MUSA NEHRE BIRAKILDI, FİRAVUN BOĞULDU
Hz. Musa, bebeklik çağında bir sandığın içinde nehre bırakıldı.
Bir annenin evladını kendi elleriyle suya teslim etmesi, zahirde bakıldığında firkatin, hicranın ve çaresizliğin en ağır sûretiydi.
O anne için nehrin ötesi meçhuldü.
Fakat Allah için hiçbir şey meçhul değildi.
İnsan yalnızca hâli görür; Allah ise akıbeti bilir.
Musa’nın sandığı nehrin üzerinde sürüklenirken, insanların nazarında bu bir felâketti. Lâkin ilâhî takdirde o nehir, bir helâket yolu değil, necatın güzergâhıydı.
Ve yıllar sonra aynı Musa, karşısında Firavun’un zulmünü buldu.
Kendisini kudret sahibi zanneden, saltanatına güvenen, insanlara hükmetmeyi ilâh edinmiş Firavun vardı.
Fakat nihayetinde ibretlik olan şuydu:
Hz. Musa nehre bırakıldı, ama boğulan Firavun oldu.
İşte insanın idrak etmekte zorlandığı hakikat tam da budur.
Bazen hayat seni hiç istemediğin bir yola sevk eder.
Bazen kapılar birer birer yüzüne kapanır.
Bazen yıllarca kurduğun bir hayal, bir anda serâba dönüşür.
Bazen bütün gayretine rağmen netice alamaz, gönlünü bir hüzün ve inkisar kaplar.
Ve kendi kendine dersin ki:
“Bundan sonra ne olacak?”
İşte tam o anda tevekkül başlar.
Çünkü tevekkül, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir.
Tevekkül; elinden gelen sa’y ü gayreti gösterdikten sonra, gücünün yetmediği yerde kalbini Allah’ın takdirine teslim etmektir.
Tedbirini alırsın, fakat tedbire değil Müdebbir’e güvenirsin.
Çalışırsın, fakat neticeyi kendinden bilmezsin.
Kapıları çalarsın, fakat hangi kapının senin için hayırlı olduğunu Allah’a bırakırsın.
Zira insan ister; Allah takdir eder.
İnsan plan yapar; Allah hükmeder.
İnsan bugünü görür; Allah dünün, bugünün ve yarının bütün hikmetini bilir.
Belki bugün kayıp zannettiğin şey, yarın senin için en büyük lütuf olacaktır.
Belki kapanan kapı bir mahrumiyet değil, seni daha büyük bir zarardan muhafaza eden hikmetli bir settir.
Belki geciken bir nasip, reddedilmiş değildir; yalnızca vakti mukadder değildir.
Öyleyse gönlünü fazla yorma.
Her şeyi anlamaya çalışma.
Her hadisenin sırrını hemen çözmeye çalışma.
Çünkü bazı hakikatler akılla değil, sabırla anlaşılır.
Bazı kapılar anahtarla değil, dua ile açılır.
Bazı yollar haritada değil, tevekkülün izinde bulunur.
Sen gayret et.
Sa’y sende, netice Allah’tandır.
Dua sende, icabet Allah’tandır.
Sabır sende, ferahlık Allah’tandır.
Vazife sende, takdir Allah’ındır.
Bugün seni içine bıraktıkları nehirden korkma.
Çünkü sen nehrin nereye aktığını bilmiyorsun.
Allah biliyor.
Ve unutma:
Hz. Musa’nın sandığı suyun üzerinde ilerlerken, kader de kendi hükmünü yazıyordu.
Senin hayatında da bugün anlam veremediğin bazı hadiseler, belki yarının en güzel hikmetine dönüşecektir.
O hâlde kalbini müteessir eden meseleleri Rabbine arz et.
İşini Allah’a havale et.
Zira Allah’a teslim edilen hiçbir emanet zayi olmaz; O’na bırakılan hiçbir gönül sahipsiz kalmaz.
Sen hikâyenin yalnızca bir satırını görüyorsun.
Allah ise bütün kitabı biliyor.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin