tertemiz insanları öldürebildiğine tanık olmak farkında olalım ya da olmayalım korkunç bir tanıklıktır.

İnsanların ağır, onarmaz bir yara açar, tedavisi mümkün değildir. En ağır yara da o yarayı hissetmeyenlerin yarasıdır. Soykırıma tanık olmadan önceki insanlıkla tanık olduktan sonraki insanlık aynı insanlık değildir. Diğer ifade ile artık hepimizin ruhunda soykırıma tanık olmanın lekesi var.

Beyaz Saray Pazartesi günü Mısır’ın Şarm eş Şeyh kentinde düzenlenen Gazze barış zirvesi sonucunda ortaya çıkan ve dört dünya lideri tarafından imzalanan bildirinin tam tam metni yayınlandı.

Beyaz Saray’ın “Kalıcı Barış ve Refah için Trump Deklarasyonu” olarak adlandırdığı deklarasyon ABD Başkanı Donald Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es Sisi, Katar Emiri bin Hamad Al Sani ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandı.

Gazze anlaşması bahanesi ile Trump resmen şov yaptı. Büyük ülke liderlerini sıraya dizdi ve birer birer kendisi ile resim çekmelerine müsaade etti.
Tek lider tek dünya düzeni gibi. İngiltere, Almanya, Fransa liderleri bile Trump’ın elini sıkmak için adete birbiriyle yarıştılar. İyi de bu şovun arkasında yatan nedir?
Mücrimler ayakta birbirlerini övüyorlar, alkışlıyorlar Trump vaktinin çoğunu Netanyahu’yu övmek için kullandı. Şarm el-Şeyh’te kendisini bekleyen devlet başkanlarını , delegasyonlarını fazladan üç saat bekletti. Nasıl olsa Amerika’nın devlet başkanıdır, büyüğümüzdür, büyük bir liderdir beklenebilir…

Mısır’ın Şarm eş Şeyh kentinde barış görüşmesinde 20 kadar devlet ve hükümet başkanı vardı. Avrupa’dan, Amerika’dan, Asya’dan, Afrika’dan Krallar, emirler, başkanlar, Cumhurbaşkanları ve başbakanlar vardı.
Barış görüşmesinin merkezinde Trump vardı, zirvenin aile fotoğrafında “Trump cemaati” görüntüsünü dünya medyasına veriyordu.
Burada dikkatimizi çeken Rusya ve Çin’in temsilcisi var mıydı? Yoktu.

Belki de bu yüzdendir Trump cemaati görüntüsü.
Sanki herkes dünya liderinin arkasına diziliyor, birlikte “Barış Zirvesi Niyet Beyanı’nı imzaladılar. Bu beyanın içinde Filistin için herhangi bir istikbal garanti edilmiyor, temenni bile edilmiyor. Ne Filistin Devleti ne iki devletli çözüm.
Liderler sözlü olarak söylüyorlar ama imzalayacakları kağıda yazamıyorlar.

İki yıl süren savaşın ardından, artık Gazze yeniden inşa masasında. Barış anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte gündeme gelen “Büyük Gazze Yeniden İnşa Planı” bir “Ortadoğu Rivierası” na dönüştürme vaadiyle tanıtılıyor. 100 milyar dolarlık bu dev yatırım paketinin ardında, ABD, Körfez ve küresel teknoloji devleri var, gereğinden fazlasıyla iştahlarını kabartıyor.

Trump’ın hayalı bütün Ortadoğu’yu Abraham Anlaşması’nın içine koyup paketleyip İsrail’e teslim etmek.

Özetle; elinde kan dilinde barış!..

Köşenin Sözü: ”Amerika’nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir.
Fakat Amerika’nın dostu olmak ölümcüldür!” (Henry Kissinger ABD eski Dışişleri Bakanı)

Abdulbaki Akbal