Sınav, Rızık ve Geleceği Garanti Etme Yanılgısı

KÖŞE YAZISI

Üniversite sınavına hazırlanan bir genç, çoğu zaman yalnızca matematik, fizik, kimya ya da edebiyat sorularıyla mücadele etmez. Onunla birlikte sınava ailesinin umutları, ekonomik kaygıları, akrabaların beklentileri, toplumun başarı ölçüleri ve “Ya olmazsa?” korkusu da girer.

Üniversite sınavına hazırlanan bir genç, çoğu zaman yalnızca matematik, fizik, kimya ya da edebiyat sorularıyla mücadele etmez. Onunla birlikte sınava ailesinin umutları, ekonomik kaygıları, akrabaların beklentileri, toplumun başarı ölçüleri ve “Ya olmazsa?” korkusu da girer.

Bir genç bazen sadece soru çözmez.

Babasının geçim korkusunu taşır.
Annesinin “Çocuğum hayatını kurtarsın” duasını yüklenir.
Ailesinin yıllardır çektiği sıkıntıları telafi etmesi beklenen kişi hâline gelir.
Bazen de farkında olmadan anne babasının yarım kalmış hayallerinin devamı gibi görülür.

Oysa bir sınav, insanın bütün kaderi değildir.

Evet, sınav önemlidir. Emek ister, disiplin ister, ciddiyet ister. Fakat bir gencin değerini, ahlakını, zekâsını, karakterini ve gelecekte Allah’ın ona açacağı kapıları tamamen belirleyen nihai hüküm değildir.

Bugün ailelerin çocuklarına yüklediği sınav baskısının arkasında çoğu zaman kötü niyet değil, derin bir gelecek kaygısı vardır. Anne baba, çocuğunun ileride işsiz kalmasından, geçim sıkıntısı çekmesinden, toplumda geriye düşmesinden korkar. Bu korku anlaşılabilir bir korkudur.

Fakat modern zamanların en büyük yanılgısı tam da burada başlar.

İyi bir üniversite, güçlü bir meslek, yüksek gelir ve servet sahibi olmanın hayatı tamamen garanti altına alacağı sanılır. Sanki iyi bir bölüm kazanılırsa bütün kapılar açılacak, kazanılamazsa hayat karanlığa dönecekmiş gibi bir hava oluşturulur.

Bu düşünce hem aileyi hem de genci ağır bir baskının içine sokar.

Oysa modern dünyanın serveti bile tam anlamıyla güvenli değildir. Bugün büyük servetlerin önemli bir kısmı nakit para değildir; hisse senetleri, şirket değerlemeleri, marka değeri, piyasa beklentileri ve finansal kayıtlar üzerinden hesaplanır. Yani servetin önemli bir bölümü güvene, beklentiye ve sisteme duyulan inanca dayanır.

Güven sarsıldığında, bu servetlerin değeri de sarsılır.

Demek ki servet bile insanın geleceğini mutlak biçimde güvenceye alamıyorsa, bir gencin bütün hayatını tek bir sınav sonucuna bağlamak çok daha büyük bir yanılgıdır.

Modern insan burada büyük bir tuzağa düşer: Rızkı yalnızca diploma, meslek, maaş ve servet üzerinden okumaya başlar. Sebepleri görür ama sebeplerin arkasındaki kudreti unutur.

Elbette çalışmak gerekir.
Elbette iyi eğitim önemlidir.
Elbette insan çocuğu için güzel bir gelecek ister.

Fakat bütün bunlar araçtır; hayatın ve rızkın sahibi değildir.

Kur’an’ın insana hatırlattığı hakikat çok açıktır: Rızkın kefili Allah’tır. İnsan çalışmakla sorumludur; rızkı yaratmakla değil.

İşte tevekkül burada başlar.

Tevekkül, çalışmayı bırakmak değildir.
Tevekkül, elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakabilmektir.

Bir öğrenci dersine çalışır, denemelerini çözer, eksiklerini tamamlar, sınavına girer. Bunlar onun sorumluluğudur. Fakat sınav günü yaşanacak her ayrıntıyı, puanının nereye yeteceğini, hayatın yıllar sonra hangi kapıları açacağını bilmek onun görevi değildir.

