Üç ülkenin Masası, Mazlumların Çığlığı ve Artık Kabul Edilemez Saldırılar
Dünya, özellikle de Ortadoğu, yeniden tarihinin en hareketli ve en tehlikeli dönemlerinden birinden geçiyor. Sınırların, ittifakların ve çıkarların sürekli değiştiği islami coğrafyada artık yalnızca ülkeler değil, insanların vicdanları da bir sınavdan geçiyor.
Bir tarafta gücünü silahlardan, ekonomik üstünlükten ve siyasi ittifaklardan alanlar var. Diğer tarafta ise yıllardır savaşların, işgallerin, ambargoların ve sömürünün bedelini ödeyen mazlum halklar…
Bugün üç duyarlı ülkenin(Türkiye,Pakistan,Suudi Arabistan) üç liderinin bir araya gelmesi, dünyanın gözlerini yeniden bu coğrafyaya çevirdi. Bu buluşma, yalnızca siyasi bir görüşme olarak okunmamalıdır. Çünkü mesele artık sadece ülkelerin çıkarları değildir. Mesele, dünyada güçlünün her istediğini yapıp yapamayacağıdır.
Hırsızların ve katillerin kendi aralarında kurdukları ittifaklarla masum ülkeleri tehdit ettiği bir dünyada, üç ülkenin aynı masada buluşması elbette önemlidir. Fakat burada çok daha büyük bir çelişki vardır.
Bu üç ülkeden birinin, geçmişten gelen hesapların ve tarihî hataların gölgesinde bugün mazlum ülke yemene saldırıyor olması, bu tablonun en acı tarafıdır.
Bugün Gazze için ayağa kalkan, sömürgeciliğe karşı çıkan, işgale ve zulme itiraz eden yemen gibi bir ülke; yarın başka bir hesaplaşmanın hedefi hâline gelirse burada ciddi bir vicdan problemi yasanir.
Gazze'de yaşananlar bize gerçeği gösterdi: Zulüm, sınır tanımıyor.Bombaların altında kalan insanlar sadece müslümanlar.
İşte bu nedenle gazzeye bütun varligiyla destek olan yemen gibi mazlum bir ülkeye yönelik saldırıyı yalnızca o ülkenin meselesi olarak görmek mümkün değildir.
Bugün sessiz kalınan saldırı, yarının saldırısına kapı açar.
Bugün bir ülkenin egemenliği hiçe sayılırsa, yarın başka bir ülkenin sınırlarının ne anlamı kalacaktır?
Bugün müslümanlarin ölümü “stratejik zorunluluk” adı altında normalleştirilirse, yarın hangi ölümün normalleştirilmesini engelleyebiliriz?
Asıl tehlike budur.
Siyonist ve emperyalist güçler, kendilerini hukukun üzerinde gördüğü için uluslararası düzenin anlamıni yok ettiler. Güçlü olanın haklı sayıldığı bir düzen, aslında düzen değil; modern çağın sömürgeciliğidir.
Emperyalist ve siyonistlerin Ortadoğu'da yasattiklari vahşet ve sömürüye karsi ihtiyacımiz, aramizda ki savaşlari buyutmek değil, daha fazla adalettir.
Daha fazla parcalanmaya karsi, daha fazla diplomasi…
Daha fazla tehdit değil, daha fazla kardeşlik…
Daha fazla intikam değil, daha fazla vicdan…
Üç ülkenin bir araya gelmesi bu açıdan önemli bir fırsattır. Ancak bu birliktelik medeniyetimizin düşmanlarina karşı kurulmuş bir stratejik ittifak olarak kalmamalıdır. Gerçek bir dayanışma, aynı zamanda birbirlerine karşı da adil olmayı gerektirir.
Bu ittifak Gazze'deki zulme karşı çıkıyorsa, başka bir mazlumun üzerine bomba yağdırmamalıdır.
Bir ülke siyonist ve sömürgeciliğe karşı olduğunu söylüyorsa,kendi topraklarını bu zalimlere kullandirtmasin ve müslüman halklarin iradesini yok edecek saldırılara alet olmasin.
Bu ittifak ülkeleri adaletten söz ediyorsa, kendi tarihî acılarını başkalarının acılarını meşrulaştırmak için kullanmasın.
Güçlüden yana taraf degil,mazlumun yaninda durulmalı.
Adalet, mazlumun yanında durmaktır.
Bugün coğrafyamizda yapılması gereken, geçmişin hatalarını geleceğin düşmanlıklarına dönüştürmek değil, geçmişin acılarından ders çıkararak yeni bir gelecek kurmaktır.
Artık şunu açıkça söylemek zorundayız:
Masum ülkelerin tehdit edilmesini, şehirlerin bombalanmasını ve müslüman halkların geçmişteki hesaplaşmalar uğruna bir birini cezalandirmasini kabul edemeyiz.
Susarsak zulüm büyür.
Vicdanlar susarsa bombalar konuşur.
Adalet susarsa tarih, insanlığın utanç sayfalarını yeniden yazmaya başlar.
Üç ülkenin bir araya gelmesi belki yeni bir başlangıç olabilir.
Ama gerçek başlangıç, onların yalnızca birbirlerinin yanında değil, bütün mazlumların yanında durmasıyla mümkün olacaktır.
Çünkü bugün mesele bir ülkenin kazanması veya diğerinin kaybetmesi değildir.
Mesele,islam in,dolayisiyla insanligin kaybedip kaybetmeyeceğidir.
Ve artık insanlik adına, mazlumlar adına, söylenmesi gereken sey:
İslam ülkelerine olan saldırılar,tehditler ve zulümler artık kabul edilemez.
Mehmet Halit Demir
23.Donem Mardin Milletvekili.