Ücretsiz İncil Karşısında, Ulaşılamayan Kur’an-ı Kerim
Bugün Türkiye’de ve dünya genelinde, başta İncil olmak üzere Hristiyan kutsal metinleri ve diğerleri(Tevrat, Zebur, İncil) basılı veya dijital formatta, tamamen ücretsiz ve kargo bedelsiz olarak kapınıza kadar ulaştıran çok sayıda misyoner platformu bulunmaktadır. Öyle ki, ülkemizde faaliyet gösteren ve Google reklamlarıyla arama sonuçlarında en üst sırada çıkan "Kutsal Kitap" veya "Ücretsiz İncil" siteleri, kargo dahil 0 TL'ye gönderim yapmaktadır. Bu, dün başlamış bir faaliyet değildir; arkasında çok güçlü bir lojistik ağ ve finansal fon kalkanı barındıran, yıllardır sistematik şekilde sürdürülen bir stratejidir.
Acı olan şudur: Manevi bir boşluğa düşen veya arayış içinde olan bir gencimiz, internette sadece tek bir butona basarak İncil’e saniyeler içinde ulaşabiliyorken; kendi ülkesinde, kendi inancının kutsal kitabına ulaşmak istediğinde ticari bir pazarla karşı karşıya kalmaktadır. Ne acıdır ki, devlet ve toplum olarak bu vahametin ya farkında değiliz ya da derin bir vurdumduymazlık içindeyiz.
Devletimizin lojistik ve basım gücünü anlamak için Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) örneğine bakmak yeterlidir. MEB, her yıl milyonlarca öğrencisine ders kitaplarını tamamen ücretsiz olarak, eksiksiz bir lojistik ağla sıraların üzerine koymaktadır. 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde MEB’e 1 trilyon 943 milyar TL gibi devasa bir pay ayrılmıştır. Devletimiz, milyarlarca liralık bu dev operasyonları tek bir kalemde yürütebilecek organizasyon yeteneğine ve gücüne fazlasıyla sahiptir.
Peki, MEB’in ders kitaplarında gösterilen bu lojistik başarı ve bütçe gücü, neden milletimizin manevi rehberi olan Kur’an-ı Kerim’in dağıtımında gösterilmemektedir?
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Bütçesi Kimin İçin?
Türkiye’de anayasal bir kurum olan ve din hizmetlerini yürütmekle görevlendirilen Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) bulunmaktadır. Diyanet, her yıl merkezi bütçeden milyarlarca liralık devasa paylar almaktadır. Kurumun bünyesinde, basılan Mushafların hatasız ve tashihten geçmiş olduğunu belgeleyen "Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu" gibi son derece yetkin yapılar mevcuttur.
Buna rağmen;
Diyanet’in onayladığı ve mühürlediği Kur’an-ı Kerim’ler neden halka, gençlere ve hanelere ücretsiz olarak ulaştırılmamaktadır?
Müslüman bir ülkede kutsal kitabımızın basımı ve satışı neden özel yayınevlerinin kâr marjına ve insafına terk edilmiştir?
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi her yıl İçişleri, Sanayi, Ticaret gibi birçok bakanlığın bütçesini geride bırakırken, "parasal kaynak yok" bahanesini kim, nasıl ileri sürebilir?
Üstelik her Cuma namazı çıkışında camilerde kendi personeli olan imamları halktan para toplamaya mecbur bırakan bir kurum, asla parasızlıktan söz edemez.
Sıradan bir misyoner vakfı veya derneği, sınır ötesinden gelip bu ülkede ücretsiz kitap dağıtıyorsa ve organizasyonunu gösteriyorken; devletin en yüksek bütçeli kurumlarından biri olan Diyanet ve taşradaki müftülükler bu lojistik ağdan neden mahrumdur?
Bu mesele sadece kurumsal bir hantallık değil, aynı zamanda siyasi bir vizyonsuzluktur. Kendilerini "halkın ve değerlerin temsilcisi" olarak gören, dindar kimlikleriyle ön plana çıkan siyasiler ve milletvekilleri, bu vahameti neden bugüne kadar meclis kürsülerinden veya meydanlardan gür bir sesle dile getirmemişlerdir?
Atalarımızın deyimiyle; "Müslüman mahallesinde salyangoz satılmasına" göz yummak, geleceğimizi tehlikeye atmaktır. Bugün kendi kutsal kitabına, gençlerinin inanç dünyasına ve mukaddesatına sahip çıkmayan yapıların, yarın "vatan elden gidiyor" çığlıklarına da kulak tıkaması kaçınılmazdır. Din hizmetini sadece maaş ve bürokrasiden ibaret gören bir anlayıştan bu millete hayır gelmez.
Bu vurdumduymazlığa derhal son verilmeli; Diyanet İşleri Başkanlığı öncülüğünde, her eve ve her gence ücretsiz Kur’an-ı Kerim ulaştıracak kalıcı bir seferberlik başlatılmalıdır.