Ailelerin de bunu unutmaması gerekir.

Evladına destek olmak başka şeydir, onu geleceğin bütün yükü altında ezmek başka şeydir.

Destek, “Yanındayım” der.
Baskı, “Başaramazsan mahvoluruz” der.

Destek çocuğa güç verir.
Baskı çocuğun nefesini keser.

Destek emeği değerli kılar.
Baskı sonucu putlaştırır.

Bugün birçok genç sınava değil, ailesinin hayal kırıklığına girmekten korkuyor. Yanlış yapmaktan değil, yüzleri düşürmekten korkuyor. Tercih yapmaktan değil, “Senin için bu kadar emek verdik” cümlesinin altında ezilmekten korkuyor.

Oysa evlat, anne babanın gelecek kaygısını taşımak için dünyaya gelmiş bir proje değildir.

Evlat, Allah’ın emanetidir.

Onun kendi mizacı, kendi kabiliyeti, kendi yolu ve kendi imtihanı vardır. Anne baba elbette yol gösterir, tecrübesini aktarır, imkân sağlar, disiplin kazandırır. Fakat çocuğun bütün varlığını tek bir sınav sonucuna sıkıştırmaz.

Çünkü rızık yalnızca puanla gelmez.

Rızık bazen doğru insanla karşılaşmaktır.
Bazen geç sandığımız bir kapının hayırlı çıkmasıdır.
Bazen istediğimiz yerin olmamasıyla daha doğru bir yola yönelmektir.
Bazen kayıp sandığımız şeyin bizi koruyan bir rahmet olduğunu yıllar sonra anlamaktır.

İnsan hayatına dönüp baktığında, en önemli dönüm noktalarının çoğunun kendi planının dışında gerçekleştiğini görür. Bugün kaçırdığına üzüldüğü bir fırsat, yarın onu daha büyük bir zarardan korumuş olabilir. Bugün kazanamadığı bir bölüm, onu kendine daha uygun bir alana yönlendirmiş olabilir.

Bu yüzden gençlere söylenecek söz şudur:

Çalış. Ciddiye al. Emeğini küçümseme. Ama kendini bir sınav sonucundan ibaret sanma.

Ailelere söylenecek söz de şudur:

Evladınızın geleceği için kaygılanmanız normaldir. Fakat rızkın sahibi siz değilsiniz. Siz yalnızca ona sevgi, imkân, dua, istikamet ve güven vermekle sorumlusunuz.

Çocuğunuzun kalbine şu cümleyi yerleştirin:

“Sonuç ne olursa olsun biz senin yanındayız.”

Bu cümle bazen en iyi kurstan, en pahalı denemeden, en güçlü motivasyon konuşmasından daha kıymetlidir.

Çünkü sevildiğini bilen genç daha sağlam yürür. Sonucun sevgiyi değiştirmeyeceğini bilen çocuk, sınava daha az korkuyla ve daha berrak bir zihinle girer.

Belki de sınav dönemlerinde ailelerin en büyük görevi çocuklarına sürekli gelecek korkusu aşılamak değil, emek ile tevekkül arasındaki dengeyi öğretmektir.

Evet, çalışacağız.
Evet, gayret edeceğiz.
Evet, en iyisini hedefleyeceğiz.

Ama sonucu ilahlaştırmayacağız.

Çünkü gelecek bizim omuzlarımızda taşınamayacak kadar büyüktür. Bize düşen bugünün hakkını vermektir.

Rızkın kapılarını açacak olan yalnızca puanlar değildir. Allah’ın takdiri, kulun gayreti, zamanın bereketi ve hayatın görünmeyen yolları da vardır.

O yüzden bir gence sınavdan önce söylenecek en doğru söz belki de şudur:

“Sen elinden geleni yap. Biz seni sonucunla değil, varlığınla seviyoruz. Rızkını veren Allah’tır. Bu sınav hayatının tamamı değil, sadece yollarından biridir.”