Sayın Valim Hasan Duruer’e,
İyi-güzel anlamını içeren isminizin, pak-dingin ve adam tamlamasıyla biten soyadınızın, kişiliğinize de eylemlerinize de yansımalarını beklemek ‘ismi ile müsemma’ olmanın doğal sonucu olur.
Medeniyet temizliktir düsturu ile vira bismillah dediniz.
Mardin sokaklarında kirlenmiş taş kalmasın; dökülmüş boya ve iğreti duran görüntü yok olsun diye mesai mefhumuna sığmayan bir dinamizm içinde sokakları arşınlamaktasınız.
Temiz ve düzenli bir şehir, çevresi ve içiyle intizamlı bir kurum beklentinizi hep dillendirdiniz.
Bunlar güzel, hoş şeyler…
Bir kurumun (Okul, Hastane, Tarım, Sanayi kuruluşları vs) çöp tenekesinin yeri ve görüntüsü, duvardaki boyanın renk uyumu, kalorifer kazanının, mutfağın veya ambarın tertipli ve temiz olması, bahçedeki çimlerin sulanması… gibi hususlar öncelikle gözetilmesi ve dikkat edilmesi gereken hususlar mıdır?
Hastanede nitelikli bir sağlık hizmeti verilebiliyor mu? İdari ve mali konularda aksamalar var mı? Milli Eğitim’de daha seviyeli ve yaygın bir hizmet verebilmenin önündeki engeller nelerdir? Kurumlarımızın daha etkin ve verimli çalışabilmeleri için insan kaynağımızı ve mali tablomuzu nasıl ıslah edebiliriz?
Vali bey’in bir kurumu ziyareti dolayımında o kurum yetkililerince ilk düşünülen hususların hizmet kalitesi ve doğru işleyişi değil de çevresel ve şekli faktörler oluyorsa bir yanlışlık var demektir.
Sayın Valimizin zamanla yarışarak ve büyük bir dinamizm içinde ilimizde hizmet çıtasını yükseltme uğraşı verdiği hepimizin malumudur.
Ama ortada bir yanlış anlaşılma veya algı problemi yok mudur? Ne söylendiği ve ne beklendiğinden çok, önemli olan nasıl anlaşıldığı ve bilindiği değil midir? Öyleyse iletişim üsul ve kanallarının gözden geçirilmesi kaçınılmaz olur.
Bulunduğumuz dönem, yaşadığımız bölge ve çalıştığımız il özelinde stratejik bir palan ve yaklaşım olmalıdır. Her şeyin bir şeyi, bir şeyin de her şeyi etkilediğini göz ardı etmemeliyiz.
Nitelikli insanların genelde çok olmadığı, bu nedenle adam harcama mekanizmasına kapılmadan bağcıyı dövmekten çok üzümü yemeyi hedeflemeliyiz.
Suçun cezasız bırakılmayarak caydırıcılığını sağlamaya çalışmak; ama orantısız cezalar ile de adalet terazisini aşındırmamak gerekir.
Varsa yanlış ve sıkıntılı bir durum; öncelikli olan cezalandırmak değil; uyarmak, eğitmek, denetlemek olmalıdır.
Zat-ı Aliniz döneminde yapılan görevlendirme ve yetkilendirmelerde yanlış referans ve tercihlerin öne çıktığı müşahade edilmektedir. Sert ve katı mizaclı gözüken kişiliklerde büyük bir duygusal damarın da olduğu vakidir.
Hükümetin hizmet ve misyonuna muhalif, paradigması aykırı olan ve üretkenlikte de, dürüstlükte de menfi bir yapıda olanların bir önceki vali döneminde kendilerine yol verilmezken bu dönemde yol alıyor olması düşündürücüdür.
Danışma, danışma, danışma!
Büyük insanların küçük beyinler tarafından kuşatılması sonun başlangıcını oluşturur hep.
Danışmak, sorumluluk ve risklerin paylaşımını beraberinde getirmesi nedeniyle bir ön tedbir ve temkin; katılımı sağlaması nedeniyle bir demokratik yöntem; düşünce ve fikir cümbüşü nedeniyle de bir sinerji oluşturduğu muhakkaktır.
Danışmanın kendisinden çok danışmanın kimlerle/hangi düzey ve nitelikte olanlarla yapıldığı hususu çok önemlidir.
Bir insan geçmişinin tortularından, zaaflarından, temayüllerinden kendisini ne kadar arındırabilir ki?
Nasihat istendiğinde bir değer ifade eder. Yönetme sorumluluğunu almış kişilerin ‘söyleyecek sözü olanlar’ı araştırıp bulması lazımdır. Muhtelif insanların sözleri dinlenir; ama en iyisine uyulur.
Dinlemek, dinlemek, dinlemek!
Nitelikli ve samimi olarak dinlemek!
Muhatabının sözünü bir an önce bitirmesi veya kesmesi için beden dili ile taciz ederek dinliyor gibi yapmak olayı verimsizleştirir.
Göz temasından kaçınarak ve omuzları geri çekerek kimse muhatabını dinlediğini sanmasın! Bu gözden de kaçmaz.
Kafasındaki kesin hükmü ya da ön yargıyı muhafaza ederek birilerinin dinlenmesi de nitelikli bir dinleme olmaz.
Sayın Valim,
Mevcut şartlar muvacehesinde (Cumhurbaşkanı ve Başbakan başta olmak üzere İl Valisi, Belediye Başkanı ve Rektör ile devam eden silsilenin misyon birliği) başarısızlık ve yanlışlığın bir mazereti yoktur.
Ne Allah’a, ne de topluma karşı ileri sürülecek bir mazeret kalmıştır.
Kişisel dünyaların, kaprislerin aşılarak aydınlık ve müreffeh bir ülke için fedakarlık ve olgunluk içinde hizmet etme döneminde enerjimizi heder edemeyiz.
Geçenlerde yapılan bir sempozyumda konuşmacıların sizlere yönelik telmihleri vardı; Üç deli! bir araya gelmiş Mardin’i kanatlandıracaklar diye.
Ne olur, mesuliyetlerini müdrik şahsiyetler olarak aranızdaki soğuklukları aşınız. Bütün bir il bundun nasipdar olmaktadır.
İçinden geldiğiniz o nezih damarın kemalata doğru yürüyüşünüzde sizlere yanlışlık yaptırmayacağına olan umudu taşımaktayım.
Keşke yüz yüze ve samimi ortamda bunları ifade etme cesaret ve imkanı olsaydı…
Meddahların öne çıkıp münekkidlerin geri kaldığı ortamların kimseye faydası olmaz.
Toplumsal birlikteliği sağlayan değerlerin anımsandığı, güzelliklerin ve iyiliklerin yoğun olarak yaşandığı bir bayramı daha hep birlikte karşılamanın mutluluğu içindeyiz. Bayramların dargınlık ve kırgınlıkların sona erdiği, sevgi ve saygının ön plana çıktığı, hoşgörünün bütün iklime yayıldığı müstesna günlerin hatırına özlediğimiz tabloyu görmek istiyoruz.
Yunus Emre’nin “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz” anlayışı ile kırgınlıklarımızı bir tarafta bırakıp kucaklaşmak dileğiyle bayramınızı kutluyor; daha nice bayramlara mutlu, umutlu ve sağlıklı olarak ulaşmanızı temenni ediyorum.
Yorumlar
0 yorumYorum yazmak için tam sürüme geçin