Milli Mücadelede Yeni Bir Sayfa: Türkiye’nin Ortadoğu’da Güçlenen Birlik Siyaseti

KÖŞE YAZISI

Milli Mücadelede Yeni Bir Sayfa: Türkiye’nin Ortadoğu’da Güçlenen Birlik Siyaseti

Ülkemizin demokratiklesme ve terörle mücadelede attığı her adım, yalnızca bugünün güvenlik sorunlarına cevap vermekle kalmiyor; aynı zamanda yarının, Ortadoğu’sunu ve bölgesel dengeleri de şekillendiriyor. Bu nedenle milli birlik ve kardeslik mücadelesine ilişkin yeni yasal düzenlemeyi yalnızca güvenlik perspektifinden değerlendirmek eksik kalır. Asıl mesele, bu düzenlemenin ülkemizin kendi içindeki kardeşlik hukukunu güçlendirip Ortadoğu’da Türkleri, Kürtleri, Arapları ve bölgenin bütün halklarını daha güvenli ve onurlu bir geleceğe taşımasıdir.
Tarih boyunca en büyük güc, farklılıkları çatışma sebebi değil, ortak bir medeniyetin zenginliği olarak görebilmeden gelmiştir. Türk, Kürt, Arap ve diğer halklar yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada yalnızca komşu değil, kader ortağı olmuşlardır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey de tam olarak bu ortak kader bilincini yeniden güçlendirmektir.
Emperyalist ve siyonist ülkelerin en büyük hedefleri, halklar arasına korku, güvensizlik ve düşmanlık yerleştirmektir. Terör örgütlerini kurup halkın temsilcisi gibi göstermeye çalışarak, aslında en büyük zararı o halka verdiriyorlar. Çünkü bir halkın tamamını terörle özdeşleştirmek, kardeşlik hukukunu zedeler ve toplumları birbirinden uzaklaştırır.
Ülkemizin güçlü olması için Kürtlerin zayıflaması gerekmiyor; tam tersine, Kürtlerin huzur ve refah içinde yaşaması Türkiye’nin gücüdür. Türklerin güvenliği Kürtlerin güvenliğiyle, Arapların istikrarı bölgesel istikrarla birbirine bağlıdır. Bu nedenle gerçek mücadele, halklarla terör örgütlerini birbirinden ayırabilen bir anlayışa dayanir.
Birlik ve kardeslik yasasının en önemli stratejik anlamı da burada ortaya çıkiyor. Devleti güçlü kılarken vatandaşın onurunu korumak, çatisma sorununu çözerken toplumsal ayrışmayı büyütmemek ve güvenlik politikalarını adalet duygusuyla tamamlamak.
Çünkü yalnızca güvenlik duvarlarıyla kalıcı barış kurulamaz. Güvenliğin yanında hukuk, adalet, ekonomik kalkınma, eğitim ve fırsat eşitliği de olmalidir. İnsan kendisini devletinin eşit ve değerli bir vatandaşı olarak gördüğü zaman, bölücü guclerin propaganda alanı daralır.
Ülkemiz bugün yalnızca kendi sınırları içerisinde değil, Suriye’den Irak’a, Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir coğrafyada etkili bir aktördür. Bu etkinliğin kalıcı olması için askeri güç kadar siyasi akıl ve toplumsal bütünlük de gerekiyor.
Ortadoğu’nun geleceği israil-amerika ve avrupanin çizdiği sınırlarla ve dışarıdan kurulan vekâlet savaşlarıyla artik şekillenmemelidir. Bölge halkları kendi geleceklerini kendi iradeleriyle belirleyebilmelidir. Ülkemiz Ak parti iktidarlari sürecinde Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve diğer halkların birbirine karşı değil, birlikte güçlenmenin önünü açarak ve halklarin iradesine sahip cikarak emperyalist ve siyonistlerin ortaduguda oynadıkları kirli oyunlari bozmuştur.
Bunun için ülkemizin mesajı yeni yasayla daha açık olmustur: emperyalist ve siyonistlerin maşa si örgütlerle mücadele ederiz; fakat hiçbir halkı terörle özdeşleştirmeyiz. Devletin otoritesini savunuruz; fakat vatandaşın onurunu da koruruz. Güvenliği tesis ederiz; fakat adaletten vazgeçmeyiz.
İşte gerçek güç budur.
Ülkemizin büyüklüğü yalnızca sahip olduğu nüfus, ekonomi veya askeri kapasiteyle ölçülmemeli. Asıl gücümüz, farklı kimlikleri aynı ortak gelecek etrafında buluşturabilme kabiliyetimizdir.
Evet! Kırk yıldır yasadigimiz catismanin sona ermesi, sadece silahların susması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda korkunun, ötekileştirmenin ve kardeşler arasındaki güvensizliğin de sona ermesi anlamına geliyor.
Ve bugün AK Parti Hükümeti, milli birlik ve kardeslik mücadelesinde elde ettiğimiz bu kazanımları kalıcı bir devlet politikasına dönüştürmesi, toplumsal bütünlüğümüzü güçlendirerek, bölgesel jeopolitik dengelerde ülkemizin stratejik kapasitesini arttırması açısından tarihi fırsatlarin önünü açıyor.
Türk, Kürt, Arap ve diğer bütün halklar olarak şunu biliyoruz: Bizim ortak geleceğimiz, birbirimizin zayıflığında değil, birbirimizin gücünde saklıdır.
Ülkemizi ayristirmaya calisan catisma mücadelesinde hukuk ve adaleti esas alan, halkları birbirinden ayırmayan, kardeşliği güçlendiren bir çizgiyi başarıyla inşa edebilmek yalnızca kendi iç barışımizi değil, Ortadoğu’nun geleceğini de etkilemektedir.
Ve belki de yıllardır aradığımız büyük çıkış yolu tam burada saklıdır:
Emperyalist ve siyonistlere karşı güçlü devlet, halka karşı güçlü adalet; ayrıştırmaya karşı güçlü kardeşlik.
Bu üçü bir araya geldiğinde ülkemiz yalnızca terörle mücadele eden bir ülke değil, Ortadoğu’da barışın, istikrarın ve halkların onurlu geleceğinin öncüsü olan güçlü bir merkez ülke haline gelmeye devam edecektir.
Mehmet Halit Demir
23.Donem Mardin Milletvekili.