Taziye mi, Gösteriş Merkezi mi?
İslami geleneğimizde taziye, hem insani hem de manevi açıdan çok kıymetli bir merasimdir. Yakınını kaybeden insanların acısını paylaşmak, onların hüznüne ortak olmak ulvi bir davranıştır. Ne var ki, bu güzel ve anlamlı gelenek zamanla özünden uzaklaşmış, adeta bir “boy gösterme alanı”na dönüşmüştür.
Bugün pek çok taziye evinin önü lüks otomobillerle dolu sanki lüks araç galerisi. İçeride ise kimi zaman ağırbaşlılık ve tefekkür yerine, siyaset ve ticaret konuşmalarından, dedikodu ve gösterişe kadar birçok uygunsuz hâl hüküm sürüyor. Hâlbuki taziyenin iki temel amacı vardır:
Birincisi:
Vefat edenin yakınlarına destek olmak, acılarını paylaşmak, teselli vermektir. Onlara ölümlülüğü hatırlatmak, sabrı tavsiye etmek ve bu zor günde yalnız olmadıklarını hissettirmektir.
İkincisi:
Orada bulunan herkesin ölümü tefekkür etmesi, kendisine bir muhasebe yapmasıdır. Dün aramızda olan bir insan bugün toprağın altında… Bizim de bir gün aynı akıbete uğrayacağımızı hatırlamak, hayatımızı gözden geçirmek için taziye önemli bir fırsattır.
Ki; kırdığımız gönüller varsa helallik almalı, haksızlıklarımızı telafi etmeli, küslükleri bitirmeli, mal sevgisine kapılmadan fakiri gözetmeli, kibir ve riyadan uzak durmalıyız.
Ne yazık ki bugün birçok taziye ortamı bu ruhu kaybetmiş durumda. Öyle ki bazen Kur’an okunurken bile insanlar sohbet etmeye devam ediyor. Oysa Rabbimiz buyuruyor ki:
"Kur'ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet olunsun."
Bu ilahi emre göre Kuranı Kerim okunduğunda konuşmanın haram olduğunu bilmek gerekir.
Evet, fakirlerin taziyeleri daha sade ve daha samimi oluyor. En azından gösteriş ve şatafat yok. Belki de ruhu koruyan da bu sadelik…
Taziye; merhametin, dayanışmanın, ölüm tefekkürünün mekânıdır. Lüksün, gösterişin, kavganın, dedikodunun değil. Geleneğimizi doğru yaşatmak, niyetimizi düzeltmek ve asli ruhuna dönmek elimizdedir.